Emine Ülker Tarhan : Yargılanacaksınız hem de darbeciler gibi!


Yargılanacaksınız hem de darbeciler gibi!

portresi

 

Emine Ülker Tarhan

 

 

 

İki yıl kadar önceydi, birincisi yetmezmiş gibi ikinci özel yetkilileri getirdiğiniz geceydi. Bu kürsüden (TBMM) yine ben şunları söylemişim, demişim ki: “Uzun tartışma ve pazarlıklardan sonra gençleri, demokratik kitle örgütlerini düşman ilan edip susturmaya, başka kadrolarla devam etmeye, bir çifte özel yetkili mahkeme düzeni oluşturmaya

karar verdiniz. Hani hukuk devletlerinde özel yetkililere yer yoktu ya Sayın Bakan?” diye sormuşum. “Hani güvenmiyor ve demokrasiye aykırı buluyordunuz ya, belli ki bir gecede fikir değiştirmişsiniz korkudan tir tir titrediğiniz bir yapıya halkı teslim etmeye.
Ve şimdi, yıllardır ittifak ettiğiniz güçlere karşı bile tetikte uyuyorsunuz. Bir vakit kardeşiniz olan bugün nasıl düşmanınız olduysa, bir gün, iktidar paylaştığınız odaklarla da ittifaklar bozulabilir.”
 demişim.

“Karşılıklı sırlar devreye girer. İşte tam da bundan bu gece yarısı operasyonunuz.”
Ve sormuşum: “Mesleğin ilkelerine ihanet eden,
intikama tembihli yargıyı
kim yarattı?

“Demokrasi ve özgürlükleri korumakla görevli yargıçları kim birer sürek avcısına çevirdi? Kimin yaptığının, cemaatin mi, AKP’nin mi yaptığının ne önemi var ki,
toplumu kurban ettiniz.”

“İktidarı paylaştığınız güçlerle güç dengesi sağlamak için Rambo tipi mahkemelerinizi şimdi aranızda paylaşıyorsunuz.” demişim ve uyarmışım:

“Bu politikalarınız, güvenlikçi politikalarınız sizi yeniden ve yeniden yasa yapmaya zorlayacak. Tüm gölgesinden korkanlar gibi bunu yapacaksınız ve bu dirlikten kurtulamayacaksınız çünkü korku dağları bekliyor.” demişim ve bütün söylediklerimiz bugün gerçekleşti.

SİMİT YİYEREK BESLENENLERLE DOLAR YİYEREK SEMİRENLER
ORTAYA ÇIKTI

Savaş açınca birbirinize, yıllarca gizlenen, üstü örtülen kirli çamaşırlar ortaya saçıldı, günahlar, masumların yaşamını karartmalar, sahte kanıtlardan sonra tehditler
havada uçuştu. “Ne istediler de vermedik?” karşılığında, ne isterseniz yapmanıza, anlaşılan, izin verilmişti ama yaptıklarınız öyle, bini aşmış ki öyle böyle değil,
inanın, öyle böyle değil. Bunları gizlemek şimdi bütün derdiniz “demokratikleşme paketi” adı altında. Bu sayede yargı artık işlemiyor. Hukukla değil, aklına estiğinde yapılan yasalarla yönetilen bir muz, belki de bir ananas cumhuriyetine dönüşmüş
bu devlet.

Ve bu ülke, insan suretinde pek çok ortalıkta gezenler gördüğü gibi, hâlâ dolaşıyorlar onlar. Üzerinize alınmanıza gerek yok, Özal dönemini filan hatırlarsınız diye düşünüyorum yaşınız itibarıyla. Rüşvet dolu, para dolu çantalar kol geziyordu sokaklarda, “Rüşvetin belgesi mi olur?” söylemleri dolaşıyordu.

Bugün de, anne tarafından bilmem ama baba tarafından yalancı ve hırsızlar görüyor
bu ülke. Soğuktan, açlıktan ölen bebekler varken bu ülkede, çalışmadan
100 binlerce liraya kirayla rezidansta yaşayanlar var. Eminim bundan da mağduriyet çıkartır böyle adamlar, derler ki: “Zavallı çocuğun bir evi yok, kirada yaşıyor.”

Derler mi? Bence derler. Uzak tarihler bir yana, iki yakın tarih kim temiz bu ülkede,
kim değil, ortaya koymuştur, Haziran direnişi ve 17 Aralık olayı. Simit yiyerek beslenenlerle dolar yiyerek semirenlerin, para sayma makinesi olanlarla yırtık
sırt çantaları olanların, gaz yiyen, can verenlerle hak yiyenlerin, kasasında milyonları ortaya koyanlarla yüreklerini ortaya koyanların, eli ayağı titrediğinde babasını arayanlarla hakkını meydanlarda arayanların farkını ortaya koymuştur.

Siz, gençler sokağa çıktığında bağırdınız: “Uluslararası sivil darbe”, “beyaz Türk…” Nasıl beyaz Türk’se, kasasında para yok, yara bandı ve Talcid dolu sırt çantası dışında herhangi bir şeyi yok. Ne yaptı ya bu çocuklar? Sit alanına villa mı yaptı
bu çocuklar? Polisler bakanın çocuğunu gözaltına alır, “sivil darbe”; para sayar, “zamanlama manidar…” Yani neredeyse seçimin bile zamanlaması manidar diyeceksiniz, seçimi bile yasaklayacak hâle geldiniz. Yeni moda da “paralel darbe.”

Sormak istiyorum ya: Siz sakın başınıza darbe filan almış olmayın. Ha bir de ikinci dalga operasyon diye bir şey vardı. Ondan ne yaptınız, merak ediyorum. İkinci dalga operasyonunu kırpıp kırpıp villa mı yaptınız? Tevekkeli değil, bu aralar havada bir “villasına kavuşmuş başbakan” heyecanı var. Onu hissediyoruz.

ÖZEL YETKİLİ MAHKEME YERİNE ÖZEL YETKİLİ BAKANLIK KURULUYOR

Şimdi, gelelim pakete: “Kendine demokratikleşme paketi.” Bundan çıka çıka yolsuzluk örtüsü çıktı, kendinizi korumak için kurduğunuz mahkemeleri yine kendinizi korumak için şimdi kaldırıyorsunuz. Hak için, özgürlükler için, adalet için değil, yalnızca korkunuzdan kaldırıyorsunuz. Bakın, özel yetkili mahkemeler kaldırılmalıdır. Ancak, yarattığı tüm olumsuz sonuçlar ortadan kaldırılmadan, hesabı sorulmadan gerçekte kaldırılmış sayılmaz. Vicdanları tatmin edecek temiz bir sayfa açmıyorsunuz, koro hâlinde
itiraf ettiğiniz kumpası çözmüyorsunuz, bu kisveyle sansürü, rüşveti, baskıcı tutumunuzu gizlemeye çalışıyorsunuz. Demokrasi dışında pek çok şeyi bu pakete sığdırmışsınız, sıkıştırmışsınız ama sağa sola saçılan kirli paralar artık paketlere sığmaz oldu, taşıyor, inanın taşıyor.

Ne kolay ya öyle demokratikleşme filan! Paketin içine isterseniz bir bakalım:
Suçla ilgisi olmayan bilgilere imha zorunluluğu getiriyorsunuz. Tamam ama, kim tarafından verilecek bu karar? Muhtemelen Başbakan tarafından verilecek. Başbakanın emriyle duruma göre, bilgiler imha edilir mi? Bence edilir. Deliller karartılır, dosyalar kapatılır mı? Kapatılır.

Polise de MİT benzeri soruşturma kalkanı getiriyorsunuz. Yani diyorsunuz ki:

“Benim polisime destan yazdırmama kimse karışamaz, kimse hesap soramaz. Mahkeme kararını yerine getirmeyenlere tazminat yok.” diyorsunuz, yani “Mahkeme kimmiş?” diyorsunuz ve bu kararı yerine getirmeyenlerin tazminatlarını halkın cebinden ödetiyorsunuz. Özel Yetkili Mahkemelerin yerine özel yetkili bir bakanlık kuruyorsunuz. Bakın, bunun sonuçlarını almaya başladık. Ankara Valiliğinin istemiyle alınan 3 milyon kişiyi on beş gün süreyle arama kararı da neyin nesi? Hiç umurunuzda değil, değil mi bu? Düşünebiliyor musunuz, 3 milyon yurttaş, yasa dışı örgüt üyesiymiş gibi arama kararı ile aranacak.

  • Neyin hazırlığını yapıyorsunuz siz, söyler misiniz, bu neyin hazırlığı?

TUTUKLAMAYA OY ÇOKLUĞU MALVARLIĞINA TEDBİRE OY BİRLİĞİ

Mevcut dinleme kararlarının hepsini yok hükmünde saymaya çalışıyorsunuz.
Çalanlar halkın cebinden çalmamış gibi, millete sinkaflı sözlerle sövenler sövmemiş gibi mutlu mesut yaşamaya devam etsinler istediniz. Rüşvet rezaletleri bu ülkede hiç yaşanmamış, tarihin en büyük görev değişimleri hiç yapılmamış gibi görevden almalara, yürütmenin durdurulması kararı verilmesini engellemeye çalışıyorsunuz, hırsızların mal varlığına el konulmasını önlemeye çalışıyorsunuz. Has adamlarınızı koruyorsunuz.

Tutuklama için oy çokluğu yeterken mal varlığına el koyma için oy birliği istiyorsunuz. Bakın, mal varlığına el koymada, ayrıca mahkeme gidip AKP’ye soracakmış, sizin kurumlarınıza soracakmış “Bu mal hırsızlık malı mı? İzin verirsen el koyabilir miyim?” diye. Siz mahkemeleri etkisiz, yetkisiz, elsiz kolsuz bırakıyorsunuz. Önce dilimizi kesip sonra ifade özgürlüğü vermek gibi bir şey yapıyorsunuz, farkında mısınız?

Yaptığınız paketle “Alo Fatih” hattını tüm yargıya, ama bu da yetmedi, yetmedi,
kör topal da olsa hukukun var sayıldığı bu topraklara tüm ülkeye döşemeye çalışıyorsunuz. Bundan sonra, halk davasını ancak AKP il ve ilçe başkanlıklarında çözsün istiyorsunuz. Bakın, her “hak” dediğinizde siz birilerinin cebini şişirdiniz sadece. Duydunuz mu? “Açım.” diyen bir vatandaşa cevap verememiş İçişleri Bakanınız.
Yazık, adamcağız ne diyecekti ki. “Sana gelmeyen paralar küfürbaz ihalecileri gitti.” mi diyecekti, bu yanıtı mı verecekti! Sakın, o asgari ücretli, 4 çocuklu, aç hemşehrisinin açlığı o küfürbaz ihalecileri doyurduğu için olmasın.

DARBECİLER GİBİ YARGILANACAKSINIZ

Alt yazılardaki yazıları dahi sansürleten bir manşetlerin efendisi, Rıza Sarraf’ın protokol arkadaşı gibi, yeterince sıfatları yokmuş gibi Başbakanınızı hem polis
hem savcı hem hâkim infaz yetkilisi bir cellat yapmaya ne kadar meraklısınız sihirli bir paketle hem de. Yasayla faşist rejim kurulur mu? Bunu sormayın bana, işte kuruluyor. Bunca azıtma hayra alamet değil bence, böyle söyler büyüklerimiz.

Söylediklerimin gerçekleşmesi kâhin olduğumdan değil, tarihin gidişi bize bunu fısıldıyor. Yeni bir kehanet ister misiniz? Çok kötü anılar bırakarak bence gideceksiniz, gerçekten gideceksiniz. Bir kez daha söylüyorum: Cellatları kendi adaletleri ile yargılamak gerekir. Yargılanacaksınız hem de darbeciler gibi kuvvetler ayrılığını, demokratik hukuk devletini, onları yok etmekten yargılanacaksınız.

Evet, artık kürsü sizin çünkü hukukçular çok iyi bilir ki son söz sanığındır biliyorsunuz.
(http://www.odatv.com, 21.2.14 )

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir