Nedir bu Biber Gazı ?


Nedir bu Biber Gazı ?

portresi


Haluk Dural

Ulusal Strateji Merkezi-USMER İstanbul Başkanı
Kimya Y. Müh.
17.06.2013

 

 

Yirmi gün önce Taksim Gezi Parkına Topçu Kışlası yapmak üzere, Gezi Parkındaki ağaçların kesilmesini protesto etmek üzere başlayan gençlik direnişi, polisin şiddetli saldırıları üzerine, bütün ülkeye yayılan bir kitlesel halk hareketine dönüşmüştür. Hareket, işbirlikçi medyanın bütün sansürüne ve giderek, hareketi Gezi Parkındaki gençlerin “özgürlük” isteğine, çevreci duyarlılığına indirgenmeye çalışmasına rağmen, gerçek; “Hükümet İstifa, Tayyip İstifa, Mustafa Kemal’in Askerleriyiz, Faşizme Karşı Omuz Omuza” sloganlarında kristalleşmiştir.

Bu kadar somut siyasal talepleri dile getiren halk kitleleri ise tek adamlığını pekiştirme gayreti içinde olan Başbakan’ın, “benim polisim” dediği devletin polislerini halkın üzerine sürmesi sonucu halk, polisin yoğun bir biber gazı ve ilaçlı su saldırılarına maruz kalmıştır. Polisin kullandığı bu kimyasal gazların ne olduğu, bu yazımızın konusunu oluşturmaktadır.

Kimyasal silahlar

Özellikle Birinci dünya Savaşında yaygın olarak kullanılmaya başlanan kimyasal silahlar, korkunç etkileri nedeniyle savaşın ahlâksız bir şekil almasına yolaçmış ve sonraki yıllarda bu tür silahların yasaklanması için uluslar arası girişimler yapılmıştır. Günümüzde pek çok ülke tarafından kimyasal silahlar üretilmekle beraber bunların; üretim, stoklanma ve kullanımının yasaklanması hakkında da önemli çalışmalar yapılmaktadır.

Kimyasal silahlar hakkında günümüzün en yetkili kuruluşu, merkezi Hollanda’nın başkenti Lahey’de olan Kimyasal Silahların Yasaklanması Teşkilatı Organization
For The Prohibition of Chemical Weapons (OPCW)
’dır.

Birleşmiş Milletler Teşkilatı tarafından özel sözleşmeyle bu alanda yetkili kılınan teşkilata halen 188 ülke ortaktır. Kimyasal silahların yasaklanmasıyla ilgili olarak yapılmış olan çok sayıdaki uluslar arası anlaşmalar sonunda, günümüzde geçerli olan Kimyasal Silahlar Sözleşmesi Chemical Weapons Convention (CWC)[[1]] 1992 Aralık ayında Genel Sekreter tarafından Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna sunulmuş ve 13 Ocak 1993 tarihinde imzaya açıldığı Paris’te iki gün içinde 130 ülke tarafından imzalanarak yürürlüğe girmiştir [[2]].

Toplam 24 maddeden oluşan bu Sözleşme, konunun bütün boyutlarına cevap verecek kapsamdadır ve ekinde, hangi kimyasalların silah sayılacağına dair 3 adet Tarife içermektedir.

Kimyasal Silahlar Sözleşmesinin I. Maddesinin 5. Fıkrası “Sözleşmeye taraf ülkeler, ayaklanma kontrolunda kullanılan kimyasalları savaş silahı olarak kullanmamayı tekeffül ederler” demektedir [[3]].

İkinci maddenin 7. Fıkrasında ise “ayaklanma kontrol maddesini “Sözleşme eki Tarifelerde bulunmayan, maruz kalındıktan kısa süre sonra etkileri kaybolan,  insanların duyularında hızla tahriş yapan veya insanın fizikî aktivitesini engelleyen kimyasallar” diye tanımlamaktadır [[4]].

İkinci maddenin “Bu Sözleşme ile Yasaklanmamış Amaçlar” başlıklı 9. Fıkrasının (d) bendinde ise “yurtiçi ayaklanma kontrolu dahil kolluk kuvvetlerinin zor kullanımı” kapsam dışında tutmuştur [[5]].

Türkiye’deki durum

13 Ocak 1993’te imzalanmış olan Kimyasal Silahlar Sözleşmesi, TBMM’nin 4/4/1997 tarihli ve 4238 sayılı Kanunla onaylanmasını uygun bulması ve Bakanlar Kurulunun 29/4/1997 tarihli ve 97/9320 sayılı kararnamesi ile onaylanması üzerine 3/5/1997 tarihli ve 22978 sayılı 1. mükerrer Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Ülkemiz, sözleşmeye ilişkin onay belgesini 12 Mayıs 1997 tarihinde depozitör makam Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine tevdi etmiş ve 11 Haziran 1997 tarihinde taraf olmuştur.

10/6/2004 tarihli ve 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun uygulanmasına yönelik usul ve esasları düzenleyen Yönetmelik[[6]] uyarınca,
bu yönetmeliğin 24. maddesi ile kimyasalların kullanımına izin verilmiştir.

“Silah Bulundurma ve Taşıma İzni Verilmesi

Madde 24- Koruma ve güvenliğin sağlanabilmesi için fiziki önlemlere ve güvenlik cihazlarına öncelik verilir. Komisyon, orantılılık ilkesine uygun olarak canlılar üzerinde kalıcı etkisi olmayan kimyasalların kullanılmasına izin verebilir.”

Bu yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden sonra çeşitli toplumsal olaylarda polis tarafından kimyasalların kullanılmasına başlanmıştır. Ancak, Yönetmelikte de ifadesini bulduğu gibi, kimyasalların kullanımındaki temel ölçü “orantılılık ilkesi”dir. Bu orantılılık ilkesinin ihlâline karşılık, yasalarda özel bir yaptırım olmadığından, aşırı kimyasal kullanan kolluk kuvvetleri hakkında ancak genel hükümler çerçevesinde işlem yapılabilir.

Ayaklanma kontrol kimyasalları

Bu amaçlarla kullanılan en yaygın kimyasallar; OC, CS, CN, CR kısaltmalarıyla tanımlanan maddelerdir. Şimdi bunlardan en çok kullanılan biber gazı ile ilgili bilgileri sunalım:

1- Biber Gazı – OC (Oleoresine Capsicum[[7]]

Biber gazı diye bilinen kimyasal maddenin adı Kapsaisin’dir. Kimyasal adı 8-Methyl-N-vanillyl-trans-6-nonenamide’dir.

Açık formülü yandaki şekilde görülen bu maddenin kapalı formülü C18H27NO3 olup, beyaz kristal yapıda, keskin yakıcı kokulu, 62-65oC’de eriyen, 210-220oC’de kaynayan bir maddedir. Suda neredeyse çözülmez, etil alkol, eter ve benzende tamamen erir. Biber (latince Capsicum) familyası sebzelerdeki acılık veren maddedir. Esas itibariyle, biberin çekirdeğini tutan beyaz kısımlarda bulunur.

Kurutulan acı biberler, öğütüldükten sonra etil alkol ile özütlenip (ekstrakte edilip) elde edilen çözeltiden alkol uçurularak geride kıvamlı, reçinemsi bir madde olarak elde edilir (oleoresin capsicum). Kapsaisinin acılık endeksindeki (Scoville Heat Unit-SHU) değeri 16 milyondur. Bu değer bildiğimiz dolmalık biberde neredeyse sıfırdır.

Acı biberde, kapsaisine benzeyen, acılık endeks değerleri küçük en az beş tane daha madde vardır ve bunlara kapsaisinoidler denir.

Kapsaisin tıbbî amaçlarla kullanılan bir kimyasaldır. İçinde % 0,025 – % 0,25 oranında kapsaisin bulunan krem veya bandajlar yakı olarak kas ağrılarına karşı kullanılır.

Kapsaisin, kolluk kuvvetlerince yaygın olarak kullanılan biber gazının esas bileşenidir. Sprey halinde püskürtüldüğünde, deriyle, özellikle gözler veya mukoz zarlarla (burun içi, akciğerlerdeki hava kesesi cidarları gibi) temas ettiğinde çok şiddetli ağrıya sebep olur, eğer küçük miktarda bile teneffüs edilirse, nefes almakta güçlük yaşanır.

Büyük miktarlarda kapsaisin alımı ölümcüldür[[8]]. Doz aşımının belirtileri; nefes almada güçlük, deride mavileşme ve titremelerdir. Konu hakkında daha geniş araştırmalar için dip nota bakınız [[9]], [[10]].

Zehirlenmeye yolaçan dozlar; ağızdan alındığında akut zehirlenme için LD50= 47,2 mg/kg ve deriden alındığında akut zehirlenme için LD50 >512 mg/kg’dır [[11]].

Deriyle olan temasta, yanma hissi veya iğne batışı gibi acı oluşur. Eğer, yetişkinlerde çok ve çocuklarda az miktarda yutulursa midede bulantı, kusma, karın ağrısı ve yakıcı ishal yapar. Gözle temas halinde ise yoğun göz yaşarması, acı, konjuktivite neden olur.

Kapsaisine maruz kalan cildi derhal, dokulara nüfuz etmeden bitkisel yağlar, parafin, vazelin gibi yağlı bileşiklerle yıkamak gerekir. Cildi temizlemek için sabun, şampuan veya diğer deterjanlar kullanılabilir. Su, sirke, limon işe yaramaz. Bulaşmış olan eşyalar etil alkolle temizlenebilir. Eğer yutulmuşsa, süt içmek midedeki yanma hissini rahatlatır, ekmek veya pilav yemek de rahatlamaya katkı yapar. Ciltteki yanma hissini azaltmakta, buz veya soğuk nesneler kullanılabilir.

Kapsaisinin yolaçtığı astımlara karşı ağızdan antihistaminik veya kortikosteroid (kortizon vb) ilaçlar kullanılır.

Kolluk kuvvetlerinin uygulamaları

Spreyler :

Biber gazı hammaddesi olan reçine kıvamındaki oleoresine capricum, hacmen % 10 dolayında, mineral (petrol esaslı) veya nebatî yağlar (soya yağı vb) ile seyreltilerek, tüplere doldurulur. Tüplere azot gazı basılarak, püskürtme için gerekli basınç sağlanır. Kolluk tarafından halkın üzerine püskürtülünce, yağlı bir sis halinde vatandaşa sıvaşır.

Gaz Bombası :

Benzer şekilde hazırlanmış olan küçük bombalar, bir tüfekten atılır ve tapası açılarak, içindeki basınçla sis halinde etrafa yayılır.

TOMA Suyu :

Biber gazının reçinemsi hammaddesi olan oleoresine capricum suda erimez.
Bu nedenle önce uygun bir çözücüde (propilen glikol, polisorbat vb) çözülürek, TOMA’nın su deposuna katılar. Bu çözücüler, biber gazı hammaddesinin suya homojen karışmasını (emülsüfiye olmasını) sağlar. Ayrıca, müdahale edilen vatandaşın kolluk tarafından kolay teşhisi için suya renkli boya katılır.

Son olaylarda polisin kullandığı TOMA’lara katılan bu malzemeyi Jenix markasıyla bir Türk firması İstanbul-Çatalca’daki iki fabrikasında üretmektedir [[12]].

2- Diğer Gazlar

CS Gazı

Göz yaşartıcı gaz olarak bilinen bu gazın, kimyasal adı 2-chlorobenzalmalononitrile’dir. Açık formülü yanda görülen bu maddenin kapalı formülü ise C10H5ClN2’dır. Uygun bir çözücüde çözülerek, basınçla püskürtülür [[13]].

CN Gazı

Açık fomülü yanda görülen ve fenasil klorür (Phenacyl chloride) olarak bilinen bu kimyasalın, kapalı formülü C8H7ClO’dır. Kolluk kuvvetlerinin kullanımı için sprey olarak verilir. Mace diye de bilinen bu gaz göz yaşartıcıdır [[14]]. Bu gaz gözlerde ve özellikle solunum yolları ve akciğerde acı veren etkiye sahiptir. Bu gaza maruz kalanlar arasında, akciğer tahribatı (pulmonary injury) veya nefessiz kalma (asfiksi-asphyxia) nedeniyle en az beş ölüm vakası kaytılara geçmiştir [[15]].

CR Gazı

Açık formülü yanda görülen bu kimyasal dibenz[b,f][1,4]oxazepine diye adlandırılır, kapalı formülü C13H9NO’dır. İnsanların hareketi kısıtlayan, göz yaşartıcı bir gazdır. Gerçekte, solgun sarı renkli bir kristal tozdur, biber kokuludur. Suda erimeyen bu kimyasal, polipropilen glikol gibi çözücülerde eritilerek suya karıştırılır. 1950’lerin sonunda İngiliz Savunma Bakanlığı tarafından “ayaklanma kontrolü” amacıyla geliştirilmiştir.

Şiddetli bir göz yaşartıcı olan bu gazın etkisi CS gazından 6-10 defa daha fazladır. Deride yoğun tahriş, geçici körlük, öksürük, nefes alamama ve paniğe yolaçar. Çok miktarda teneffüs edildiğinde birkaç dakikada öldürücü doza erişilir. Ölümler, nefes alamama ve akciğer ödeminden meydana gelir. Etkisi 60 güne kadar uzayabilir [[16]].

Ne yapılmalıdır ?

“Ayaklanma kontrol” kimyasalları olarak sayılan maddelerin bu amaçla kullanılması konusu Kimyasal Silahlar Sözleşmesi görüşmeleri sırasında taraf devletler arasında
en uzun ve en hararetli tartışmalara sahne olmuştur [[17]].

Bu tür kimyasalların halka karşı orantısız olarak kullanılmasının denetim mekanizması ve aşırı kullanımlar hakkında yasal yaptırımlar bulunmaması, hükümetleri ve kendine bağlı kolluk kuvvetlerinin halka karşı aşırı güç kullanmasını engellememektedir.
Bu nedenle, iç hukukta muhakkak surette önleyici düzenlemelere, aşırı güç (gaz dahil) kullanan kolluk kuvvetlerinin cezalandırılmasına gidilmelidir.

Ancak daha önemlisi, Kimyasal Silahlar Sözleşmesinin “ayaklanma kontrol maddeleri” tanımının muhakkak düzeltilmesi için uluslar arası kamuoyu oluşturarak, savaşta kullanımı yasak olan bu maddelerin halka karşı kullanımının da yasaklanması için hükümetler üzerinde baskı kurulmalıdır.

Ayaklanma ile demokratik protesto eylemlerinin doğru tanımları yapılarak, her iki kavram birbirinden kesinlikle ayrılmalı, bu tanımlar Kimyasal Silah Sözleşmesine sokularak, taraf devletler için bağlayıcı hale getirilmelidir.


[1] : http://www.opcw.org/chemical-weapons-convention/articles/
[2] :
http://www.opcw.org/chemical-weapons-convention/about-the-convention/genesis-and-historical-development/
[3] : Article I. General Obligations, 5. Each State Party undertakes not to use riot control agents as a method of warfare.
[4] : Article II. Definitions and Criteria, 7. “Riot Control Agent” means:
Any chemical not listed in a Schedule, which can produce rapidly in humans sensory irritation or disabling physical effects which disappear within a short time following termination of exposure.
[5] : 9. “Purposes Not Prohibited Under this Convention” means:
(d) Law enforcement including domestic riot control purposes.
[6] : ÖZEL GÜVENLİK HİZMETLERİNE DAİR KANUNUN UYGULANMASINA İLİŞKİN YÖNETMELİK, RG : 07.10.2004, 25606
[7] : http://en.wikipedia.org/wiki/Capsaicin
[8] : Material Safety Data Sheet, Capsaisine, Natural
http://www.sciencelab.com/msds.php?msdsId=9923296
[9] : Charles S. Petty M.D, Deaths in Police Confrontations When Oleoresin Capsicum is Used, February 2004
[10] : Impact of Oleoresin Capsicum Spray on Respiratory Function in Human Subjects in the Sitting and Prone Maximal Restraint Positions, Final Report, US Department of Justice, May 18, 2000
[11] : Zehirbilimde LD50 simgesiyle gösterilen ortalama öldürücü doz (median lethal dose) bir zehirin, radyasyonun veya bir patojenin (hastalığa neden olan şey) belli bir deneme süresi sonunda test edilen kümenin yarısını öldürmek için gerekli olan dozdur. http://simple.wikipedia.org/wiki/LD50
[12] : http://www.jenixbibergazi.com/tr/default.asp?&title=jenix-biber-gazi-anasayfa
[13] :
http://en.wikipedia.org/wiki/CS_gas
[14] : http://en.wikipedia.org/wiki/Phenacyl_chloride
[15]: Blain, P. G. (2003). “Tear Gases and Irritant Incapacitants: 1-Chloroacetophenone, 2-Chlorobenzylidene Malononitrile and Dibenz[b,f]-1,4-Oxazepine”Toxicological Reviews 22 (2): 103–110. PMID 15071820
[16] : http://en.wikipedia.org/wiki/CR_gas
[17] : http://www.opcw.org/protection/types-of-chemical-agent/riot-control-agents/

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir