TARİHE GEÇECEK DİRENİŞ


TARİHE GEÇECEK DİRENİŞ

portresi

 

Prof. Dr. Ayhan FİLAZİ
ADD Genel Başkan Yardımcısı
http://add.org.tr/tarihe-gececek-direnis.html, 5.6.13

Kepçe girdi, ağaçları sökecekler!

Tarihe geçecek direnişin öyküsü işte bu cümle ile başladı…

27 Mayıs’ta (2013) Taksim Gezi Parkı duvarının 3 metrelik bölümü gece saat 22.00 sıralarında yıkılıp aynı zamanda 5 ağaç da yerinden sökülünce önce bir grup gönüllü
iş makinalarının önüne geçerek daha fazla yıkım yapılmasını engelledi. Ardından
bu gruptan 50 kişi parkta çadır kurarak sabaha kadar nöbet tuttu. 28 Mayıs sabahı parka çevreye duyarlı daha fazla insan gelmeye başladı ve öğlen saatlerinde yıkıma devam etmek isteyen ekip protestocularla tartışmaya girdi ve hiç bir arbede olmamasına karşın polisin biber gazlı müdahalesi geldi.

İşte park protestolarının simgesi olan ve yüzüne doğru biber gazı püskürtülen Kırmızılı Kadın fotoğrafı da o anda çekildi. Ancak sağduyulu hareket eden
Taksim Dayanışmasına uygulanan şiddet çok yoğundu. Ama bilmedikleri bir şey vardı ve 29 Ekim’de (2012) barikatlarla birlikte yıkılan korku duvarları da aşılmıştı. Neyse ki bir türlü sansür uygulanamayan sosyal medya aracılığıyla fotoğraflar ve çağrılar hızla yayıldı ve daha kalabalık gruplar toplanmaya başladı.

Sonunda Gezi Parkı direnişi, ünlüsüyle ünsüzüyle, genciyle yaşlısıyla, dindarıyla ateistiyle, sağcısıyla solcusuyla bir toplumun ortak noktası oldu. Gezi Parkı şimdiye dek, çınarlarının altında, çimlerinin üstünde, omuz omuza duran barış dolu binlerce insanı ağırlamıştı. Herkes kararlıydı, halk burada oldukça ağaçlar da rahat edecekti. Sabaha kadar şarkılar söylendi, kitaplar okundu. İnsanların gözünde umut, ellerinde inançları vardı. Ancak sabah 5’te Gezi Parkı’nı dolduran kalabalık tam uykuya dalacakken, bir ses duyuldu.

Birden ortalık duman içinde kaldı. Biber gazı çadırların içini doldurdu, halk kendine ait yerden zorla çıkarıldı. Bundan sonra, Türkiye tarihinde eşi görülmemiş bir hareket başladı: İnsanlar, yaşam hakkı ve ifade özgürlüğü için sokaklara döküldü. 31 Mayıs’tan sonraki olaylar bu hakları geri almak için insanların ne kadar kararlı olduğunu gösteren günlerdir. Uygulanan şiddet, insanları sindirmek yerine, sağduyularını ve özgürlük inançlarını canlandırıyor.

  • Bu uğurda canlar da feda ediliyordu. 

Gezi Parkı Direnişi Yalnız Çevreyi Korumak Amaçlı Bir Eylem Değildir!

Yıllardır iliklerine kadar baskıyı hissetmiş olan insanların gösterdiği bu tepkiyi yalnızca “birkaç ağacın kesilmesine karşı koyma” olarak göstermek ayağa kalkmış bu toplumu tanımamaktır.

  • Bu direniş 31 Mart gerici ayaklanmasının simgesi olan Topçu Kışlası’nın yeniden yapılmasına karşı bir duruştur.
  • Bu direniş yıllardır Türklerin gurur kaynağı olmuş İstanbul’un siluetini yıkan bir zihniyete karşı koyuştur.
  • Bu direniş Atanın yadigârı Atatürk Orman Çiftliğine padişah sarayı yapılmasına karşı bir tepkidir.
  • Bu direniş %50 oy alarak öbür %50’ye yapılan zulme karşı bir başkaldırıdır.
  • Bu direniş Atatürk ve milli mücadele kahramanlarını küçük görmeye karşı gösterilen bir tepkidir.
  • Bu direniş Cumhuriyetin ve kazanımlarının yıkılmasına karşı bir duruştur.
  • Bu direniş ulusal bayramların iktidarla kavga ederek kutlanmasına karşı bir tepkidir.
  • Bu direniş yıllardır derin devletle hesaplaşacağız diyerek kendi derin devletini yaratan bir zihniyete karşı bir duruştur.
  • Bu direniş 2023’ü hedef göstererek önce Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti
    yok etmeye ve 2071’i hedef göstererek Türklerin Anadolu’ya geçişinin yıldönümünde onları Anadolu’dan atmayı hedef koyan hastalıklı yapıya karşı bir yanıttır.
  • Bu direniş doğayı katledecek üçüncü köprüye adı Alevi-Türkmen katliamının baş sorumlusu olan ve halifeliği getiren bir padişahın
    adının (Yavuz Sultan Selim) verilmesine duyulan bir tepkidir.
  • Bu direniş milliyetçiliği ayakları altında alan ümmetçi bir kafaya verilen yanıttır.
  • Bu direniş uyguladığı yanlış politikalarla komşularımızla
    bizi emperyalist savaşın eşiğine getirenlere karşı duyulan bir tepkidir.
  • Bu direniş yaşama hakkı ve ifade özgürlüğünün elinden alınmasına karşıdır.
  • Bu direniş yasa ve kural tanımaz, ağzından çıkan her sözü kanun olarak gören bir zihniyete karşı verilen bir mücadeledir.

Atatürk Gençliği Görevinin Başındadır..

Atatürk’ün Cumhuriyetin korunmasında görev verdiği gençler 12 Eylül 1980 darbesinin apolitik gençlik yetiştirme projesini yırtmış ve vatan müdafaasında ön saflarda yerlerini almışlardır. Sınavlarına girmeme ve mezuniyetlerini yakma pahasına kendilerini sokağa atmışlar ve büyüklerine de örnek olmuşlardır. Hiç kimse boş yere önder aramasın.

Gençlik geleceğine sahip çıkmaktadır.

Bu direnişin önderleri gençlerdir.

Demokratik Kitle Örgütleri ve Muhalefet Partilerine Düşen Görev

Halk ayaklanmıştır.

Artık bu şekilde yönetilmek istememektedir. Gençlik görevi başındadır.
Sırada demokratik kitle örgütlerinin tüm yurtta genel grev ilan ederek gençliğe destek çıkmaları ve en önemlisi de Meclisteki

  • sağduyulu milletvekillerinin istifa ederek sine-i millete dönmeleridir.

Çünkü mevcut iktidarın sorumluluğu kabul ederek
istifa etmeye gönlü yoktur. O halde sizler seçenek bir mücadele örneği ortaya koyun ve sonunda bu başımızdaki hastalıklı zihniyetten kurtulalım.

Aksi takdirde yarın çok geç olacaktır.

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir