ALEVİLİK, İSLAM’IN RÖNESANSI ve REFORMUDUR!..

Dostlar,

Kendisini “Alevi yazar ve düşünür” olarak tanımlayan AÜ İletişim Fak. bitireni
Sn. Rıza Güner‘in bu sitede epey yazısı ve yorumu, şiiri yer aldı..

Uygar bir iletişim içindeyiz; yer yer ciddi görüş ayrılıklarımız olsa da..

Sayın Güner’in kendisini dile getirme olanağını sitemizde kullanmasını arzuluyor ve önemsiyoruz.

Epey de yol aldık ve uzlaştık sanıyorum temel ilkelerde.. Örn. hakaret yok, aşağılama yok.. Zaten Sn. Güner İLETİŞİM okuduğuna göre üniversitede, bu ilkeleri en iyi kendisi bilir.. Bizim “genel anlamda” kaldıramadığımız (tolere edemediğimiz) bir sorun da, megalomani.. (“genel anlamda” diyerek Sn. Güner’i tenzih ettiğimiz ortada..)

Aşağıdaki yazı 6 sayfa ve oldukça yoğun içerikli..

Düşündürücü, eğitici, silkeleyerek sorgulayıcı..

İster istemez derin bir burukluk, kırılma da içermekte tınılarında pek haklı olarak.

Bu uzun ve değerli irdelemeyi, –görüşleri kendisini bağlamak üzere
pdf olarak sunuyoruz.

Kapsamlı irdeleme çarpıcı bir paragrafla şöyle başlamakta :

  • Türkiye’de Laik Cumhuriyet kurulup, sözde Hilafet kaldırıldığında, Engizisyon Alimleri derin bir oh çektiler. Tevhid-i Tedrisat çıktığında, Şeyh-ül İslamlık Diyanet İşleri Başkanlığı adını alıp devlet çatısı altında kendine yer bulduğunda havalara uçtular… Çünkü; Engizisyon için, karın  karşısında  güneş gibi olan Alevilik, gene karanlıkta kalmış, Aleviler, Sünni Yezitçi din adamlarının insafına bırakılmıştı. Yezid Efendilerinin döneminde olduğu gibi, gene bölücü ve bozguncu” denilecek; gene Yasal ve Anayasal güvenceleri olmayacak, gene hiçbir Hak ve Hukuk tanınmayacaktı.

…………………………..

Yazısını şöyle bağlıyor Sn. Güner :

Ama, gene de; Aleviliğin karşısında, Hz. Muhammed’in yıktığı 370 Put gibi güçsüz ve çaresizdirler. Mehmet Görmez de, Ali Bardakoğlu da, Fethulah Gülen de, Mahmut Efendi de, Cübbeli de, gerçeğin söylenebildiği yerde, güneşin karşısında kar gibi kalırlar… Görünüşteki güçleri, Türkiye’nin yanlış politikalarından, Türkiye bütçesini hortumlama yeteneklerinden gelmektedir. 

  • “Akıl aya, bilim yıldızlara, bunları kullanma becerisi güneşe benzer… Kullanma becerisi edinmediğiniz akıl ve bilim size yıldızlar kadar uzaktır…”

Akıl ve bilimin yıldızlar kadar uzak olması, İslam’dan önceki Putperestliği, Türkiye’de CANLI PUTLARA TAPINMAK biçiminde yeniden yaratmış,
Aleviliği Çağdaş Uygarlıkla birlikte bu İLKÇAĞ KARANLIĞINA gömmüştür!.. Budur işte ol hikaye… 2010-12-04

Okumak için erişkeyi (linki) tıklamak gerekecek..

ALEVILIK_ISLAM’IN_RONESANSI_VE_REFORMUDUR

Sevgi ve saygı ile.
22.10.12, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net


 

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“ALEVİLİK, İSLAM’IN RÖNESANSI ve REFORMUDUR!..” üzerine 6 yorum

  1. Ahmet bey,
    Bu yazıyı sitenize aldığınız için çok teeşekkür ederim. Ama keşke link tıklatmadan koysaydınız…

  2. Sayın Rahmi Türk ve Sayın Fethullah Gülen Hocaefendi Hazretleri, Yezidilik diye ayrı bir mezhep olabileceğini, Ehli Sünnet’in ise Yezidi olmadığını ve Ehli Sünnet Alimlerinin Ehlibeyti çok sevdiklerini söylemekte haklı olabilirler.

    Kerbela Olayından sonra 76 yıl Ehlibeyt hakaret edildiğini lanet okunduğunu bir tarafa bırakırsak, Hz. Ali ve Ehlibeyt’in Peygamberin akrabaları olarak sevilmeleri mümkündür.

    Ama Hz. Ali, Ehlibeyt ve 12 İmam’ın VELAYET olarak adlandırılan (HZ. MUHAMMED’E GERÇEKTEN İNANMIŞ OLANLARIN) yoluna gitmek başka bir şeydir; Peygamberin evlatları olarak sevmek ve HZ. MUHAMMED’E SAĞLIĞINDA İNANMIŞ GİBİ GÖRÜNENLERİN HİLAFET diye adlandırılan yoluna gitmek başka bir şeydir.

    Muhammed Ali Yoluna (VELAYET YOLU’na) gitmedikten, Hilafet yoluna saptıktan sonra Ehlibeyti ne kadar severseniz sevin!..

  3. ALEVİ VAKIFLARI, DERNEKLERİ, KÜLTÜR MERKEZLERİ VE CEM EVLERİ DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI’NIN OLURU İLE KURULAN FAYDASIZ KİLİSELERDİR!..

    1998 yılında en güçlü Alevi Vakfı olarak kabul edilen Cem Vakfı’nın dergisine yayınlanması için bir yazı vermiştim. Yazı şu cümle gerekçe gösterilerek yayınlanmadı;

    “Hz. Ali ve Ehlibeyt’in muhalefetine rağmen, BORÇ İBADETİ İSLAMIN İBADET BİÇİMİ OLUNCA; İslam Ülkeleri tarihin yörüngesinden çıktı; vatanları vatan, devletleri devlet, Krallıkları Krallık olamadı; Borç İbadeti, her aşamada Köleci Sisitemi yeniden üretti.”

    Tek kelimesini aklımızın düşünmediği, tek kelimesini kalbimizi duymadığı ezbere dualarla bir borç öder gibi mecburen ibadet ediyorsak; devletimizin adının Cumhuriyet olmasının da, sosyalist olmasının da komünist olmasının zerre kadar önemi yoktur.

    Türkiye Cumhuriyeti’nin getirdiği “Türkçe Ezan, Türkçe İbadet, Türkçe Kur’an, Türk İslamı ve Aşırı Sözde Laiklik” ise; hepsinin üstüne tüy dikmiş; EŞİTLİK FİKRİNİ BİLE REDDDEDEN BİR KULLUK VE TAB’ALIK DÜZENİ GETİRMİŞ VE KÖLECİ SİSTEMİN YENİDEN ÜRETİLMESİNİ TEŞVİK DE ETMİŞTİR.

    Evet… “Hz. Ali ve Ehlibeyt’in muhalefetine rağmen, Borç İbadeti İslam’ın İbadet biçimi olunca; İslam Ülkeleri Tarihin Yörüngesinden koptular, devletleri devlet, krallıkları krallık, Cumhuriyetleri Cumhuriyet Olamadı… Borç İbadeti her aşamada Köleci Sistemi yeniden üretti.”

    Ama Türkiye’de birde Alevilik, Dedelik, Türbe Ziyaretleri yasaklanmış, Tekke ve Zaviyeler Kapatılmış; zihinsel ve beyinsel kölelik için bütün koşullar devlet tarafından hazırlanmış; bütün Sünni Din Adamları İstisnasız devlet memuru yapılmış ve hazineden beslenmişti.

    Bundan sonra neler olacağını görmemek için kör olmak gerekiyordu. Sünni Din Adamları kör değildi; Cumhuriyetçiler ise kör, sağır ve az akıllı idiler…Erik dalında üzüm yetiştirmeye koşullanmışlardı.

    Ama ne yapıldıysa fayda etmedi, erik dalında üüzüm yetişmedi. Üzüm yetiştirmek için mutlaka asma ağacı dikmek gerekiyordu. Atatürkçülerin aklı, asma ağacına ermiyor, “ASMA AĞACI GEREKSEYDİ, ATATÜRK DİKERDİ,” diyorlar ve erik dalında üzüm yetiştirmeye devam ediyorlardı.

  4. Ali Ercan, Anadolu Aleviliği adı altında, Türkiye Cumhuriyeti’nin Alevilere hiçbir hak ve hukuk tanımadığını, aksine Aleviliği, Dedeliği, Türbe Ziyaretlerini yasakladığını, Tekke ve Zaviyeleri sözde devrim Kanunlarıyla yasakladığını bilmezlikten gelerek, Üstün Türk Ulusu iddiasını Alevilik üstünden doğrulamak istemiş.

    Anadolu Aleviliği diye bir Alevilik çeşidi yoktur. Alevilik İslamın kıldan ince yoludur… İslam ya da Aleviliğe Arabistan’da yaşama fırsatı verilmediği için; en çok Anadolu’da gelişmiş, en çok Anadolu’da varlık göstermiştir.

    Alevilik İslam’ın 12 İmamla sınırlı Velayet Davasından doğduğu için kurucusu Hz. Muhammed olan İslamın tek mezhebidir. Önce Muhammed Ali yolu, sonra Hz Muhammed’in Ehlibeytinin ve 12 İmamının yoludur.

    Ali Ercan ise; Aleviliği Ortaasya Totemciliğiyle Türklüğe bağlamak ve Türklüğü, Hitlerin Üstün Cermen Irkı gibi bir üst kimlik haline getirmek istemiştir.

    Hayır… Alevilik, Anadolu’ya ve Türklüğü üst kimlik yapmaya yarayan ilkel bir düşünce ve inanç sistemi değil; dünyanın en güçlü, en büyük düşünce ve inanç sistemlerinden biridir… Ki; tarafımızdan bu nedenle Aleviğe İslamın Rönesansı ve Reformu denilmiştir.

  5. Türker Ertürk’ün ELİNE, DİLİNE, BELİNE İLKESİ’Nİ kendi kafasına göre yorumlaması nedeniyle, bu yazının yeniden okunmasını gerektirmektedir.

  6. Ahmet bey,

    Bu yazıda benim kafamın hiç de beton gibi olmadığını, aksine betonlaşmış kafalara karşı olduğumu anlamanız gerekirdi… “ALEVİLİK İSLAMIN RÖNESANSI VE REFORMUDUR!..” başlıklı yazıyı Profesör Doktor Kemal Arı ve sitenizin diğer Atatürkçü şahsiyetlerinin dikkatine sunuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir