EBLEH Mİ / HAİN Mİ?

EBLEH Mİ / HAİN Mİ?


Ali Erbaş denen FETÖ’cu sefil fani
; Diyanet İşleri Başkanlığı resmi sitesinde yayınlanan 24 Temmuz 2020 tarihli hutbenin yazılı metninin dışına çıkarak Atatürk’e açıkça hakaret etti! Suç işledi!
Hutbe metninde, İstanbul’u İngilizlerin işgalinden kurtarıp tekrar Türk Milletine armağan eden Atatürk’ten bahsetmedi bile…

Zaten ibadete açık olan Ayasofya’nın, tekrar ibadete açılması sırasındaki ortamın heyecanı içinde, orada bulunan T.C. Cumhurbaşkanı Erdoğan – Ülkücü Bahçeli – Yimpaş Fuat – Pakdil Hulusi- Görünmeyen Paşa Yaşar gibi devlet büyükleri, Atatürk’e hakaret edildiğini anlamamış olabilirler!

Türk Milletinin gözü önünde, Türk Devletinin kurucusuna yapılan ağır hakaret, aynı anda ve hemen her yerde, özellikle de sosyal medyada yazıldı, kınandı!

Aradan iki gün geçti;
Ali Erbaş denen FETÖ’cu sefil fani, “Ben Atatürk’e hakaret etmedim” deyip, Türk Milletinden özür dilemedi! Atatürk’e, bilerek ve isteyerek hutbede yer vermediğini, bilerek ve isteyerek hakaret ettiğini kabul etmiş oldu.

Atatürk’e yapılan hakareti ilk başta fark edemeyen devlet büyükleri, aradan iki gün geçtikten sonra uyanıp, Atatürk’e hakaret eden Ali Erbaş’ı kınadılar mı? Kınamadılar!

O zaman, Ayasofya’da bulunan devlet büyükleri, karar vermek zorundadırlar!
Ya söyleneni anlamayacak kadar zeka özürlü olduklarını kabul edecekler,
Ya da, Atatürk hakkında aynen sefil fani Ali Erbaş gibi düşündüklerini kabul edecekler!
Bunun başka bir şekli, yolu yoktur.

Takiyye’den, başları sıkışınca Atatürk’ün adının arkasına sığınan sahtekârlardan, düşündüğünü mertçe söyleyemeyen ödleklerden bıktık.
Özellikle de, Atatürk’ün giydiği üniformayı giyip, Atatürk’e küfreden meczupların önünde eğilen, sahte Atatürkçü paşalardan bıktık!

Bir kere olsun;

  • “İçinizdekini açıkça ifade edip, biz Atatürk’ten nefret ediyoruz. Çünkü hilafeti kaldırdı. Bizim askere gitmeme, halkı dinle dolandırma, vergi vermeme hakkımızı elimizden aldı. Biz de tekrar “Din Devleti” kurup, hilafeti geri getirmek için çalışıyoruz” deseniz ya!

Sayın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı;

Türk Milletinin onurlu ve sorumlu bir bireyi olarak size yine ve bir daha sesleniyorum;
Assam’daki son toplantının konuşmaları, sitelerinde duruyor. İslam Anayasasının yazımı bitti. Mehdi bekleniyor. Tüm AKP Milletvekilleri ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanları ve bürokratları bu toplantılarda başroldeler. Türk Devletinin kurucusuna, suç olmasına rağmen hakaret ediliyor. Anayasamızın 174’üncü maddesi İstanbul’da çiğnendi.
Sarıklı-cübbeli binlerce militanın, bir kadına nasıl saldırdıklarını gördük.

Tüm bunlar sizin görev alanınıza girmiyor mu? Anayasa sizi bağlamıyor mu?
Lütfen bir açıklama yapın;
Ya, “Korkularınız yersizdir. Biz Anayasal sorumluluğumuzu biliyoruz. Cumhuriyet’in bekçisiyiz” deyin ve gereğini yapın; ya, “Görevimi yapamıyorum, korkuyorum” deyin, ya da “Ben de FETÖ’cu Ali Erbaş gibi düşünüyorum” deyin. Ama mutlaka konuşun, susmayın!

Aziz Türk Milleti;
Yıllardır sizlere, badem çetesinin neler yapabileceğini anlatmaya gayret ettim.
Umarım, artık anlamış ve görev bilincine yani vatan savunmasına hazırsınızdır.
İnşallah, Afganistan’da – Belücistan’daki gibi adı “Hakikat Medresesi” olan fakat erkek çocuklarının zorla çalıştırıldığı genelevleri görmek zorunda kalmazsınız…

Ne Mutlu Türküm Diyene ve Sözünden Dönmeyene…

Sağlık ve başarı dileklerimle 26 Temmuz 2020

Rifat Serdaroğlu