ADD İSPARTA ŞUBESİ’nden BASIN AÇIKLAMASI


ADD İSPARTA ŞUBESİ’nden BASIN AÇIKLAMASI

Türklüğü; adsız ve kimliksiz bir topluluğa dönüştürmek ihanettir.
Tarih bu ihaneti mutlaka yazacaktır.

Türkiye, Kurtuluş Savaşı’ndan bu yana hiç olmadığı kadar dış tehditlere açık
ve böylesi teslimiyetçi ve savunmasız duruma düşmemiştir

Başbakan Tayyip Erdoğan, Türklüğü, Türk kimliğini ret ve inkâr eden söylemini yineledi.

Her türlü milliyetçiliği ayaklarının altına almış bir iktidarız.
Bu süreçte kimse bizim karşımıza Kürtlükle çıkmasın, kimse bizim karşımıza Türklükle de çıkmasın…”
  diyerek Türk’ü, Türklüğü bir millet adı, bir millet kavramı olmaktan çıkarttı.

Türk adından, Türk kimliğinden ve Türklüğü anımsatan her olgu ve olaydan, şeytan görmüşçesine rahatsız olan bu zihniyetin, TÜRKİYE VATANDAŞLIĞI”  uydurması,  küresel yağmacı çetenin, yüz yıllık planlarının gerçekleşmesi, kimliği ile birlikte
Türk Ulusu’nun Anadolu’dan atılması hayallerine ulaşma sevdasıdır.

Emperyalizmin Ortadoğu’daki temel projesi, 19. yüzyıldan beri neredeyse
hiç değişmemiştir. Bu proje Sevr’i, Türkiye’nin bölünerek Türkiye-İran-Irak-Suriye eksenli Kürt devletinin kurulmasını, İsrail’in varlığını sürdürmesini ve Ermenistan’ın
yine Türkiye aleyhine genişlemesini hedeflemektedir. Böylece, Türkiye, İran ve Suriye’nin sömürgeleştirilmesi sağlanacak, ardından da ABD tüm Ortadoğu ve
Orta Asya’ya rahatça egemen olacaktır

Bu nedenle, tekil (üniter) yapı bozulup, parlamenter sistemin yerine Başkanlık sistemi dayatması yapılarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bir Amerikan projesi olan
Ilımlı İslam” modelinde Anadolu Federe İslam Devleti ne dönüştürüp, oradan da Yugoslavya örneğinde olduğu gibi küçük etnik devletçiklere ayrılması planlanmaktadır.

Türk Milliyetçiliği dışında; Arap, Kürt, Ermeni,  Amerikan.. milliyetçiliğini yücelten
bu teslimiyetçi zihniyet, Türk milliyetçiliğini ayaklar altına (!) almaya kalkışmaktadır.

  • Türk Ulusu’nun varlığı, adı, kimliği
    kendi anayasasından çıkartılmak istenmektedir.

Böylece birleştirici adından ve kimliğinden yoksun kalan halk içindeki etnik ayrımcılık körüklenerek, yeni çatışmalara zemin hazırlanacaktır.

Cumhuriyet’ten intikam almaya yeminli AKP-BDP ittifakı,
olası bir Anayasa referandumunda, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu ögesi olan
“TÜRK  KİMLİĞİ” ni, Türklük kavramını oylamaya sunarak, yüzyıllık emperyal proje olan, Türkiye’yi bölme, Kürdistan’ın kuruluşunu tamamlama hesabını yapmaktadır.

Öncelikle anımsatalım ki; Türklük, Türk kimliği, Türk Ulusu’na birileri tarafından sunulan bir ad değil; Batılı yağmacılara karşı, savaş meydanlarında kan ve ateşle kazanılmış, Bağımsızlık savaşı sonunda kurulan Cumhuriyetin adıdır.

Yani “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkı” na “Türk Milleti” denilmiştir.
Türk adını, Türk kimliğini tarihten silme dalalet ve ihanetinin çığırtkanları bir an için bile
bu gerçeği unutmamalıdırlar.

Tarihin hiçbir döneminde başka ulusların ayakları altına düşmemiş bu millet,
birkaç “inkârcı çığırtkana” teslim olmayacaktır.

Türklüğü, Türk kimliğini inkâr ederek, Türk Ulusu’na ihanet eden, Dürrizade Abdullahların, Nemrut Mustafaların,  Artin Kemallerin, Damat Feritlerin, Şeyh Saidlerin, İskilipli Atıfların hazin ve acı sonlarını nasıl görmüşsek; bugün “Türk Kimliğini ayaklar altına aldığını”  (!?) söyleyerek, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ihanet edenlerin hazin sonlarını da mutlaka göreceğiz.

Nasıl ki 1920’li yıllardaki ihanet erbabı Zafer’den sonra işbirliği içinde oldukları kimi Yunan ordusunun, kimi İngiliz, Fransız ordularının peşine takılıp, ihanet ettikleri vatanı terk etmek zorunda kalmışlarsa; bugünün inkârcıları da uşaklığını yaptıkları küresel yağmacılara sığınmak zorunda kalacaklardır. (20 Şubat 2013)

Yönetim Kurulu Adına
O. Mümtaz ÇAPÇI
ADD İSPARTA ŞUBE BAŞKANI

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“ADD İSPARTA ŞUBESİ’nden BASIN AÇIKLAMASI” için bir yorum

  1. ÇİNLİ GENERALDEN 4000 YIL SONRA EŞİTLİĞİ KABUL ETMEMEK, AKILSIZ BAŞIN CEZASINI AYAKLARIN ÇEKMESİNE BENZER!..

    Atatürkçüler, 1960’lı yıllarda Ortanın Solu Hareketiyle, “kaba milliyetçilik ve kaba ırkçılıktan” vazgeçmişler ve Alevilikteki “BEN İNSANIN DEĞERİNİ BÖLEMEM/ DOĞU BATI GAVUR MÜSLİM BİR BANA / YÜZSENİZ DERİMİ GENE DÖNEMEM / TÜRKÜ KÜRDÜ ALMANI RUSU BİR BANA” anlayışını benimsemişlerdi.

    Kaba Milliyetçilik ve Kaba Irkçılıkta, dünyadaki bütün insanlar Türklerden doğmuşlardı. Tarih derslerinde Ortaasyadan çıkan Türklerin, dünyanın dört bir tarafına dağılmaları ve böylece bütün insanlığın ataları olmaları ciddi okutuluyor… Karda “kart – kurt yürüyen,” bazı Türklerin de Kürtleri meydana getirdikleri söylenip yazılıyordu.

    Ama, İsmet İnönü’nün başlattığı “Orta’nın Solu Hareketi,” bu saçmalıkları önüne katmış, süpürüp tarihin çöp sepetine doğru götürmüştü. Atatürkçüler de, Atatürk’ü bu saçmalıklarla birlikte anmaktan vazgeçmişler, daha ciddi, Atatürk’e yakışan şeylerle Atatürkü anmaya başlamışlardı… Ve Aşık Mahsuni’nin Aleviliğin her zaman ilerici ve devrimci olan felsefesinden çıkardığı; “BEN İNSANIN DEĞERİNİ BÖLEMEM/ DOĞU BATI GAVUR MÜSLİM BİR BANA / YÜZSENİZ DERİMİ GENE DÖNEMEM/ KÜRDÜ TÜRKÜ ALMANI RUSU BİR BANA ” denilen dizeleri ortalığı kasıp kavurmaya başlamıştı.

    “FANİ KURMUŞSUN TEMELİ / BİLMEM SANA NE DEMELİ / KOCA MUSTAFA KEMALİ / YEDİN GENE DOYMADIN MI?” denilen dizelerde, Atatürk bir bir sayılan ölümsüz insanlarla birlikte anılıyordu.

    “Ne Mutlu Türküm diyene…” anlayışı, 12 Mart Faşizmi ve Balyoz hareketiyle geri dönmüşse de, koyu faşistlerden, kaba milliyetçi ve kaba ırkçılardan başka kimsenin umurunda olmadı.

    12 Mart Faşizminden sonra 1970’li yıllarda “ne mutlu Türküm diyene…” anlayışı gene olmadı. “Hep bir ağızdan türkü söylemek/ hep beraber sulardan çekmek ağı/ yarin yanağından başka her yerde/ her şeyde/ hep beraber diyebilmek”ten söz edildi. Daha güzel, daha mutlu, daha insanca bir dünyadan söz edildi… ve hep beraber anti-faşist, anti emperyalist olundu ve her türlü ırkçılıktan, kaba milliyetçilik ve şovenizmden uzak duruldu.

    12 Eylül Faşizmi ise bütün ilerici ve devrimci insanları ezdi, yok etti ya da siyaset dışına itti… Aksine, her türlü kaba ve ilkel milliyetçiliği, en kaba, en barbar ırkçılığı, en kaba korkunç şovenizmi de hortlattı.

    Şimdi ne diyor, sayın Başbakan, “bizim karşımıza Türklükle de Kürtlükle de gelmeyin!..”

    Biz 12 Eylül Faşizminden bu yana, bu söylemi unutmuştuk… Yeniden biz ilerici ve devrimci olarak; Kürdü Türkü Almanı Rusu bir bana diyebiliriz… Ne de olsa; adımız insan, soyadımız vatandaş!..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir