HUKUK DEVLETİ VE DEMOKRASİ

HUKUK DEVLETİ VE DEMOKRASİ

Mustafa AYDINLI
Eğitimci – Yazar

Sayın Prof. Dr. Emre KONGAR bir köşe yazısında (Cumhuriyet, 07.06.2019) hırsızlık, zulüm ve demokrasi konularında 5 önemli saptamada bulunmuş. Diyor ki;

Tarih ve siyaset bilimi bize şu gerçekleri öğretmiştir: 
        1) Her zalim hırsızdır… 
        2) Her hırsız zalimdir! 
        3) Hırsızlığın ve zulmün egemen olduğu toplumlarda Hukuk Devleti de çöker: 
        4) Toplumun her kademe ve aşamasında hırsızlık ve zulüm yaygınlaşır; kaba kuvvet egemen olur… 
        5) Zulüm ve yolsuzluk, zalimler ve hırsızlar iktidardan gidene kadar devam eder.” 

Tekirdağ’dan İstanbul’a doğru yola çıkıyorsunuz arabanızla, yol boyunca önemli ışıklı trafik kavşaklarında, kırmızı ışıkta duran arabalara pet şişeyle su dağıtılıyor. Su dağıtanların üzerinde falanca partinin T-gömleği (tişörtü; T-shirt), bir bölümünün ellerinde bayrak ve filamalar. Bir şey demeye gerek yok, hangi partinin dağıttığı anlaşılıyor. Bugüne dek bizim gördüğümüz ilk uygulama. Bir pet şişe  suyla seçmenin gönlü kazanılmaya çalışılıyor. Olur mu? ‘Bir kahvenin kırk yıl hatırı’ olduğuna göre, bir pet şişe suyun da bir ay hatırı olsa seçimler biter. Sonrasında bırakın kırmızı ışıkta durmayı, asfalt üzerinde bir hafta yatsanız kimse bir damla su vermez.

Binlerce pet şişe suyun faturasını kim ödüyor, kaynağı nereden geliyor? Ömrümüzde hiç meyve vermeyen ağaca su dökeni görmedik. İnsanlar kişisel olarak cebinden, yolda gelip geçene neden bedava su dağıtsın? O halde dağıtılan suyun bedeli, dağıtanların ücreti… kuşkuludur ki, meşru olmayan yollardan elde ediliyordur?? Toplumsa bu tür meşru olmayan yolsuzlukları kanıksamış durumda.

Ülkemiz insanı yolcu geçme garantili yollara geçmeden, araba geçme garantili köprülerden geçmeden, uçma garantili havaalanlarına uçmadan, hasta garantili şehir hastahanelerine hasta olmadan… para ödüyorsa; ki ödüyor; peki, içtiği pet şişe suyun parasını gerçekten vermediğini mi sanıyor? Altından kalkılamayan vergiler ödenirken, dünyanın en pahalı petrolü alınırken, iğneden ipliğe zam üstüne zamlar gelirken… nedeni – kaynağı nedir, hiç düşünüyor muyuz?

Sarayların o “itibardan tasarruf edilmeyen” lüks giderleri, içilen ejder meyveli, efuli, Aloevera, orman meyveli spesiyallerin paralarının kimin cebinden çıktığı sanılıyor acaba?

Kısacası yolsuzluğun ve hırsızlığın halkı boğduğu bir ülkede, o suçu bastırabilmek için “smoothie zulmü” şarttır! Zulmün olduğu yerde hukuk bağımlıdır. Bağımlı hukukun olduğu yerde, hukuk devletine Allah rahmet eylesin. Çıra yak ara, demokrasiyi bul, bulabilirsen. Ne var ki, her karanlık gecenin bir de sabahı var.. Her karakışın bir de baharı olduğu gibi.. AKP karanlığı ya da zalım karakışının da sonuna gelindi. AKP = RTE parantezi kapanıyor. Alametler öylesine çoğaldı ki;  baksanıza, 27 Haziran 2019 günü Saraçhane’de İstanbul BŞB Başkanı Sn. İmamoğlu’nun görevi devralması nedeniyle düzenlenen törene yüzbinlerce coşkulu – umutlu, o ölçüde de kararlı insanımız katılıyor ama yandaş – kiralık – satılık basın bu olayı haber değerinde görmeyebiliyor! Akıl tutulmasından da ötedir ve “akılsız” her eylem gibi kendini de “sahibini” de hızla felakete sürüklemekten öte hiçbir şeye yaramayacaktır..

Muhalefet, bu muazzam enerji birikimini çok büyük bir politik sorumlulukla yöneterek önümüzdeki birkaç yılda ülkeyi AKP karanlığında kurtarmak gibi ağır bir tarihsel sorumlulukla yüklüdür. Tarihsel zaman hızlanmış ve kritik dönemeçlere yönelmiştir. Türkiye’nin, sürüklendiği karanlık eşikte, tarihte örneği görülmemiş ustalıkta siyaset mühendisliği tasarımlarına gereksinimi vardır.. Halk hazırdır, öncüler de ellerini “ulusal birlik” ekseninde çabuk tutmalıdır.