15 Temmuz tiyatrosu

15 Temmuz tiyatrosu

Örsan K. Öymen
20 Temmuz 2020, Cumhuriyet

15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen darbe girişimi bir tiyatro değildi, gerçek bir darbe girişimiydi. Ancak o tarihten sonra 15 Temmuz hakkında AKP iktidarı tarafından halka anlatılanların önemli bir kısmı bir tiyatrodur!

CHP zaten söz konusu darbe girişiminin bir tiyatro olduğunu söylemiyor, darbe girişimini bir gerçek olarak kabul ediyor, ancak bu sürecin yönetilme biçimini ve sonrasındaki siyasi uygulamaları eleştiriyor; iktidarın, darbe girişimini önceden haber aldığı halde, baskı ortamını artırmak amacıyla darbeyi zamanında önlemediğini ve darbe girişiminin gerçekleşmesine kontrollü bir biçimde izin verdiğini savunuyor. O nedenle, darbe girişiminin tiyatro olup olmadığı tartışmasını bir kenara bırakıp, darbe girişimi sonrasında sergilenen tiyatro gösterisine odaklanmak gerekir.
***
Bu tiyatro gösterisinin 1. perdesinde, 15 Temmuz, “Demokrasi ve Milli Birlik Günü” ve resmi tatil ilan edildi. Oysa Türkiye’de daha önce de hem askeri darbe girişimleri hem de askeri darbeler gerçekleşmişti, ancak darbelerin mağdurları hiçbir zaman, kendi mağduriyetlerini gündemde tutmak amacıyla, böyle bir gün icat etmek gereği duymamışlardı.

Örneğin 1960, 1971 ve 1980 darbelerinin mağdurları olan Demokrat Parti-Adalet Partisi-Doğru Yol Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Milli Selamet Partisi-Refah Partisi ve onların liderleri olan Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Alparslan Türkeş, Necmettin Erbakan, sonrasında iktidar veya iktidar ortağı oldukları halde, darbe tarihlerini, darbeleri kınamak amacıyla, resmi tatil ilan etmediler.

Zaten etselerdi, darbe enflasyonu yaşanan Türkiye gibi bir ülkede, yılda üç kere darbeleri anmak durumunda kalacaktık. Yani darbeleri anma günleri, 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ve 29 Ekim gibi ulusal bayramlarımızın sayısıyla neredeyse eşitlenmiş olacaktı. Darbe girişimleri de bu anmalara katılsaydı, darbeleri ve darbe girişimlerini anma günlerimiz, ulusal bayramlarımızın sayısını geçecekti!

AKP iktidarı ise geçmişte yaşanan tüm darbeleri ve darbe girişimlerini yok sayarak, kendisini evrenin merkezine koyan megaloman ve narsist bir yaklaşımla, 15 Temmuz’u, “Demokrasi ve Milli Birlik Günü” günü ilan etti. Böylece Türkiye’deki tüm diğer darbeler ve darbe girşimleri de 15 Temmuz’un gölgesinde kaldı, “milli birlik” unsuru ortadan kalktı, sanki darbe ve darbe girşimlerinin tek mağduru kendileriymiş gibi, kişisel unsur ön plana çıktı, “millilik”, AKP iktidarının desteklenmesi ölçütüne indirgendi!

Oysa, Türkiye’nin tarihindeki tüm darbeleri ve darbe girşimlerini kınamak amacıyla tarafsız ve ortak tek bir gün belirlenseydi, “Demokrasi ve Milli Birlik Günü” çok daha anlamlı olurdu.

***

15 Temmuz sonrasında ortaya konan tiyatro eserinin 2. perdesinde, darbe girişimi bahane edilerek, sivil dikta yönetimi kurma aşamasına hız verildi. Olağanüstü hal ve baskı koşullarında bir anayasa değişikliğine ve referanduma gidildi; referandumla anayasanın kendisi ihlal edildi; anayasaya aykırı bir referandum yapıldı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ve bağımsız yargının bazı yetkileri kısıtlandı; yasama, yürütme, yargı arasındaki güçler ayrılığı ortadan kaldırıldı; Hâkimler ve Savcılar Kurulu ile Anayasa Mahkemesi üyelerinin bir kısmının, yürütme organı, yani hükümet tarafından atanması sağlandı. Böylece yargı hükümetin emrine girdi; TBMM’nin de denetleme ve yasa çıkarma yetkisi (AS: özellikle Bütçe hakkı!) budandı, milletvekilleri sembolik figüranlar haline dönüştürüldü.

FETÖ’nün bombaladığı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bir darbeyi de AKP vurdu, laik düzenin monarşik yöntemle yıkılması süreci hız kazandı!

Böylece, tiyatronun 2. perdesinde, “Demokrasi ve Milli Birlik” gününün, “millilik” unsuruyla birlikte, “demokrasi” unsuru da tamamıyla ortadan kalktı.

Bu tiyatronun yönetmeni, oyunun adını, “Monarşi, Teokrasi ve AKP Günü” olarak değiştirse, kötü bir oyun ortaya koymuş olsa da daha dürüst ve tutarlı olurdu!

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir