KIRK HARAMİLER (Bir İhanetin öyküsü) 

KIRK HARAMİLER
(Bir İhanetin öyküsü)                                                                   

Konuk yazar : Ertan URUNGA
Emekli Askeri Yargıç
e.urunga@yahoo.com.tr, Antalya, 15.05.2018

Önsöz
Hani var ya;
Şu bizim Kırk Haramiler,
Büyük Patron’un himayesinde
Gelince iktidara, her şeyden önce
Yaptıkları görülmesin diye,
Başına sardılar türbanı, bu mazlum milletin.
Ve uyutmak için ümmetini,
Ninni gibi dillerine doladıkları
Hep o şarkı,  dudaklarda
“Beraber yürüdük
Biz bu yollarda, beraber ıslandık
Yağan yağmurda…”
diye,
Daha ilk günden başladılar, çığlık çığlığa
Büyük bir iştiha ile yağma ve talana…
Ne de olsa göçebe toplumu, Bedevi Arapların
Ekininden geliyorlardı, Soyağacına bakınca…
Sonradan da gördük ki tüm icraatları boyunca,
“Devletin malı deniz, yemeyen domuz”
Anlayışı temel karakteriydi Haramilerin.
Ancak haksızlık yapmamak için, yeri gelmişken
Becerilerine de -kısaca- değinmek gerekir burada;
-Dini siyasete alet edip iktidara gelmekte,
-Yalan dolanla müritlerini aldatmakta,
-Tertip ve kumpaslarla muhaliflerine kara çalmakta,
-Hile ve sahtecilikle kendilerine çıkar sağlamakta,
-Okul, cami ve kışlaya siyaset sokmakta,
-Çılgın projeler ve Kaçak saraylar yaptırmakta,
-Yeşil alanları betonlaştırarak doğayı katletmekte
– Ve hele, gösteri yaparken At’tan düşmekte,
Hep gördük ki Elhak, çok becerikliydiler doğrusu!.

Yağma Süreci
Bunları önceden görüp de
Kurtuluştan sonra yaptığı devrimlerle,
Tarihe gömdüğü için Osmanlı artıklarını
Yıllarca içlerinde besledikleri kin ve öfkeyle
Dünyanın en büyük devrimcisi
Yüce önder ATATÜRK’ün emaneti;
Cumhuriyet’in öz varlıklarını,
Halkın geçim kapısı, KİT’leri
Özelleştirme yapıyoruz diye, yalanlarla
Peş keş çektiler yandaşlarına…

Kesilmeyince kabaran iştahları,
Dünyaya açıldılar, hiç duraksamadan
Bitirmek için Türkiye’yi…
Satılığa çıkarıldı hemen, kelepir fiyatına
Batan geminin malları gibi
O güzelim Türk yurdu Anadolu!
Hani, her karış toprağında
Şehitlerin kanı bulunan
Sevgili vatan!
Satıldı haraç mezat, parsel parsel
Mülkiyet hakkı dâhil, hem de
Elin gâvuruna!

Çözüm Süreci
Satarak bitiremeyeceklerini anlayınca,
Tümünü birden yutmak istediler önce.
Ancak biliyorlardı ki deneyimleriyle,
Buna güçleri yetmezdi.
Bir seçenek daha vardı ellerinde;
Türkiye’yi parçalayarak yutmak!
Hem bunun için fırsat kollayan, aç kurtlar
Dolaşıyordu ortalıkta, avını yoklayarak.
Hava karlı ve sisli, kafalar karışıktı…
O sırada bir öneri geldi, Okyanus ötesinden
“Artık demokratikleşmeniz gerekir” diye.
Hemen koyuldular işe, Haşhaşilerle birlikte
Başlatıldı Çözüm süreci, büyük bir hevesle…
Önce taraftar toplamak için kendilerine,
Sürdüler sözde akil adamları sahaya…
Vatana göz diken, Mehmetçiğe tuzak kuran
Hainlerle bir olup, oturdular masaya…
Dahası bunları yargılayacağız diye,
Çadır mahkemesi kurdular, araziye
Götürdüler yargıçları ayaklarına…
Her şey yolunda giderken böyle!
Haramilerle Haşhaşiler, aralarında
Daha önce çaldıklarıyla, dolunca kasaları
Ayakkabı kutularına sakladıkları
Meşruku, paylaştıkları bir sırada
Ters bir rüzgâr esti, aniden
Yolsuzlukları sızınca Medya’ya;
Karıştı ortalık bir anda, tutuştular kavgaya…
Son verildi Hainlere tanınan tüm imtiyazlara…
TSK gönderilince sahaya, başladı hendek savaşları!
Sonra gömüldü o Hainler, kazdıkları çukurlara…
Şehitler için yine ağıtlar yakıldı, yine analar ağladı.
Barışçıl bir çözüm çıkmayınca o kanlı süreçten,
Bu kez, Güç savaşları başladı aralarında…

Savaş Süreci
Bir gece ansızın saldırdı Haşhaşiler, havadan
Kaçak saraylarına Haramilerin, 15 Temmuz’da
Bombalar düşerken tepelerine,
Ustaca bir manevra ile kurtuldular darbeden.
Yarattıkları bunalımı, yine fırsata çevirdikten sonra,
Sarsılan güçlerini kazanmak için yeniden
Silahlı Kuvvetlere sarıldılar, mecburiyetten
“Sınırları Hainlerden temizleyeceğiz” diye,
Suriye üzerinde Emperyalist emelleri olan
Ve oradaki Hainleri kendi askeri sayan,
Büyük Patronla da anlaşarak, kuytularda
Sürdüler kınalı kuzuları,  Ortadoğu bataklığına…
Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarında
Şehitler gelmeye başlayınca yurda, art arda
Kimi aymazlar, yazıklar olsun ki onlara
“2. İstiklal Savaşı” dediler bu operasyonlara!
O görkemli İstiklal savaşını küçük düşürerek,
Nankörlük ettiler atalarına…

Yapılanma Süreci
İktidarı ele geçirdikleri tarihten itibaren
Hep işaret ettikleri gibi hani, 2023’de
Laik Cumhuriyet düzenini değiştirerek, kendilerince
Ümmet egemenliğine dayalı, federatif yapıda
Dinsel bir devlet kurmaktı, başat ereği Haramilerin.
Bu ereğe ulaşmak için hemen o tarihte,
Haşhaşilerle birlikte, başlatılan yağma sürecinde;
Tümüyle kadrolaşmışlardı zaten, bürokraside
Bugün, Beyin göçünün nedeni olan
Okullara öğrenci, kamuya eleman alımlarında,
Yaptıkları hile ve tertiplerle, sınavlarda
Başarılı yurttaşları eleyip, kendi yandaşlarıyla
Doldurdular tüm kademelerini devletin.
Ancak, oluşturulurken altyapısı bu şekilde,
“Yok öyle yağma” diye, hesap soracak
Bir yiğit çıkmayınca ortaya, bugüne dek
Bu kez hukuksal yapısını oluşturmak için devletin
“Mevcut Anayasayı değiştireceğiz” diye,
Anayasal düzeni sil baştan değiştiren
Yeni bir Ferman çıkartıp, dayattılar topluma…
16 Nisan 2017’de yapılan şaibeli Halkoylamasıyla
Kabul edilen yeni Anayasa ile birlikte,
Sona erince Yapılanma süreci, baskın bir şekilde
Karar verildi yine Erken seçimlere, zorda kalınca…

Bugün yaşanan tüm süreçlerde, Emperyalist devletlerin
Sömürgeci emellerine hizmet ettikleri görülen Haramilerin,
“Türk ulusunun Egemenlik hakkını elinden alıp,
Türkiye’yi federe bir İslam devletine dönüştürmek”
istediklerini
Görünce Türk ulusu bu ihaneti, mutlak yapacaktır gereğini;
Daha önce de olduğu gibi yurduna göz diken tüm Hainleri,
Yetti Artık” diye direnerek, yine Tarihe gömecektir elbet!

Son Söz
24 Haziran Baskın seçimlerine
On gün kala, siz de görüyorsunuz ki
Bu gün tanyeri ağarırken ufuktan,
Sönmeye başladı ampuller, birer birer
Göklere yükselen Güneş’in ışıkları
Bir tokat gibi çarptıkça suratlarına
Derin bir korku sardı Haramilerin
Körelen yüreklerine!
Cumhurbaşkanlığı seçimine katılan
Saygın bir Aday, herkesin beklediği gibi
Ortaya çıkıp da yiğitçe ve hakça,
Meydan okuyor şimdi Haramilere…
Tam bir kararlılık ve inançla hem de
“Haklıyız Kazanacağız” diye,

Güvence ve umut veriyor
Vatansever tüm yurttaşlara…
Bu manzarayı görünce, diyoruz ki biz de
Artık Tamam; bitecek bu eziyet bu zillet
Kavuşacak herkes, erinç ve adalete
Türk ulusunun başı, yine erecek Göğe!
İşte o zaman, kimsenin kuşkusu olmasın ki
“Bir yiğit geldi, direndi ve yendi” diye,
Tarih yazacak elbet; o yiğidin adını da ince ince
Sonsuza dek yaşayacak yurttaş Muharrem İNCE, sevgiyle

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir