GEZİ DAVASINDA YARGILANAN HEKİMLERE DESTEK EYLEMİ


Dostlar
,

Meslektaşlarımızı destekliyoruz..
Onlar suç işlemediler; evrensel – kaçınılmaz görevlerini yerine geetirdiler.
Hekimlik mesleğini gerçekte “hekimlik” kılan eylemi sergilediler.O karmaşada Polis, meydanda cankurtaranlar için koridorlar oluşturmak zorunda idi, yapmadı.Sağlık Bakanlığı olağanüstü duruma olağanüstü önlem almalı ve
olay yerinde acil sağlık hizmeti vermeliydi, vermedi.

Yurttaşlar resmi sağlık kuruluşlarında fişlenecekleri kaygısı ile endişelendiler..

Ne kaldı geriye?? Hekimlerin olay yerinde gönüllü acil sağlık hizmeti vermesi..

Bravo İstanbul Tabip Odası üyesi meslektaşlarımıza..

Yazıklar olsun bu insancıl davranışı dava konusu edenlere..

Sevgi ve saygı ile.
12 Nisan 2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

==========================================

GEZİ DAVASINDA YARGILANAN HEKİMLERE DESTEK EYLEMİ

"Yine olsa yine yaparım"

İSTANBUL – Gezi Parkı direnişi sırasında yaralılara yardım eden hekimlerin yargılanmasını protesto eden İstanbul Tabip Odası üyeleri, bugün Dolmahçe
Bezm-i Alem Valide Sultan Camisş önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Taner Gören,
Bu daha başlangıç mücadeleye devam” dedi.

Hakkında dava açılan doktor Erenç Yasemin Dokudan ise, “Yine olsa yine yaparım” diye konuştu.İstanbul Tabip Odası üyeleri tarafından cami önünde yapılan eyleme
CHP’li milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ile Kadir Gökmen Öğüt de destek verdi.
Grup adına yapılan basın açıklamasında,

“Bu işin zaman aşımı olmaz. Bu yargılamada geniş anlamda Anadolu topraklarında yaşadığı bilinen ve kendisinden önceki biriken hekimlik değerlerini toplayarak dillendirdiği kabul edilen Hipokrat ve O’na atfedilen hekimlik etiği kuralları değerleri ve yaklaşımı var. Bu yargılamada yalnızca bu ülkede bu çağda değil binlerce yıllık tarihten süzülüp gelen coğrafya ya da kavimlere göre değiştirilemeyen etik, ahlaki ve vicdani değerler var. Yargılamak bir yana bu değerleri kabul etmek hatta kabul etmek değil saygı da duymak zorundasınız.” denildi.
DOKTORLARA DESTEK

Basın açıklamasının ardından cami önünde bulunan bir kadın;“Burada bir avuç insan olarak sizi karşıladığımız için sizden özür diliyorum.
Burada binler on binler olmalıydık. Yavrularımız bu kapıdan girerken bu kadar az olmamalıydık..” dedi. Kadının bu konuşması doktorlardan alkış aldı.

“YAZILAN İDDİANAMEDE HEKİMLİK MESLEĞİNİN YARGILANDIĞINI GÖRÜYORUZ

Basın açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Tanrıkulu,
yıllarca avukatlık yaptığını belirterek, “Böyle bir iddianame görmedim. Hekimlerin
en doğal görevi yaralılara müdahale etmektir. Kendi hekimlik bilgilerini onların yararına kullanmalıdır. Ama bugün gördük ki, yazılan iddianame de hekimlik mesleğinin yargılandığını görüyoruz. Bu iddianame doktorlar tarafından övünç meselesidir,
onur meselesidir. Bunu yazan savcılar bakımından da utanç belgesidir.” diye konuştu.

http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/yine-olsa-yine-yaparim-h51084.html, 12.4.14

Yekta Güngör Özden : ÖRTÜ

ÖRTÜ

SÖZCÜ, 18.11.13
http://sozcu.com.tr/2013/yazarlar/yekta-gungor-ozden/yine-ortu-408537/

portresi

 

Yekta Güngör Özden
yektagozden@sozcum.com

Sıkma-bohçabaş için “özgürlük” diyenlerden kimileri TBMM’de eleştiri yapan,
görüş açıklayan CHP Milletvekili Şafak PAVEY’e terbiyesizce saldırdılar.
Bir milletvekilinin kürsü özgürlüğüne katlanamayan, karalamalar ve yalanlarla
O’nu güç durumda bırakmaya çalışan yetersiz, bilgisiz, iktidar piyonu ve maşası kadın-erkek yandaşlar, çığırtkan saldırganlar kendi durum ve düzeylerini
ortaya koymuşlardır.

Muhalefetin de payı olan bu iktidar açılımında demokrasi kötüye kullanılmış,
laik cumhuriyet yara almış, açılışının 93. yılında Meclis’in, kuruluşunun 90. yılında Cumhuriyet’in niteliği bozulmuştur. Sorunlar aşılmamış, cumhuriyet Türkiyesi aşınmış, muhalefet ve devlet kuşatılmıştır.

  • Artık başka kılık, giysi ve dinsel simgelere devletin her biriminde yol, kapı,
    kucak açılmıştır.

Tüm bunlar muhafazakâr olduğunu bağıra bağıra söyleyen iktidar partisinin seçim,
oy, iktidar amacıyla halkımızın tertemiz inancını sömürme oyunudur.

Cumhuriyetin kuruluş yıllarında bir devlet büyüğünün eşi, peçenin atılmasından sonra

  • “Allah Mustafa Kemal’den razı olsun, sayesinde dünyayı görüyoruz. sözüyle

Fransız bilim adamı Claude Bernard’ın “Laboratuvara girerken inancımı dışarıda bırakıyorum” sözünün derin anlamı hepimizi düşündürmelidir. Devlet görevindeki yansızlığın, akıl ve bilim egemenliğinin gerektirdiği yaşam biçimi tersine dönmüştür.
Yandaş medyanın çarpıtmalı nitelemeleri, dizdikleri övgüler, utanıp sıkılmadan kullanılan sakıncalı sözler, Bülent ECEVİT’in karşı çıktığı durum için “Merve Kavakçı ayıbı” diyen bulanık anlayışlılar, “Hidayet, devlet ve hukuk”un ne olduğunu bilmeyen, iktidarın nereye gittiğini, ülkeyi ne duruma düşürdüğünü görmeyen aymazlar, çıkarcılar kimbilir yarınlarda nasıl anılacak? “Sıkmabaşlı kadın milletvekili genel kurula katılacaksa şapkalı kadın milletvekili de katılabilir. Başka örtülü ve giysili de” denilirse ne olur? Ecevit’i eleştiren çocuklar ondan daha aydın, daha demokrat, daha ilerici midir?

Neden

Yükseköğretim kurumları için uygun bulunmayan düzen TBMM için uygun olur mu?
Bu bir başlangıçtır. Sorun aşılmadı, başta CHP, muhalefet aşıldı. İsviçre’den
40 yıl önce kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkı tanıyan Mustafa Kemal’den
daha mı inançlı-dindar, daha mı anlayışlı, daha mı uygar, daha mı demokrat ve daha mı kadınlara saygılılar? Atatürk’ün tesettürün peçesinden, gericiliğin pençesinden kurtarıp uygarlığın ışıklı penceresini açtığı Türk kadınına verilen değer, sınırlama ve yasaklama ile mi korunur? Başını kapatanlar kaptırmış sayılırlar. “Hacc’a gittikten sonra mı Müslüman oldular?” eleştirel sorusunu soranlara rastlanmaktadır.

  • Kadınlarımızın başı torbaya bohçaya sokulamaz.

İlkeli, kararlı, tutarlı olmak varken, güven duyurmak ve pekiştirmek varken,
oy getireceğini sanarak iktidara destek veren muhalefet partileri yanılmıştır.
Sıkmabaş için AKP dururken Tayyipgiller öbür partilere oy vermezler.
MHP dik dursaydı belki partilerinden hoşnut olmayan öbür partilerin seçmenlerinin oyunu alabilirdi. CHP bu nedenle oy alamaz, başka nedenlerle aldığı oylarda
bu nedenle olumsuz değişiklikler olasıdır.

İktidarın siyasal sıkışıklıklarda kurtarıcısı olan MHP sıkmabaşa hep destek vermiş, CHP ise “Bu sorunu biz çözeriz” söylemiyle bir tür olanak ve kolaylık sağlamıştır.

Durum

Hangi alanda olursa olsun önyargılıların, yandaşların, çıkarcıların, laik cumhuriyet
ve kurucularına karşı çıkanların, aymazların, bağnazların temelsiz ve geçersiz değerlendirmeleriyle iktidara yalakalık yapanların anlatımlarının hiçbir önemi yoktur. Siyasal tarihimizin ak sayfalarına düşülen kara satırların sayısı artmıştır, o kadar.

Öğrencilerin kaldıkları evler için yasa çıkarabileceklerini söyleyen Başbakan’la, demokrasi yolunda köklü değişiklikler yapıldığını anlatan Cumhurbaşkanı’nın tutumları, baskıcı antidemokratik gidişin genişleyip yaygınlaşarak süreceği kuşkularını artırmaktadır.

  • AB’nin beş yıl sonra yeni bir başlık açması oyalamanın, kullanma,
    yararlanma stratejisinin yinelenmesidir.

Gezi Parkı direnişinin karşılığını almak için yürütülen sorgulamalar, açılan davalar, öğrencilere yönelik suçlama ve karalamalar Cumhuriyetin aydınlığıyla giderilecek, Atatürk güneşinin önündeki kara bulutlar yitecektir. Yurttaşları dinleri ve soyları nedeniyle ayrıştırıp partizanlıkla kutuplaştırma çabaları önlenecektir.

Sağlıkçılar Gezi’yi anlattı

Sağlıkçılar Gezi’yi anlattı

ANKARA – Tüm Türkiye’ye yayılan Gezi Parkı Direnişi’nde hekimlerin olaylara
nasıl baktığı “Gezi ve Sağlık” paneliyle masaya yatırıldı.

Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi Konferans Salonu’nda gerçekleşen ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) ile Ankara Tabip Odası’nın (ATO) ortaklaşa düzenlediği panelde, TTB Halk Sağlığı Kolu üyesi Prof. Dr. Feride Aksu Tanık ve TTB Merkez Konsey üyesi Dr. Arzu Erbilici olaylarda hekim ve eylemci olmanın etkilerini konuklarıyla paylaştılar.

TTB_Gezi_ve_saglik_paneli

 

 

 

 

Hekimlerin kadro adaletsizliğinden, cebi ile vicdanı arasında gösterilerek mesleğin itibarsızlaştırıldığından dert yanan Dr. Erbilici, hekimlerin daha çok özgürlük ve demokrasi diyen eylemcilerin yanında yer alarak, onlara güven verdiklerinin altını çizdi.

Erbilici, savaşta bile korunaklı olan revirlere olaylar sırasında saldırılar olduğunu,
bu süreçte 11 tıp öğrencisinin gözaltına alındığını aktardı.

Bu olaylar sonucunda haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkan ve daha yaşanabilir bir dünya için mücadele eden hekimler topluluğunun oluştuğunu ifade eden Prof. Dr. Feride Aksu Tanık da;

Tüm Türkiyeyi etkisi altına alan olaylarda 2,5 milyon insan sokaklara çıktı.
Biz TTB olarak bir sorumluluk duygusuyla resmi internet sayfamızda olaylarda kullanılan
biber gazı ve benzeri silahlarla ilgili değerlendirme formu hazırladık ve amacımız da
bu denli
yaygın kullanılan silahların sağlık etkilerini görünür kılmaktı.
İlk haftada 11 bin 155 kişi bu soruna duyarlı kalarak formu doldurdu.
Olaylara katılanların %69
u gazdan çok yoğun etkilendiğini ve Birlik olarak oluşturduğumuz Bilimsel Danışma Kurulu raporuna göre profesyonel maskelerin de yeterince koruyucu olmadığı gerçeğine ulaştık.” diye konuştu.

Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık ise Çankaya Belediyesi hekimlerin duyarlılığıyla koşut olarak halkın yanında olmaya devam edecektir.
Atatürk’ün ‘Beni Türk hekimlerine emanet ediniz’ sözü yabana atılacak
bir söz değildir.
“Her şeyden önce yaşam!” diyen sağlık çalışanlarımız iyi ki varlar. Onlar emanet edilecek yaşamın, emanet edilecek olan kişiler için her zaman
gurur duyduğumuz insanlardır.
 dedi. (Cumhuriyet, 19.9.13)

Gazeteler… 28 Temmuz 2013


Gazeteler… 28 Temmuz 2013

Duvar çöktü: iki işçi öldü

* NEVŞEHİR (Cumhuriyet) – Nevşehir’in Ürgüp ilçesi Duayeri Mahallesi Fabrika Caddesi’nde işhanı inşaatında yapılan istinat duvarı çöktü. Bu sırada inşaat alanında çalışan işçilerden 3’ü, kum yığını ve enkaz altında kaldı. İşçilerden Mehmet Karasu (30) ve Kenan Toy (32) yaşamlarını yitirirken, yaralanan Halil Doğan (47) ise Ürgüp Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

file:/Volumes/orjinaller/28URGUPHAB

 

Hem düğün hem eylem

İstanbul Haber Servisi – Haydarpaşa Garı dün bir nikâha tanık oldu. “Çapulcu Düğünü” adı altında yapılan nikâhta Doa Güney ve Celal Karabulut çifti, birlikte yaşamaya ilk adımı attı. “Geldik, Direndik, Evlendik” pankartının açıldığı düğünde, katılımcılar, “Her yer Taksim, her yer direniş” sloganı attı. Düğünde Haydarpaşa Garı’nın özelleştirilmesinin yanı sıra İstanbul’daki tüm tarihsel, kültürel, toplumsal alanların rant için yağmalanması da protesto edildi. Nikâhın ardından mutlu çift düğüne katılan dostlarıyla Boğaz’da bir tekne turuna çıktı. Protesto, tekne turuyla Boğaz’a taşındı. Damat Celal Karabulut, “Direne direne Haydarpaşa’yı da kurtaracağız” diyerek garın özelleştirilmesine tepki gösterdi. (Cumhuriyet, 28.7.13)

file:/Volumes/orjinaller/28HAYDARPASAGECE

 

Gültan KışanakDersim özür bekliyor

Yurt Haberleri Servisi – BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, çözüm sürecinde karakol yapımlarına tepki gösterdi. Tunceli’de düzenlenen “38’den Sakine’lere Kadın Özgürleşmesi” panelinde konuşan Kışanak, Tunceli’de dört bir tarafın karakollarla dolu olduğunu söyleyerek çekilme sürecindeki karakol yapımlarını eleştirdi. Kışanak,“Akşam benim kaldığım evde gösteriyorlar. Şu tepe kalekol, bu tepe kalekol, şurası kalekol. Ya böyle bir şey olabilir mi? Evinin balkonunda oturuyorsun, üç taraftan üç tane kalekol görüyorsun. İçtiğin çay zıkkım olup boğazına düğümleniyor yani” dedi. Tunceli’de soykırım yaşandığını, Tunceli halkı ve Alevilerin devletten yıllardan bu yana özür beklediğini anlatan Kışanak “Devlet adına resmi olarak Dersim halkında özür dilenmesi gerekiyor” diye konuştu. (Cumhuriyet, 28.7.13)

file:/Volumes/orjinaller/28GEZI1GECE

Tutuklu isyanı       : Gezi Parkı Direnişi sırasında tutuklananların aileleri, 4. kez Galatasaray’da buluşarak oturma eylemi yaptı. Aileler, tutukluların derhal bırakılmasını isted. Tutuklu Çağrı Aydan’ın ağabeyi Cihan Aydan, toplam 138 Gezi direnişçisinin tutuklu olduğunu, gözaltı ve tutuklamaların sürdüğünü belirterek

  • “Çocuklarımız susturulmak isteniyor. Eline satır, bıçak, pala alıp insanlara saldıranlar, üzerine araba sürüp kaza süsü verenler, Ali İsmail Korkmaz’ı katledenler gibi ortamı terörize edenler hakkında herhangi bir adli, idari yaptırım uygulanmazken; özgürlük isteyen, adalet isteyen, bu zulüm dursun diyen çocuklarımız ve yakınlarımız gözaltına alınıp tutuklandı. Katillerin dışarıda, barışçıl gösterilere katıldığı için, haksızlığa karşı çıkan çocuklarımız içeride olduğu bir adalet, adalet değildir.” dedi.

İftar saatine doğru ise polisin kurşunu ile katledilen Ethem Sarısülük’ün
ölümünün 40. günü dolayısıyla lokma dağıtıldı. (Cumhuriyet, 28.7.13)

************************

portresi

 

Av. Celal Ülgen : 

En şiddetli mahkûmiyet kararları çıkacak!

 

 

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi adı üstünde Özel yetkili bir ağır ceza mahkemesi.” Olağan günlerin değil, olağandışı dönemlerin, baskıcı ve özgürlük kısıtlayıcı dönemlerin mahkemesi olarak geçecek tarihe. Bu mahkemelerin
ilk uygulaması savunmanın sesini kısmak ve alabildiğince avukatları konuşturmamak oldu. Çağa, baskıya, şiddete, susturmaya tanıklık etmeyi, karşı çıkmayı, dik durmayı, seçenler hakkında suç duyuruları yapıldı, duruşmalardan kovuldu.

  • Hatta avukatlar mahkeme salonunun tam ortasında mahkeme başkanının talimatıyla eli coplu robokopların saldırısına uğradı.

Tarih elbette bu mahkemeleri layık oldukları yerlerine oturtacaktır.
Bu mahkemelerin Türk ceza yargısına verdiği zarar 10 yılda giderilemez boyutlara ulaştı.

Bu mahkemeler kanuna göre değil kendi alışılmış uygulamalarına göre yargılama faaliyeti icra ettiler.

Büyük projeler, üretilmiş deliller, sahte ihbarcılar, polis ile savcının, polis ile yargıcın kol kola olduğu-birlikte iş kotardığı organizasyonlar birbiri ardına
bu mahkemelerin aklanmasından geçti.

Baskıcı uygulamalar 

Bu mahkemeler şimdiye dek yaptıkları baskıcı uygulamaları taçlandırmak isteyecekler.

Bu açıdan tarihin en şiddetli mahkûmiyet kararları bizi bekliyor.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis, 15 yıl, 20 yıl hapis cezaları
havada uçuşacak.

11 yıldır süren bu rejim aslında sivil bir darbenin, sivil bir diktanın rejimi olmuştur.

5 Ağustos (2013), totaliter unsurlar taşıyan bu faşist dönemin dibi olacaktır.
5 Ağustos, üretilmiş ve hukuka aykırı delilleri bir dönem hukukunun temel taşı yapan zihniyetinin yıkılışının başlangıcı olacaktır.

****************************************************

 

Ali İsmail Korkmaz’ın öldürülmesi hakkında Türk Tabipleri Birliği’nin açıklaması

Dostlar,

Yasal meslek örgütümüz TTB (Türk Tabipleri Birliği), Eskişehir’de eli sopalı
sivil giysili katillerce dövülerek öldürülen
ve katilleri nedense bu güne dek,
başta MOBESE kameraları olmak üzere sınırsız olanaklarına karşın yakalanamayan
19 yaşındaki üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz hakkında bir basın açıklaması yaptı.

Makul ve dengeli olan bu açıklamayı paylaşmak istiyoruz.

Bu arada, 27 Mayıs 2013’ten bu yana süren halk direnişinde yaşamını yitirenler, doğrulanabildiği ölçüde 5 kişi oldu (Komiser Mustafa Sarı ile birlikte 6) :

  1. Mehmet Ayvalıtaş
  2. Abdullah Cömert
  3. Ethem Sarısülük
  4. Selim Önder
  5. Ali İsmail Korkmaz
  6. İrfan Tuna

Direnis_Sehitleri_6_insan_23.7.13

63’ü ağır olmak üzere 8163 kişi yaralandı, 

  • 3 kişi henüz yaşamsal tehlikeyi atlatamadı. 
  • 106 kişi kafa travması geçirdi, 
  • 11 kişi gözünü yitirdi. 
  • 5 kişi de yaşamını yitirdi.

8 bini aşan resmi kayıtlı yaralıyı, gözünü yitiren 10’u aşkın yurttaşı,
engelli kalabilecek onlarca yurttaşı… post-travmatik stres bozukluğu yaşayabilecek çok sayıda insanımızı.. bir yana bırakıyoruz..

Fakat net olan şu ki;

  • AKP iktidarının eli kana bulaşmıştır!

Siyasal iktidarın kışkırtması ile bir polis vahşeti – zulmü yaşanmış – yaşanmakta olup; yurttaşın can ve mal güvenliğinden sorumlu kolluk güçleri AKP terörüne alet edilerek paramiliter siyasal milis gücü gibi kullanılmış ve açıkça
insanlık suçu işlenmiştir.

  • Bu hukuksuzlukların yasal hesabı elbette sorulacaktır.
  • Bir kez daha siyasal iktidarı ve başını sağduyu ve sükunete çağırıyoruz.
    Bu davet acil ve önemlidir, daha çok kan dökülmemelidir.
  • Silahsız – şiddetsiz toplantı ve gösteri yürüyüşü Anayasal bir haktır ve uluslararası hukukta da açıkça tanınmaktadır. Tam tersine kolluğun kullandığı şiddet araçları, başta biber gazı olmak üzere uluslararası hukuka aykırıdır
    (AİHS ve Cenevre Sözleşmesi).
  • Türk polisi katil değildir, suç örgütü değildir, katilleri saklayan da değildir,
    olamaz, olmamalıdır.

Yurttaşın vergisi ile desteklenen bu örgüt, ne pahasına olursa olsun, yurttaşın hukukuna, başta can güvenliği olnak üzere souna dek saygılı olmak zorundadır. Siyasal iktidarlar gelip geçicidir. Türk Polis Örgütü 168 yıllık bir kurumdur (10 Nisan 1845!) ve
yasa dışı buyrukları uygulamanın ağır sorumluluğu akıldan çıkarılmamalıdır.

Sevgi ve saygı ile.
23.7.2013, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

============================================

TTB_logosu

 

Türk Tabipleri Birliği (TTB)
ve Eskişehir Tabip Odası
Ali İsmail Korkmaz’ın Ölümüyle İlgili
Ortak Basın Açıklaması Yaptı

TTB ve Eskişehir Tabip Odası, Eskişehir’de 3 Haziran günü Gezi eylemleri sırasında sivil giyimli eli sopalı kişilerce dövülen ve 10 Temmuz günü yaşamını yitiren
19 yaşındaki üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz’ın, ölümündeki iddialara ilişkin ortak açıklama yaptı. Açıklamada,  “Ali İsmail Korkmaz’ın ölümüyle ilgili iddiaları soruşturmak ve gerçeği açığa çıkarmak hekimlik vicdanımızın gereği, meslek örgütümüzün sorumluluğu, boynumuzun borcudur, ancak hiç kimse hakkında
yargısız infazda bulunulmamalıdır” denildi.
(http://www.ttb.org.tr/index.php/Haberler/eskisehir-3947.html, 18.7.13)

Basına ve Kamuoyuna

ALİ İSMAİL KORKMAZ’IN ÖLÜMÜYLE İLGİLİ İDDİALARI SORUŞTURMAK
VE GERÇEĞİ AÇIĞA ÇIKARMAK HEKİMLİK VİCDANIMIZIN GEREĞİ,
MESLEK ÖRGÜTÜMÜZÜN SORUMLULUĞU, BOYNUMUZUN BORCUDUR,

ANCAK HİÇ KİMSE HAKKINDA YARGISIZ İNFAZDA BULUNULMAMALIDIR

Ağacına, parkına, yaşam tarzına sahip çıkan; AKP’nin baskılarına, zulmüne, diktatörlük girişimlerine karşı ayağa kalkan milyonlarca insanın katıldığı Gezi Parkı Direnişi,
siyasal iktidarın uyguladığı şiddet nedeniyle, şu ana kadar teyit edilebildiği kadarıyla,
en az beş yurttaşımızın ölümüne yol açtı.

AKP terörünün, şiddetinin, vahşetinin kurbanlarından biri de, ne yazık ki,
Ali İsmail Korkmaz adlı 19 yaşındaki gencimiz oldu; Eskişehir’de, eli sopalı katillerce katledildi. (Deniz gözlüğünden, ameliyat maskesinden, baretten, antiasit ilaçtan
suç örgütü üreten emniyet güçleri hâlâ katilleri bulamadı!)

Mehmet Ayvalıtaş’ın, Abdullah Cömert’in, Ethem Sarısülük’ün, Selim Önder’in olduğu gibi Ali İsmail Korkmaz’ın ölümü de hepimizi derinden üzdü, yüreklerimizi dağladı.

Türk Tabipleri Birliği / Eskişehir Tabip Odası olarak yaralandığı günden yitirdiğimiz güne kadar geçen sürede Ali İsmail Korkmaz’ın sağlık durumuyla sürekli ilgilendik, tedavisini sürdüren hekimlerle devamlı temas ve bilgi alışverişi içinde olduk; ailesinin yanında yer alıp acılarına ortak olmaya çalıştık.

Ali İsmail Korkmaz’ın ölümünden sonra, tedavi sürecine ilişkin kamuoyunda öfke ve tedirginlik yaratan bazı iddiaların özellikle sosyal medya kanalları üzerinden çokça paylaşıldığına şahit olmaktayız. Bu iddiaların büyük kısmı tedavi sürecinde gerekli özeni göstermediği iddia edilen bir hekime ilişkindir. Söz konusu hekime ait kişisel
elektronik mektup adresi ve cep telefonu numarası dahil olmak üzere çeşitli bilgiler “katil doktor” başlığı altında sosyal medyada paylaşılmaktadır.

19 yaşındaki bir gencin vahşice öldürülmesinden kaynaklanan üzüntü, öfke, kızgınlık ve tepkileri anlıyor ve saygıyla karşılıyoruz. Ancak, bu tepkilerin bir
“Yargısız İnfaz”a dönüşmüş olmasından duyduğumuz rahatsızlığı da kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.

Bilindiği gibi hekimlik meslek etik kurallarına aykırı davranışlar Tabip Odaları tarafından kurallar uyarınca soruşturulmakta ve cezalandırılmaktadır. Ancak her bir vakanın, her durumun kendine has özelliklerinin, gelişim sürecinin, olayın ayrıntılarının araştırılması ve karara varılması dikkatli, özenli ve hakkaniyetli süreçler gerektirmektedir.

Öncelikle belirtmek isteriz ki; bu süreçte herhangi bir tıbbi uygulama hatasının,
herhangi bir kasıtlı davranışın ya da bir mesleki yetersizliğin bulunup bulunmadığına ilişkin Eskişehir Tabip Odası tarafından süratle soruşturma başlatılmıştır.
(Yine Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından da bir soruşturma başlatıldığı bilinmektedir. Eşzamanlı olarak Sağlık Bakanlığı tarafından tedavi sürecinde yer alan hastanelerde soruşturma yürütüldüğü açıklanmıştır.)

Böyle yapmanın zor olduğunu bilmekle birlikte, Ali İsmail Korkmaz’ın ölümünün acısını yüreğinde hisseden bütün yurttaşlarımızdan, bütün Direnişçilerden; tarafımızdan başlatılan soruşturma sonuçlandırılmadan, hiç kimseyle ilgili haksızlığa neden olunmaması için, doğrulanmamış bilgilerin paylaşılmamasını, tedavi sürecine dair
teyit edilmeyen iddiaların yaygınlaştırılmamasını talep ediyoruz.

Gezi Parkı Direnişi sürecinde diktatörlüğe karşı mücadele eden halkımızın yanında, omuz omuza mücadele eden, bu nedenle siyasal iktidar tarafından iftiralara uğrayan, soruşturmalar açılan, üyeleri, yöneticileri gözaltına alınan Türk Tabipleri Birliği/Eskişehir Tabip Odası olarak bütün Haziran Direnişçilerine sözümüzdür:

  • Ali İsmail Korkmaz’ın ölümüyle ilgili iddiaları soruşturmak ve
    gerçeği açığa çıkarmak hekimlik vicdanımızın gereği,
    meslek örgütümüzün sorumluluğu, boynumuzun borcudur,

Ancak hiç kimse hakkında yargısız infazda bulunulmamalıdır.

Kamuoyundan rica ediyoruz.

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ
ESKİŞEHİR TABİP ODASI