Nihat Genç: Gösteriş için şiddet..

Nihat Genç: Gösteriş için şiddet

Balyoz davası sonrası medya yorumlarını okuduk, yüzde yüzü yani tamamı ‘sahte belgeler’ kuşkusunu dile getirdi, sağcısı solcusu yandaşı hepsi bir ‘milli mutabakat’ gibi sahte belgelerin varlığının mahkeme kararını tartışılır hale soktuğunu beyan etti.

Yandaş İslamcı liberaller sonunda şöyle bir ittifak içindeydi, mahkeme kararları doğru, az bile, ancak sahte belgeler işi bozuyor.

Peki sahte belgelerle inşa edilmiş bir davanın kararını daha nasıl alkışlıyorsunuz?

Orasını sormayın. Şöyle demek istiyorlar:

‘Hukuk yok ama özgürlük varmış.’

Sahte belgelere rağmen mahkeme kararını alkışlayanların haletini ruhiyetini bir de şöyle yorumluyorum: ‘Karnımız doyduğu için mahkeme özgür karar verdi, ama belgeler de sahte.’

Sahte belgelere rağmen mahkemenin bu meşum kararını onaylayanların ruh hallerini daha başka nasıl yorumlayabiliriz, şunun için de olabilir, ekonomideki bırakın yapsınlar’ın hayata geçebilmesi için önce ‘hakimleri de bırakalım yapsınlar’ın devreye girmesi şarttır.

şte böyle bilinmez saçma sapan bir yere geldiniz.

Bence işleri doğru tahmin edemediniz. Taraf Gazetesi tezgahınız tutmadı. Artık yeni deli danalara yeni uçuk virüs gençlere ihtiyacınız var.

Oysa geçmişten ders alacak çok zamanınız vardı.

Hem size hem PKK’ya hem de Amerikalı dostlarınıza selamım olsun, Türkiye’nin fiyatı çok yüksektir, hukuk ondan da yüksek. Taraf Gazetesi’ne giydirdiğiniz özgürlük don’u tutmadı, b.k içindesiniz.

Türkiye’yi bir hukuk bataklığına kim düşürdü? Şimdi yukarlarda aranızda konuştuğunuz tek çare, bunların hepsini yeni anayasayla affettirip bir mutabakat zemini işte yeni bir fırıldakla buluruz düşüncesi.

Geçin bunları, hukuk dışında ‘don’ yoktur. İnsanlığın yolundan şaşmayın.

John Steinbeck’in meşhur lafıdır, Amerika’da sosyalizm niye tutmuyor sorusuna karşılık: ‘Çünkü Amerika’da öyle bir atmosfer yaratıldı ki yoksullar kendilerini geçici olarak dara düşmüş milyonerler olarak görür.’

Türkiye’de en akıllısından en aptallına kadar yarattığınız atmosfer şuydu: Darbecileri cezalandıralım özgürlük gelir. Balyoz ve Ergenekon ve ODA TV tutuklularına küfreden herkes kendini ‘özgürlükler içinde dans ederek yüzüyor’ sandı.

Bir yere geldik ama nereye geldik, budalalar cennetine hoş geldiniz.

Sahte belgelere cinnetle sarılmış bir iktidar ve onun yandaşlarınızı izledik.

Sahte belgelerle dolu uçaklarının düştüğünü birkaç sene daha kabul etmekte zorlanacaklar. Ancak bu süre içinde sadece Türkiye değil tüm dünya, tezgahın bütün pisliklerini okumuş anlamış ve yeterince bizler kadar şaşırmış olacak.

Bence siz eski günlerdeki gibi ekranlarda ‘mehdi’nin yeniden dönüşü tartışmalarına’ başlayın, başka yolunuz kalmadı.

Adolf Hitler’in lafıdır, düşünemeyen insanlar yöneticiler için ne büyük şans.

Taraf ve yandaş basın, yöneticilerinize geçtiğimiz on yıl içinde çok çok büyük şanslar verdiniz.

Özgürlük diye tepinip yeterince eğlendiniz ancak şimdi şarap ve saçmalık stoklarınız tükendi.

Yeni Yalanlar’a Yeni Tezgahlar’a ihtiyacınız var.

Yeni yalanlar yeni tezgahlar da buluşmak üzere, bekleriz, biz yine burada olacağız.

Şuraya bakın, on yıldır sabah akşam Türkiye’yi oyaladınız, gömdüğünüz silahlar, yerleştirdiğiniz virüsler, sahte belgeler hepsi açığa çıktı, şimdi de, sahtelermiş ama olsun, bir ceza verilmeliydi. Yani ‘gösteriş için şiddet’. Yani göz korkutma, sindirme için.

İşte benim de Balyoz yorumum: ‘Atlar gitti bu eşekler kaldı.’

On yıl içinde köyde tavuk ot sığır kalmadı, iktidar ve sizler, tarımla, toprakla, bereketle değil işte bu zırva belgelerle uğraştınız, sonuç, ülke diye elinizde sadece bu keçilerin yaşayabildiği çorak değneksiz araziler kaldı.

Bu yüzden yine de Kafka’nın lafını hatırlatmak lazım: ‘Umut var ama bizim için değil.’ Özgürlük keçileri ve özgürlükçü eşekler, sizler varken bu iktidarlar hiç bitmez, korkmayın.

Açılmış tarlalar bakımsız kalırsa yeniden dikenliklere dönüşür. Gün gelir dikenler de yurdunu ister, dikenler istila ederek saldırır.

On yılda hukuku siyaseti dikenler gibi istila ettiniz. Ve sonunda:

İskambilden yapılmış dijital virüs kuleniz çöktü.

Bir de, kendi aralarında dahi kalleşler, Taraf Gazetesi ve yandaş İslamcılar mahkeme kararından sonra hakimleri yalnız bıraktı. Hakimler sizlerin bavulları ve manşetlerinizi karara bağladı ama şimdi onları sahipsiz bırakıyorsunuz. Pişmemiş ördekleri hakimlerin ağzına tıktınız, insan modern bir uygarlıkta birazcık zeki birazcık akıl işi ‘belge’ uydurur, sizler zeki akıllı, Türkiye ve dünya aptal, öyle mi, şimdi, yut yutabilirsen?

Sonunda selametle çıktığınız yol, sizler ve hakimler ‘hukuksuz’ kupkuru çıplak firavunvari bir ‘şiddet gösterisine’ razı oldunuz… Aferin size.

Tabii bu şiddet gösterisiyle yalnız canavarlaşmadınız, bu arada, servetlerinize servet ekranlarda ününüze ün kattınız, ihaleler, kadrolar, sınav yerleştirme merkezleri dahi kendi cemaatinizin tayin merkezleri çoktan oluverdi, kardeşim bir değil iki değil yüzlerce liberal yazar bin fantom gücünde özgürlükçü yazar oldu, onlarcası ekranlarda bulaşık temizleyici persil kahramanı oldu.

Bakın lideriniz sayın Tayyip bey şehid sayılarını artınca tek bildiği çözüm olarak, çocuk sayısını üç’ten beş’e çıkarttı, ne demek bu, böyle yaltakçı sessiz yazarları gördükçe, annelerinize yeni siparişler veriyor, ne üçü ne beş’i düzinelerce istiyor.

Neydi meşhur tekerlemeniz: ‘Mahkeme safhasına müdahale etmeyelim karışmayalım’, ‘iddialar var efendim’ diye diye bugüne geldiniz, geldiğiniz yerde tren şu anda kontrolden çıkmıştır.

Tek becerinizin belge uydurma olduğunu gördük. Belge uydurarak toplumu sindirme tutuklama yoluna girdiniz.

İnsan soruyor, bu kadar aç İslamcıyı liberali yandaşı doyuracak başka bir sihirbaz çözüm niye bulamadınız, bizden ne istediniz, yıllarca yatıyor arkadaşlarımız.

Ama olsun, hayırlı da oldu. Katlettiğiniz hukukla dünyaya kepaze oldunuz, kendi kendinizi ıslah etmiş oldunuz. Ne sizi döven ne sizi yasaklayan olmadı. Kendi kararlarınızla kendinizi infilak ettirdiniz, bunun adına artık bizler bir isim takalım: Özgürlük Bombası.

Bilmem siz kime güvenerek asker olsun yazar olsun yurttaşlarımızı savunmasız zavallı tahtakuruları gibi ezip yok etmeye karar verdiniz.

İşte korktuğunuz kabus başınıza geldi sonunda dize geldi konuştu sahte belgeler.

Hepinize tekrar tekrar ders olsun. Hayatlarımız sizin sinsi iktidar pazarlıklarınızın tertiplerinizin konusu olmayacak.

Sahte belgelerle gerçekte postmodern bir Frenkeştayn yaratıp üstümüze saldınız.

Bu Frenkeştayn şimdi sizi yavaş yavaş yiyecek.

Bunun adına ‘hıyarcıklı veba da’ denir, eski dünyaları yok eden.

Canavarlar sadece vahşi ortamlarda karın doyurur.

Onu bunu şunu kurumları yazarları hepsini basıp tutuklayıp bu hukuksuz vahşi ortamı bu yüzden planladınız.

İnsanoğlu, mısır, pirinç, buğday ektiği günden beri ‘hukuk’a güvenir, hukuk’tan üstün yoktur.

Ancak uyanmamış hala sahte belgelerin üstüne bir de keyifle kahvelerini içen köşe canavarları var.

Bırakalım içsinler, kahve ikramımız olsun afiyet olsun, son bir kahveye idam mahkumlarında dahi izin verilir, tadını çıkartsın şu son birkaç yılının.

Nihat Genç
Odatv.com
, 25.9.12

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir