Hak öznesi olarak çocuklar

authorİBRAHİM Ö. KABOĞLU

ibrahimkaboglu@yahoo.fr
BİRGÜN, 2022.04.23

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, çocukları onurlandırma vesilesi mi, yoksa istismar aracı mı? Birkaç dakikalığına da olsa makamlara oturtmak, yarının yöneticileri olarak çocukları onurlandırmak şeklinde yorumlanabilir. Egemenlik, en büyük yetki simgesi olduğuna göre, çocukları, görev + yetki + sorumluluk makam ile tanıştırmak, geleceğe hazırlamak olarak görülebilir.

Sembolik (simgesel) törenler, iki kayıtla yararlı:

İlk kayıt, çocukları hak öznesi olarak görmek, iktidar aracı olarak değil.
İkinci kayıt, çocuklara geçici de koltuk sunan kurumların görevlerini çocukların yararına yapmaları.

HAK ÖZNESİ OLARAK

Çocukların özgürlük ve hakların öznesi olması, ne anlama gelir?

-18 yaşından küçük yaş gruplarına (dilimlerine) özgü hak ve özgürlükleri kullanmak: çocuk hakları.
-Genel olarak insan haklarından yararlanmak; kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkından seyahat özgürlüğüne kadar.
Gelecek kuşakların haklarını korumak; en başta gelişme ve çevre hakları.

Bu nedenle çocuklar, yarının özgür bireyleri ve haysiyet (onur) hakkının eşit özneleri olarak yetiştirilebildikleri ölçüde, yetişkinler, onlara yarının yöneticileri olarak davranışta içten olabilir.

EGEMENLİK KULLANICILARI

Bugün çocuklar, Cumhurbaşkanlığından TBMM’ye uzanan birçok makama oturtulacak. Ama acaba bu makamların temsil ettiği kurumlar, gelecek kuşakların haklarını ne ölçüde gözetiyor?

Ulusal egemenliğin güncel temsilcileri, bu sorumluluğun neresinde?

Limanların işletme hakkı verilmesi/devri yöntemiyle özelleştirilmeleri sonucu imzalanan sözleşmelerin 49 yıla tamamlanmasını öngören 7350 sayılı yasaya karşı Anayasa Mahkemesi’ne CHP başvuru dilekçesinden bir alıntı:

  • “On yıllara yayılan bir zaman diliminde limanları işletme hakkı bakımından yaratılan tekel nedeniyle, temsil yetkisi 5 yıl ile sınırlı olan 27. Yasama Meclisi, bir sözleşmeyi, 2064 yılında geçerli olacak şekilde yasa yoluyla güvence altına alarak, 36. Döneme kadar yasama meclisi temsilcilerinin ve dolayısıyla özgür oyları ile onları seçecek olan gelecek kuşakların iradesini ipotek altına almış olmaktadır.”

Buna göre, örneğin, yasanın yürürlüğe girdiği gün (11.01.2022) doğanların iradesi, 42 yıl süreyle bağlanmış olacak. Hatta onlar, 2040’tan itibaren (bşlayarak) TBMM üyesi olabilecek, ancak ayrıcalıklar sürecek.

Geleceğe doğru borçlandırıcı veya doğal değerleri bozucu ve yağmalayıcı yatırımların önünü açan yasalar da, çocukların gelecekteki egemenlik hak ve yetkilerini gölgeliyor.

Çocukların törenlerle ağırlanacağı TBMM’de ne yasalar oylandı Anayasa’yı ve Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ederek çocukların geleceğini çalan ve karartan!

COVID-19 ve ÇOCUKLAR

Ulusal egemenlik ve çocuk bayramı, Covid-19 dönemi ve sonrası çocuk hakları üzerine yeniden düşünme vesilesi de olmalı. Çocuklar, salgın hastalıklar dizisinin öncelikli mağdurları arasında.

Bu çerçevede şu sorgulanmalı: Yürütme işlem ve eylemleri, çocukların üç aşamalı haklarını ne ölçüde öncelik tanıdı?

Eğitim haklarından,
Sosyal devlet ve
Çevresel devlet (yükümü) gereklerine değin.

Kamusallık bilinci, artık insanlar arası ilişkiler ile sınırlı olmayıp bütün canlılarla uyumlu yaşamı gerekli kılar. Haliyle,

  • Devlet-toplum-aile ilişkileri, çocuk hakları ve çevresel haklar ekseninde yeniden biçimlendirilmeli.

BİLGİ-KATILIM ve SAHİPLENME

Anayasa, kuşkusuz en büyük egemenlik simgesi: Yapımı, değiştirilmesi ve uygulanması, çocukları, erişkinlerden daha çok ilgilendirir, zaman bakımından ve geleceğe yönelik olarak.

Yarının seçmen ve seçilmişleri çocuklar, demokratik anayasa arayışına katılmalı.
Bilgilenme; Anayasa’nın neden “ekmek, su ve hava” kadar önemli olduğu çocuklara iyi anlatılmalı.
Katılım; çocukların görüş ve önerilerini alma düzenekleri geliştirilmeli.
Anayasa; gelecekte onların sahiplenmesi ölçüsünde toplum sözleşmesi olabilir.

Anayasa ve çocuklar ilişkisinin gerekleri üzerinde düşünmek, aslında çocukları, özellikle gelecek kuşakların haklarının merkezine yerleştirmek anlamına gelir.

Çocuklara ilk hedef olarak makam göstermek, hak öznesi olamadan iktidar tutkusu aşılamak, çocukları istismar etmekten başka bir anlam taşımaz.

Çocukların istismar edilmediği nice Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramlarına…
=============================================
Dostlar,

Tek sözcükle “görkemli” bir makale!
Sayın Prof. Kaboğlu’nu gönül dolusu kutlamak isteriz.
Onca yoğun uğraşları içinde, BİRGÜN‘e bu hafta 2. yazısını sundu.
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle bir tür “zorunlu” saydı kendini yazmaya.
Çünkü bu “Bayram”ın gerçekte 2 boyutundan biri, geleceğin yetişkinleri olarak çocuklarımıza, şenlik havası içinde, soyut bir olgu ve kavram olan ULUSAL EGEMENLİK bilinci kazandırmak. Şu çok özel kitap Prof. Kaboğlu’nun ürünü:

Çocuklar ve Anayasa

Bilindiği gibi çocuklar en iyi oyun oynarak öğrenirler. Gerçekte yetişkinler de!
Tiyatro ve antik – kadim anfitiyatrolar bu yüzden çooook kıdemli.
Ancak bu bilimsel gerçekliğin somut yansımalarını bu haftalarda bile göremiyoruz.
Örn. belli yaş dilimleri için yazılmış öykü, masal, film – tiyatro senaryosu, yazılı didaktik metinler, sanal ortam ürünleri çizgi filmler vb. yapıtlar için TBMM, MEB, Kültür Bakanlığı hatta Cumhurbaşkanlığı özendirici düzenlemelere gidebilir, ödüller atayabilir. Başarılı ürünler bu haftada özellikle sahnelenir, kamuoyunun bilgisine sunulur. Kitaplıklara, okullara, ailelere dağıtılır.

Böylesi yaklaşımlar, Cumhuriyet’in bütüncül – ulusal ekin (kültür) siyasalarının (politikalarının) somutlaşarak dışavurumu demektir; vazgeçilmezdir, yaşamsaldır!

Kurucu önder ve ülkesinin çocuklarına, giderek tüm dünya çocuklarına dünyada ilk ve tek, ULUSAL EGEMENLİK BİLİNCİ KAZANDIRMA temalı (tematik!) ÇOCUK BAYRAMINI armağan eden M.K. Atatürk‘ün de sonal (nihai) ereği tam da bunlar değil miydi?!

Boşuna ünlenmedi şu söz kurucu önderce?

  • “Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür…” 

Dolayısıyla, her yıl 23 Nisan günü makam koltuklarını birkaç dakikalığına törensel (ritüel) ve gösterisel (teatral) olarak çocuklara bırakmak, bir orta oyunu ve belki de temelsiz hırs yaratma eylemiyle çocukları ve anababaları, giderek tüm toplumu sömürmekten (istismar etmekten) başka bir şey değil son çözümlemede.

Günün yetişkinleri, gerçekte ne çok saçmaladıklarının ayırdına neden bir türlü var(a)maz?!

Sevgi ve saygı ile. 25 Nisan 2022, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
A​tılım Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı ​AbD
​Sağlık Hukuku Uzmanı, ​Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (​Mülkiye​)​
www.ahmetsaltik.net        profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik      twitter : @profsaltik    

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.