ÖCALAN’ IN İLK SORGUSUNDAKİ İTİRAFLARI…!

Dostlar;

Posta Gazetesi yazarı Candaş Tolga Işık, Abdullah Öcalan’ı İmralı’da karşılayan ve sorgusunu yapan Jandarma İstihbarat Albay Hasan Atilla UğurAbdullah Öcalan’ı Nasıl Sorguladım?‘ adlı kitabının önemli yerlerini bugünkü köşesine taşıdı.

Öcalan’ın ifadesindeki ‘PKK’ya hangi devletler ne yardımı yapıyordu’ bölümlerine işaret eden Işık, PKK’ya yardım etmeyen tek devletin bozuk para gibi batılılar uğruna harcadığımız Libya olmasına dikkat çekiyor..

Okurken tüyleriniz diken diken oluyor…

Türkiye’de kan dökmek için ilan edilen ‘çok uluslu’ seferberliğe mi yanarsınız yoksa tek ‘dost’umuzun Kaddafi oluşuna mı?

Hâlâ “PKK 27 yıldır neden bitirilemedi?” diye sormaya gerek var mı?

Sevgi ve saygı ile.
22.1.13, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

===========================================

ÖCALAN’ IN İLK SORGUSUNDAKİ İTİRAFLARI…!

ÖCALAN ANLATIYOR

İşte Apo’nun kendi cümleleriyle PKK ve ‘dış bağlantıları‘…

Yunanistan: “En başından beri hep çok iyi destek aldık. Kamplar, asker i ve maddi destek, teknik sabotaj, orman yangını eğitimlerini bizzat Yunan istihbaratı verdi.”

ESAD’LA BİZZAT GÖRÜŞÜYORDUM

Suriye: “Hafız Esad’ın kardeşi Cemil Esad’la bizzat görüşüyordum. Suriye’de kamplar açtık. Suriye devleti örgütlenmemize izin vermişti.

Maddi gelir elde etmemize engel olmuyorlardı. Sınır geçişlerinde kolaylık sağlıyorlardı. Suriye’de yıllık 1 milyon dolardan fazla gelir elde ediyorduk. Zaman zaman Muhaberat’ın (gizli servis) arabalarını kullanıyorduk.”

İran: “Gizli servis İttiaat’tan Sait isimli bir şahısla irtibat halindeydim.

Bize önceleri silah, SAM7 füzeleri ve lojistik destek sağladılar.

Bir hastane, 3 de kamp kurmamıza izin verdiler. Silah ve hayvan ticaretinden pay alıyorduk. Gelirimiz Avrupa’dakine yakındı.”

Bulgaristan: “Bir eğitim bürosu açtık… Gizli servislerinin haberi vardı…

Ses çıkarmıyorlardı.”

PATLAYICILARI SIRBİSTAN’DAN ALIYORDUK

Sırbistan: “Ellerinde Strella Füzesi vardı. 20 adet satın aldık.

Sırplar sonra çok daha fazlasını bize destek amacıyla parasız verdi.

Füze eğitimlerini de onlardan aldık. TNT, C-4, A-4, C-5 gibi patlayıcıları Sırbistan’dan sağlıyorduk.”

Romanya: “Bükreş’te evlerimiz ve derneklerimiz bulunuyordu. Devlet bize serbesti sağlamıştı. Türkiye’den katılanların ilk eğitim yeri Romanya’ydı. Romanya istihbarat servisi bize telsiz, dürbün, gece görüş cihazı gibi teknik malzeme veriyordu.”

Almanya: “Gizli servisle görüşüyordum. Parlamento’dan da beni ziyarete gelenler olurdu. Örgüt yöneticisi Kani Yılmaz’ın sığınma talebini kabul edip, pasaport verdiler. Her anlamda güçlü olduğumuz bir yerdi.”

İngiltere: “Bizim konumuzda en akıllı davranan ülkeydi. Hiç direktsiyasi ilişki kurmadılar. Ama gizli olarak en büyük desteği İngiltere’den alıyorduk.”

Holanda: “Bizim üslenme ve eğitim alanımızdır. En çok destek ve para bulduğumuz ülkedir.”

Fransa ve İtalya : “Bize her zaman çok yakın oldular! Bayan Mitterant ayağımıza kadar gelip ihtiyaçlarımızı listeler ve temini için gerekli organizasyonları yapardı.
BM kararları gereğince Anti personel mayınlarının yasaklanmış olmasına rağmen
hala imal eden ülkelerden biri olan İtalya’dan Berlusconi sayesinde bu mayınları
hep aldık.”

Amerika: “Bir temsilci atadık. Dernek kurdular. Ayrıca bir enformasyon büromuz vardı. Zaman zaman oradaki düşünce kuruluşlarından da destek aldık. Körfez harekatında ise Kuzey Irak’taki ABD ordusunun, Peşmergelere yaptığı yardımların çoğu bize kaydırıldı.

PKK’YA SICAK BAKMAYAN TEK ÜLKE

Libya: “Oraya çalışmaya giden işçiler arasında iyi örgütlenmemiz vardı. Yılda 500 bin> dolara yakın bağış topluyorduk. Ama Libya devleti ile aramız iyi değildi. Her türlü imkanları olmasına rağmen bize araç, gereç, silah ve malzeme vermediler.
Defalarca talebim oldu ama Kaddafi bize hiç sıcak bakmadı.”

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“ÖCALAN’ IN İLK SORGUSUNDAKİ İTİRAFLARI…!” üzerine 2 yorum

  1. APO, KENDİSİNDEN NE DUYMAK İSTEMİŞLERSE; ONU SÖYLEMİŞ…

    Apo’dan bütün dünyanın desteklediğini, bir tek Libya’nın desteklemediğini söylemesini istemişler ya da Apo, “benden bunu söylememi isterler!..” diye düşünmüş ve adamlara yanılmadıklarını, terörle çok iyi, çok doğru bir mücadele yaptıklarını, ama Türkiye’yi bölmek isteyen dış güçlerin PKK’nın bitirilmesine engel olduğunu söylemiş.

    İslam Ülkelerinin bütün yöneticileri yanıldıklarını, yanlış yaptıklarını, kötü bir politika izlediklerini ya da emirleri altındaki insanları memnun edemediklerini kabul edemezler… Türkiye yöneticileri ise hiç kabul etmezler…

    Suriye’de iken yerli ve yabancı medyaya, “BİZİM EN BÜYÜK DESTEĞİMİZ, T.C.’NİN HALKA YAPTIĞI ZÜLÜM VE BASKIDIR!.. BU NEDENLE EN BÜYÜK DESTEKÇİMİZ TÜRKİYE’dir!..” dediği söyleniyordu.

    Türkiye, Marshal Yardımıyla başlayan Nato’ya giriş sürecinde kontrol Edilebilir Kriz Bölgesi yapılmış; ABD’nin 2. Dünya Savaşı’nda kalma döküntü, işe yaramaz askeri malzemesi için de pazar haline gelmişti. PKK ile bu pazar tam bir silah ve bomba tüketim pazarına dönüşmüştü.

    PKK ortaya çıktığından beri, ABD Ordusunda çürüğe ayrılan işe yaramaz, döküntü askeri malzeme, araç gerecin tümüne hazır müşteri bulunmuştu. Silah ve bomba fabrikalarının ürettiği hiçbir şey elde kalmamış, ne üretilmişse ona müşteri olunmuştu. Ve silah ve bomba fabrikaları bu müşteriye mal yetiştirmek için harıl harıl çalışmıştı.

    “Biz 35 bin terörist öldürdük!.. PKK’yı beş kere imha ettik…Ama, dağa çıkışları önleyemedik, para akışını kesemedik…” diyen yüksek şahsiyetler, Silah ve Bomba fabrikalarına “üretime devam edin!” dediklerinin farkında değillerdi… “Terörle mücadele etmekte bu kadar başarılıyız, ama niye PKK’yı bitiremiyoruz?” diyorlardı.

    35 bin öldürülmüş teröristin, terörist olmayan 70 bin anne ve baba, 150-200 bin bacı kardeş, 500-600 bin hısım akraba, birkaç milyon komşu, hemşeri, köylü ve taraftar demek olduğunu düşünen bir yetkili, özellikle asker yoktu. emperyalizmin askeri malzeme, araç, gereç,silah ve bomba fabrikaları ise; buna dayanarak üretim yapıyorlardı.

    Dıyarbakır Cezaevi’nden sonra, dört bin köy boşaltılmış, yaylalara çıkış yasaklanmış, üstüne de gıda ambargosu konulmuştu. Milyonlarca insan, kendi köylerinde, kendi evlerinde bıçağın sırtında yaşamaya mahkum olmuşlardı.

    Ama, bunun adına terörle mücadele denilmişti… Kim ne derse desin, PKK en büyük desteği terörle mücadeleden almıştır, almaya da devam edecektir.

  2. Ahmet bey,
    benim yazdıklarım yorum köşesine yazılmış Türkiye gerçekleridir. Birgül Ayman Güler’in CHP’ye yüzde on civarında oy kaybettirecek olan, EŞİTLİK KARŞITI DÜŞÜNCELERİ YERİNE burada anlattığımız acı gerçek üstünde durmanız gerekir.

    Burada kendi vatanın, Emperyalizmin Askeri Malzeme, Araç, Gereç, Silah ve Bomba Pazarı haline getirip, on binlerce insanın ölümen neden olduktan sonra, “herkese sözde Türk demek”le ne vatansever olunur, ne uygar insan!..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir