ARKASINDAKİ İRADE ve SİLAHLI GÜÇ KİM?

TÜRKER ERTÜRK 

AKP’nin Genç yaşta emekli ettiği parlak tuğamiral,
Deniz Harbokulu Eski Komutanı

ARKASINDAKİ İRADE ve SİLAHLI GÜÇ KİM     ??

Mİllİ Anayasa Forumu yurdun her tarafında toplantılar düzenleyerek hazırlanmakta olduğu söylenen, esasında emperyalİst merkezler tarafından hazırlatılan ve yürürlüğe sokulması İçİn dayatılan yenİ anayasanın ne menem bir şey olduğunu anlatmaya çalışmaktadır.

Biz de bu Forum’un bir üyesi olarak bu çalışmalara katılmaktayız. Bu kapsamda geçtiğimiz Cuma Artvin’de, Cumartesi Hopa’daydık. Ayrıca Pazar günü de Özdere/İzmir’de Türkiye’nin genel durumu ile ilgili olarak başka bir çalışmada konuşmacı idik. İster istemez burada da konu yeni anayasa çalışmalarına geldi.

Forum ve diğer gazetecilik çalışmalarımız nedeniyle bugüne kadar ülkemizin birçok köşesine gittik ve oralarda yaşayan insanlarımızla yakından temas ettik. Halkın yeni bir anayasa talebi kesinlikle yoktur. Halkın ihtiyaçları, istekleri ve çözüm bekleyen sorunları çoktur. Hal böyle iken bu yeni anayasa çalışmaları nereden çıkmıştır?

Çağdaş anlamda dünyanın en eski anayasası sayılan 17 Eylül 1787 tarihli ABD Anayasası’ndan başlamak üzere günümüze kadar hazırlanan bütün anayasaların arkasında kurucu irade ve silah vardır. Bu tespit, çağdaş anlamda olmasa bile 1787 öncesinde bir devletin veya bir toplumun en üst hukuk kaynağı olarak yapılan ve anayasa sayılabilecek tüm metinler için de geçerlidir.

Kurucu irade ve arkasında zorlayıcı yaptırım gücü olan silah yoksa anayasa yoktur.
ABD Anayasası’nın arkasındaki silah, İngilizlere karşı verilen bağımsızlık savaşının Başkomutanı General George Washington ve O’nun komuta ettiği ordudur.
O güç olmasa ABD Anayasası yapılamazdı.

İnsan derisi ile kaplıdır!

Paris’te Karnavale Müzesi’nde bulunan ve kapağında “İnsan derisi ile kaplıdır” yazan Fransızların ilk anayasasının arkasındaki irade 1789 tarihli Fransız Devrimi, yaptırım gücü ise devrimin silahlı güçleridir.

1947 tarihli Japonya Anayasası’nın arkasındaki kurucu irade Japonya’yı kayıtsız şartsız teslim alan ABD, zorlayıcı gücü ise ABD işgal gücüdür. ABD İşgal Kuvvetleri komutanı Douglas MacArthur emrinde bulunan hukukçularına bir taslak hazırlatmış, bunu Japonlara zorlamış ve ufak tefek değişikliklerle kabul ettirmiştir.

23 Mayıs 1949 tarihli Federal Almanya Cumhuriyeti Anayasası’nı hazırlatan irade,
II. Dünya Savaşı sonunda Almanya’yı işgal eden müttefikler ve onun başat gücü ABD’dir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 1921 tarihli Teşkilatı Esasiye Kanunu adı altındaki anayasasının arkasındaki irade, Türk Milleti’nin bu topraklarda hür ve bağımsız yaşama arzusudur. Arkasındaki silahlı güç ise Kurtuluş Savaşı’nı yapan Mustafa Kemal ve
O’nun komuta ettiği ordudur.

2005 tarihli Irak Anayasası’nın arkasındaki irade bu ülkeyi istila eden ABD, zorlayıcı gücü ise ABD işgal kuvvetleridir. Bu anayasa ile Irak federal sistem altında yapılandırılmış, toplum etnik ve mezhepsel kompartımanlara ayrılmıştır. Ayrıca bu anayasa Irak’ın istikrarsızlaştırılmasına ve zaman içinde bölünmesine elverişli bir ortamı yaratmıştır.

  • Dünyada bugüne kadar yapılmış tüm anayasaların mutlaka bir devrim, karşı devrim veya işgal sürecinden sonra yapıldığı düşünülürse, Türkiye’de gündemimize oturan yeni anayasa hangi sürecin sonucudur?

Yürürlükteki 1982 Anayasası TBMM’nin yeni bir anayasa yapmasına yasal olarak izin vermemesine hatta böyle bir girişimin suç olmasına rağmen, Türkiye’de yeni anayasa yapılmasını isteyen irade kimdir? Bu iradenin zorlayıcı yaptırım gücü kimlerdir?

  • Ülkemiz ABD’nin işgali altındadır.
  • Hala gönderlerde dalgalanan Türk Bayrakları, halkın uyanmasını engellemek içindir.

Çünkü geçmişte yaşanan Yunan’ın İzmir’e girmesi ve Anadolu’nun bir bölümünü
işgal etmesi halkın tehlikeyi somut olarak görmesine yardım ettiği deneyimi nedeniyle,
şu anda yaşadığımız işgal örtülü yapılmaktadır.

  • Arkasında ABD var…..
  • Bu işgalin işbirlikçisi AKP hükümetidir.
  • Zaten Erdoğan ABD’nin ülkemizi de içine alan bölgemize yönelik planının
    eş başkanı olduğunu kendisi itiraf etmiştir
    .
  • Başka bir AKP’li, ABD ile bu konuda 2 sayfa 9 maddelik bir anlaşma imzalamıştır.

Evet, Türkiye’de yapay olarak gündeme getirilen
yeni anayasanın arkasında ABD vardır.

Bu iradenin silahlı güçleri ise ülkemizde ve çevre ülkelerde konuşlanan ABD Silahlı Kuvvetleri, CIA kontrolünde bulunan ve devletin içinde yuvalanan F tipi örgüttür.

Yeni anayasa ile arzu edilen; rejim değişikliği, bölünme ve Türkiye’nin bölgede emperyalizmin çıkarlarına uygun olarak sınırsız şekilde kullanımına elverişli hale getirilmesidir.

  • Ergenekon, Balyoz ve diğerleri bunun için vardır.
  • Silivri, Hasdal, Hadımköy ve Maltepe zindanlarında insanlar
    bu nedenle acı çekmektedir.
  • TSK’ya operasyonlar bunun için yapılmış ve yapılmaktadır.

ABD Başkanı Barak Obama, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, ABD Savunma Bakanı Leon Panetta ve onların temsilcisi ABD Ankara Büyükelçisi Francis J. Riccciardone bu nedenle bizimkilere hesap soruyorlar “Ne oldu, ne zaman bitecek bu yeni anayasa çalışmalarınız?” diye.

ABD Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey, yeni anayasanın arkasındaki iradenin
silahlı gücünün temsilcisi ve ülkemizin MacArthur’u olarak Türkiye’ye gelmekte ve direktifler vermektedir.

  • Yeni anayasaya her platformda ne pahasına olursa olsun direnmek, 
    işgale karşı direnmektir ve yurtseverliğin gereğidir.

Saygılar sunarım.
İLK KURŞUN

 

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“ARKASINDAKİ İRADE ve SİLAHLI GÜÇ KİM?” için bir yorum

  1. ARKALARINDA KİMSE YOK!.. KAFALARININ İÇİNDE SİZDEN BİRAZ DAHA FAZLA AKIL VAR…

    Türker Ertürk, yeni bir Anayasa’nın yapılmaması için, “Miilli Anayasa Forumu” adıyla, il il, ülke ülke olarak dolaşıyormuş… Emperyalistler, Türkiye’de yeni bir Anayasa yapılmasını istiyorlarmış… Milli Anayasa Forumu da bunu ne mene bir şey olduğunu halka anlatıyormuş.

    Türker Ertürk, Perinçek gazıyla, yelkenlerini öyle şişirmiş ki; Türkiye’nin ABD işgal altında olduğunu, ama halkın tepkisinden korktukları için bunun gizlendiğini söylüyor.

    Ama, ABD İşgali altındaki Türkiye’nin bölünmesi için, birde yeni bir Anayasa yapılması gerekiyormuş. ABD hem Türkiye’yi işgal etmiş, hem de yeni bir Anayasa yapmadan da bölemiyormuş.

    Diyanet Hilafeti, her yıl düzenli olarak otuz kırk bin insan yetiştiriyor ve devlet bürokrasisinin içinde ulu bir çınar haline geliyor.

    Fethullah Hilafeti, her yıl düzenli olarak, en zeki, en yetenekli, en çalışkan gençleri topluyor ve her yıl düzenli olarak on on beş bin kişi yetiştiriyor ve devlet bürokrasisinin OMURGASI haline getiriyor.

    İsmailağa Hilafeti ve diğer halifelik örgütleri de boş durmuyorlar; onlarda devlet ve toplum içinde kök salıyorlar.

    Bunların karşısında, sizin düzenlediğiniz etkinlikler, Milli Anayasa Forumundan ve Perinçek anlayışının diğer etkinliklerinden anlaşılacağı gibi, fikir mosturbasyonundan ibaret… Ne bir şey kazanmak, ne kimseye bir şey kazandırmak mümkün…

    Siz yalnızca mosturbasyon etkinlikleriyle tatmin olurken; Diyanet Hilafeti devlet çatısı altında yer alması garanti, yılda otuz kırk bin kişi yetiştiriyor… Fethullah Hilafeti yetkili görevlere getirilmek üzere on on beş bin kişi yetiştiriyor… İsmail Ağa ve diğer tarikatlar da etkili ve yetkili olmak üzere binlerce kişi yetiştiriyor… Ve her seçimi, her kavgayı, her davayı kazanıyor.

    Buna karşılık, siz de her seçimi, her kavgayı, her davayı kaybediyorsunuz ve kaybedeceksiniz…. Çünkü, binlerce on binlerce yetişmiş insan boy ölüşecek çapta adam yetiştirmiyorsunuz… Milli Anayasa Forumu gibi mosturbasyon etkinlikleriniz de kimsenin umurunda değil…

    Anayasa yapıyorlar, çünkü; bunu yapacak akılları, düşünceleri, anlayışları ve kavrayışları var… Siz Anayasa yapamazsınız, siz seçimkazanıp iktidar olamazsınız… Çünkü bun yapacak aklınız, düşünceniz ve beyniniz yok!.. Aklınız olsa, düşünceniz olsa, beyniniz olsa, ABD sizi bırakıp Ak Parti’den yana olmaz.

    Emperyalizm hep kazanan ata oynar… ABD de,daima kazananların yanındadır. Bir seçim kazanabilecek akılları olmayanların yüzüne bile bakmaz. Her seçimi, her kavgayı, her davayı kazanıyor musunuz, kaybediyor musunuz?.. Kaybediyorsanız, ABD’nin gözüne görünmeyeceksiniz!..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir