Yeni TYÖK Yasası Ne Getiriyor ve Ne Götürüyor?


Dostlar,
Türkiye iğneden ipliğe yeniden yapılandırılyor küresel güçlerin ve iktidarın güdümünde.Sıra üniversitelere geldi.

Zaten ileri demokrasi ile susturulmuş, prasız eğitim isteyen yüzlerce genci hapse atılmış, türbana arşı çıkan öğretim üyeleri disiplin cezası ile ertelenmeyerek ve para cezasına dönüştürülmeyerek hapis cezası almış, mitoza sokulmuş tabela üniversitelerle sayısı 200’e koşan, öğrenci haçlarının popülistçe kaldırılarak yerine üniversitelerel yeni reel kaynak sağlanmadığı, öğrenci kontenjanlarının akıl dışı ölçüde artırıldığı, çalışanlarının özlük haklarının geriletildiğibir yükseköğrenim sistemi..

Beylik gerekçelerle “reform sürecine tabi tutulacak“..

Üniversite özerkliği iyice bitirilecek, bu kurumlar sermayenin emrine sokulacak, yabancı üniversitelere izin verilecek, vakıf üniversiteleri gerçekteözelüniversite değilmişçesine ayrıca “özel üniversite” açılışı olanaklı kılınacak..

Türkiye Türkiye’den yönetilmiyor.
Temel sorun bu arada.
Bu parlayıcı-patlayıcı, boğucu-yakıcı gerçek kavranıp buna uygun konum alınmadıkça sürecek gözüküyor..

İbrahim hocanın değerlendirmesini okumak gerekiyor çok tehlikeli süreci kavramak için..

Sevgi ve saygı ile.
21.10.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

================================================

Yeni TYÖK Yasası Ne Getiriyor ve Ne Götürüyor?

Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Çukurova Üniversitesi
iortas@cu.edu.tr
Yeni TYÖK (Türk Yükseköğretim Kanunuve eski YÖK yasası uzunca eleştirilerden sonra Rektörler ve ÜAK üyelerinin bilgisine sunuldu. Yeni yasanın üniversite tanımı özerklik ve evrensel yükseköğretim anlayışı ile çelişmektedir. Yasa fırsat eşitliği, demokrasi, rekabet gibi önemsenen söylemler olmakla birlikte üniversitelerin olmazsa olmazı olan özerkliği bay pas ederek üniversite üst yönetimlerinin oluşumunu kontrol etmeyi öngörüyor. Yasa temelde rektörlük seçimi sorununa odaklanmış ve kontrolü doğrudan veya dolaylı olarak hükümet ve TYÖK’e bağlı bir üniversite konseyi tarafından yürütülmesini hedefliyor. Yasa üniversiteleri kendi içinde gelişmişlik düzeylerine göre birkaç konsey modelini öneriyor. Kendi gelirini kendisi oluşturan ilk 10 kadar üniversiteyi bir kategoriye koyarak adeta mütevelli heyeti yöntemi ile rektör atamasını öneriyor. Yeni kurulan ve sınırlı sayıda öğretim üyesine sahip üniversiteleri bir şekilde atama benzeri bir yola rektör atamasını öneriyor. Geriye kalan geniş bir üniversite grubunu da kısmi kontrol ile rektör atamasını öngörüyor. Rektör atanması açıkça siyasileşeceği ve yer yer yerel YÖK yapılarının oluşacağı kaygısı öne çıkmaktadır.Yasanın bu hali üniversite özerkliğini tamamen ortadan kaldıran, özel ve yabancı üniversitelerin önünü açan, öğretim üyelerinin kendi kararlarını verme olanağını elinden alan ve birer çalışan memur durumuna getirmektedir. Önerilen yasadaki rektör seçimi yöntemi mevcut anayasanın 130 ve 131. maddesine aykırı, diğer bazı pratik öneriler ise anayasaya bile gereksinim duymadan mevcut 2547 sayılı yasa kendi içinde alacağı kararlarla çözebilir.

Aşağıda yasanın önerildiği şekli ile ana hatlarını ve görüşlerimi de katarak işledim. Mevcut YÖK yasası son 30 yılda üniversitelerimizi verimsizleştirdi. YÖK yasası ilk oluştuğunda yapılan eleştirilerin tümü haklı çıktı. Ülkemiz bilim dünyasından koptu ancak 2547 sayılı yasaya karşı önerilen yeni yasanın bu halini hak etmediğimizi düşünüyorum. Üniversite kamuoylarında aldığım ilk tepki üniversite kamuoyunun kabul etmeyeceği yönünde. Hatta 2547 kalsın daha iyi diyenleri duydum.

Yeni Yasa Sekiz Ana Bölümden Oluşmakta:

1. Yükseköğretim Kurumu Statüleri,
2. Yükseköğretim Kurumunun Yönetimindeki Ana Organlar,
3. Yükseköğretim Alanının Koordinasyonu Ve Üst-Yönetimi,
4. Eğitim,
5. Yükseköğretimde Araştırma,
6. Toplumsal Hizmet,
7. Yükseköğretimin Denetimi Ve Kalite Güvencesi,
8. Öğretim Elemanı Atama Ve Yükseltme Süreçleri.

YÖK’ün adı değişiyor

YÖK’ün adı başına Türkiye kelimesi eklenerek Türkiye Yükseköğretim Kurulu olarak değişiyor. TYÖK’ün yapılanması organlarının seçimini de eski YÖK yasasında olduğu gibi yine Cumhurbaşkanı, üniversiteler ve Bakanlar Kurulu yapıyor. Bir alternatif olarak TBMM de düşünülüyor. Bir öneri olarak Üniversitelerarası Kurul ve Rektörler Konseyi de kaldırılarak yerine Rektörler Kurulu getiriliyor.

Dünyada örneği olmayan YÖK’ün artık kaldırılması ve yerine bir koordinasyon merkezi olarak Rektörler Kurulunun kurulması daha yararlı olur görüşündeyim.

PERFORMANS GELİYOR

Yeni yasa önerisi biraz da rekabeti teşvik etme, yükseköğretim kurumlarının kendi içinde performansı öne çıkaran bir yönetim modeli geliştirmesi öneriliyor. Akademik üretimi merkeze alarak desteklemeyi amaçlayan bir yapı öneriliyor. Akademisyenlerin performansları doğrudan kurumun performansına ve maaşa yansıtılacak. Performans için somut ölçütler sağlanmazsa kişiler arasında gereksiz ayrıcalıklar yaratır. Üniversiteler İYİ AKADEMİSYEN alımı için daha seçici davranmaya zorlanabilir. Ancak üniversitelerin akademisyen yetiştirme konusundaki ihtiyacını ve sorunu çözmez. Performans her fakülte için nasıl uygulanacak net değil.

ÖZEL VE YABANCI ÜNİVERSİTELER

Yeni yapıda 4 farklı yükseköğretim kurumu öngörülüyor:

1) Devlet üniversiteleri,
2) Vakıf üniversiteleri,
3) Özel üniversiteler,
4. Yabancı üniversiteler

Yeni yasa ile “Özel hukuk tüzel kişiliğini haiz ve Yükseköğretim Kurulunun teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile kurulan Özel yükseköğretim kurumu. Yabancı Yükseköğretim Kurumları da öngörülmektedir”.

Mevcut yasada devlet ve vakıf üniversiteleri mevcut. Ancak özel paralı üniversite yok. Sanırım özel üniversitelerde tüm finansman, eğitim hizmetini alan öğrenciler tarafından karşılanacak. Mevcut hali ile çoğu Vakıf üniversitesi kontenjan doldurma sorunu nedeniyle kapanma noktasına gelmişken, yeni özel üniversite ve kontrolsüz yabancı üniversiteler sorun olabilir. Mevcut halde vakıf üniversitelerinin altyapısı oluşturulmadan açılması nedeniyle kısa sürede çoğunun ilgi görmediği gözlenmiştir. Vakıf üniversiteleri akademik kadrolarını çoğunlukla devlet üniversitelerinden yüksek maaşla sağlamış ve devlet üniversiteleri bu arada akademik anlamda kan kaybetmiştir.

Bugüne kadar özel ve yabancı üniversite çekingen olarak siyasilerin gündemine gelmiş ancak Anayasa Mahkemesi tarafından ret edilmiş, yabancı üniversiteler ise Milli Güvenliğe aykırı görülmüş. Son yıllarda bölgemizde Katar, Bahreyn, Ürdün ve öbür Arap ülkelerinde açılan bazı üniversitelerin değişik nedenli krizlerle kapandığı ve öğrencilerin mağdur olduğu biliniyor. Çoğu yerde “Kayıt yap diplomanı al” veya “Denize nazır binalarda diploman hazır” anlayışı ve reklamı sorun oluşturabilir.

ÜNİVERSİTE KONSEYİ GELİYOR

Belirlenen şartları taşıyan kurumsallaşmış bazı üniversitelerde Üniversite Konseyi kurulabilecek. Konseyin oluşması şartları tam anlaşılmamakla beraber, taslak metin: “Devlet üniversitelerinde Bakanlar Kurulu kararı ile kurulacak olan Üniversite Konseyinin kuruluş şartları arasında, şu anki tartışmalar itibariyle, en az 10 yıldan beri faaliyette olması; son 5 yıl içinde yükseköğretim kurumunun bütçesinin, Kurul tarafından belirlenen miktarının kendi öz gelirlerinden elde edilmesi; öğretim elemanlarının son 3 yıllık akademik faaliyet puan ortalamasının, 10 yıldır faaliyetini sürdüren devlet üniversitelerinin öğretim elemanlarının ortalamasından fazla olması; öğretim elemanlarının en az üçte ikisinin katıldığı bir oylamada katılanların salt çoğunluğunun oyu ile kabul edilmesi ya da oylama olmaksızın Yükseköğretim Kurulu tarafından doğrudan Bakanlar Kuruluna teklif edilmesi gibi şartlar bulunmaktadır”.

Çok tartışmalı ve üniversite öğretim üyelerinin iradesinin sınırlandırıldığı ve siyasetin etkisinin baskın olacağı bir yapılanma öneriliyor. Konseyde en çok vergi veren üyenin atanması teklifi daha önce de birkaç kez gündeme gelmişti, ancak kamuoyunda parayı nasıl kazandığı bilinen bir iki ismin tartışma konusu olmaya başlaması ile teklif geri çekilmişti.

KONSEY SÜPER YETKİLERE SAHİP

Yeni yasada YÖK yerine isim değişikliği ile oluşturulacak Türkiye Yükseköğretim Kurumu TYÖK üniversite konseyi üzerinde denetleyici olacak. Yasa önerisi: “Üniversite Konseyi, rektör ve dekanları seçer ve atar; Üniversite stratejik planını ve performans programını onaylar; üniversite yatırımprogramını karara bağlar; Üniversite adına kamulaştırmaya, gayrimenkul satın alınmasına ve üniversitenin mülkiyetindeki gayrimenkuller üzerinde üçüncü kişiler lehine ayni hak tesisine karar verir; öğrenci kontenjanlarını ve öğrenim ücretlerini Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde belirler; sözleşmeli öğretim elemanlarına ve idari personele yapılacak ücret ve diğer ödemeleri belirler; senatonun ve üniversite yönetim kurulunun bazı kararlarını onaylar”.

Üniversite Konseylerinin önemli görevlerinden biri de “öğrenci kontenjanlarını ve öğrenim ücretlerini belirler” deniyor. Bu durumda üniversitelerde öğrencilerden ücret alınacağı belirtilecek.

Üniversitelerin faaliyetleri TYÖK bünyesinde Değerlendirme ve Denetleme Daire Başkanlığı kurulacak. Kurul, yıllık hazırlayacağı rapor ışığında üniversite hakkında yol gösterici, düzeltici, iyileştirici, kısıtlayıcı ve faaliyet iznini kaldırıcı önlemler alabilecek denilmektedir.

Bu hali ile üniversite ÖZERKLİĞİNDEN uzaklaşılacağı görülüyor. Konseyin üniversite yönetimini oluşturması öğretim üyelerinin devre dışı bırakılması ve birer memur konumuna getirecektir.

Şimdiden olacaklar belli: Yakın akraba ve dostların üniversiteye alınması, Akademik yapılanmada yetkin bilim insanı yerine nepotist yaklaşılma öğretim üyesi alımı, yönetici belirlemede liyakate uymayan ve iktidarların veya yerel yönetimlerin telkinine maruz kalma, ihale ve yatırımlarda belirli şahıslara ayrıcalık gibi birçok istenmeyen konu üniversitelerin başını ağrıtacaktır.

Akademik personelin yeni yapılanma ile üniversite üzerindeki denetimi kalkacak ve öğretim üyeleri üniversitede birer memur olacaklar.

REKTÖR ATANMASI

Rektörlerin 5 yıllığına 1 kere atama sistemi önerilmiş. YÖK ve Cumhurbaşkanı’nın Rektör belirleme üzerindeki etkisi devreden çıkıyor. Mevcut mevzuata göre rektörler 4 yıllığına atanır ancak iki defadan fazla atanamazlar deniliyor. Taslağa göre ise rektör 5 yıllığına atanacak, ancak bir kişi aynı üniversitede iki defa üst üste rektörlük yapamayacak. Rektör seçimi Üniversite Konseyi tarafından belirlenecek birkaç değişik modelle yapılacak. Taslak tam olmamakla beraber belirli kriterler çerçevesinde konseyin belirleyeceğe üç aday olacak ve bu 3 kişiden biri, üniversite konseyi tarafından seçilecek, konsey başkanı tarafından da atanacak. Ancak koşulların nasıl belirleneceği belirsizliği tartışma yaratacak.

Taslak üçüncü alternatif model öneriyor. Bunlar arasında” A) ilk turda beşte üç oy aranan iki turlu seçim; B) aynı seçimde üniversite yönetim kurulu üyeleri, senatörler ve dekanların da seçilmesi; C) belli kesimlerin (Öğretim üyeleri, öğrenciler, idari personel, mezunlar) belli kotalarla ikinci seçmenleri (yüzde 50 öğretim üyesi, yüzde 25 dış paydaş, yüzde 25 iç paydaş- mezunlar, idari personel ve öğrenci) seçmesi gibi modeller tartışılmaktadır. Bu modellerde en çok oy alanın rektör olarak atanması veya en çok oy alan üç kişinin Kurula ya da Cumhurbaşkanına sunulması da tartışılmaktadır”.

Temelde beklenen üniversite özerkliğine uygun olarak üniversitenin kendi yönetim organlarını kendisinin yerinde belirlenmesidir.

Üniversitelerimizin evrensel ölçekte yönetici belirleme yapısı olmadığı için üniversiteler kendi içinde çok ciddi verimsizlik süreçleri yaşadı. 1991’den sonra adı seçim olan sistem ile rektör atamasında dolaylı olarak siyasetin etkisi üniversiteleri kendi içinde adamına göre, oy veren kişiye göre, liyakate dayalı olmayan yapılanma hepimizin eleştiri konusudur. ÜNİVERSİTELERİN TERCİHİNİN DİKKATE alınmaması gibi bir irade ortaya konulmakta.

(Cumhuriyet Bilim Teknik, 20.10.12)

 

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir