TARİHE NOT DÜŞÜYORUZ

TARİHE NOT DÜŞÜYORUZ

Bazı okurlarımız, “yazıyorsunuz, yazıyorsunuz da ne oluyor? Duvardan ses var bunlardan yok. Bunların hak-adalet-insaf duyguları kalmamış. Kul hakkı yemekten bile korkmuyorlar, sizin de başınıza bela açacaklar, sizin için korkuyoruz..” diye mesaj gönderiyorlar.

Bazı okurlarımız ise artık, siyasi olarak eyleme geçme zamanının geldiğini,
aktif siyasete dönmemiz gerektiğini söylüyorlar.

İlk olarak;

Bu bademlerden korkan, onlardan beter olsun. Onlar, bizler gibi insanları gördüklerinde, ışığı gören yarasalar gibi karanlıkların dibine kaçarlar.

Atatürk- aydınlık-çağdaşlık-medeniyet-gerçek demokrasi- kalkınmışlık-zenginlik-refahın hakça paylaşılması-kardeşçe huzur içinde olmak ve sadece Allah rızası için inancını yaşamak, bunların ilacıdır. Bu değerleri koruduğumuz ve yücelttiğimiz takdirde bunlar, köküne kibrit suyu dökülen ağaç gibi kurur giderler…

İkinci olarak;

Türkiye’nin başına gelen dertlerin önemli nedenlerinden biri de, “hırsları, akıllarının üzerine çıkmış siyasetçilerdir.”

Biz üzerimize düşen görevleri, elimizden geldiği kadarıyla yaptık.
Bundan sonra yapmamız gereken;

Bölünmüş-parçalanmış Merkezin- Merkez Sağın bir araya getirilmesi için
gayret göstermek olabilir.

Bunun için daha zamana ihtiyacımız var.

Maalesef, milletin daha görecekleri var. Yani çile henüz dolmadı…

Bizim yaptığımız, “Tarihe not düşmek ve haksızlığa uğramış vatanseverlerin morallerini yüksek tutmağa” çalışmaktır.

Türkiye’de bugün yaşanan “hukuk ihlalleri” , “haksız tutuklamalar”, “tutuklamanın cezaya dönüşmesi” “insanların sahte dijital delil bozuntularıyla hapse atılmaları”, “çekilen işkenceler”, “ölüp giden canlar”…

Bunların hesabını tek-tek, tarihe kaydediyoruz.

İnsan ömrü için 5 yıl, 10 yıl, 12 yıl çok uzun zamanlardır. Zamanında bu sıkıntıları yaşamış biri olarak bunu çok iyi biliyorum ve bugün sıkıntı çekenlere dayanma gücü vermesini, Allah’tan diliyorum.

Ama bu uzun süreler, milletlerin hayatında birer nokta gibidirler.
Yassıada yargıçlarını hatırlayan var mı? Ya 12 Mart işkencecilerini, 12 Eylül’ün beşlerini?..Kimse bunları hatırlamaz bile.

Fakat bir Menderes’i, bir Deniz Gezmiş’i, bir Uğur Mumcu’yu Türk Milletine unutturmak mümkün mü?

Yapılması gereken bu sıkıntılı günlerde saflarımızı sık ve kalabalık tutmak olmalıdır.

Yelpaze geniş tutulmalıdır. Herkes eteğindeki taşı dökme zamanıdır.

Türk Vatanını sevmek-Atatürk’e ve ilkelerine bağlı olmak- demokrat olmak-
Lâik Cumhuriyete inanmak- çağdaş ve hoşgörülü olmak ve beraber yaşamak isteyen herkesi kucaklamak vazgeçemeyeceğimiz değerlerimiz olmalıdır.

Çünkü; Ülkemiz bu kez yerli işbirlikçilerin, eşbaşkanların, ümmetçilerin, cemaat ve tarikatçıların, önce mücahit sonra müteahhit sonra da her şeye müsait olan tırnakçıların tehdidi altındadır..

Zaman birlik ve beraberlik zamanıdır.

Perşembe günü bazı gazetelerimizde, adını şimdiden “Unutulmayacaklar” listesine yazdıran değerli bilim adamı Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın bir duyurusu yayınlandı.

Yüreğinin bir yerinde Allah korkusu, adalet duygusu, insan saygısı olan yöneticilerin, bu duyuruyu okuyup utanmaları lazım.

Adamcağız feryat ediyor;

“Benim suçum ne, benimle ilgili her sahte delili çürüttüm, buna rağmen 3 yıl 4 aydır tutukluyum, bu zulme, bu adaletsizliğe niçin maruz bırakıldım??” diyor…

Vicdan sahibi olan hangi insan; Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Haberal tutuksuz yargılanırsa, kaçacak veya aradan 3 yıl 4 ay geçtikten sonra delilleri karartacak, diyebilir ki?..

Bu adam ve öbürleri neden hala tutuklular?

Dünyanın demokratik ülkelerinden hangisinde böyle haksız ve zalimce uygulama var?

Ey TÜSİAD’ın, TOBB’un, İşveren-İşçi Sendikalarının, Sivil Toplum Örgütlerinin, sözüm ona özgür Üniversitelerimizin ve basının değerli yöneticileri;

Bu haksız uygulamalar, TSK’nın Genel Kurmay Başkanı’nın “Terörist”, eşkıya başı Barzani’nin “Devlet Adamı” muamelesi görmesi, insanların haksız yere yıllarca hapislerde çürümeleri sizin canınızı acıtmıyor mu?

Hukuksuzluklar sizi ilgilendirmiyor mu?

Diliniz mi tutuldu?

O kadar mı korkuyorsunuz?

“Yahu arkadaş, burası çadır devleti mi, babanızın çiftliği mi” diyecek kadar da cesaretiniz yok mu?…

Sizler susmaya devam ettiğiniz sürece, sıranın size gelmesinin kaçınılmaz olduğunu görmüyor musunuz?…

Bize, “niçin yazıyorsunuz” diyen değerli okurlar;

İşte bunları tarihe not etmek için yazıyoruz.

15-20 sene sonra bugünlerde yaşadıklarımızı okuyan gençler, doğruları okuyabilsinler, bizim neslimiz gibi ödlek olmasınlar, vatanlarına sahip çıksınlar diye yazıyoruz.

Bu kadarı için bile yazmak, tarihe not bırakmak, yetmez mi?…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 04 Ağustos 2012

RİFAT SERDAROĞLU
rifatserdaroglu@gmail.com
twitter.com/rifatserdaroglu
0 532 211 00 11

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir