NEVRUZ KUTLAMALARI ve ALEVİLER AÇISINDAN ÖZEL ÖNEMİ

Prof. Dr. Halil Çivi / İMZA...Prof. Dr. Halil Çivi
İnönü Üniv. İİBF Eski Dekanı

21 Mart Nevruz Bayramı… Nevruz; Güneşin koç burcuna girdiği, gece ile gündüzün eşitlendiği, kış ve soğuk havaların geride kaldığı, doğanın gönenmeye ve güzelleşmeye başladığı, gündüzlerin gecelerden daha uzun olma sürecine girdiği, çayırlar ve çimenlerin bollaşmaya yüz tuttuğu, kapalı barınaklardaki evcil hayvanların doğal otlak olan meralara salındığı, yaşamları büyük oranda doğanın boluk ve bereketine bağlı olan insanların giderek daha iyimeser ve mutlu olma psikolojisine yöneldiği bir doğal takvim yılı konumundadır. Bu biyolojik ve mevsimsel takvim topyekun (bütünüyle) olumsuz doğa koşullarından olumlu doğa koşullarına dönüş zamanıdır.

Tarihten günümüze kadar (dek) gelen uzun bir dönemde Nevruz kutlamaları sadece (yalnızca) bir ya da birkaç etnik grubun (kümenin), örneğin salt Türk, Acem, Arap ve Kürt boylarının değil; değişik anlam ve kutlamalarla tüm kuzey yarım küresi halklarının ortaklaşa olarak doğa – bolluk ve bereket bayramı konumundadır.

“Newroz” sözcüğü Farsça “yeni gün” demektir. Nevruz da aynı sözcüğün Farsça söylenişinin Türkçeleşmiş formudur. Doğal – biyolojik bir değişim ve dönüşümün başlangıcı ve müjdecisi (muştucusu) kabul edilen bir gündür..

Nevruzun yarattığı bu değişim ve dönüşüm; daha kötü, katlanılması zor, bezdirici ve yıpratıcı koşulları geride bırakıp güzel günlerle buluşma ve daha mutlu yaşama umudunu da içinde barındırır. Yani Nevruz bir anlamda kurtuluş için müjde (muştu) ve umuttur. Doğadan aldığı umutla yaşama tutunma isteği ve çabasıdır.

Nevruz gününün bu iyimserlik, kurtululuş ve müjde yönü bazı (kimi) ulusların Nevruz gününü, yani 21 Mart tarini kendi ulusal kültür mitolojisinin bir parçası ile ilişkilendirmelerine neden olmuştur. Bilindiği gibi çeşitli halklara ya da uluslararası ait mitolojiler, efsane yahut söylenceler o halkların somut olmayan, ama kendilerince çok değerli ve soyut kültürel miraslarıdır (kalıtlardır).

21 Mart :

Nuh Peygamber‘in gemisindeki canlıların karaya çıkarak tufandan kurtuluş günü kabul edilir.

Musa Peygamber‘in Mısır’dan kaçarken Kızıldeniz’in yarılıp Yahudi kavminin Firavunun zümünden kurtuluş günü gibi düşünülür..

-Türk ulusunun Ergenekon‘dan çıkıp kurtuluşa ermesinde onlara ASENA adlı dışı kurdun çıkış yolu gösterdiği tarih ile ilişkilendirir.

– Kawa adlı bir demirci ustasının zalim hükümdar Dehak’ı öldürüp Kürt halkının zulümden kurulmasına neden olduğu tarihle bağlantı kurulur
.
– Dinsel inanişa göre tüm ölülerin kendi ruhları ile buluşup dirildikleri ya da dirilecekleri bir gün olduğuna inanılır.

– Yine dinsel inanışa göre Yunus Peygamber‘in 40 gün balık karnında kaldıktan sonra kurtulduğu gündür.

Bu liste daha da uzatılabilir.

ALEVİLER AÇISINDAN 21 Mart Nevruz günü daha büyük ve çifte önem barındırır.

1- Hz. Ali’yi, Annesi Fatima 21 Mart Nevruz günü Kâbe’de doğurmuştur. Hz. Ali Kâbe”de doğan tek insandır. Bu anlamda Hz. Ali İslamın baharı, ışığı, sürekli idealist ve adil önderi ve imamıdır. O’nun ve Hz.Muhamed’in kızı Hz. Fatiıma’nın soyundan türeyen 12 imamlar her zaman İslam ahlakının aydınlık yüzü olmayı sürdüreceklerdir. ALEVİLER bu düşünceye sımsıkı, yürekten bağlıdır ve gittikleri yolun Ehli Beyt ve 12 imamların yolunun en doğru yol olduğuna inanırlar.

2- Yine Aleviler açısından 21 Mart Sultan Nevruz günü onların kutsal GADİRHUM BAYRAMIDIR. Hz. Muhammet, Hakka yürümeden kısa bir süre önce Gadirhum denilen yerde mola vermiş, deve seferlerinde oluşturulan yüksek bir düzleme çıkarak İslam Dini’nin tamamlandığını, Hz. Ali’yi de kendinden sonra Müslümanlarının velisi, yani yöneticisi, önderi seçtiğini söylemiştir. Hatta “Benim Ehli Beytim (Hz. Ali, eşi Fatima ve çocukları Hasan ile Hüseyin) Hz. Nuh’un gemisi gibidir. Benden sonra Ehli Beytime uyanlar selamette olacaklardır.” diye yol göstermiştir.

Aleviler Nevruzda Cem ayini yapar, kurban keser ve lokma daģıtırlar. Hayvanlar özgür bırakılır, binek hayvanlarına binilmez. Koşum hayvanları arabaya koşulmaz.

Konuyu bitirirken bir önemli noktanın daha altını çizmek gerekir:

Farklı önem ve anlamlarlar yüklemiş olsalar bile Emeviler, Abbasiler ve Selçuklular Nevruz Bayramınını sürekli büyük özen ve törenlerle kutlamışlardır. Ünlü Osmanlı Şeyh-ül İslamı Ebussu’d Efendi, verdiği bir fetvada, Nevruz Bayamının Mecusi değil, İslami olduğunu, kutanabileceğini söylemiştir.

Cami minarelerinde halka dağıtılan MESİR MACUNLARI Nevruz kökenlidir. Ayrıca başta Alevi ve Bektaşi şairlerince ve özellikle de Hz. Ali’yi öven ve adına NEVRUZİYE denen geniş bir şiir yelpazesi vardır. Nevruz, İslam ve özellikle de Osmanlı kültüründe çok önemli bir yer tutar.

  • NEVRUZ BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.