İki hekim, iki ölüm

Fatih Sürenkök, yaşamını iyi hekimlik ve demokrasi mücadelesine adayan Prof. Dr. Orhan Süren’i yazdı

 

 

 

 

Fotoğraf: Orhan Süren’in kişisel arşivinden

Fatih Sürenkök

Dr. Fatih Sürenkök

Gençliğimin ilk yıllarından beri inanarak attığımız bir slogan vardı: Devrimciler Ölmez. Gerçekten geçen kırk, kırk beş yıldır Deniz’lerin, Hüseyin’lerin, Yusuf’ların, Mahir’lerin, Kaypakkaya’nın ölümsüzlüğüne hep inandım. Onlar bedenen olmasa da ruhen ve önderlikleri ile Türkiye halklarının devrimci hareketlerine hep ışık tuttu.

Hayatımızda kimi insanlar vardır; bedenen ölseler bile sonsuzluğa kadar hep yaşarlar ve ışıkları bize hep yol gösterir. Kimi insanlar da vardır ki; bedenen yaşasalar da ruhen ve önderlik olarak bitmiş, tükenmiş yani yaşayan ölülerdir.

Dün, İzmir ve Türkiye için önder özelliklere sahip hocamız, Prof. Dr. Orhan Süren’i bedenen yitirdik. Orhan hocam; sevgili eşi, saygıdeğer hocamız Prof. Dr. Türkan Süren ve yol arkadaşları hocamız Prof. Dr. Veli Lök ile hepimize sadece tıp mesleğini değil; insan hakları ve demokrasi mücadelesini, meslek odamız olan Tabip Odasında örgütlenmeyi, halkın sağlık hakkı için mücadele etmeyi, yani “İyi İnsanlığı”, yani “İyi Hekimliği” öğrettiler.

1960’lı yıllarda yurtdışında travma eğitimini alarak ülkemizde ve İzmir’de modern travmatolojinin temelini Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde atarak, sayısız uzman yetiştirdi. Bununla kalmadı Orhan hocam, demokratik üniversite için mücadele verdi. Tabii ki bu mücadele karşılıksız kalmadı; 12 eylülde askeri faşist diktatörlük Türkan hocam ve Veli hocamın da içinde olduğu sayısız öğretim üyesini üniversiteden, öğrencilerinden uzaklaştırılınca, yapılan bu haksızlığa seyirci kalmadı ve istifa etti. Ancak, askeri dikta onları bizden ayıramadı.

Veli hocamın muayenehanesinde bilimsel toplantılar hep devam ediyordu. 12 Eylül’de bir süre kapatılan İzmir Tabip Odası yeniden açıldığında, hocalarımız önderliklerini burada da sürdürdüler. Tabip Odası bir okuldu bizler için. Orhan hocam başkanlığındaki İzmir Tabip Odası yönetim kurulu, halen kullanmakta olduğumuz binayı, imece usulü yardım toplayarak; İzmirli hekimlere kazandırdı. Üniversitede öğrencilerle birlikte olmanın, iyi hekimlikteki önemini hep vurgulayan hocalarımız, ısrarlı hukuk mücadelesi ile yıllar sonra üniversiteye, çok sevdikleri öğrenci ve asistanlarına geri döndüler. Günümüz öğretim üyelerinin aksine; yöneticilere biat etmeden, iyi hekimlikten ödün vermeden emekli oluncaya kadar üniversitede kaldılar.

Bu kadar güzel özellikleri taşıyan saygıdeğer Orhan Süren hocam bedenen aramızdan ayrılsa bile, ışığı ile yolumuzu aydınlatmaya hep devam edecek. Ya yaşarken ölenler! Kim dersiniz? Bence en iyi örnek Sağlık Bakanı Uz. Dr. Fahrettin Koca.

  • Sayın Koca, bedenen yaşasa da bizler için koca bir hiç, koca bir hayal kırıklığı.

Son açıklaması ile kendini bir kez daha ele veren Koca’ya düşen en iyi şey; ülkenin tüm halkından, pandemi döneminde kaybettiğimiz vatandaşların ailelerinden ve sağlık çalışanlarından özür dileyerek, istifa etmek.

Sağlık Bakanı, geçen hafta açıklama yaparak; pandemi döneminde en az 50 bin kişiyi pandemiden, bir o kadar yurttaşı da pandemi dışındaki nedenlerle kaybettiğimizi söyledi. Pandeminin hemen başında; İzmir Sağlık Müdürü ve İzmir Valisine, kentte pandemi dışındaki hastalara daha iyi hizmet verilmesi için önerilerde bulunmuştuk, kabul edilmedi. Salgının ikinci dalgası başlayınca, bir önceki deneyimle bir kere daha uyarı da bulunduk, yine kabul görmedi. Bu durum İzmir’de kaç yurttaşımızın can kaybına neden oldu?

  • Acaba Bakanlık, aşı uygulamasındaki beceriksizlikleri ile kaç bin kişinin ölümüne sebep oldu?

İşte böyle… Kimi yaşarken, Koca bir ölüdür. Kimi ölürken, koca bir ışık. Dün Orhan hocamı kaybettikten sonra, ardından o kadar güzel şeyler yazıldı ki. Sevgili hekim dostum, Ferah Nur Temiz’den küçük bir alıntı ile bitirmek istiyorum:

  • “…ölümün güzeli olur mu? Olur. Usul usul ve geride altın tozu bırakarak…”

Bilge, önder, beyefendi sevgili Orhan hocam, ışıklar içinde uyu. Bize verdiğin tüm emekler için çok teşekkür ederiz. Bize bıraktığın tüm emanetler için, başta Türkan hocam olmak üzere, gözünüz arkada kalmasın.

Sağlıkla kalın.

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir