Erdoğan’ın koltuğuna kim oturacak?

Erdoğan’ın koltuğuna kim oturacak?

Ankara’da en çok konuşulan soru;

Erdoğan’ın koltuğuna kim oturacak?

Aydınlık Gazetesi yazarı Sabahattin Önkibar’a göre o isim çoktan belli.
Peki, Abdullah Gül ne der o isme? İşte yanıtı…

Tayyip Erdoğan’ın yerine geçecek isim belli

Yok biz papatya falı açmayacağız.
Temennimizi de yazmayacağız. 30 yıla yaklaşan siyasi gazetecilik ve yazarlığımıza binaen analiz yapacağız.

Tayyip Erdoğan bir şeyin farkında.
Devran döndüğü saat paspas yapılacağını biliyor.

Onun için da var olmak adına başarı en olmazsa olmazıdır.
Dolayısı ile Tayyip Erdoğan seçeceği isimde şu özellikler arayacak:
Önce karizma, akabinde kendine biat ve sonra yıpranmamışlık!
Devlette tecrübeli olmak Erdoğan’ın aradığı en son şeydir zira böyle biri Tayyip bey’i takmayabilir. Mesela Abdulah Gül böyle biridir. Oysa Erdoğan içerde ve dış dünyada kendine muhtaç birini ister.

Gelelim bu ismin kim olacağına?
Gül ile Arınç’ı kafadan geçin!
Binali Yıldırım en sadık olan ama karizması yok!
Ömer Dinçer, Nihat Ergün, Faruk Çelik dillendiriliyor ama mümkün değil.
Yalçın Akdoğan milyonda bir bile ihtimal değil.
Peki kim mi?

Yazın bir kenara Numan Kurtulmuş!
Öyle çünkü ekonomi profesörü olan karizma sahibi Kurtulmuş tam Erdoğan’ın aradığı isim!
Yahu, Numan Bey’e AKP için nikah kıyıldığı gün Abdullah Gül nasıl çıldırdı görmediniz mi?

(AYDINLIK, 13 Eylül 2012)

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“Erdoğan’ın koltuğuna kim oturacak?” için bir yorum

  1. O TARAFTA NE SEN BEN KAVGASI, NE MEVKİ VE MAKAM KAVGASI VAR!..

    Türkiye’de Cumhuriyet sistemi 1789’daki hatalarıyla kurulmuş, İslam Ülkelerinin hataları da eklenmiştir.

    Balzac’a göre, Cumhuriyet Sistemi’nin iki büyük temel hatası vardı: Birincisi, “devletin gerçek bir sahibi yoktu;” İkincisi, seçim sandığında, “İyi ile Kötü’nün şansı eşitti”… İyi Kötü ile yarışacak ve çoğunluk da kaybecekti.

    Cumhuriyet Sisteminde, Devlet; zerre kadar hareket kabiliyeti olmayan; “SOYUT HALKA, SOYUT MİLLETE, SOYUT GENÇLİĞE” emanet ediliyor; gerçekte ise bütünüyle sahipsiz bırakılıyordu.

    İslam Ülkeleri’nde, Osmanlı’nın, İran’ın ve Afganistan’ın dışında ; ciddi bir sistemleşme olmamış ve İslam Ülkeri her zaman Allah’a emanet kalmıştı. Cumhuriyet’in 1789’daki hatalarıyla kurulan Türkiye de, Atatürk’ten sonra Allah emanet edilmişti.

    Devlet Allah’a emanet olursa; yönetcilerin iyi ya da kötü, yetersiz ya da yeterli, büyük ya da küçük, değerli ya da değersiz olmaları fark etmezdi. Balzac’ın deyişiyle; “BİR EŞKİYA ÇETESİ, PARTİ OLARAK ÖRGÜTLENEBİLİR, HALKI KANDIRIP OY ALABİLİR VE İKTİDARA GELEBİLİR”di.

    Bu nedenle, 1870’den sonra Fransız Silahlı Kuvvetleri, Fransa Cumhuriyet Ordusu olarak geliştirilmiş ve Fransa Cumhuriyet Ordusu’na emanet edilmişti. Kuzey Güney İç Savaşı’ndan sonra, Silahlı Kuvvet anlayışından vazgeçilerek askeri sistem Federal Ordu olarak geliştirilmiş ve ABD de Federal Ordu’ya Emanet edilmişti.

    Devlet, gerçek bir sahiplenmeye kavuşturulduktan sonra; Bürokrasiye de politikacılarından etkilenmeyen, politkacıların keyfine bağlı kalmayan bir seviye kazandırılmıştır. Polis, Fransız polisi değil, Cumhuriyet’in polisi, yargı Fransız yargısı değil, Cumhuriyet’in yargısı olmuş üstüne Cumhuriyet Senatosu kurulmuştur.

    Türkiye ise, Atatürk’ten sonra Allah’a emanet kalmış ve Cumhuriyet Dönemi’nin hata ve yanlışlarının sonucunda çok çok gelişen; DÜNYANIN EN BÜYÜK HALİFELİK ÖRGÜTLERİNİ KURAN, DÜNYANIN EN BÜYÜK HALİFELERİNİ YETİŞTİREN Sünni Din Adamlarının kontrolüne girmiştir.

    Sünni Din Adamları, Babil Kralı Hammurabi’den bu yana edindikleri tarihi tecrübe ile çalışmakta ve hiçbir şeyi şansa bırakmamaktadırlar. Diyanet İşleri Başkanlığı DEVLETİN SIRTINDA KAMBUR gibi,HALİFELİK ÖRGÜTLERİ DEVLETİN KARNINDA UR GİBİ gelişmiştir. 1950’den beri de her zengin Müslüman, servetiyle ON DAVA VE FİKİR ADAMI yetiştirmektedir.

    Ak Parti’ye lider olabilecek BELKİ ELLİ, BELKİ YÜZ KİŞİ VARDIR!.. MEVKİ VE MAKAM KAVGASI, Sen Ben kavgası, Para Pul Kavgası olmadığı için de EN ÇOK BAŞARILI OLACAK KİŞİ BULUNUR VE LİDER YAPILIR.

    Numan Kurtulmuş; son belediye seçimlerinde, hemen hemen Sayın Erdoğan’a eşit bir ADAY BELİRLEME YETENEĞİ göstermiş ve birçok yerde AK Parti ile yarışmıştır.

    Ayrıca, Numan Kurtulmuş; Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanabilecek bir aday gösterebilecek tek liderdir. Bana göre, Sayın Erdoğan, sayın Kurtulmuş’un bu nedenle Ak Parti’nin dışında kalmasını istememiştir… “Ya Sayın Kurtulmuş, Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanabilecek bir aday gösterirse?” diye endişe etmiştir.

    Cumhurbaşkanlığı’na, CHP; bir kadın aday gösterip kaybetmeye hazır olduğunu şimdiden ilan etmiş; MHP de Kandil’e Bayrak dikme politikasıyla ancak kaybedecek bir aday gösterecektir. Bu nedenle Ak Parti, Cumhurbaşkanlığına kimi aday gösterse; onu seçtirmeyi garantiye almak istemektedir.

    Cumhurbaşkanlığını Ak Parti’nin göstereceği aday kazanacaktır!.. Başka her şey yalan bir tek bu doğru…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir