ADD Genel Başkanı Tansel Çölaşan’ın 29 Ekim 2012 Ulus Konuşması


Dostlar,

Biz de başından beri oradaydık. Olup bitenlere tanık olduk.
Gerçekten bayrama gider gibiydik. Temiz ve özenli giyinmiş, ütülü pantolonumuz ve “Atam izindeyiz” motifli kravatımızla, ciddiyet ve vakarla tören alanına girmiştik.

  • Provokasyon bahanesiyle kutlamaları iptal / engelleme aczi gösteren yönetim, kutlama alanına girişte insanları aramadı! Bu hususu özellikle kaydetmek istiyoruz.

Konuşmalar sırasında ses düzeninde sorunlar yaşadık nedense??..

Alanda cep telefonu görüşmelerinde zorluklar yaşadık nedense??..
Üzerimizden hep polis helikopterleri geçip durdu..
Korku dağları sarmıştı..
Taciz ve tedirgin edildik.
Ulusal Kanal’ın canlı yayını aksadı nedense??..
Ulus meydanına, Atatürk heykelinin çevresinde toplanmada zorlandık.
Küçücük alanda bir de akşamki konser için kapalı tribün kurdurulmuştu..

Yetmedi biber gazı sıklıdı birkaç kez.. En az 3 kez ve 2 kezinde biz de payımızı aldık.
İnsanlar birbirine limon ve pet şişe suyu sundular.
Yetmedi basınçlı su ile örselendik..

10’u aşkın fotoğrafı sitemizde bu gün (31.10.12) ayrı bir dosyada verdik, bakılması uygun olur.. (Lütfen tıklayınız.. http://ahmetsaltik.net/29-ekim-2012-devr-i-akpde-ulustan-ve-anitkabirden-tarihsel-goruntuler/)

  • 29 Ekim 2012 :
    Devr-i AKP’de Ulus’tan ve Anıtkabir’den Tarihsel Görüntüler

Bütün bunlar Türkiye’de oluyor, polis kendi halkına bunu yapıyor ve halkı en doğal Cumhuriyet bayramını kutlama hakkından yoksun bırakmak için yapıyor.

Başbakan RT Erdoğan‘ın talimatı sıkı mı sıkı.
Gelecek kuşaklar bu öyküyü dinlediklerinde inanmakta çoook zorluk çekecekleri tartışmasız.

1. TBMM binası bahçesine giren insanlar için Başbakan RT Erdoğan, içinde bulunduğu tehlikeli ruh halini yansıtır bir tümce kurdu..

Keşke farkında olsa kullandığı dil ile nasıl çırılçıplak kaldığını kamuoyu önünde.
Çevresinde hiç içtenlikli dostları yok mu ? Örn. B. Arınç fotoğrafı görmüyor mu,
yoksa böylesi, anlaşılır nedenlerle işine mi geliyor??

– “Cebren ve hile ile 1. Meclisin bahçesini işgal edenler…” (!??)

Söyleyecek söz bulamıyoruz.. Tarihe not düşelim istedik.

Acaba şunu söylesek mi ?

– Cebren ve hile ile iktidarı ele geçirenler,
sivil darbe ile Cumhuriyeti yıkmak isteyenler!

ADD Genel Başkanı Sn. Tansel Çölaşan‘ın altı çizilmesi gereken içerikli gerçekçi
ve yürekli konuşmasını paylaşmak istiyoruz. Kendisini kutlar, teşekkür ederiz.
Bu kutlama için gösterdikleri kararlı savaşım için de elbette kendisine ve yakın
çalışma arkadaşlarına şükran borçluyuz..

Demek ki, güçleri birleştirince oluyormuş..
Ne demişti büyük Atatürk ?

  • “Milletlerin tarihinde bazı dönemler vardır ki, belli amaçlara erişebilmek için maddî ve manevî ne kadar kuvvet varsa hepsini bir araya toplamak ve aynı doğrultuya yöneltmek gerekir. Yakın yıllarda milletimiz, böyle bir toplanma ve birleşme hareketinin önemli sonuçlarını kavramıştır. Memleketin ve devrimin, içeriden ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı korunması için, bütün milliyetçi ve cumhuriyetçi kuvvetlerin bir yerde toplanması gerekir. Aynı cinsten olan kuvvetler, ortak amaç yolunda birleşmelidir.”

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 31.10.12

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

=========================================================

ADD Genel Başkanı Sayın Tansel Çölaşan’ın Ulus Meydanı Konuşma Metni

 tansel colasan

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ GENEL BAŞKANI TANSEL ÇÖLAŞAN’IN
29 EKİM 2012 ULUS MEYDANI KONUŞMA METNİ
Bu gün burada, Cumhuriyetin 89 yıl önce kurulduğu yerde buluşan binlerce vatansevere ADD ve tüm katılımcı kuruluşlar adına hoş geldiniz diyor sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Bizi daha dün, “resmi ideolojinin” savunucusu ve “statükocu” olmakla suçlayanlar
ulusal bayramları “resmi” törenlerden kurtarmayı, halkın kucaklamasına dönüştürmeyi amaçladıklarını söyleyenler; ne oldu da bugün bizleri sadece Hipodromdaki “resmi” törenlere davet ettiler ve buradaki halk buluşmasının önüne binbir engel çıkartmaya çalıştılar.?

Oysa biz, Cumhuriyeti “devlet erkanının” demir soğukluğu ile değil halkla beraber /
elele kutlamak için burada Cumhuriyetin kurulduğu bu anlamlı yerde olmak istedik.
Bizden korktular halktan korktular yurdun her yanından gelmek isteyen vatansever
halk her yerde Valiliklerce engellendi yola çıkmalarına izin verilmedi.

  • Bu zorbalık değil mi?

Devlet kuvvetlerinin böyle bir yetkisi var mı?
Ne zamandan beri Türkiye zorbaların yönetimine girdi?

Ama biz; buraya gelmeleri engellenen binlerce vatanseverin yerine de buradayız.
Hatta, burada görevli oldukları için panzerleri bizlere çeviren ama gönülleri bizden yana olan polis kardeşlerimiz yerine de buradayız.

Biz, Türk aydınlanma devrimini yeniden etiyle, kemiğiyle- halkla buluşturabilmek için buradayız.

Bunu başardık.

Bizleri, halka tepeden bakan yaratıklar gibi gösterip, kendilerini halka yakın göstermeye çalışanlara karşı işte burada görüldüğü gibi aslında biz halkız ve Anadolu’nun yiğit “topraktan öğrenip kitapsız bilen” bilge insanıyla, çiftçisi, esnafı, işçisi, kadını, erkeğiyle birlikte karanlığı yıkmak için buradayız.

Kimseye, hiçbir güce, okyanusun ötesine dayananlardan değil yalnızca halka dayandığımız ve Anadolu’nun her karış toprağını vatan, memleket bellediğimiz için buradayız.

Bölücü Anayasa girişimiyle din, mezhep ve etnik köken farkı gözetilmeden
Türk Milletinin, Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkı olduğu inancını”
ortadan kaldırmaya çalışanlara karşı olduğumuz için buradayız.

Yurdun her köşesinden hemen her gün şehit cenazeleri kaldırıldığı halde silah zoruyla ülkeyi bölmeye çalışan, teröristle mücadele yerine müzakere masasına oturanlara, mutabakatlar imzalayanlara karşı olduğumuz için buradayız.

Büyük Ortadoğu projesine taşeronluk yaparak, ülkemiz Ortadoğunun savaş bataklığına sürüklemek isteyen yeni Enver Paşalara, Abdülhamit’lere karşı olduğumuz için buradayız.

Ama Gazze’de tanklar altında ezilen çocuklara kardeş, ana, baba olabilmek – Felluce’de – Telafer’de – Halep’te işgali yaşayanlara özgürlüklerine kavuşmalarında yoldaş olabilmek için de buradayız.

Ortaçağ karanlığına karşı aydınlanmayı yaratanların Mevlana’nın – Ahmet Yesevi’nin – Pir Sultan Abdal’ın – Yunus Emre’nin ateşiyle aydınlanabilmek için buradayız.

Çocuklarımızın ve ülkemizin geleceğini karatmaya kültür ve sanatımızı tek tek ortadan kaldırmaya ülkeyi otoriter bir din devletine dönüştürmeye kalkışanlarla mücadele etmek için buradayız.

Bu toprağın insanlarının yokluğunu yokluğumuz – açlığını açlığımız bildiğimiz için buradayız.

Bağımlı iç-dış politikalarla neyimiz varsa satıp-savıp ulusal ekonomimizi çökerten-işçisi, memuru, esnafı, çiftçisi, genci, yaşlısı ile milleti- işsizliğe, açlığa, yoksulluğa iten – haklarını unutturup sadakaya alıştıran, siyaseti sonlandırmaya; Cumhuriyetin Halkçılık ilkesini yeniden hayata geçirmeye kararlı olduğumuzu duyurmak için buradayız.

Muammer Aksoy’la, Bahriye Üçok’la, Uğur Mumcu’yla, Ahmet Taner Kışlalı’yla, Necip Hablemitoğlu’yla düşüncelerimizi toprak altına gömmeye aydınlarımızı, bilim adamlarımızı, gazetecilerimizi, askerlerimizi Silivri zindanlarında çürütmeye çalışanlara karşı soykırımı yıkmak için buradayız.

Biz Halkız!

Bu toprağın ve insanın sesini, sözünü bıkmaksızın dinlemek beraber yürümek beraber üretebilmek beraber paylaşabilmek, Cumhuriyetimizin amacı olan ve bugün artık önümüzde bir görev olarak duran; – tam bağımsız, ulusal egemenliğe dayalı, çağdaş, demokratik Cumhuriyeti hayata geçirmek için buradayız.

Tansel Çölaşan
ADD GENEL BAŞKANI

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“ADD Genel Başkanı Tansel Çölaşan’ın 29 Ekim 2012 Ulus Konuşması” üzerine bir yorum

  1. YENİ AMERİKANCILIK VE FETHULLAH HİLAFETİNE HİZMET ETMENİN BİR BAŞKA YOLU…

    1990’lı yılların sonunda Fethullah Efendi, Ecevit’e devlet personeli içindeki Alevi oranının yüzde birin altına düşürülmesini ister. Ecevit, demokratik solcu ve halkçı olduğu için bu kadarına razı olmaz, Alevi oranını yüzde iki ile sınırlandırabileceğini söyler.

    Fethullah, her yıl en zeki, en çalışkan, en yetenekli gençleri seçerek her yıl binlerce kişi yetiştirmekte; devlet ve devlet örgütlerinde, belediye ve belediye örgütlerinde istihdat etmektedir. Bu yüzden Alevi oranının yüzde birden az olmasında ısrar eder,

    Sonunda orta yol bulunmuş: Devlet ve devlet örgütlerinde, belediye ve belediye örütlerinde Alevi oranı yüzde birle tutulmasına, yüzde bir oranında önemli görevlere getirilen Fethullahçıların, “ben de Aleviyim” demesine karar verilmiştir.

    Devlet ve devlet örgütlerinde, belediye ve belediye örgütlerinde, Alevi oranının sınırlandırılması; Fethullah Hilafeti’nin, Diyanet Hilafeti’nin ve diğer Halifelik örgütlerinin yetiştirdiği seçkin Halifelik kadrolarının işsiz kalmamasını, hepsinin devlet, belediye ve özel sektörde işe yerleştirilmesini güvenceye almıştır.

    Türkiye’nin solcu, sosyalist, ilerici ve devrimcilerinin Büyük Fransız Devrimi’nin Yurttaşlığı gibi, Büyük Ekim Devrimi’nin yoldaşlığı gibi bir yardımlaşma ve dayanışma ağları yok. 29 Ekim’de, 1 Mayıs’ta ve diğer bazı günlerde yapılan gereksiz eylemlerden başka düşünceleri de, başka bilgileri de yok… Bazı solcu örgütler de hapishaneye ve mezara adam göndermekten başka bir şey düşünmüyorlar.

    Tansel Çözaşan, hala ‘1923 Aydınlanması’nı anlatacakmış… Yani Aleviliği, Dedeliği türbe ziyaretlerini yeniden yasaklayacak… Sünni din adamlarına daha fazla mevki, makam ve ünvan dağıtacak, bütçeden daha fazla pay ayıracak, daha fazla itibar kazandıracak.

    ‘1923 Aydınlanması’ndan önce; Sünni din adamlarının zerre kadar itibarları yoktu. “Müftü” kelimesi,”DEYYUS VE DÜRZİ” gibi bir küfür kelimesi olarak kullanılıyordu. Kimse, “ben falanca yerin müftüsüyüm” diyemiyor, müftü olarak ortada dolaşamıyordu.

    ‘1923 Aydınlanması’ndan önce, KADINLAR AYNAYA BAKARAK GİYİNİYORLAR, KİTABA GÖRE AYET HADİS GEREĞİNCE ÖRTÜNMÜYORLARDI…

    ‘1923 Aydınlanması’ndan sonra, kadınlar; aynaya bakarak giyinme alışkanlığını kaybettiler… Ayet Hadis gereğince örtünmeye başladılar… Ve bu sözde aydınlanma Sünni Engizisyon ve Halifelik Hareketine en büyük hizmet oldu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir