Danıştay Cinayeti Bir Daha İşleniyor..

Danıştay Cinayeti Bir Daha İşleniyor

Cumhuriyet 03.12.2012

GÜNDEM
Mustafa Balbay


Silivri davalarının ana çerçevesi şöyle çizilebilir: Bir hükümet icraatı!

Bu anlamda kamuoyunun dikkatindeki davaların tümü planlanmış bir hedefin parçası. İddianamelerdeki suçlamaların büyük çoğunluğu, hiçbir sonuca ulaşmamış faaliyetlerden “üretilmiş”. Daha net ifadeyle, niyet okuma.

Kimi KCK sanıkları Ergenekon davasında tanık olarak dinlenmeye başlayınca,
KCK iddianamelerini de gözden geçirdim. Gördüm ki, o iddianamelerde de birazcık sağduyu sahibi bir insanın kabul edemeyeceği, “Bu kadarı da olmaz” diyeceği usulsüzlükler var. Hükümet önce, “Açılım yapıyoruz, özgürlükler genişliyor” demiş; sonra da “Bunlar özgürlük değil, suç” demiş, operasyon üzerine operasyon düzenlemiş.

Hukuku siyasal hedeflerin bir parçası haline getirince, ortada hukuk diye bir şey kalmıyor; uygulama şekli, kuralları sürekli değişen, ürkütücü, ne zaman kime zarar vereceği belli olmayan bir güç meydana geliyor.

***

Ergenekon davasının, kamuoyu, özellikle de hukukçular katında ayrıca önem kazanmasına neden olan başlıca unsur; Danıştay cinayeti.

Danıştay cinayetini ve bununla bağlantılı görülen Cumhuriyet’in bombalanması olayını ayırdığınızda, Ergenekon davasında gerçekleşmiş bir eylem kalmıyor. Bu nedenle Danıştay cinayetinin aydınlatılması çok büyük önem taşıyor.

Daha önce Ankara’da görülmüş ve karara bağlanmış olan bu dava, Ergenekon davası içinde yeniden görülmeye başlandı. Danıştay cinayetini Ergenekon’a bağlayan tek ama tek unsur bir sanığın ifadesi. Ankara’da görülen davada ömür boyu hapis cezası alan sanık Osman Yıldırım, Ergenekon savcılarına yeniden ifade veriyor, dava bu ifadeyle tümüyle yön değiştiriyor. O nedenle bu ifadenin sağlam, güvenilir olması gerekiyor. Ne var ki Yıldırım ifadesini en az 5 kez değiştiriyor. Yer teşhisi yapamıyor.

Ergenekon davasının Danıştay bölümünde aynı kişi hem gizli hem açık tanık, hem de sanık olarak yer alıyor. Gizli tanık açık kimliğiyle ifade vermek istediğini söylüyor. Mahkeme kabul ediyor ama gizli tanığın adının yazılmasını yasaklıyor.

Açık kimliğiyle ifade veren gizli tanık, kasım ayında dinlenirken daha farklı şeyler söylüyor.

Bütün bunlara karşın Danıştay cinayetini aydınlatmayıp, daha varlığı bile kanıtlanmamış bir terör örgütünün faaliyetidir demek, Danıştay cinayetini yargı eliyle bir kez daha işlemektir. Buna her şeyden önce hukukçuların dur demesi gerekir.
Süreç bugün kurgulandığı gibi işlerse Danıştay cinayeti aydınlatılmış olmayacak, cinayetin tetikçileri üzerinden bir hukuk kıyımı yaşanmış olacak.

***

Adalet Bakanlığı ise Silivri’de görülmekte olan davalardan daha ileri bir tutum içinde. Davaların birleştirilmesinde, iddianameler arasında özel köprüler kurulmasında mahkemeleri de geçmiş durumda.

Salt bu tablo bile hükümetin davalardaki belirleyici rolünü ortaya koymaya yetiyor.

Adalet Bakanlığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) giden Ergenekon sanıklarıyla ilgili savunmasında yine Danıştay cinayeti kadar vahim bir hukuk cinayeti işliyor.

Bakanlık, bu davaların ne kadar haklı olduğunu anlatmak için, önce kamuoyunca bilinen tüm operasyonları alt alta yazıyor, içine gazeteci Hrant Dink’ten rahip Santoro’ya kadar cinayetleri de koyuyor. Sonra şöyle devam ediyor:

“İşte bu sanık, yukarıda sıraladığımız olaylarla bağlantılı olarak yargılanmaktadır.”

AİHM yargıçları elbette böyle bir tablodan etkilenir, ayrıntılara ulaşması zorlaşır.

Kulağımıza, AİHM’nin, hükümetin bilgilendirmelerinden tatmin olmadığı, hatta ciddi ölçüde şüphe duyduğu, Türkiye’ye “hukuk güvenliği” en kötü ülke gözüyle baktığı haberleri geliyor.

Cinayetlerin en ağırı, hukuk eliyle işlenendir. Bunun, kamuoyunun gözü önünde açık olarak ve sistemli şekilde işlenmesinin ne anlama geldiğini tarif etmek istemiyoruz!

  • 13 Aralık’ta Ergenekon davasında 5 yıldır sürdürülen
    hukuksuz yargılamanın adı konacak.

Danıştay üyelerini, yargı mensuplarını, baroları, hukuk devleti ilkesini benimsemiş herkesi, Danıştay cinayetinin bir kez daha işlenmesi değil, bütün yönleriyle aydınlatılması için taraf olmaya, talepkâr olmaya çağırıyoruz.

=================================================

Dostlar,

Mustafa Balbay 3 yıla yakın zamandır tutsak..
Tüm kurgulu psikolojik çökertme çabalarına karşın ne denli serinkanlı değerlendirmeler yapıyor, hayranlık ve saygı ile izliyoruz.. Yazısının son paragrafını bir kez daha aşağıya alıyoruz :

  • Danıştay üyelerini, yargı mensuplarını, baroları, hukuk devleti ilkesini benimsemiş herkesi, Danıştay cinayetinin bir kez daha işlenmesi değil, bütün yönleriyle aydınlatılması için taraf olmaya, talepkâr olmaya çağırıyoruz.
Çağrıya uyacak ve 13 Aralık 2012 sabahı, Ergenekon davasının olası karar duruşmasını izlemek üzere Silivri’de olacağız..

Sevgi ve saygı ile.
3.12.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir