Suay Karaman : LOZAN’DAN GÜNÜMÜZE

LOZAN’DAN GÜNÜMÜZE

Suay Karaman

Lozan Barış Antlaşması’nın imzalandığı gün olan 24 Temmuz 1923 tarihi, ülkemiz için önemli günlerden biridir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu anlaşması olan Lozan Barış Antlaşması ile Türk devletinin bağımsızlığı resmen kabul edilmiştir. Bu Antlaşma ile Türk milletinin bağımsızlığını yok eden Mondros ve Sevr Antlaşmaları geçersiz sayılmış, Misak-ı Milli sınırları büyük ölçüde gerçekleştirilmiş, kapitülasyonlar tümden kaldırılmış, Türkiye Cumhuriyeti ekonomik özgürlüğünü kazanmış, Ermeni devletinin kurulması fikri reddedilmiş, Avrupalıların Türkleri, Anadolu ve Avrupa’dan atma amaçları tamamen sona ermiştir.

Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün Lozan için söyledikleri çok önemlidir:

  • “Lozan Antlaşması, Türk ulusuna karşı, yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması’yla tamamlandığı sanılmış, büyük bir suikastın çöküşünü bildiren bir belgedir. Osmanlı tarihinde benzeri görülmemiş bir siyasi zafer eseridir.”

Eşsiz liderimiz Atatürk’ün bu söylemine karşın, tarihi bilmeyenlerin, bilgiden yoksun olanların, demokratik ve laik cumhuriyetimize kin kusanların şu sözleri de belleklerdedir:

  • “Tarihte bize ne yaptılar? 1920’de bize Sevr’i gösterdiler, 1923’te Lozan’a bizi razı ettiler. Birileri de Lozan’ı ‘zafer’ diye yutturmaya çalıştı. Her şey ortada. İşte şu an Ege’yi görüyorsunuz değil mi? Bağırsan sesinin duyulacağı adaları biz Lozan’da verdik. Zafer bu mu? Oralar bizimdi. Oralarda bizim camilerimiz, mabetlerimiz var ama şu anda hâlâ Ege’de kıta sahanlığı ne olacak, havada, denizde ne olacak bunları konuşuyoruz, hâlâ bunun mücadelesini veriyoruz. Niye? İşte o anlaşmada masaya oturanlar sebebiyle. O masaya oturanlar, o anlaşmanın hakkını vermediler. Veremedikleri için şimdi onun sıkıntısını biz yaşıyoruz.” (AS : Ne yazık ki bu sözleri 1 yıl önce Cumhurbaşkanı olarak R.T. Erdoğan söyledi!)

12 ada Osmanlı Devleti’nin İtalya ile 1912 yılında yapmış olduğu Uşi Antlaşması ile diğer adalar ise 1913 Londra Antlaşması ile yitirilmiştir. Yani bu Ege adalarının hepsi Osmanlılar zamanında elden çıkmıştır. Sesimizi duyacak kadar yakın adaları Lozan Antlaşması ile Yunanlılara kaptırdık diye söylenenlerin, Lozan Antlaşması’na aykırı olarak Yunanistan’ın el koyup, bayrağını çektiği ve silahlandırdığı Ege Denizi’ndeki 17 adamız ile 135 kayalığın hesabını veremeyenlerin konuşmaya hakları da yoktur.

Ancak bunu söyleyenlerin geçen yıl Lozan Barış Antlaşması’nın 93. yıldönümünde yayımlanan mesajda; “Lozan’ın içeriği ve cumhuriyetin ilkeleri bugün daha iyi anlaşılıyor” ifadesini kullanması da, zamana ve duruma göre farklı söylemde bulunmanın garip ve çelişkili bir ifadesidir.

Günümüzde Lozan Barış Antlaşması delik deşik edilirken, siyasi iktidar tarafından laik eğitim de yok edilmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın, geçtiğimiz günlerde yayımladığı bir yönetmelik ile her derecedeki okullarda “kadınlar ve erkekler için” ayrı ayrı mescit oluşturulması zorunluluğu getirildi. Böyle bir uygulama, anayasadaki cumhuriyetin niteliklerine, devletin laik ve sosyal hukuk devleti kimliğine, yasalar önünde eşitlik ilkesine ve Milli Eğitim Temel Kanunu’ndaki eğitimin laik kimliğiyle ilgili hükmüne açıkça aykırıdır. Bu yönetmeliğe siyasilerden karşı çıkan kimsenin bulunmayışı ise, ülkemizin getirildiği içler acısı durumu gözler önüne sermektedir.

Zinayı suç olmaktan çıkaranların, son günlerde yaşadığımız depremleri de zinaya bağlamaları, laik eğitimin yok edildiğinin göstergesidir. Bunun dışında okul kitaplarından Atatürk kaldırılmış ve ibadet olarak kabul edilen “cihat” kavramının, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin programında okutulması kararlaştırılmıştır. “Cihat bilmeyen çocuğa matematik öğretmenin faydası yok” diyenler, aydınlanmadan payını alamayan, matematikten anlamayan, geri kafalı ortaçağ artıklarıdır.

Atatürk adının geçtiği her şeyi yok ederek, Cumhuriyetin değerlerini silmeye çalışan siyasi iktidar, Atatürk Orman Çiftliği’ni talan etmiş ve yapılaşmaya açmıştır. Cumhuriyetle hesaplaşmayı mekanlar üzerinden de yapmayı seçen siyasi iktidar başkentteki Marmara Köşkü’nü, Havagazı Fabrikası’nı, Baraj Gazinosu’nu, İller Bankası’nı yıkmakta sakınca görmemiştir. Bunlar yetmezmiş gibi kaçak saraylara sığamayanlar şimdi de Anıtkabir’i imara açma kepazeliğine başvurmaktadırlar.

Ankara Anakent Belediye Meclisi’nin 11 Mayıs 2016’da “oybirliği” ile aldığı kararla “Anıtkabir Koruma Amaçlı İmar Planı” değişikliklerine onay verilmiştir. Yeni imar planına ilişkin başlatılan çalışmanın ardından Anıtkabir’in betonlaşma süreci başlatılacaktır. Tüm ulusa ait, anı ve saygı mekanı olan Anıtkabir, Mustafa Kemal Atatürk’ün anıt mezarı olması nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti için büyük bir anlam taşımaktadır.

  • Anıtkabir’e ilişkin yapılan plan değişikliği ile alanın daraltılması fikrinden ivedilikle vazgeçilmelidir.

Plan değişikliğine ‘evet’ diyen Atatürk’ün partisinin üyelerine de gereken yaptırım ivedilikle uygulanmalıdır.

Ülkemizde işsizlik, açlık, yolsuzluk ve yoksulluk kol gezerken, çalışanın, emeklinin, esnafın durumu perişanken, terör her gün can alırken, bölünme ve iç savaş provaları yapılırken, 16 Nisan halk oylaması sahtekarlıkla “evet”e dönüştürülmüşken, hukuk tümüyle kaldırılmışken, eğitim karanlık ortaçağ düzeyine geriletilmişken, kültür ve sanatın içine tükürülürken, kanun hükmündeki kararnamelerle keyfi olarak ülke yönetilirken, “güçlü Türkiye” masallarına kargalar bile gülmektedir. Bugün belki de Lozan Barış Antlaşması’nın imzalandığı günlerden daha karanlık bir toplum kimliğindeyiz. Ancak yine milletin azim ve kararı ile her türlü olumsuzluğun üstesinden geleceğimiz günler yakındır. (24 Temmuz 2017)
==============================
Dostlar,

Sevgili Suay Karaman değer verdiğimiz bir yurtseverdir.
Bu sitede onlarca yazısı yayınlanmıştır.
Ancak Anıtkabir ile ilgili konu Sn. Karaman’ın yazdığı ölçüde net değil…
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanının açıklaması oldu :

  • “….  Milli Savunma Bakanlığı bizden talep etti ve yapıldı. Yapılan da haberde bahsedildiği gibi değil. Anıtkabir sınırları dışında bulunan ve mevcutta park alanı olarak ilan edilmesine rağmen orada bulunan 5 katlı askeri lojmanı resmileştirdik.” 
  • Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nun hiçbir şekilde yeni bir yapılaşmaya müsaade etmeyeceğini söyleyen Gökçek, “Yeni bir yapılaşma söz konusu dahi değil. Sadece mevcut askeri lojmanlar resmileşti. Mevcut durum korundu o kadar. …” diye konuştu.

Hükümetin açıklaması da oldu benzer doğrultuda..

Dün gece de Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen Halk TV’de Gökçek ve Hükümet açıklamalarına koşut açıklama yaptı..

Tersi kanıtlanana dek böyle kabul etmek durumundayız.. Ve dileriz böylesi bit hata yapılmaz..

Lozan Barış Andlaşması’nın 94. yıldönümü bir kez, bin kez daha kutlu ve mutlu olsun!

Sevgi ve saygı ile. 25 Temmuz 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir