KİŞİLİK

KİŞİLİK

Örsan ÖYMEN
Cumhuriyet
, 10.02.2020

Bir insanın ölmeden önce bu dünyaya ve gelecek kuşaklara bırakabileceği en değerli ve önemli şey kişiliğidir. Para, mal, mülk, makam, mevki, kariyer, bunların hepsi hikâyedir. Bir insanın parasını, malını, mülkünü, makamını, mevkiisini, kariyerini elinden alabilirsiniz, ama kişiliğini elinden alamazsınız. Kişilik, insanın gerçekten kendisine ait olan, otantik olarak var olmasını sağlayan, tek ve biricik unsurdur.

Bunu anladığımız ve özümsediğimiz zaman, dünyadaki sorunların büyük çoğunluğu önemli bir ölçüde çözülmüş olacaktır. Küresel çapta doğruya ve iyiye yönelik bir devrim gerçekleştirebilmek için, ruhsal bir devrimi de gerçekleştirmek gerekir.

Kişilik dediğimiz şey de doğuştan var olan ve önceden belirlenmiş bir şey değildir. Kişilik zaman içinde deneyimlerimizle, akıl yürütmelerimizle, eylemlerimizle ve seçimlerimizle oluşur. Kişilik sadece söylemle oluşabilecek bir şey de değildir. Önemli olan söylem ve eylem bütünlüğüdür. Eylemde temeli olmayan bir söylem boş laftan ibarettir.

Söz konusu kişilik elbette gelişmeye açıktır ve farklı zaman dilimlerinde farklı özellikler gösterebilir. İnsanın değişmesini ve dönüşmesini tutarsızlık olarak damgalayıp insanları yargılamak, yaşama dair gerçeklikle de, vicdanla da bağdaşmaz. Önemli olan, söz konusu değişikliklerin ve dönüşümlerin hangi yönde olduğudur. Doğruya ve iyiye yönelik değişimler ve dönüşümler, tutarsızlık olarak nitelendirileceğine, her zaman desteklenmelidir.

Ancak insanlar genelde, doğruya ve iyiye yönelik evrileceklerine, içine düştükleri bozuk düzenin de etkisiyle, yanlışa ve kötüye doğru evrilirler. İnsanın çocukluk aşamasındaki saflık, genellikle yanlışa ve kötüye doğru evrilir. Çocukluk dönemi, deneyim, akıl, eylem ve seçim alanının sınırlı olması nedeniyle bir doğruluk ve iyilik aşaması olarak nitelendirilemese de, içerdiği saflık açısından önemli bir başlangıç noktasıdır. Bu saflık, doğruya ve iyiye de evrilebilir, yanlışa ve kötüye de.

Bu evrim sürecinde çevre etkisinin önemi büyüktür. İnsan toplumsal bir canlı olduğu için, çevresindeki insanlardan ve içine doğduğu düzenden doğrudan etkilenir. Bu nedenle eğitim, insanlığın en önemli davalarından birisi olmalıdır.

Ancak eğitim, sadece okulda edinilen bir şey değildir. Eğitim, ailede, okulda, mahallede, arkadaş çevresinde, medyada, başka bir deyişle, çeşitli toplumsal etki alanlarında geliştirilmesi gereken bir şeydir. Bunun geliştirilmesi de ancak siyasetle olanaklıdır.

  • Siyasetin temel misyonlarından birisi, insanların doğruya ve iyiye evrilmesini sağlayacak ortamı yaratmak olmalıdır.
  • Bunun için de insanın öncelikle değerler, ahlak ve erdem konusunda eğitilmesi gerekmektedir.

Meslek, kariyer edinmek, para kazanmak üzerine tasarlanmış bir eğitim anlayışından doğru ve iyi insan çıkmaz. Böyle bir anlayıştan ancak, birbirinin ayağını kaydıran ve kuyusunu kazan, yaşamı rekabete indirgeyen, entrikacı, kurnaz ve sinsi insanlar çıkar. Böyle bir sistemde, yaşama dair gerçek başarısızlıklar başarı, gerçek başarılar başarısızlık olarak nitelendirilir.

Ancak söz konusu eğitim anlayışının,

– rekabetin yerini dayanışmanın,
– zalimliğin yerini adaletin alması

doğrultusunda yeniden yapılandırılması için de, siyasi düzenin değişmesi ve dönüşmesi gerekmektedir.

  • Monarşinin, feodalizmin, teokrasinin, faşizmin, kapitalizmin, oligarşinin geçerli olduğu siyasal düzenlerden, yaygın bir biçimde doğru ve iyi insan çıkmaz.

Sürü zihniyetinin parçası olmayan;

– sorgulayıcı,
– analitik ve yaratıcı düşünebilen,
– akıl ve vicdan sahibi olan,
– insan ve doğa sevgisi duygusunu yitirmemiş,
– özgür ruhlu istisna insanlar her zaman çıkar;

ancak doğrunun ve iyiliğin egemen olması için, siyasal düzenin değişmesi, siyasi bir devrimin de gerçekleşmesi gerekir.

Şu anda insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük sorun, ruhsal devrim ile siyasal devrim arasındaki karşılıklı birbirine bağımlılığın, bu ikisi arasındaki karşılıklı nedensellik ilişkisinin bir sonucu olan kısır döngüdür.

Felsefenin, bilimin ve siyasetin öncelikle çözmesi gereken sorun budur.

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir