Çetin Doğan : Fişleme BÇG’nin değil emniyetin işidir

Fişleme BÇG’nin değil emniyetin işidir

Çetin Doğan
Aydınlık, 13 Ekim 2012

29 Nisan 1997 BÇG rapor sistemi

Öncelikle bir hususu açıklığa kavuşturalım.

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) 2937 sayılı yasasının 5. maddesi’nde;

Bütün Kamu kurum ve kuruluşlara kendi ilgi alanlarına ilişkin istihbarat toplayabilirler.” hükmü bulunmaktadır.

Genelkurmay Başkanlığı’nın iç istihbarata yönelik kaynakları, kuvvet komutanlıkları ile İçişleri Bakanlığı ve MİT’tir.

Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri teşkilat yapılarında iç istihbarata yönelik herhangi bir teşkilatları, birimleri bulunmamaktadır.

Kuvvet komutanlarının kaynakları yurt sathındaki garnizon komutanlıklarıdır.

İllerde valilerin, ilçelerde kaymakamlıkların başkanlıklarında toplanan “Aylık Asayiş Koordinasyon toplantılarına” MİT, Emniyet ve Jandarma temsilcilerinin yanı sıra Garnizon Komutanı kendisi veya temsilcisi katılır, bilgileri bu toplantıya katılan kurumlardan temin eder.

Çalışma Grubu’nun “ilgilileri ve yetkilileri uygun ve yasal platformlarda bilgilendirmeye yönelik çalışmaları” bir rapor sistemine bağlamak için 29 Nisan 1997 tarihli bir emir yayınlanmıştır.

Emirde “Türkiye’nin irticai taktik resminin ortaya çıkarılması maksadıyla İl bazında irticaya müzahir dernek, tarikat, dergâh, tekke, zaviye, türbeler, kuran kursları hakkında bilgilerin bir defaya mahsus olmak üzere Genelkurmay Başkanlığına gönderilmesi” istenmiştir.

Verilen bilgilerde meydana gelen değişikliklerin belirtilen tarihlerde periyodik olarak gönderilmesi esasa bağlanmıştır.

Ayrıca emrin 6. maddesi’nde, “Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı’nca, ilgili bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları ile istihbarat teşkilleri gibi çeşitli kanallardan elde edilen bilgilerin gecikmeksizin, Batı Çalışma Grubuna aktarılması” istenmektedir.

BÇG fişleme yapmamıştır

Rapor sisteminde şahıslar hakkında iddia edildiği gibi fişlemeye yönelik bir istek bulunmamaktadır.

Fişleme her zaman “Ciheti Emniyetin” işi olagelmiştir.

İddia edildiği Çiller, veya başka birileri için Batı Çalışma Grubunda fişleme yapılmamış, dosya tutulmamıştır.

Batı Çalışma Grubunda eyleme, icraya yönelik hiçbir emir-talimat hazırlanmamış, yayınlanmamıştır.

Yapılan çalışmalar ilgilileri ve yetkilileri bilgilendirme amacıyla yapılmıştır.

Peki, bu durumda 28 Şubat soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcılarının ellerindeki belgeler nelerdir?

28 Şubat’ı yürüten Cumhuriyet savcılarının ellerindeki belgeler

Cumhuriyet Savcılarının soruşturma dosyalarındaki belgeler bu yazının kaleme alındığı 03 Ekim 2012 itibariyle, her nedense henüz sanıklara ve avukatlarına verilmedi. Yukarıda BÇG’nun çalışma ve rapor sistemine ilişkin gerçek belgeler dışında, 28 Nisan 2012 tarihinde Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nda ifademin alınması esnasında bazı belgelerden pasajlar okunarak, sorular soruldu.

Bu vesileyle belgeleri okuma ve incele fırsatım olmadıysa da ifade zaptına geçtiği için içerikleri hakkında bilgi sahibi oldum.

Yasallaştırılmış işkence

Bu belgeleri irdelemeye geçmeden önce, 72 yaşındaki sanık Çetin Doğan’ın savcılıkta ifadesinin alınma ve hâkim karşısına çıkarma serüveni hakkında, parantez açarak kısa bilgi vermem uygun olacaktır.

Ben buna yasallaştırılmış “işkence” diyorum.

28 Nisan 2012 Saat 03.00’da koğuşumdan alındım.

Ankara Cumhuriyet Savcılığına ulaştığımda sabah Saat 09.00 olmuştu.

Savcılık ifadem tamamlanıp Hâkim karşısına çıktığımda saatler 01.00’i (29.04.2012) gösteriyordu.

Hâkim grup halinde topluca yargılama yaptığı için, tutuklama kararını bize imzalattıklarında saatler 02.30’u bulmuştu.

Silivri’deki “malikâneye” döndüğümde Saat 07.38’di.

Demirkapılı, bol parmaklıklı beton kampusun 27 saat uykusuzluk ve yorgunluktan sonra benim için neden gerçekten bir malikâne gibi göründüğünü bilmem anlatabildim mi?

Şimdi gelelim savcılık sorgusu esnasında bana gösterilen belgeler ve içeriklerine.

04 Nisan 1997 tarihli Batı Çalışma Grubu oluşturulması konulu belge ve eki

406 No’lu MGK kararı ile 14 Mart 1997 tarihli Başbakanlığın talimatının yayınlanmasından sonra, Genelkurmay Başkanlığı Karargâhı’nda Türk Silahlı Kuvvetlerinin de irtica ile mücadelenin organize edilmesi, 03 Nisan tarihinde düzenlenen toplantıda gündeme taşınmıştır.

Bu toplantıda başta BÇG’nun kurulması olmak üzere alınan kararlar, Genelkurmay Genel Sekreterliğince, 04 Nisan tarihli bir emir ile yayınlanmıştır.

Yukarıda açıklamasını yaptığım 10 Nisan 1997 tarihli emrin dayanağı 03 Nisan tarihinde yapılan toplantı ile Genelkurmay Genel Sekreterliği’nin hazırladığı Gnkur. II. Bşk’ı tarafından imzalanan 04.04.1997 tarihli emirdir.

Bu emir gerçek olmakla beraber, savcılıkta bana belge ekinde olduğu söylenen ancak gösterilmeden okunan “Özel Oturum İle İlgili Görüş ve Öneriler” başlıklı el yazısı notun uydurma ve sahte olduğu kesindir.

Özel Oturum İle İlgili Görüş ve Öneriler Başlıklı El Yazısı Notu, Neden Yukarıdaki Emrin Eki Olamaz?

Genelkurmay Genel Sekreterliğince hazırlanan 04 tarihli emir tek sayfalıktır ve eki olsaydı imza hanesinden sonra ekin varlığı ve isminin yer alması gerekirdi.

Resmi nitelikli bir evrakın el yazısı ile imzasız bir ekinin olması düşünülemez.

Savcının bana okuduğu söz konusu el yazısı not hakkında kısa bir açıklama yapmanın yerinde olduğunu sanırım.

Bunun birinci nedeni, Balyoz Davasında çokça rastladığımız, özel Görevli Savcıların atılı suça dayanak arama, yaratma gayretkeşliğinin, 28 Şubat soruşturmasında da varlığını bir örnekle göstermektir.

İkinci nedeni ise, bu iğreti belgenin Sayın Tansu Çiller’e de Cumhuriyet Savcılığında gösterildiğinin güçlü bir ihtimal olarak ortaya çıkmış olmasıdır.

Sayın Çiller’in Savcılıktan çıkar çıkmaz kendisini, 28 Şubat’ın gerçek hedefi, mağduru olarak kendini ilan etmesindeki dayanak, bu belge olmalıdır.

Adı geçen belge içeriğine bir göz atanların bu kanımızı paylaşacağından eminim.

Belgenin içeriğinde, noktalar dâhil “Sorgulama Tutanağına“ geçen şekliyle, şu hususlar yer almaktadır:

“Özel Oturum İle İlgili Görüş ve Öneriler AMAÇ; Bugünkü ortamda öncelikli hedef DYP’nin çökertilmesi, dolayısıyla hükümetin derhal iktidardan çekilmesini sağlayıcı önlemleri almaktır. DYP’nin Hükümetteki oy potansiyelini kırmak örtülü yapılmalıdır. ACİL TEDBİRLER; Hükümetin, RP’nin yumuşak karnını tespiti, Menfaat çatışması yaratmak, Söylenen ve yapılanlar arasında çelişkiler, Ahlaki anlayışların çürüklüğü, Hükümetin ortağı olarak DYP ile ilgili olarak; Liderlerinin sağladığı menfaat, DYP liderinin düşürülmesi, Liderden kurtulmanın parti için kazançlı olacağı ……. ……………………………………… ÇALIŞMA ŞEKLİ 1. Kurul, 2. Kurul, 3. Kurul, kimlerden oluşacağı …………………………………….. Eylem planı……………”

Bu el yazısı notun, yayınlanan emrin konusu ile hiçbir bağı olmadığı açıktır.

Birbirinden kopuk, yarım yamalak kelime ve cümlelerden oluşan söz konusu notu, bir emrin eki olarak kabullenmenin ardındaki akıl ve feraseti anlamak için, Ergenekon, Balyoz ve benzeri davaların şüphelisi veya tecrübeli sanığı olmak gerekeceğini belirtmeliyim.

Tartışmalara engel olmak için Savcılıkta gösterilen soru işaretli diğer belgeler

Sorgulamayı yapan savcının 28 Şubat davasına ilişkin bütün belgeleri gösterip bana soru sormadan önce, her seferinde uzunca bir girizgâhta (açış konuşmasında) bulunması dikkatimi çekti.

Sayın Savcı neredeyse yarım sayfayı bulan açış konuşmasında “Şüpheli Çevik Bir’in 15.04.2012 günü, Şüpheli İdris Koralp’ın 14.04.2012 günü vermiş olduğu ifadesinde söz konusu belgenin doğru olduğunu, imzanın kendisine ait olduğu…..” yolunda açıklamalarda bulunmayı hiç ihmal etmedi.

Bunu belgelerin gerçekliğinin tartışma konusu yapılmasına mani olmak için yapıldığını sanırım.

Bizim gibi özel yetkili savcılarla tanışıklıkları olmadığı için ve de zarfı resmi olunca mazrufun içeriğini kontrol gereksimi duymadıklarını sanırım.

Tanıdığım kadarı ile her ikisinin de savcının niyetini kendi iyi niyetleri ile karıştırmış olmalarının yanı sıra iyi niyetlilikleri ile hemen inanmaya meyilli oldukları için gösterilen belgelerin kendine ait olduğunu teyit etmiş, doğruluğunu kabullenmiştir.

Bu bağlamda Sayın Savcının gösterdiği ve bana soru yönelttiği iki belge öne çıkmaktadır.

Bunlara kısaca değinerek şimdilik konuyu kapatmak istiyorum.

Şimdi Sayın Çevik Bir ile Sayın İdris Koralp’in gerçekliğini kabullendikleri belirtilen belgelerin irdelenmesine:

06 Mayıs 1997 tarihli ‘Batı Çalışma Grubu Batı Harekât Konsepti’ konulu belge

Bu belgenin başlangıcında doğru olabileceğini düşünmüşüm.

Çünkü “İrticai (Siyasi İslam) Faaliyetlere Karşı Yürütülecek Mücadele Stratejisi” konusunda bir çalışmanın varlığını hatırlıyordum.

Ecevit imzalı belge

Nitekim Silivri Kampusu’na döndüğümde “İnternet Davası” yazışmalarını tarayarak; bu çalışmanın MGK’na sunulduğunu ve 18 Mayıs 2000 tarihinde merhum Başbakan Bülent Ecevit tarafından onaylanarak Başbakanlık belgesi olarak yayınlandığını belirledim.

Sorgulama Tutanağını tekrar incelediğimde belgeye ilişkin ortaya çıkan gerçekleri şu şekilde özetleyebiliriz.

Söz konusu belgenin “taslak” ve gerçek isminin “Batı Harekât Konsepti” olduğunu, belgeye ilişkin, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturmasına (Hz. 1997/285) Genelkurmay İKK. ve Güv. D. Başkanı Tümg. Fevzi Türkeri’nin cevabi yazısından anlaşılmaktadır. (Bu bilgi Sayın Savcının belgeye ilişkin soru sormadan önce yaptığı girizgâhta yer almaktadır.)

Genelkurmay Başkanlığından Devlet Güvenlik Başsavcılığına gönderilen evrakın tarihi 29 Temmuz 1997’dir.

Sayın Erbakan Başbakanlıktan istifasının 18 Haziran 1997 tarihinde vermiştir.

Taslak olduğu için yayınlanmadığı aşikâr olan söz konusu “Batı Harekât Konseptinin”, “T.C. Hükümetini cebren devirmek, hükümetin görevlerini kısmen veya tamamen engellemek, engellemeye teşebbüs etmek, darbeye teşebbüs etmek” gibi eylemlerle ne ilgisi olabileceğini anlamak için, işinizin Özel Görevli Savcılara ve de Özel Yetkili Mahkemelere düşmesi gerekir.

Söz konusu belgeye ilişkin Cumhuriyet Savcının sorduğu sorulardan belgenin içeriğinin bir harekât konsepti olmaktan çok bir istihbarat dokümanı olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim DGM Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturmasına Genelkurmay İstihbarat Başkanlığını kuruluşunda bulunan bir Daire Başkanının imzası ile yanıt verilmesi bu hususu teyit etmektedir.

Sayın Çevik Bir ile Sayın İdris Koralp’in evrakın gerçekliğini evrakın ıslak imzalı dosya suretini görmeden kabullenmeleri, Özel Görevli Savcılarla ilk defa tanışıyor olmalarından kaynaklandığını düşünüyorum.

Belgenin kim tarafından imzalandığı da açıkça belirtilmemiştir.

Genelkurmay Başkanlığı “İmza yetkileri Yönergesine” göre, Genelkurmay Başkanlığından yayınlanan bir “Konsept” dokümanı Genelkurmay Başkanı tarafından imzalanır. Bu belgenin aslının tasdikli bir sureti Cumhuriyet savcılığından istenmiş, ancak şimdiye kadar bu konuda olumlu bir sonuç alınamamıştır.

Adı geçen belge 29 Temmuz 1997 tarihinde taslak olduğuna göre içeriğinin Refah-Yol Hükümeti ile bir bağ kurulması akıl karı değildir.

Bana okunan kadarı ile söz konusu belgede hükümetin düşürülmesine yönelik herhangi bir eyleme ilişkin emir niteliğinde bir ifadenin de yer almadığını belirtelim.

27 Mayıs 1997 Tarihli Batı Eylem Planı ve Eki isimli belge

Her ne kadar bu belge ve ekinin gerçekliğini, 15 Nisan 2012 tarihinde Sayın Çevik Bir, 14 Nisan 2012 tarihinde Sayın İdris Koralp ifadelerinde kabul etmiş iseler de savcılıktaki ifademde samimiyetle “Bu belgeyi hatırlamıyorum. Böyle bir ciddi belgeyi hatırlamam gerekir. Dosya suretinde parafım varsa benim dönemimde hazırlanmış olabilir. Ancak hatırlamıyorum” şeklinde beyanda bulundum.

Bu emir mahkemece konan kısıtlama kararı nedeniyle sanıklara hala verilmemiştir.
Bu belge ile ilgili iki önemli hususu vurgulamak isterim:

Bu belgeye ilişkin bana yöneltilen sorulardan belgenin irtica ile mücadele kapsamında hazırlandığı ve içerisinde mevcut hükümetin düşürülmesine yönelik herhangi bir eylemin yer almadığı açıkça görülmektedir.

Sorgu Tutanağından geçtiği şekilde “Eylem Planının 26 No.lu faaliyet planı (d) bendinde, Hükümet değişikliği fırsatından yararlanmak ve 31 No.lu faaliyet planında Yeni hükümete mevcut durum hakkında teferruatlı bilgi vermek” ifadesi bulunmaktadır.

Bundan anlaşılan, İrtica ile mücadele için hazırlanan “Batı Eylem Planının”
Erbakan Hükümetinin istifasından sonra hazırlandığını ortaya koymaktadır.

(http://www.gazetevatanemek.com/, 14.10.12)