Doğu Perinçek’in Ergenekon Davasında Son Savunması : 06.06.2013


Doğu Perinçek’in Ergenekon Davasında Son Savunması : 06.06.2013

portresi-2

Perinçek’ten Gezi Park’lı savunma

Ergenekon davasında savunma yapan Doğu Perinçek,

 

Atatürk’ün Nutku’nu yerine getirecek gençlik ortaya çıktı.
Zekasıyla, yeteneğiyle ve dinamizmi ile gücüyle ‘Cumhuriyeti yıkamazsın ben seni yıkarım’ diyor.
Halk, tavayla, tencereyle eylemlere destek veriyor.
2 sene içinde bu hükümet yıkılacak..”


ifadelerini kullandı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’de görülen 66’sı tutuklu 275 sanıklı Ergenekon Davası’nın 310. duruşması başladı.

Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi‘nin yanında bulunan büyük salonda yapılan duruşmada
CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal,
CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay,

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek,
Gazeteci Tuncay Özkan
ve
eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin’in de aralarında bulunduğu
52 tutuklu sanık hazır bulundu.

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ ve emekli Orgeneral Hurşit Tolon’un da  aralarında bulunduğu 14 tutuklu sanık ise duruşmaya katılmadı.
Bu davadan tutuksuz, başka davadan tutuklu yargılanan Sami Hoştan ve Yalçın Küçük de duruşmada hazır bulundu.

Perinçek savunma yaptı

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, esas hakkındaki mütalaaya ilişkin
son savunmasını yapması için tutuklu sanık İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’i kürsüye çağırdı.

Savunmasında mütalaayı eleştiren Perinçek, mütalaada hakkında ‘Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasının talep edildiğini söyleyerek, “İddianame, Ergenekon Terör Örgütü omurgasına oturtulmuştu ancak bu tutmadı.
Bu sefer de iddia makamı örgüt iddiasını arka plana çekti cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüsü ön plana çıkardı.

Bu sefer de mütalaada iddia makamı ‘bizde pantolon kayışı yok, size vantilatör kayışı verelim’, gibi darbeye teşebbüsü öne çıkardı. Çünkü örgüt ortaya çıkarılamadı.” diye konuştu.

2 bin 271 sayfalık mütalaada kanunlar tarafından tanımlanan suçu oluşturan fiil olmadığını söyleyen Perinçek, mütalaada, tarih ve fiil olmadığını belirtti.
Perinçek, 31 Mart ayaklanmasından sonra 2. Abdülhamit’in tahtan indirilmesine değinerek, “31 Mart ayaklanmasında irticanın ezildiği 14 Nisan 1909’da Abdülhamit’in Topçu Kışlası’nda devrilmesi bir fiildir dedi. Perinçek, tarih gösterilemediği için suçun oluşmayacağını söyleyerek, “Suç tanımlanmadığı için arkadaşlarımız da bu tuzağa düştüler. ‘Bundan dolayı şöyle oldu, selam vermiş, vermemiş, andıç yazmış, telefonla aramış, aramamış, komutan selam verdin mi, vermedin mi, görmedim’ gibi. Aslında ortada suç yok” dedi.

“Örgütün nefesini duyan yok”

“İddia edilen örgütün organı, programı, belgesi, toplantısı, eylemi yok” diyen Perinçek davada kapsamında tanık olarak dinlenen eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök‘ün de aralarında bulunduğu tanıkların iddia edilen “Ergenekon Terör Örgütü” diye bir örgüt duymadıklarını söylediklerini belirtti. Tanık olarak dinlenen Eski MİT Kontr-terör Daire Başkanı Mehmet Eymür’ün de Ergenekon isimli bir örgüt duymadığını belirten Perinçek, “Bu iddia edilen Ergenekon terör örgütünün elinden tutan yok. Örgütün nefesini duyan yok. Çünkü örgüt yok” ifadelerini kullandı.

2002-2003 yılları arasında darbe girişimi olduğu iddiasının olduğunu söyleyen Perinçek, “Yok efendim Ecevit’i hastaneye götürmüşler, Ecevit’i hastaneden getirmişler, hastanede de şunları yapmışlar gibi sözlerle suçlamalar yapıldı. Bunun darbeye teşebbüs ile ne alakası var. 2002-2003 yıllarında Hilmi Özkök darbe girişimini engellediği iddia ediliyor. Darbeyi önleyen adam geldi, ‘Hayır öyle bir şey olmadı’ dedi” diye konuştu.

“Biz bu hükümeti yıkacağız”

Doğu Perinçek, “Anayasa Mahkemesi 30 Temmuz 2008’de AKP’nin yasadışı olduğunu ve Cumhuriyetin yıkıcısının odağı olduğuna karar verdi ama infaz edemedi. Bunun karşılığı para cezası olabilir mi?

Ama şuan halk AKP’yi yıkmaya başladı.
Bu, iki yılda sonuçlanacaktır.
Bu hükümet yasadışıdır.
Biz de  İşçi Partisi ve halk olarak yasadışı olan AKP iktidarını ortadan kaldıracağız.
Biz bu hükümeti yıkacağız.
Türk milleti bu hükümeti yıkıyor. ‘Türk milletini Anayasadan sileceğiz’ dediler.
TC’yi kaldırmak istiyorlar bundan büyük suç olabilir mi?
Siz burada Türk milleti adına yargılama yaptığınızı söylüyorsunuz,
onlar da bu milleti silmeye çalışıyorlar.” ifadelerini kullandı.,

Gezi Parkı eylemleri

Taksim Gezi Parkı’ndaki eylemlere de atıfta bulunan Perinçek sözlerini
şöyle tamamladı:

  • “Atatürk’ün Nutku’nu yerine getirecek gençlik ortaya çıktı.
  • Zekasıyla, yeteneğiyle ve dinamizmi ile gücüyle ‘Cumhuriyeti yıkamazsın ben seni yıkarım’ diyor.
  • Bugün halk cezayı kesiyor. Eylemlere bakın.
    Muazzam bir gençlik var. Atatürk’ün Nutku’nu, ruhunu ortaya koyan bir gençlik var.
  • Halk, tavayla, tencereyle eylemlere destek veriyor.
  • 2 sene içinde bu hükümet yıkılacak”
    (DHA, 6 Haziran 2013)

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“Doğu Perinçek’in Ergenekon Davasında Son Savunması : 06.06.2013” üzerine bir yorum

  1. BÖYLE SİYASAL SAVUNMA OLMAZ!.. PERİNÇEK KENDİ KENDİNİ MAHKAUM ETTİRMEYE ÇALIŞMIŞ…

    Siyasal savunma, siyasal sistemi eleştirmekle yapılır… Perinçek ise Atatürk kurduğu için sisteme eleştiri getirmiyor… Aksine, Atatürk’ün Nutku’nu gerçekleştirecek bir gençlik ortaya çıktığını iddia ederek sisteme çok yüksek bir değer veriyor ve bu doğrultuda soyut, iyi mi, kötü mü belli bir takım olmayan sonuçlara varıyor.

    Önce Atatürkçülüğün getirdiği, Atatürkçülerin savunduğu bir adalet anlayışı yok…

    Atatürkçülüğün getirdiği, Atatürkçülerin savunduğu bir özgürlük anlayışı da yok…

    Atatürkçülüğün getirdiği, Atatürkçülerin savunduğu bir eşitlik anlayışı ise hiç olmadığı gibi; Atatürkçülük, “EŞİT VE EŞDEĞERDE GÖRDÜREMEME İLKELLİĞİYLE,” ölçülüyor.

    Atatürkçülerin, Anayasa ve Kanunlarda; “ÖZGÜRLÜK, ADALET VE EŞİTLİK ARADIKLARI,” yurtta ve dünyada görülmemiştir. Laiklik, Uygarlık, Hak ve Hukuk aramak da akıllarına gelmez, içlerinden geçmez.

    Yakın zamana kadar Laiklikten ve Laikliğin elden gitmesinden söz etmeleri, laf olsun diye idi… Bütün Sünni Din Adamlarını istisnasız devlet memuru yapıp hazineden besledikten, Diyanet İşleri Başkanlığı adıyla Halifelik Örgütü halinde örgütlendirip devlet gücü yaptıktan sonra, “LAİKLİKTEN SÖZ ETMEK;” sözde gericiliğie karşı olmanın gereği idi. 15-20 yaşındaki genç kızlarla uğraşmak, 15-20 yaşındaki genç kızlara karşı kamusal alan savunması yapmak da sözde Laiklik Mücadelesiydi.

    İstisnasız bütün Sünni Din Adamları, devlet memuru olarak hazineden beslendikleri, devlet çatısı altında DÜNYANIN EN BÜYÜK HALİFELİK ÖRGÜTÜNÜ KURDUKLARI İÇİN, SÖZDE LAİKLİK DÖNEMİNDE DÜNYANIN EN BÜYÜK HALİFELERİ YETİŞTİ… Ve Sünni Yezitçi din adamları yüzbinlerle çoğaldı, güç, mevki ve itibar kazandılar ve sözde Laik Yöneticileri bir kenara ittiler…

    Nazım Hikmet, bir gecede “ORDUYU İSYANA TEŞVİKTEN 15 SENEYE, DONANMAYI İSYANA TEŞVİKTEN 20 SENEYE MAHKUM OLDUĞUNDA” kendisini nasıl savunmuştu?..

    Mahkeme karşısında tek kelime söylememiş, daha sonra, Atatürk’e yazdığı mektupta; “Orduyu isyana teşvik etmedim!.. Donanmayı isyana teşvik etmedim…” diye savunmuştu.

    Seyyid Rıza, İdama mahkjum edsildiğinde kendisini nasıl savunmuştu?..

    Sözde Mahkeme, peşin hükümle geldiği için, Maznunun Savunma yapmasına gerek görmemişti. Seyyid Rıza, asılamay giderken yolda İhsan Sabri Çağlayangil’e; “Bİ HATAYIK, EVLADI KERBELAYIK, AYIPTIR, GÜNAHTIR, ZULÜMDUR, SOYKIRIMDIR,” demişti.

    Doğu Perinçek, hem Nazım Hikmetin, hem Seyyid Rıza’nın, hem de Deniz Gezmiş’in yargılandıkları Mahkemelerden daha adil bir Mahkeme’de yargılanmaktadır. Ve gerek yargı ve adalet sistemiyle, gerekse Türkiye’nin siyasal sistemiyle bir çelişkisi de yoktur. Buna göre savunma yaparsa; beraat etmesi ya da az ceza alması mümkündür.

    Ama, Nazım Hikmet, Seyyid Rıza, Deniz Gezmiş için ideal kabul ettiği bir bir adalet anlayışını kendisi için ideal kabul etmez; siyasal sistemi eleştirmeden sözde siyasal savunmak isterse; kendi kendisini kendi savunmasıyla mahkum ettirecektir…

    Suçsuz Sanıklar, ADİL OLMAYAN MAHKEMELERDE SAVUNMA YAPMAZLAR… Dimotrov’un, Hitlerin Mahkemesi’nde yaptığı gibi, Fidel Kastro’nun “Tarih Beni Beraat Ettirecektir!..” de yaptığı gibi… Siyasal Mahkemelerde, Siyasal Sistem Mahkum edilerek, İnsanlığa karşı savunma yapılır…

    Perinçek ise Siyasal Sistemi mahkum etmediği, mahkum etmek istemediği için siyasal savunma yapamıyor… Kendi aklınca, yargılamayı kendisinin yaptığını sanıyor… Bu nedenle, 46. ve 47. Maddeden yararlanıp yararlanmayacağının anlaşılması için, bir hastaneye sevkini istemelidir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir