E. Amiral Türker ERTÜRK: İRAN’IN NÜKLEER BOMBALARI

Dostlar,

Sayın E. Amiral Türker ERTÜRK’ten son derece öğretici, derinlemesine bir irdeleme yazısını daha paylaşmak istiyoruz.

Kendisine nitelikli emeği ve seçkin birikimi için teşekkür ederek.. 

Bir de 13.12.12 Silivri görüntüleri : http://www.youtube.com/watch?v=PbW_RwXRj08 var..

Sevgi ve saygı ile.
17.12.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

============================================

E. Amiral Türker ERTÜRK
 

İRAN’IN NÜKLEER BOMBALARI

ABD ve İsrail, rejim değişikliğine yönelik olarak İran’a müdahale etmek istemektedir. Çünkü İran arkasına Çin ve Rusya’yı alarak ve sahip olduğu yüksek petrol ve doğalgaz gelirlerinin desteğinde bölgede emperyalist hegemonyaya karşı direnmekte,
baş eğmemekte ve “Şer ittifakı“ meydana getirmektedir.

Takdir edersiniz ki ABD ve İsrail, “İran hegemonyaya direniyor ve söz dinlemiyor bu nedenle saldırmak istiyorum.“ diyemez. Dünya kamuoyunu ikna edebilecek
daha ahlaki bir nedene ihtiyacı vardır. “İran’ın nükleer silah üretimi peşinde olduğu, bölgenin güvenliğine tehdit teşkil ettiği ve bu durumun Batı çıkarları açısından kabul edilemez olduğu“ söylemi İran’a yönelik müdahalenin önünü açmak maksadıyla uydurulan kuyruklu yalanın diplomatik ifade tarzıdır.

ABD ve İsrail bugüne kadar dünya kamuoyuna İran’ın nükleer silah üretmeye çalıştığını gösteren bir kanıt sunamamıştır. Fakat Irak’a saldırmak için ABD’nin
yalan söylediği ve insanlığı aldattığı hepimizin malumudurABD’nin bu konuda kötü sicili yalnız Irak’la sınırlı da değildir.

Her savaşın veya başka bir ülkeye karşı yapılacak askeri müdahalenin mutlaka siyasi ve askeri hedefleri vardır. Laf olsun diye savaş, şan olsun diye askeri müdahale olmaz. Savaş demek para demektir hem de çok para harcamak demektir.

Rejim değişikliği, bilahare bölünme

İran’a karşı ABD ve İsrail’in başını çekeceği bir müdahalede siyasi hedef, hegemonyaya direnci kırmak maksadıyla rejim değişikliği yaptırmak ve ardından
orta vadede bir daha bölgesel güç konumuna gelinmemesi için Azeri ve Fars ekseninde bölünmenin tohumlarını ekmektir.

Askeri hedef ise tahmin edilenin aksine İran’ın nükleer kapasitesi değil,
balistik füze imkanıdır.

İran’ın nükleer silahı olmadığını ve yakın zamanda nükleer silaha sahip olamayacağını ABD ve İsrail çok iyi bilmektedir. 

İsrail’in en büyük korkusu İran’ın çok geliştirdiği, çeşitlendirdiği ve büyük oranda
yerli üretime dayandırdığı balistik füzeleridir.

Çünkü İran herhangi bir saldırıya maruz kaldığında sahip olduğu balistik füzelerini ateşleyeceği ilk ülke İsrail ve buradaki ilk öncelikli hedefi ise Dimona şehrinin 13 km güneydoğusunda bulunan Necef Nükleer Araştırma Merkezi’dir.

İran’ın nükleer silahları buradadır. Eğer İran burayı vurabilirse, İsrail’in yüz ölçüm olarak çok küçük bir ülke olduğunu da göz önüne alırsanız, bu ülkeye çok ciddi biçimde zarar verir. Necef Nükleer Santrali’nin İran’ın balistik füzeleri ile vurulması durumunda neler olabileceğini hayal edebilmeniz için 1986’da meydana gelen Çernobil Nükleer kazasını ve 11 Mart 2011’de Japonya’da deprem ve tsunami sonrasında Fukuşima Nükleer Santrali’nin yarattığı felaketi düşünün yeter.

Fransızlar yardım etmiş

Necef Nükleer Araştırma Merkezi ve Santrali 1958’de Fransızlarla yapılan bir anlaşma gereğince Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun denetimi dışında gizlice yapılmış ve 1964’te faaliyete geçmiştir.

İsrail bugün için bölgemizin tek nükleer silaha sahip ülkesidir ama bu silaha sahip olduğu bilinmesine rağmen açıkça beyan etmemektedir. İsrail sahip olduğu nükleer silahları Necef’te üretmiştir. Dimona yakınlarında bulunan bu araştırma merkezi karadan ve havadan çok sıkı olarak korunmaktadır. Hava sahası uçuşlara tümüyle kapalıdır. O kadar sıkı korunmaktadır ki, 1967’de Altı Gün Savaşı sırasında bu bölge üzerinden yanlışlıkla uçan İsrail savaş uçağı bile vurulmuştur. Burasının vurulmaması İsrail için yaşamsal önemdedir.

Dimona bölgesi THAAD, Arrow, Patriot, Iron Dome ve ABD’nin Doğu Akdeniz’de konuşlanacak savaş gemilerinden atılabilen SM-3 füzeleri ile korunacak olup,
bu füzelere hedef bilgisi gönderecek en önemli kaynaklardan birisi de bizim ülkemize yerleştirilen Kürecik Radarı’dır.

İran’a karşı yapılacak bir müdahalede kara operasyonu kesinlikle düşünülmemektedir. ABD ve İsrail’in başını çekeceği operasyon hava ve deniz ağırlıklı olacak ve öncelikle İran’ın balistik füze kapasitesine ve dünyaya bahane olarak deklare edilen nükleer tesislerine saldırılacaktır. Eğer İran ciddi biçimde karşılık verirse, tüm ülke çapında ekonomik ve altyapı tesislerini hedef alan cezalandırma operasyonu yapılacaktır.

İran hata yapmamak zorunda

İran içinde artırılan istihbarat faaliyetlerinin amacı vurulacak hedeflerin tespiti, listelenmesi ve öncelik sıralarının belirlenmesi içindir. İran geçen yıl RQ-170 tipi,
bu yıl da bu ay içinde Scan Eagle kod adlı ABD’ye ait insansız casus uçağını hekleyerek ele geçirdi. Ama yakalananlar çok azınlıktadır. Geçtiğimiz günlerde
ele geçirilen ve Basra Körfezi’nde ABD’ye ait bir savaş gemisinden uçurulan
Scan Eagle’ın muhtemel görevi; Körfezin kuzeyinde ve doğusunda bulunan ve olası
bir müdahalede ABD savaş gemilerine tehdit yaratabilecek füze bataryalarının
yer tespit çalışması idi.

İran’ın en büyük kozu ve karşı tarafı düşündüren askeri imkanı balistik füze kapasitesidir. İsrail bir an önce müdahale edilmesini istemektedir. “Nükleer silah geliştiriyor“ bahanesi üzerinden yürütülen İran’a müdahale stratejisi uzun solukludur ve yine Suriye olayındaki gibi Bileşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden
Çin ve Rusya vetoları yüzünden yetki alınamayabilir.

İran’ın boğazını sıkan ve O’na yaşama olanağı vermeyen yaptırımlar, onu hata yaptırmaya yönelten örneğin Hürmüz’ü kapatmaya zorlayan ve müdahalenin
haklı gerekçesini sağlamaya çalışan açılımlardır.

Evet, İran için şartlar zordur. Petrol ve doğalgaz gelirleri geçen yılın ancak yarısı kadardır. Yokluklar, enflasyon, ilaç sıkıntısı, devalüasyon zorluklardan bazılarıdır.

İran hata yapmamak, Çin ve Rusya ise sütre gerisinden daha fazla çıkmak zorundadırlar.

Benim ülkemi sorarsanız, utanç içinde cevap vermeme hakkımı kullanmak istiyorum!

Saygılar sunarım (15.12.12)

13.12.12 Silivri görüntüleri : http://www.youtube.com/watch?v=PbW_RwXRj08

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“E. Amiral Türker ERTÜRK: İRAN’IN NÜKLEER BOMBALARI” üzerine 2 yorum

  1. birde suriye olayına gelelim.orada 1925 yılında şu anki lazkiye blögesinde gayrı resmi bir nusayri devleti vardı.bu devlet zoraki, suriyede bulunan diğer 2 fiili federayona kartıldı.bunun sebebi fransızlar derler.yani oradaki nusayri devleti ruslarla tarihte hiçbir zaman işbirliği yapmadı.ruslar ile ortadoğuda işbirliği yapan devletler daha çok sosyalist arap milliyeçileridir.libya,eski ırak,şimdiki suriye.bunlardan suriye nusayri yönetiminde olduğu için değil .sosyalist arap milliyetçişi olduğu için ruslara lişbirliği yaptı.yani yanlış tahlilin var eski general…

  2. iran da şii zulmü akşam sabah bitecek.ama iran dış düşman ortaya çıkarmaya çalışarak iç toplumu bir arada tutmaya çalışıyor.tabii israil göstermelik iran düşmanı .iran tarihinde tek bir kere bile hristiyan ve yahudilerle savaşmadı.o sadece ehli sünnet devletleri ile savaştı.şimdide suriye üzerinden türkiye ile savaşıyor.tabii kaybedecek. ve 20 yıl içinde yıkılacak.ahmet saltık bu bilgileri sansürleyecek biliyorum ama ben yinede yazdım… .

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir