E. Tuğa. Türker ERTÜRK paşanın “Maltepe konuşması”

Dostlar,

E. Tuğa. Türker ERTÜRK paşa, “Maltepe konuşmam” başlığıyla, olay yaratan konuşmasının youtube erişkesini (linkini) yollamış..

Bu panel konuşmasını izlemek ve paylaşmakta çook yarar var..

http://www.youtube.com/watch?v=YDQgYuXJ-sc

Sevgi ve saygı ile.
17.2.13, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“E. Tuğa. Türker ERTÜRK paşanın “Maltepe konuşması”” için bir yorum

  1. TÜRKER ERTÜRK PAŞA, DAHA FAZLA ÖLÜM DAHA FAZLA KAN İSTEMİŞ!..

    İmamı Gazali, Kıyamet ve Ahiret adlı kitabında Vehhabiliğin doğuşunu anlatır. Vehhabiliğin doğuşu çok kanlı olmuş ve Müslümanlar birbirine acımamıştır. Çoluk çocuk, kadın erkek, yaşlı genç demeden birbirlerini öldürmüşler… Galip gelen taraf, öteki tarafın ölülerini gömmmemiş, kokması, çürümesi, kurdaa kuşa yem olması için ortada bırakmıştır.

    Dünyanın her yerinde kavga, en fazla düşmanın ölmesine kadar sürer. Düşman öldü mü kavga biter. Kişi ölünceye kadar düşmandır. öldüğü an, mensubu olduğu, toplumun adetlerine göre muamele edilemsi gereken bir cenazedir.

    İslam Ülkelerinde ise; düşmanın ölmesi yetmez. Bir de, cenazenin kokutulması, çürütülmesi, kurda kuşa yem yapılması vardır… Ki; Paris’te öldürülen üç Alevi kadının cenazesinin THY ile taşınması bile Türker Ertürk’e dert olmuş… Vehhabiliğin doğuşundaki çarpışmalarda olduğu gibi Hazret Paşa, cenazelerin kokutulmasını, çürütülmesi, kurda kuşa yem yapılmasını istiyordu… Üç Alevi Kadının Cenazesinin Diyarbakır’a getirilmesi ve tören yapılması ise güç gösterisi, vatana ihanet ve bölücülük sayıyordu.

    Peki, üç Alevi kadının cenazesi ne yapılacaktı?.. Hazret Paşa’ya kalsa, Cenazeleri Paris’te kokmaya, çürümeye, kurda kuşa yem olmaya bırakırdı. Ne de olsa, Sünni içgüdüseliği, hem Vehhabiler, hem dört mezhepçiler kadar güçlü ve radikaldi… Üç Alevi kadının öldürülmesinden de muhtemelen bir hasılat bekliyordu.

    Dersim 3. Büyük Alevi Soykırımını, “Atatürk Dersim’de kan döküldü diye durdu mu?” diyerek savunan Onur Öymenle birlikte; “Türk halkına anlatmamız gerekir,” diyordu.

    1915’te Ermeni halkı, sözde tehçir edilmişt.

    1922’de Rum Halkı daha önce yapılan Tehçire ek olarak birde Mübadeleyle kovulmuştu.

    1938’de Dersim’de 3. Büyük Alevi Soykırımı yapılmıştı.

    12 Mart’ta 68 Kuşağı, 12 Eylül’de 78 Kuşağı ezilmiş, sosyalistler, Komünistler; yani Türklerin ilerici kesimi de silinmişti.

    Ve son olarak PKK’nın varlığıyla, şimdiye kadar vurucu güç ve Ağca gibi tetikçi olarak kullanılan Sünni Kürtler de gözden çıkarılmıştı.

    Yani geriye “aydınlatılacak bir halk,” kalmamıştı. Türk Ulusu yaratmak ve Ulus Devlet kurmak fiyaskoyla sonuçlanmış ve Halifelik Örgütleri, geriye kalan insan topluluklarına hakim olmuşlardı… Geriye kalan insan toplulukları ise; Türker Ertürk gibi kişilerden hiç hoşlanmıyorlar, görmek ve duymak istemiyorlardı… Ve onları kendi çalar, kendi oynar konumunda bırakıyorlardı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir