‘Kriz kaçınılmaz canımız yanacak”

Ekonomiye ilişkin karamsar tespitler:
‘Kriz kaçınılmaz canımız yanacak”

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) İktisat Profesörü Daron Acemoğlu Türkiye ekonomisi için, “Şu anda ekonominin negatife girmesi engellenemez boyutta. Umarım sistemik krizi görmeyiz. Ama bazı şirketlerin batması, işsizliğin artmasının önünü kapatamayacağız” yorumunu yaptı. Prof. Dr. Refet Gürkaynak da katıldığı medyascope yayınında “İdare ediyoruz idare ediyoruz, şimdi idare edemeyeceğimiz noktaya geldik. Şu anda yatırım yapılmamasının nedeni yüksek faizler değil, memleketin yaşanılmaz hale gelmesidir. Memlekette durgunluğun olduğu aşikâr. Canımızın acıyacağı kesin” dedi.
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) İktisat Profesörü Daron Acemoğlu’na göre, şu anda ekonominin geldiği durumda bir kriz yaşamadan çıkmamız mümkün değil.

Medyascope.tv’nin yayınına Bilkent Üniversitesi’nden Prof. Dr. Refet Gürkaynak ile katılan Acemoğlu, “Şu anda ekonominin negatife girmesi engellenemez boyutta. Mucize şekilde bir çıkış mümkün değil. Eğitim düzeyinin yeniden yüksek kaliteye gelmesi kolay olmayacaktır. Umarım sistemik krizi görmeyiz. Ama bazı şirketlerin batması, işsizliğin artmasının önünü kapatamayacağız” dedi. Acemoğlu’nun değerlendirmeleri özetle şöyle:

* Şu anda yaşadığımız problemler daha önceden birikmiş olan dengesizliklerin bir sonucu. Burada kaliteli büyüme olmaması. Büyüme odaklarının yanlış taraflarda bulunması. Türkiye’nin son 10 yıldaki büyümesi üretkenliğe dayalı olmadı. Özellikle inşaat sektörü ve tüketim üzerinden gelen bir büyüme. Böyle büyümeler genelikle dengesizlikler yaratıyor. Bunları göz önünde bulundurmadan sanki şu andaki sorunları son günlerin ya da yabancı yatırımcının gelmemesine bağlamak doğru değil. Son 10 yıllık para politikalarının kötü sonucunu görüyoruz şu anda.

Yatırım artmalı!

* TL’nin değer yitirmesini durdurmak gerek. Enflasyonu denetim altında tutmak gerek. Türk ekonomisinin yapısını çok kapsamlı düşünerek doğru yatırımı nasıl artıracağımızı düşünmek lazım.

* Türkiye demokrasisi 15 Temmuz döneminde önemli bir sınav geçti. Ama onun arkasında gelen OHAL ise Türkiye demokrasisinin derinliğini yitirmesine neden oldu. Korku, kutuplaşma, özgürlüklerin azalması politikacıların üzerinde olan denetlemeninin etkisini kaybetmesi… OHAL tüm gücü tek elde topluyor.

Canımız acıyacak!

Prof. Dr. Refet Gürkaynak da “Şu yatırım yapılmamasının nedeni yüksek faizler falan değil, memleketin bayağı yaşanılmaz bir hale gelmesidir. Memlekette durgunluğun olduğu aşikâr. Canımızın acıyacağı kesin” dedi.

Memleketin şu andaki durumundan söz ederken iç karartmadan bahsetmenin mümkün olmadığına işaret eden Gürkaynak’ın değerlendirmesi şöyle:

* Döviz kurunun bu düzeylerde olmaması için enflasyonun denetim altında olması gerek, bunun için de Merkez Bankası’nın işini yapabilmesi gerekiyor. Sürekli idare edilecek adımlar atılıyor. İdare ediyoruz idare ediyoruz şimdi idare edemeyeceğiz noktaya geldik.

* Yargıyı boyunduruk altına almak yargı bağımsızlığını sağlamaktan daha zordur. Basını baskı altına almak, çıkın bildiğinizi konuşun demekten daha zordur. Bizim memleketimiz genel olarak ümitsiz olunmaması gereken bir memleket. Bu ülkenin insanları burada ve insanca yaşamak istiyorlar. (cumhuriyet.com.tr 14.06.2018)
==============================================
Dostlar, 

ÇOK YÖNLÜ CİDDİ BUNALIMDAN NASIL ÇIKARIZ?

Türkiye’nin içine sürüklendiği ağır bunalımın çok boyutlu olduğunu artık herkes açık açık görüyor, yaşıyor.. Namuslu – yansız bilim insanları ekonomik çıkmazı açıklıyor ama AKP – RTE hep bunların tersini söylüyor.. Gerçekleri öğrenmemiz is-ten-mi-yor.. Hep ama hep en vahşi biçimde sömürmek istiyor egemenler. Üstelik devr-i KüreselleşTİRme’de = yeni emperyalizm, finans – kapitalin kuyruğuna yapışan gayrı millileşmiş sermaye ile ortaklık – işbirliği içinde!

Çarşı – pazar alev alev.. Fiyatlar adeta roket hızıyla artıyor.. Birkaç gün önce karpuzun kg’ı 3 TL idi. 10 kg gelen irice bir karpuza 30 TL ödemek.. İtiraf edelim, bizim için hayal ötesi.. 1 kg kiraz 14, kavun 4 TL. Kaysı 9, ithal elma 14, yerli elma 8-9 TL.. Ulusal Paramızın simgesi olan 1 TL ortada yok. 1 TL’ye alınabilecek hemen hemen hiçbir şey kalmadı. Herhangi bir dolmuş, otobüs, vapur.. 1 TL’ye binmek artık epeydir hayal. Gözümüzün önünde görüp izlediğimiz, duyumsadığımız (hissettiğimiz) bir hızla yaşamın her alanı pahalılaşıyor.. 2,4 kg gelen bir kuzu but için 135 TL ödedik ki; kaç yemeğimize evde katık yapacağız. 3 hafta önce de 8 parça pirzolaya 65 TL (1 kg 84 TL) ödemek zorunda kalmıştık. Arabamızın 55 litre motorin deposu 300 TL altında dolmuyor, üstelik son birkaç haftadır önlenemeyen fiyat artışları, ÖTV’den özveri ile “henüz” tüketiciye yansıtılmıyor. Şimdiden 500 milyon TL’ye yaklaştı bu vergi yitiği. Seçim sonrası acısı kaçınılmaz olarak çıkacak, azalan devlet gelirleri zamlarla, vergi artışlarıyla, cezalarla ve de BORÇLANMA ile kapatılmaya çalışılacak..

Devlete vergi vermeyenler gene BORÇ verecekler..

15,5 yıldır Türkiye, insanlık tarihinde görülmemiş biçimde talan edilmekte. İktidar yandaşları zengin edilmekte, bir yandaş yüklenicinin utanmadan – küstahça söylediği üzere “..milletin a..na koyacağız.” projesi yürürlükte. Türkiye’de üretim neredeyse iğneden – ipliğe dış girdiye bağlı. 100 dolarlık dışsatım (ihracat) için 70-80 Dolar arasında dışalım (ithal) girdiye mahkumuz. Dolayısıyla döviz fiyatlarında en küçük yükselme acı bir maliyetle ülkenin sırtına biniyor. Temel hastalık burada! Üretimde dışalım ham – ara mal ve hizmet girdi payını düşürmek ve yerli – yerel kaynaklara dayandırmak zorundayız..

  • Çok tasarruflu bir yaşam sürmek zorundayız..
  • Milletin kör kuruşuna sahip çıkan dürüst – ahlaklı – erdemli – yetkin insan yetiştiren akılcı – bilimsel eğitim sistemine dönmek zorundayız!
  • Nedensiz zenginleşenlere varlıklarının kaynağını sormalıyız..

ULUSAL ÜRETİM SEFERBERLİĞİ! 

Bu da ancak ve ancak Kamu – Devlet öncülüğünde planlı karma ekonomi ile olur.
Başka reçete yok, başka reçete yok, başka reçete yok!
AKP ise tersini yaptı. Devletin nesi varsa 60-62 milyar dolara haraç – mezat sattı..
Başta inşaat, gösterişli ancak yeterince katma değer üretmeyen tüketim alanında yerli ve BORÇ ALINAN kaynaklar har vurulup harman savruldu. Yandaş milyonlar zengin edildi.
Şimdi borçlar çevrilemiyor..
Ama siyasetçi yalan söylemeye devam ediyor.. Kendi yarattığı faciayı “dış oyun” diye yutturmaya çalışarak gene mağduru oynamaya bakıyor. Ancak gene de sormazlar mı :

  • Sen 15,5 yıldır tek başına iktidarsın.. neden ülkeyi bu oyunlardan koru(ya)mıyorsun??

Halkımız YAKICI YAŞAM PAHALILIĞINI – VAHŞİCE YOKSULLAŞTIRILMAYI – ACIMASIZCA İŞSİZLİKLE TEHDİT EDİLMEYİ – SAHTEKARCA TERÖRLE KORKUTULMAYI – HUKUKSUZLUĞU – OHAL TERÖRÜNÜ – DİN SÖMÜRÜSÜNÜ..

asla hak etmiyor.. Bunları hepsi aşılabilir ve Türkiye’nin kaynakları talan edilmez ise tüm insanlarımıza insanca yaşayacak bir yaşam düzeyi sağlayabilir..

Sorun kötü yönetimde!
Sorun beceriksiz ve dürüst olmayan iktidarlarda..
Sorun; küresel kapitalizmin taşeronu iktidarların görevlerini yapmalarında!

Sana çok somut bir örnek eyyy yurdum insanı                    :

Bak, 2,5 günde kanyollarında (siz hala karayolları mı diyorsunuz?!) 37 kurban verdin Bayram günlerinde (16.6.18, 19:00).. Daha bitmedi.. Yüzlerce yaralı var ve onlarcası değişen düzeylerde engelli kalacak! Niye acaba? Hiç düşünmez misin sen? Kötü politikacının kader – fıtrat mı tuzağına düşecek misin? Hani Türkiye’nin 20 bin km’ye yaklaşan bölünmüş yolları? Yeni ve yetenekli otomobilleri? İçişleri Bakanlığı telaşecibaşı konumunda ve geçen yıla göre %13 azalma olmuş kazalarda; o da alınan önlemler sayesinde imiş.. Yiyecek misin yurdum insanı? Büyüklere masalları dinlemeyi ve kanmayı – kandırılmayı sürdürecek misin kan yollarında kurban olarak?

Peki ne yapılabilirdi ? TOPLU TAŞIMA canım kardeşim, TOPLU TAŞIMA.. 3 yanı deniz olan ülkede binlerce km kıyı şeridinde insan (hatta yük) taşımacılığı neden yok? Neden bölünmüş yollar yerine demiryolları ile toplu insan – yük taşımacılığı öne çıkarılmadı? 50 milyar dolar dolayında enerji faturası belimizi büküyor ve ağırlıklı olanı akaryakıt ürünleri.. Motorlu kara taşıtları 22,5 milyonu geçti, onlarca milyar dolar dışalıma ödedik, otomobil alıp borçlandın, şimdi banka kredini ödeyemiyorsun, benzin – motorin – otogaz cebini yakıyor değil mi? Yaa işte böyle yaşamın zehir olur, canından olursun – engelli kalırsın, sevdiklerini kurban verirsin yuvan yıkılır! Şakası yok, izlenen ekonomi – ulaşım – sağlık… politikaları işte böyle sana bedel ödetir! Seni ve ülkeyi, geleceğini ipotek altına sokar, hatta tutsak alır; sermayeye çalışırsın, köleleşirsin!
*****
Eyyyyyyyy halkım, artık gör lanetli oyunu!

Yanan – yıkılan – şehit / gazi veren – işsiz bırakılan, borç altında inletilen ve iflas eden, bunalıma girip canına kıyan, “a..na konulan” ve uyanmazsan hep “a..na konulan” sen olacaksın!

Uyan artık ölümcül gaflet uykundan.. 24 Haziran / 8 Temmuz’da bu yok oluşa “dur” demezsen, artık sen bilirsin.. Cehenneme giden yoldan önce son çıkış, anlıyor musun, görüyor musun??

  • İlk olarak, bize bu cehennemi kurgulu – kurgusuz yaşatan siyasal iktidardan kurtulmak elzem duyuyor musun?!! Üstelik dini siyasete alet eden, ALLAH İLE ALDATAN bunlar!

Sevgi, saygı, kaygı ama UMUT ile. 16 Haziran 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“‘Kriz kaçınılmaz canımız yanacak”” üzerine 2 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir