İSTANBUL TRAKYA’YI YUTAMAZ

İSTANBUL TRAKYA’YI YUTAMAZ

Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN
Kamu hukukçusu

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Geçen ayın son haftasında, Tekirdağ’ın Saray İlçesinde, Atatürkçü Düşünce Derneği’nin Saray şubesinin öncülüğünde Marmara Çevre Platformunun son toplantısı yapıldı. Kimi bilim insanlarının katıldığı toplantıda bir gün boyunca Trakya bölgesinin geleceği, Marmara Çevre Platformuna üye olan sivil toplum kuruluşlarının katılımı ve desteği ile ele alınarak tartışıldı. Toplantıya katılan bilim insanları, sivil toplum kuruluşlarının uyanık bekçiliği karşısında, tüm gerçekleri dile getirerek Trakya bölgesinin kurtarılabilmesi uğrunda yapılması gerekenleri ve bilimsel açıdan önerilerini dile getirdiler. Bu toplantı sayesinde bütün Trakya bölgesi bir kez daha geleceğini tartışarak, karşı karşıya kaldığı yok olma çıkmazından kurtulabilmenin yolları üzerinde durdu. Katılımın yüksek olması sayesinde canlı geçen platform toplantısı sonrasında, Trakya bölgesinin içinde bulunduğu yok olma ve işgal edilme çıkmazları her yönü ile ortaya konularak, bölge halkının geniş katılımıyla bir kurtuluş planı üzerinde anlaşabilmenin olanaklı olduğu görüldü. Her türlü baskıya direnen ve İstanbul ile Avrupa Birliği üzerinden çevrilen oyunlar ve senaryoların her yönü ile dile getirildiği bu platform toplantısında, uzaktan kumandalı bütün güdülemelerin bozulabileceği anlaşılmıştır. Bilim insanlarının ortaya koyduğu gerçekler ve önerilere, toplantıyı düzenleyen sivil toplum kuruluşlarının destek vermesi ve kitlesel destek sağlanmasıyla, Trakya bölgesinin geleceği hakkında başkalarının yetkili olmasına izin verilmeyeceği görülmüştür.
………………..
……………….

Bölgenin geleceği ile ilgili en yetkili kuruluş olan Trakya Üniversitesi, İstanbul üzerinden sürdürülen saldığı ve işgal girişimlerine karşı Trakya’nın geleceğine sahip çıkma doğrultusunda 2004 yılında rektör Prof. Dr. Osman İnci ile Prof. Dr. Emre Aysu’nun öncülüğünde bir “Trakya Alt Bölge ve Ergene Havzası Çevre Planı“ hazırlayarak kamuoyunun tartışmasına sunmuştur. İstanbul medyası tarafından sürekli olarak gündemde tutulan Metropoliten plana karşılık hazırlanan bu bölge kalkınma planı resmen onaylanmasına karşın, yetkili kuruluşlara İstanbul üzerinden yapılan baskı ve engellemeler nedeniyle bir türlü uygulama alanına getirilememiş ve meydana gelen boşluktan İstanbul Belediyesi yararlanarak, iktidar partisinin denetimi altındaki kamu kurumları üzerinden isteklerini Trakya bölgesine dönük olarak uygulamaya başlamıştır. İstanbul’un de-santralyizasyonu amacıyla, hem sanayi kuruluşları yavaş yavaş Trakya’ya doğru aktarılmaya başlanmış hem de giderek artan nüfusun yaşayabileceği toplu konut alanları gene Trakya bölgesine doğru açılmaya başlanmıştır. Trakya Üniversitesi tarafından hazırlanan bölge kalkınma planı “Trakya İstanbul’un işgaline karşı direniyor“ başlığı altında kitap olarak da yayınlanmış ve İstanbul azmanının bu bölgeyi yutmasını önlemek üzere kamuoyunun önünde resmen tartışmaya sunulmuştur. Kitabın yayınından bir yıllık bir süre geçmesine karşın, kitapta açıklanan Trakya Üniversitesi’nin planının ilgili ve yetkili çevrelerce ele alınarak değerlendirilmemesi, Türk devleti üzerindeki küresel emperyal baskının devam ettiğini ve İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bu durumdan yararlanarak yoluna devam ettiğini açıkça ortaya koymaktadır. İstanbul’a New York’u taşımağa kalkışanlar, Edirne’yi de küçük Manhattan olarak ilan etmekten çekinmemektedirler. Boğaz’ın iki yakasına yabancıları doldurmayı düşünenler, İstanbul’un yerli halkını da Trakya’ya boşaltmayı planlamaktadırlar. Bu durumda, İstanbul’un arka bahçesi olmaktan kurtulamayan Trakya’nın önümüzdeki dönemde fazlasıyla İstanbul’un saldırı ve işgaline uğrayacağı anlaşılmaktadır. İstanbul’a göç önlenemediği sürece bu hastalıklı gelişmeyi kimsenin durdurabilmesi olanaklı görünmemektedir. Trakya Üniversitesinin ve Marmara Çevre platformunun başlatmış olduğu hukuk savaşımı da yargıdaki siyasal çekişmeler yüzünden sonuç vermemiş ve Trakya bölge planının ortada kalması sağlanarak, İstanbul Metropoliten planının önü dolaylı olarak açılmıştır. Bir hukuk devletinde olmaması gereken bu durum, önde gelen siyasal nedenler ve yeni yapılanma planları doğrultusunda egemen güçler tarafından sağlanmıştır.

SONUÇ              :

Trakya bölgesi, bugün sivil toplum kuruluşları ve çevre platformları aracılığı ile İstanbul üzerinden üzerine gelen küresel saldırı ve işgal girişimlerine karşı var gücü ile direnmektedir. Bu nedenle İstanbul’un Trakya’yı yutması mümkün değildir. Dış destek ve küresel sermaye ortaklığı ile giderek azmanlaşan İstanbul’un çevresine ve ülke bütünlüğüne büyük zarar veren bu saldırgan ve işgalci tutumuna karşı, Türkiye’nin bütün bölgeleri ile birlikte başkent Ankara da karşı çıkmalı ve Türk devletinin güçlü girişimleri ile, İstanbul’un Trakya’yı yutmasına izin verilmemelidir. Dışarısı ile ortaklığa giren İstanbul’un mütareke İstanbul’u olarak yeniden devreye girmesi, emperyal güçlere teslim olması ve onların işbirlikçisi olarak bölgesel hegemonya planlarına karşı, başkent Ankara hiçbir şey yapmazsa ve seyirci kalırsa, o zaman tıpkı kurtuluş savaşı günlerinde olduğu gibi, bölge halkının Trakya ve Paşaeli Müdafai Hukuk Cemiyeti’ni yeniden oluşturarak bir var olma savaşı vermesi kaçınılmaz görünmektedir. İstanbul’un ticaret merkezi olması ya da Yeni Bizans’ın merkezi olması gibi dıştan destekli emperyal planlar, Trakya halkının haklı var olma mücadelesini hiçbir zaman önlememelidir.

Trakya Türkiye Cumhuriyeti’nin kopmaz bir parçası olarak Balkanlardaki Türk varlığının temsilcisi olarak varlığını önümüzdeki dönemde de sürdürecek ve Türkiye ile Balkanlar arasında tarihsel bir köprü olarak, Türkiye’nin güvencesi olacaktır ama hiçbir emperyal ya da işbirlikçi güç, Trakya’yı mütareke İstanbul’unun arka bahçesi yapamayacaktır.

  • İstanbul Belediyesinin de bu durumu bilerek hareket etmesinde ülkenin birliği ve bütünlüğü açısından büyük yarar vardır. (10 Ocak 2020)
    =================================
    Dostlar,

    İSTANBUL KANALI İLE AKP NELERİ MASKELİYOR??

    Değerli hocamız Prof. Çeçen hep “çoooooook uzuuuuuun” yazıyor..
    Hiçbir ara başlık koymuyor.. Okumak kolay olmuyor..
    Ancak huylu da huyundan vazgeçmiyor bir türlü..
    Bütün eleştirilerimiz boşa.. Ancak yazdıkları önemli..
    Atatürkçü – vatansever bir Cumhuriyet aydını ve yetkin bir kamu hukuku bilim insanı olan Sn. Çeçen hocamızdan öğrenmeyi sürdürüyoruz.. Bu yazı için de teşekkür ederiz.. Yukarıya giriş, gelişme ve sonuç için birer paragraf koyduk. Yazının tümü için lütfen tıklayınız..

    ISTANBUL_TRAKYAYI_YUTAMAZ

Dün (09.01.2020) biz de yazdık sitemizde Sn. Aydınlı ile birlikte :

AKP = Erdoğan‘ın Türkiye için tam bir yıkım getirecek olan dış dayatmalı girişimden vazgeçmelidir. Hüsnü Mahalli, youtube’da ve bu gece TELE1’de bu konuda istemin 2016’da ABD’den geldiğini ve bunun kesin olduğunu belirtti.

TÜBİTAK, İstanbul Kanalı için hazırlanan ÇED Raporunun bilimsel temelli olmadığını açıkladı..

AKP = Erdoğan, İstanbul Kanalı girişiminden vazgeçmek için “Bizi ikna etmelisiniz..” buyurmuş.. Soralım..

Soru 1 : Bütünüyle akıl ve bilim dışı ve dış güdümlü tasarım ortada.. Sizi nasıl ikna edeceğiz?

Soru 2 :
Bu tümceyi kurarken içtenlikli olduğunuza nasıl inanacağız?
Bizi boşa yorup meşgul ettiğiniz belirlememiz çok güçlü..

Soru 3 : Sizin isteminizi tersine çevirelim; siz azıcık, zerre kadar demokrat, millete saygılı, dağlarca kibirini denetleyen ve dış baskılardan kurtularak (!????) ulusumuz ikna etmeyi neden düşünmüyorsunuz?

Soru 4 : Hani siz “En büyük millet” buyuruyordunuz; “İsteseniz de istemeseniz de bu kanal yapılacak” anti-demokratik ve halkı hiçe sayan dayatmanızı, hepimizi aşağılayan bu kabul edilemez otokratik – despotik tutumunuzu, size hakaret sayılabilecek sözler etmeden nasıl eleştirebiliriz?? Derdimiz size hakaret hiiiiiiiiiiiç değil ve olamaz.. Bizler yüreği yanan yurttaşlarız ve akılcı – bilimsel davranıyoruz sizin hemen hemen hiiiiç yapmadığınız gibi. Ancak siz, binlerce dava açmış durumdasınız sizi eleştirenlere.. Sizin adaletiniz bunca mıdır?

  • Bu zulme ne buyurursunuz??
    Hemmmmmen dava açmak üzere avukat ordunuz nöbette.. Böylesi bir uygulama yeryüzünde hangi demokratik – hukuk devletinde var?? Türkiye’de apaçık var yaşandığına göre Türkiye’nin demokratik – hukuk devleti olduğunu söyleme olanağı yok. Bir yandan da dinçi kuşatma!

17+ yıl önce iktidara geldiğimizde Türkiye şimdikine göre epey demokratik hukuk devleti idi. Tek başına 17+ yıllık AKP = Erdoğan iktidarı ile kıytırık bir demokrasi – hukuk devleti artığı kaldı. Bunu iktidarınız, Anayasa’nın özellikle, değiştirilemez – değiştirilmesi teklif bile edilemez  2. maddesinin içini boşaltarak, bilerek ve isteyerek, tasarlayarak siz yaptınız..

  • Anayasayı açıkça ihlal ettiniz..  Meşruluğunuzu yitirdiniz gerçekte..

Türkiye’yi hala birtakım akıl – bilim dışı ve en önemlisi dış güdümlü tasarımlarla boşu boşuna yoruyor ve meşgul ediyorsunuz..

Gündem oyunları bir boyutu ile.. 1 taşla birkaç kuş vurma peşindesiniz.
Dürüst ve etik siyaset bu değil.. Müslüman olarak kendinize nasıl yakıştırıyorsunuz??

TÜİK‘in bu gün yayınladığı İŞSİZLİK verilerine bakınız.. Sizin buyruğunuzdaki kurum, ne denli makyajlasa da çırılçıplak gerçekler ortada.. Milyonlarca insan yıllardır ve artan oran da işsiz.. Özellikle üniversite bitirmişler.. İşgücüne katılım oranı %50’nin altında.. Yani, çalışabilecek insanların yarısından azı çalışabiliyor bu ülkede ve siz hala, 3-5 çocuk yapmasını istiyorsunuz insanların.. Bizi ikna eder misiniz bu irrasyonel dayatmanız / takıntınız için??

  • 1 (BİR) TL’ye muhtaç üniversite öğrencisi yoksulluk – açlıktan intihar etti!

İstanbul Üniversitesi Rektörü ödenek sıkıntısını gerekçe gösterdi. Haklı olabilir.. Ama Saray’ın harcamaları sınırsız, denetimsiz örtülü ödenek harcamaları rekorlar kırıyor.. 108 m2 tek parça halı 324 bin TL.. Saray’ın bütçesi milyarlarca TL. Örtülü ödenek hiiiç denetlenemiyor ve rekorlar kırıyor bir yandan..

İnsanlar borç yüzünden ailece, masum çocuklarıyla siyanür içip intihar ediyorlar..
İktidarınız, borazanlarınız, dolma kalemleriniz, besleme basınınız bu alarm verilerini bile örtbas etme peşinde akla hayale gelemeyecek tezler üretiyor.. Bu, açıkça hastalıklı bir ruh halidir.

Anaokulu çocuklarını bile türbana boğdunuz..

Asgari ücret açlık sınırının çok altında ve 6,5 – 7 milyon çalışan, aileleri ve çoluk – çocuklarıyla  bu yoksulluğa – sefalete – AÇLIĞA mahkum edildi.. “Jest” yapabilirdi zat-ı aliniz, nerede??

Veeeee, içeride tıkanıp bunalan her iktidar gibi dış politikaya yönelip halkın yurtsever – ulusalcı duygularını sömürme zamanıdır şimdilerde..

Suriye’de, daha önce Irak’ta olduğu gibi ABD’nin kanlı maşası oldunuz, ödediğimiz – ödeyeceğimiz bedel ölçüsüz ve kaldırılamaz.. Şimdi sıra, Libya serüveni ile halkın duygularını sömürmede ve dikkatlerini iç sorunlardan uzaklaştırmada.. Ama mızrak çuvala sığmıyor..

Kazan kaynamıyor, elektrik – gaz faturaları ödenemiyor..

UYUZ salgınını konuşuyor halkımız!

Çocuk aşılama oranları düşüyor, geçen yıl 3 bine yakın kızamık saptandı ülkede, hala aklınızı başınıza alıp bu bağlamda etkili bir girişim yapmıyorsunuz! TBMM’ye bu aşıların zorunlu olmasını öneren yasa önerisi sunalı yıllar oldu, kadük ettiniz.. Dinci takıntılarınızla aşıları, pek çok ülkenin yaptığı gibi yasal olarak zorunlu kılmaya yanaşmıyorsunuz..

Örn. TV’lerde halkı bu bağlamda eğitecek ve aşıya teşvik edecek neden tek bir kamu duyurusu (spotu) bile yok?!

Siz ne yapmak istiyorsunuz? Salgın çıksın ve mazlum – yoksul çocuklar ölsün, engelli mi kalsın!
*****
Türkiye, tarihinde hiiiiiiiiç bu denli kötü yönetilmedi; hiiiiiiiç bunca aşağılanıp zulüm görmedi.

Cok uzattık, gene bir soru ile bağlayalım :

Son soru    : Ülkenin bunca perişanlığını görmüyor musunuz? Önce bu tabloyu görmek ve kabul etmek zorundasınız.. Ardından, çok ağır ve bağışlanamaz sorumluluğunuzu açıklamak için 2 seçenek var : Ya kapasiteniz yetmiyor, ya kasıtlısınız..

Hangisi, hangisi??

Ve ne bekliyorsunuz, iç savaş mı, isyan mı, böylesi bir gerekçe ile OHAL ilan edip Anayasayı bir kez daha tümüyle rafa kaldırıp, yıllarca OHAL Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle -ki Anayasa Mahkemesine götürülemiyor!- Cumhuriyetin son kalıntılarını da kazıyıp Anadolu Federe İslam Devleti ilan etmeyi mi? Yoksa kutsadığınız ve bir türlü açıkla(ya)madığınız 2023 hedefiniz bu mu?

Asla başaramayacaksınız!

Bu topraklarda daha 1876’da bile Padişahın yetkilerini epey sınırlayan bir Anayasa ve Meclis kurulmuştu.. 150 yılda Türkiye’de ve dünyada toprakların altından çoooook sular aktı. Anti-demokratik – hukuk dışı, irrasyonel, dış güdümlü ve de dinci – gerici takıntı ve dayatmalarınıza artık bir son verme zamanı geldi de geçiyor..

  • Giderek daha çok ve daha ağır hatalar yapıyorsunuz ve eriyen – tükenen iktidarınızı uzatmak isterken ayağınıza sıkıyorsunuz!”

    Hayırlı” olan sizin için de Türkiye için de bu çıkmaz – karanlık yolu, derhal terk etmektir.

    Her şeyin bir haddi – hududu vardır ve insan nerede duracağını bilmelidir..

    Şunu sakın ha sakın, aklınızdan bir an bile çıkarmayın :

  • TÜRKİYE 1’den çoooooooooook ama çooooooooooooook BÜYÜKTÜR!

Sevgi, saygı ve UMUT ile. 10 Ocak 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Hekim, Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimci
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

Yazımızın pdf biçimi için tıklayınız..

ISTANBUL_KANALI_ILE_AKP_NELERI_MASKELIYOR

 

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“İSTANBUL TRAKYA’YI YUTAMAZ” üzerine 2 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir