Etiket arşivi: De jure tanıma

Rusya’nın KKTC’de Konsolosluk Açma Girişimi

Dr. Cihangir Dumanlı
(E. Tuğg.)

Rusya’nı resmi TASS Ajansına 9 Ağustos’ta (2023) demeç veren bir Rus  yetkili KKTC’de yaşayan Rus vatandaşlarına Lefkoşa’nın kuzeyinde (KKTC bölgesinde) konsolosluk hizmeti vermeye başlayacaklarını bildirmiştir Aynı konu Rusya’nım GKRY bölgesindeki büyükelçisi tarafından da doğrulanmıştır.

“Konsolosluk hizmetinin” verilebilmesi için bu amaca yönelik bir binanın satın alınması veya kiralanması ve hizmet verecek Rus personelin bu binada çalışması gerekecektir. KKTC’de 50 000 dolayında Rus vatandaşı yaşamakta ayrıca bu ülkeye pek çok Rus turist gelmektedir.

Halen KKTC bölgesinde ABD, İngiltere, Almanya, Fransa ve İtalya’nın konsoloslukları uzun zamandır varlılarını sürdürmektedir.

Tanıma anlamına gelir mi?

Rus yetkililer ve KKT Cumhurbaşkanı Tatar, bu girişimin Rusya’nım KKTC’yi tanıması anlamına gelmeyeceğini de ayrıca vurgulamışlardır. Rusya’nın girişiminin tanıma olup olmadığı veya ne tür bir tanıma olduğu uluslararası hukuk konusunda uzman bilim insanlarının kitaplarından (öğretiden) çıkartılabilir. Öğreti (doktrin) uluslararası hukukun kaynaklarından biridir.

Tanıma, bir uluslararası hukuk kişisinin öbür uluslararası hukuk kişilerince varlığının kabul edilmesidir[1]

Tanıma hukuksal (de jure) olabileceği gibi fiili (de facto) olabilir.[2] De jure tanıma, bir devleti tam olarak tanımanın sağladığı bütün hukuksal etkileri ile tanımadır. De facto tanıma ise geçici ve sınırlı nitelikte bir tanımadır. De facto tanımada tanıyan devlet tanınan devletin bağımsızlığı, ülke üzerindeki otoritesi ve ülkedeki istikrara ilişkin kuşkularının bulunduğu ve bu nedenle tam bir tanımaya gitmediği görülmektedir.[3] De jure tanıma kesin olup geri alınamazken, de facto tanıma geri alınabilmekledir.

Tanımanın başka bir sınıflandırması açık veya üstü kapalı olmasına dayanmaktadır. Açık tanımada herhangi bir devleti tanımak isteyen devlet, bu yöndeki istencini (iradesini) bildrim (notification) veya bildiri (declaration) yolu ile ortaya koyar

Üstü kapalı tanımada ise tanımak isteyen devletin herhangi bir bildirisi veya bildirimi olmaksızın, tanınacak olan devletle kurduğu öylesine işlemler vardır ki; tanımanın gerçekleştiğine ilişkin herhangi bir kuşku bırakmamaktadır. Gerçekleştirilen davranış tanımanın kanıtı niteliğindedir.[4]

Üstü kapalı tanıma şu biçimlerde olabilir :

  • Tanıma anlamına gelmeyeceğini bildirmeden ikili anlaşma yapılması,
  • Diplomatik ilişkilerin kurulması,
  • Yeni devletin yalnızca devletleri kabul eden bir uluslararası örgüte üyeliği veya temsilinin olumlu karşılanması,
  • Konsolosa “exequatur” verilmesi, (konsolosluk şefinin evsahibi devlet tarafından kabul edildiğine ilişkin belge)[5]

Girişimin konusunun  konsolosluk olması da ayrıca dikkate alınmalıdır. Pazarcı’ya göre diplomatik ilişkilerin kurulması sırasında aksi belertilmedikçe konsolosluk ilişkisinin kurulması da kabul edilmiş olmaktadır.[6]  Yani konsolosluk açmak, diplomatik ilişki kurma kapsamındadır. Bunun için Rusya’nın ve KKTC’nin karşılıklı rızaları gerekmektedir.

İki devlet arasında konsolosluk ilişkisinin kurulması genellikle bir andlaşma ile olur. Rusya ve KKTC bu konuda bir andlaşma yapmalıdır. Bu da KKTC’nin üstü kapalı tanınması anlamına gelecektir.

Konsolosluk görevi kapsamında KKTC’de yaşayan Rus vatandaşlarının haklarının korunması için, konsolosluk yetkilileri KKTC makamları ile yazılı ve ya sözlü resmi bağlantı kurmak zorunda kalacaklardır. Bu da KKTC’nin varlığının üstü kapalı ve eylemli (fiili, de facto) kabul edilmesi anlamına gelecektir.

Konsolosluk şefinin atanmasın da özel yöntemi vardır. Gönderen devlet atayacağı kişiye bir atama belgesi veya benzeri bir belge düzenleyerek konsolosluk şefine vermekte ve kabul eden devlete göndermektedir. Bu atama belgesine sahip konsolosluk şefinin göreve başlayabilmesi için atamanın kabul eden devletçe uygun görülmesi gerekmektedir.[7] Konsolosluk şefinin göreve başlaması için kabul eden devlet izin verdiğini, bir exequator ile bildirir.

Sonuç olarak; Rusya’nın KKTC’de konsolosluk  açmasında uygulanacak yöntemler ve konsolosluğun çalışması, Rusya’nın KKTC’yi üstü kapalı ve eylemli (de facto) olarak tanıması anlamına gelecek işlemleri gerektirmektedir.

“Kuzeydeki konsolosluk ayrı bir konsolosluk değil, GKRY bölgesindeki Rus büyükelçiliğinin bir uzantısıdır.” söylemi yukarıda açıklanan  gerçekleri değiştirmez.

Neden Şimdi?

Rusya’nın girişiminin zamanlaması da dikkate alınmalıdır. 21 yıllık iktidarı boyunca dış politikada pek çok gel-gitler yaşayan ve birbiri ile çelen tutum değşiklikleri yapan AKP, Mayıs 2023 seçimlerinden sonra yeniden Batıya yaklaşan bir tutum takınmıştır.

Üzerinde İngiliz üsleri bulunan, Fransa’ya üs kolaylıkları sağlayan, AB üyesi, doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynaklarına haksız olarak el uzatan, Kıbrıs’ın tümüyle Batı denetimine geçmesini Rusya istemez. En azından Kuzey Kıbrıs’ın Batı denetiminden uzak kalmasını tercih eder (yeğler).

Son zamanlarda rotasını yeniden Batı’ya çeviren, Finlandiya’nın NATO üyeliğini kabul eden, İsveç’in üyeliği konusunu açık bırakan AKP hükümetinin bu tutumuna karşı, Rusya’nın Türkiye’ye bir jest yapmak istediği değerlendirilmektedir. Fiili tanımanın geri alınabilir olması da Rusya’ya bir esneklik sağlamaktadır.

Değerlenddirme:

Rusya’nın KKTC’de konsolosluk açma girişimi yukarıda özetlenen Uluslararası hukuk öğretisi açısından değerlendirildiğinde, bunun hukuksal (de jure) ve açık bir tanıma olmadığı görülmektedir. Ancak bu girişimin KKTC’nin Rusya tarafından eylemli olarak (de facto) ve üstü kapalı bir tanıma olduğu da kabul edilmelidir.

Marine Daily News’un Temmuz sayısındaki yazımızda belirttiğimiz gibi[8], kökleri 1920’lere dayanan Kıbrıs sorununa 1974’ten sonra yoğunlaşan adil ve kalıcı bir çözüm bulma çabaları, Rum-Yunan tarafının uyuşmaz tutumu nedeniyle sonuçsuz kalmıştır. Gelinen noktada, Adada Türklerin ve Rumların yaşayabilir ortak bir devlet kurmasının olanaksızlığı ve egemen-eşit iki devletli çözümün en gerçekçi yol olduğu ortaya çıkmıştır.

İki devletli çözüm yolunda en önemi aşama ve temel koşul, KKTC’nin uluslararası alanda tanınmasıdır. Rusya’nın girişimi bu açıdan Türkiye ve KKTC için olumlu bir adım ve fırsat olarak değerlendirilmelidir. Bu kazanımın ileriye götürülmesi ve konsolosluk açma ile başlayan sürecin açık ve hukuksal (de jure) bir tanıma ile sonuçlandırılması için çaba gösterilmelidir. Rusya’nın KKTC’yi açık ve de jure tanıması, öbür pek çok devletin de tanımasını getirecektir.

[1] Yusuf Aksar, Uluslararası Hukuk I, Seçkin Yayınevi, İstanbul, 2012, s. 237
[2] Hüseyin Pazarcı, Uluslararası Hukuk, Turhan Kitabevi, Ankara,  2005, s. 338
[3] a.g.e
[4] Aksar, a.g.e. s. 241
[5] Pazarcı, a.g.e. s. 388
[6] Pazarcı, a.g.e. s. 387
[7] a.g.e.
[8] Cihangir dumanlı, “Cyprus as we near the 50th anniversary of peace operation” MDN, June 2023.