Kimse yemiyor artık

Zafer Arapkirli
Zafer Arapkirli
23 Nisan 2021, Cumhuriyet

 

İstediğiniz kadar bağırın çağırın. İstediğiniz kadar tehdit edin, parmak sallayın.

İstediğiniz kadar üsttenci söylemlerle insanları aşağılamaya çalışın.

İstediğiniz kadar gece gündüz YÜM’ünüzde (Yalan Üretim Merkezleri) harıl harıl senaryolar yazın…

Millet size inanmıyor, sizden korkmuyor, size boyun eğmeye zerre kadar da niyeti yok.

Geldiğiniz ilk günden, ilk saatten itibaren niyetinizi ve planlarınızı gayet iyi bildiğimiz için hep uyardık. Hem sizi uyardık hem de size iyi niyetle ya da çıkarlarını düşündüğü için inananları uyardık.

“Planınızı gayet iyi biliyoruz” dedik.

“Manevi değerleri istismar ederek, aslında bugüne kadar yapılanlardan daha büyük bir rant ve kötülük düzeninin temellerini atıyorsunuz” dedik. “Yapmayın” dedik. Hem ülke insanı için hayırlı olmayacak, ülkeyi yoksulluğa ve perişanlığa sürükleyeceksiniz hem de “derinde gizli” (aslında yüzeyde bas bas bağıran) emelleriniz yüzünden, “kurucu değerlerin dibine dinamit koyup patlatmayı amaçladığınızı biliyoruz. Etmeyin, eylemeyin. Bu ülke o değerler üzerine kuruldu. Berhava etmeyin. Yazıktır” dedik.

Dinletemedik. Siz tabii ki dinlemeyecektiniz de, başkalarını da ikna edemedik. Ama artık, deniz çoktan bitti. Bu koronavirüs, ipliğinizi iyice pazara çıkardı. Derdinizin insanlar olmadığı, bu ülkeye ve millete hizmet olmadığı, har vurup harman savurduğunuz milletin parası ve milli serveti üzerinden edindiğiniz ranttan başka bir şey düşünmediğiniz iyice ortaya çıktı. Millet de anlamaya başladı artık.

  • Günde, artık neredeyse 400 kişi ölüyor bu ülkede, sadece bu hastalık yüzünden.

Salgının başından beri neredeyse günde ortalama 90 kişinin cenazesi kalkıyor. O da sizin gizlediğiniz, utanmadan “mıncıkladığınız” istatistiklere göre. Milletin paralarını buharlaştırıp kim bilir kimlerin cebine aktardığınız rezervler ve har vurup harman savurduğunuz vergilerle az da olsa “ticari yaşama destek” olmak varken, tam kapanmaya gitmeyip göz göre göre ülkeyi “lebaleb” bir yaşama mahkûm ettiğiniz için ölüyor insanlar.

Sağlık sistemi çökmüş, hastaneler gelen sedyelere yetişemiyor artık. Başka krizler bir yana, bu kriz karşısındaki çaresizliğiniz nedeniyle, başta sağlık emekçileri olmak üzere insanlar “sapır sapır” ölüyor. Bağıra bağıra. Ciğerleri neredeyse patlayarak.

  • Hiç kılınız kıpırdamıyor. 

Ele (millete) verdiğiniz “talkına” rağmen, kendi toplantılarınızı, kendi cenazelerinizi geniş kalabalıklar halinde yapmanız ve “salkım”ı yutmanız, artık olağanüstü bir lanetle karşılanıyor. Kendinizi ve çevrenizi, şürekânızı öncelikli ve imtiyazlı olarak aşılattığınız (yaygın) inancı yüzünden bu lanet giderek büyüyor.

Bir yandan da eleştirenlerin üzerine olanca kin ve nefretinizle gitmeye uğraşıyorsunuz. İstiyorsunuz ki kimse yanlışınızı yüzünüze haykırmasın. İçinden bile söylenmesin. Sussun otursun.

Yok öyle yağma!..

Medya yazıp çizmesin, ekranlarda konuşmasın, sıradan insanlar sosyal medyada, çarşıda, pazarda, meydanda, okulda işyerinde sesini yükseltmesin. Anında devletin şiddetini en ağır biçimde üzerlerinde uygulamaya kalkışıyorsunuz.

FETÖ ile mücadele yalanınızı da kimse yemiyor artık. Alenen kurulduğu anlaşılan “borsa”lar üzerinden o hain teşkilatın, sözde askeri ile medya maşaları dahil, it kopuk sürüleri birer birer salıveriliyor. Kumpasçıların ve gerçek elebaşlarının kaçtığını (kaçırıldığını), siyasi ayağın güç odakları içinde “cirit attığını” bilmiyoruz sanarak milleti aptal yerine koymanız artık gizlenemiyor.

Yüce önder Mustafa Kemal ATATÜRK’e küfretmenin, büstlerine ve ilkelerine saldırmanın, Nutuk’unu yasaklatmanın bile adeta serbest olduğu bir ortamda, bir grup emekli amiral, bir grup emekli büyükelçi sesini yükseltti diye insanları demir parmaklık ardına atma ve kelepçe vurma ayıbına bile imza attınız. Bunlar da laneti ve öfkeyi büyütüyor.

Susup, kafanızı öne eğip “anahtarları” bırakıp gideceğinize, yani milletin önüne sandığı koyacağınıza, bir de utanmadan höreleniyor, önünüze geleni, ağzını açanı “darbecilikle” suçlayacak kadar gözünüzü karartıyorsunuz. Yetmedi mi bu “darbe” yalanından medet ummanız?

Yetmedi mi “Menderes mi diyorsun lan sen bize?” diye eski defterler üzerinden “siyasi rant” devşirme aymazlığınız? Kim darbeci, kim değil bu millet artık gördü.

Darbe eğer, “hukuksuz yöntemlerle milletin iradesini hiçe sayarak güce ve otoriteye çökmekse, darbe eğer hukuku yok sayıp her türlü geçerli yöntemi ayaklar altına almak”sa “darbeci”nin tillahısınız siz.

Yetmedi mi bu yalanı hem uydurup hem kendiniz inanıp hem de milleti aptal yerine koyarak inandırmaya çalışmanız? 128 milyar doların hesabını veremediğiniz, tüyü bitmemiş yetimin hakkını ele güne rantiyeye, ballı müteahhide, yabancı rant ortaklarınıza peş keş çektiğiniz yetmiyormuş gibi her geçen gün artan vergi ve maliyetlerle inim inim inlettiğiniz millet, ne bu darbe yalanlarını yiyor ne de ekonomiye ilişkin masalları.

Bari bugün, bu ülkenin, bu Cumhuriyetin temelinin atıldığı, ulusal egemenliğin inşa edildiği bu 23 Nisan günü utanın ve aklınızı başınıza devşirin de…

Düşün artık milletin yakasından. 

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir