BAYRAM NASİHATLERİ

Sayın eski Sağlık Bakanımız Rifat Serdaroğlu yazdıkça açılıyor..
Meğer baya yetenekliymiş.. Kaleminize sağlık Sayın Bakan..
Hekim de değilsiniz ama halka bir tür psikoterapi gibi yazılarınız..
Sevgi ve saygı ile. 23.8.12, Dr. Ahmet Saltık, www.ahmetsaltik.net

BAYRAM NASİHATLERİ

Gürcü kardeşim Tayyip Bey;

Mahallenin imamı ile gönderdiğiniz “Hamsi Baklavası” ve şekerler için çok teşekkür ederim. Hele eşiniz Emine Hanımın gönderdiği “Okuntulu Lokumlar” Arap mutfağının şaheseriydi. O Lokumlardan bir Katar Emir’inin Sarayında yemiştim, bir de şimdi. İkiniz de gerçekten çok kibarsınız.

Hediyelerinize karşılık olarak bazı nasihatlerde bulunacağım.
Bunlara uyarsanız rahat edersiniz. Ha benim nasihatimi tutmuşsunuz,
ha “etekli hocaya” muska yazdırmışsınız. İkisinin de gücü aynıdır.

Nasihat 1:

İçişleri Bakanınız, belediyeden Naim efendiyi yalnız olarak hiçbir yere göndermeyin.
Yanına iki “Çelik”ten birini mutlaka verin. Ya Hüseyin’i, ya da Ömer’i.

Geçen gün, “Ben İçişleri Bakanıyım, ülkenin güvenliğinden sorumluyum.” deyip, Hakkari’de sokağa fırlayıvermiş. Habur’da bando ve kırmızı halı ile karşılattığınız elemanlardan bir kısım nankörler de oradaymış.

Dağ gibi Bakanı taşa tutmuş densizler iyi mi? Allahtan, oradan geçmekte olan
büyük çoğunluğu Ergenekoncu olan asker-polis, Bakanlarını kurtarmışlar.

Olur da bu Habur’cu PKK’lılar, İçişleri Bakanını kaçırırlarsa sakın ola ki,
“Bakanımı kaçırdılar” diye konuşmayın, çok ayıp olur.

Şöyle bir tez öne sürülebilir :

“İçişleri Bakanımız, son olay nedeniyle PKK’ya kızmış, kafayı bozmuş ve
silahlarını kuşanıp, bunları bitirmek için Kandil’e doğru yola çıkmıştır.

Yol boyunca keçilerini otlatan bazı çobanlar, eşkali Bakanımıza uyan bir
civanmert’in görüldüğünü doğrulamışlardır, olay kontrolümüz altındadır…”

Nasihat 2 :

Tayyip Bey, bildiğiniz gibi en büyük gelirimiz turizmdendir. Son günlerde,
sizin onlara karşı tavrınızı bilmeyen bazı ahlaksız ve edepsiz basın mensupları
bu gelirinizi baltalama gayreti içindedirler.

Neymiş efendim, PKK’lı eşkıyalar yol kesip adam kaçırıyorlarmış da,
yol kontrolü sırasında BDP’li Bayan Milletvekilleri bu eşkıyaları
şapur-şupur öpmüşler de, hükümet uyuyor muymuş da, niçin tedbir almıyormuş da,
bir sürü lagara-lugara…
Sakın müdahale etmeyin Tayyip Bey.

Biliyorsunuz para her şeydir.

Hatta PKK’nın yanında El-Kaide-Hizbullah-modası geçmiş DHPK-C militanlarını toplayıp, yurdun her yerine dağıtın. Bunun da bol-bol reklamını yapın.

Macerayı seven yabancı turistler akın-akın gelip dövizleri saçacaklar ve hazinemiz dolup taşacaktır. Hele özel günlerde mesela Nevruz’da, İmralı’dan telekonferansın yapılacağı, El-Kaide’den Gülbettin Hikmetyar’ın, Hamas’tan Halid Meşal’in,
Kuzey Irak’tan Barzani’nin katılacağı geniş katılımlı mitingler düzenlerseniz ve
miting sonunda, başta “Eşbaşkan-Barzani, Meşal, BDP’li Bayan Milletvekilleri ve PKK’nın komutanları, Hizbullahçılar ve Ertuğrul Kürkçü gibi eski tüfeklerin olduğu bir “Sevgi ve Barış Zinciri” kurup, Lorke-Lorke oynasanız, işi tak diye anında bitirirsiniz.

Adınıza binlerce camii yapılır, ahir zaman peygamberi gibi olursunuz alimallah.

Nasihat 3 :

Gaziantep’te dün gece yapılan terör saldırısı için sakın siz konuşmayın.
Bülent Arınç filan konuşsun. “PKK Terör Saldırısı” deyimini kullanmasın.
“Tüp Gaz patlaması” kuşkusu var denilebilir. Tüpçü Yıldırım tedbir olarak gözaltına alınabilir. Damat ve yandaş basında eşiniz Emine Hanım’ın ağlarken çekilmiş bir pozu mutlaka kullanılmalıdır.

“Ana yüreği dayanamadı” gibi başlıklar kullanılabilir. Siz de, Türkiye’nin
her yerinde devlet hakimiyeti vardır, sözünü hiç söylememiş gibi yapın.
Hatırlatan olursa, basın fırçayı. 8 kişi ölmüş, 3’ü ağır 66 kişi yaralanmış,
bunlara kafayı takmayın. Suriye’yi örnek gösterin ve “olur böyle şeyler,
Türkiye’de yaşamak kolay mı?” diyerek, yıkılmadığınızı hala ayakta olduğunuzu
tüm dünyaya gösterin…

Bir tepsi baklavaya, bir kilo şekere, bir kutu lokuma ancak bu kadar.

Gaza gelip, tüm bildiklerimi anlattım. Siz sakın gaza gelmeyin.

Yazıyı “Gaza Gelmek” konulu bir fıkra ile bitirelim,
siz gidin sıcak suya girip dinlenin…

“Abuk sabuk evlenme programlarının etkisi altında kalan küçük çocuk sorar;

-Dede,
-Efendim,
-Sen evlenirken ninemden elektrik aldın mı?
-Yok,bizim zamanımızda elektrik yoktu..
-Nasıl?…
-Gaz lambası vardı, gaza geldim evlendim…
Sağlık ve başarı dileklerimle, 21 Ağustos 2012

RİFAT SERDAROĞLU
rifatserdaroglu@gmail.com
twitter.com/rifatserdaroglu
0 532 211 00 11

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir