Üniversitenin Yiten Onuru

Dostlar,

Yeni üniversiteler yasası da hazırlanıyor. AKP iktidarı toplumun irili ufaklı tüm ama tüm burçlarına bayrağını dikmeye kararlı. Gözükara gidiyor.. Mutlak bir egemenlik = totaliter diktatörlük peşinde.

YÖK başkanı Gökhan Çetinsaya, kendisine yüklenen misyonu yürütüyor.
AKP 10 yıldır YÖK düzenine dokunmadı. 1 elin parmaklarından daha az oy alanları bile rektör atamaktan çekinmedi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül..

Şimdi zamanıdır. 1946 yılının Üniversietler yasasının bile çoook gerisinde, özellikle küresel semayenin buyrumu (direktifleri) bağlamında bir sitem çatılıyor.

Hem de tartışmaya açılıyormuşçasına görünüm yaratarak bildiğini okuyarak..

TÜBA ve TÜBİTAK‘tan sonra üniversiteler de AKP iktidarına biat ettirilecek.

Dolayısıyla Türkiye akla ve bilime dayalı bir toplum olmaktan çıkarılacak; postmodern ulema-medrese düzenine geçilecek.

Niyet ve gidiş vahim, durdurulması ise zorunlu..

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 1.11.12

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

===========================================

HUKUK POLİTİKASI

Hayrettin Ökçesiz
okcesizhayrettin@gmail.com
http://okcesizhayrettin.blogspot.com

  • Yüksek Öğretim Kurulu geçenlerde “Yükseköğretimi Yeniden Yapılandırma Yasa Tasarı Taslağı” adını verdiği bir metni rektörlüklere göndererek, öğretim üyelerinin alelacele görüşlerini bildirmelerini istemiş…

Üniversitenin Yiten Onuru

Her akla gelenin içine doldurulduğu; herkese bir sus payı veriyor olmakla, asıl niyetin bir güzelce gizlendiği ve böylelikle kurnazca toparlandığı, ama yine de her şeyin torbadan pervasızca başını çıkardığı kaba bir metin… Yasa metni yazma tekniği anlamında bir taslak olmayan bu yazıyı bir kez daha okudum. Evirdim, çevirdim ve bunun aslında çok kesin bir niyet açıklaması olduğu kanısına vardım. Şaşırtmalara kimse aldanmasın. Yapılmak istenen çok açık bir biçimde yazılmış. Bizden on gün içinde görüş istenmesi de, düşüncelerimizin bir öneminin olmayacağını gösteriyor.
Kısa zamanda yeni bir yasa zaten çıkarılacakmış. Yüzbin öğretim elemanından güya bekledikleri yüzbinlerce sayfalık bir görüş bildirimini ne zaman okuyup değerlendireceklerini de düşünmüş olmalılar. Gelirse, sanırım çöpe gidecek. Asıl hesap, her zaman olduğu gibi, büyük bir çoğunluğun herhangi bir görüş bildirmeyeceğidir. Belli ki, usulen soruluyor. Metnin içerik ve yapısından, görüş toplama sürecinin ve yönteminin ciddiyetsizliğinden kimsenin kalemini oynatmayacağı açıktır. Metinde büyük laflar, basmakalıp laflar, klişeler gırla gidiyor. Bir pazarcının kendi aklınca parlattığı dolgun mostralıkların arkasındaki çürüklerin kokusunu hemen alıveriyorsunuz.

Bir denek taşından söz edeyim, 1946 yılından:

“1. Madde – Üniversiteler; fakültelerden, enstitü, okul ve bilimsel kurumlardan oluşmuş, özerkliği ve tüzel kişiliği olan yüksek bilim, araştırma ve öğretim birlikleridir. Her üniversitenin genel özerkliği ve tüzel kişiliği içinde, o üniversiteyi oluşturan fakülteler de, bu kanun hükümlerine göre bilim ve yönetim özerkliğine ve tüzel kişiliğe sahiptirler.

3. Madde – Üniversitelerin görevleri şunlardır;

a) öğrencilerini, bilim anlayışı kuvvetli, sağlam düşünceli aydınlar ve yüksek öğrenime dayanan mesleklerle türlü bilim ve uzmanlık kolları için iyi hazırlanmış bilgi ve deney sahibi elemanlar, Türk devriminin ülkülerine bağlı ve millî karakter sahibi vatandaşlar olarak yetiştirmek.

b) Memleketi ilgilendirenler başta gelmek üzere, bütün bilimsel ve teknik meseleleri çözmek için bilimleri genişletip derinleştirecek inceleme ve araştırmalar yapmak, bu çalışmalarda ilgili milli bilim ve araştırma kurumları ile ve yabancı veya uluslararası benzer kurumlarla işbirliği etmek.

c) Memleketin türlü yönden ilerleme ve gelişmesini ilgilendiren bütün meseleleri hükümetle ve kurumlarla da elbirliği etmek suretiyle öğretim ve inceleme konusu yaparak sonuçlarını umumun faydalanmasına sunmak ve hükümetçe Millî Eğitim Bakanı vasıtasiyle istenecek incelemeleri yaparak düşüncelerinibildirmek.

d) Araştırma ve incelemelerinin sonuçlarını gösteren, bilim ve tekniğin ilerlemesini sağlayan her türlü yayımları yapmak; yardımcılara, doktora adaylarına ve öğrencilerine yaptırmak.

e) Türk toplumunun genel seviyesini yükseltici bilim verilerini sözle ve yazı İle halka yaymak”…

  • Üniversite onuruna, tam özerkliğe, doğrudan seçmeye ve seçilmeye dayalı bir “Üniversiteler Kanunu”ndan 66 yıl sonra bugün nerelere savrulduğumuzu hemen görüveriyorsunuz:
  • Bilim özgürlüğü sıfır, 
  • düşünce özgürlüğü sıfır, 
  • Aydınlanma sıfır, 
  • eleştirel akıl sıfır, 
  • akademik özgürlük sıfır, 
  • akademik özerklik sıfır, 
  • yönetsel özerklik sıfır, 
  • mali özerklik sıfır, 
  • seçme seçilme hakkı sıfır, 
  • yönetime katılma sıfır, 
  • araştırma özgürlüğü sıfır, 
  • parasız öğrenim sıfır, 
  • öğrenimde fırsat eşitliği sıfır, 
  • hümanizm sıfır, 
  • hümanist, insancıl, insancı, laik olmak sıfır, 
  • hukuk devleti, hukukun üstünlüğü sıfır, 
  • dayanışma, kamu yararı sıfır, 
  • bilim hukuku, bilim ahlakı, bilim felsefesi, evrensel değerler, insan onuru, hepsi sıfır… 

Bilimin alınıp satılabileceğini sanan bir bezirgan kafasıyla düzülmüş bu metni taradığımda bilgisayarımın bana verdiği sonuçlar bunlar… Siz de pek çok sıfır bulacaksınız, bundan eminim.

Bir denek taşı daha: Düşüncelerimizden gerçekten yararlanmak istiyorlarsa, bunu bize, yönteminde ve değerlendirilmesinde saydam, izlenebilir, denetlenebilir bir görgül araştırmayla sorabilirler. Görelim bakalım, karşımızdaki kuzu mu, postu mu?

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir