OBAMA’nın BEYZBOL SOPASI ERDOĞAN’ı NASIL ALTÜST ETTİ Ve Başbakana Ramazan Bayramında Hidayet Duası..

Beyaz Saray, Obama Erdoğan ile görüşüyor, beyzbol sopası elde.. (1 Ağustos 2012)
Politik mizansen öyle net ki, beyzbol sopası solak olan Obama’nın sağ elinde, iğreti..

OBAMA’nın BEYZBOL SOPASI ERDOĞAN’ı NASIL ALTÜST ETTİ
Ve Başbakana Ramazan Bayramında Hidayet Duası..

Prof. Dr. Ahmet Saltık
Ankara Üniv. Tıp Fak.
ADD Bilim Danışma Kurulu Yazmanı
www.ahmetsaltik.net

Erdoğan yine gazetecileri hedef gösterdi!

Başbakan Erdoğan partisinin iftar yemeğinde yaptığı konuşmada yine gazetecileri hedef gösterdi. Erdoğan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun eleştirilmesiyle ilgili olarak gazete sahiplerine

“Bu adamları köşe yazarları olarak nasıl tutuyorsunuz?” diye seslendi. (basın)

Partisinin İstanbul İl Başkanlığı’nın verdiği iftara katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yaptığı konuşmada gündemdeki konulara değindi. Erdoğan, Arakanlı Müslümanlara yardım için Myanmar’a giden Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu eleştirenlere sert çıktı. Gazete sahiplerine seslenen Erdoğan, ” ‘Dışişleri Bakanı’nın Myanmar’da ne işi var?’ diyorlar. Bu adamları köşe yazarları olarak nasıl tutuyorsunuz?” diye sordu. Erdoğan, “Buradan o patronlara ‘yazıklar olsun’ diyorum. Bu tür hedefi olmayan insanlardan eline kalem vermişsin köşe teslim etmişsin ne olur?” dedi.

R.T. Erdoğan, tüm karşıt kalemleri tasfiye etmek istiyor, gözü kara ve acımasız.
Bu kaçıncı salvo?? Başbakan, eline verilen muhalif gazeteci adları infaz ediyor.
“Her patlama”sında birkaç kalem tasfiye ediliyor. Son olarak AKŞAM, başta Serdar Akinan, 7 yazarını, Güneş de 1 yazarını kovdu.

Serdar Akinan, geçtiğimiz hafta köşesini bilmem kaç yıldır hücre hapsinde tutulan
Soner Yalçın’ın feryadına ayırdı. Yalçın da “Orada kimse var mı?” diye tüm Türkiye’ye “hücresinden” sordu, vicdanları sızlattı. (Sitemizde yer verdik) Bu mektup çok yankı yaptı ve AKP’yi çok rahatsız etti.

Başbakan’ın bu çıkışları haşa huzurdan salaklara masal “ileri demokrasi” (!) mi;
adım adım, göz göre göre Erdoğan faşizmi mi? Basın elbette soracak Davutoğlu’nun Myanmar’da ne aradığını. Görevi bu. Siz de siyaset kurumu olarak yanıt vereceksiniz, kamuoyu böylelikle aydınlanacak. Demokrasi oyununun kuralı bu. Yoksa artık istediğiniz durağa yaklaştığınızı mı düşünüyorsunuz? Hani çıraklık döneminizde ağzınızdan kaçmıştı ya, gerçek niyetinizi gizleyememiştiniz ya;

– “Demokrasi bir tramvaydır. İstediğimiz durağa gelince ineriz..”
Davutoğlu’nu geçelim.. O nereye çağrılır / yollanırsa oraya gider, gidiyor..

Ortadoğu ateş cehennemi.. savaş davulları çalıyor.

R.T. Erdoğan; ÇARE : Irak, Suriye, İran ile ortak davranmaktan başka yol yok!
Bu ülkelerin başkanları ile bir araya gelin. Dolmabahçe’ye çok öykünüyorsunuz, oraya davet edin. Ama Cumhuriyetin başkenti Ankara daha doğru, gelirler bu Sayın Başkanlar umarız..

Her 3’ü de Türkiye’den çok daha kişilikli ve dik duruyorlar emperyalizm karşısında.
Irak Başbakanı Maliki’nin Davutoğlu notası tokat gibi patlamadı mı yüzünüzde?
Hem de ne denli cesur ve gerçekçi idi.. “Davutoğlu’nu tutuklarız.. “ dediler değil mi?
Bu olay uluslararası ilişkiler bakımından ciddi bir skandaldır ve AKP hükümeti “gık” diyememiştir.

Maliki hükümeti doğrultu tutarlığını sürdürerek MHP kuruluna da Kerkük vizesi vermemiştir. Gürlesenize Sayın Başbakan, yağmasanız bile gürlesenize? Kısır siyaseti aşabilirseniz, bilinçaltı hoşnutluğunuzu bastırabilirseniz Bahçeli’nin vize sorununu çözsenize?? Bayram geldi de geçiyor da..

İran mı? 2 büyük adım attı.. Türk yurttaşlarına vize koydu.. Yetmedi, Genelkurmay Başkanı aracılığıyla Türkiye’yi uyardı. “Sıra size gelir, sıra sizde..” diyordu İran Genelkurmay Başkanı.. Bir bu uyarıya çıkış yaptınız, onun da nedeni kamuoyunda oluşabilecek tepkiyi emmek idi, yine popülist, tehlikeli, yüzeysel. Hatta karanlıkta ıslık çalarcasına..

Ortadoğu’da ABD-AB emperyalizmi ile Rus-Çin-İran ittifakı karşı karşıya. Yaşamsal çıkarlar namlunun ucunda. İran için ise bir beka sorunu. Suriye paylaşılamıyor. Diyelim Türkiye, 1949’da NATO’ya yalvar yakar kabul edildiğinden bu yana yaptığı gibi ve maalesef Batı literatüründe “bekçi köpekliği” olarak adlandırılan misyonu gereği NATO kampında taşeronluk, ileri karakolluk, açık açık Suriye’de iç savaşa taraf olarak sefil ve onursuz bir işlev üstleniyor..

Bu iğrenç hesaplaşmada payımıza ne düşecek ? Aslanlar sırtlanlar kardeş Suriye’yi parçalarken biz de bir “parça” kapma sefilliğine düşecek miyiz? Türkiye’nin dış politika esasları böyle mi atılmıştı Büyük Atatürk tarafından ? Kaldı ki devlerin savaşından ülkemize bir parça düşeceği de yok. Fakat külfet çok ağır. Örneğin düşürülen uçak..

En kötü senaryo ile düşürülmesi ve halkımızı Suriye ile savaşa ikna için siz yolladınız diyelim. Bu iğrenç oyunu her şeye karşın sağduyulu halkımız yutmadı ve şehit pilotlardan birinin babası Malatya’da “Oğlum şehit oldu ama Türkiye Suriye ile savaşmasın..” diyebilme yüceliğini gösterdi! Savaş çıkartma ve ülkemizi cehenneme sürükleme kışkırtıcılığınız yine Türk Ulusunun sağduyusu ile engellendi. Beyzbol sopası sanal darbeler indiriyor ve hedefine de ulaşıyor korkarız.

Ama elde var hala “sıfır”.. Gidenler hanesi ise giderek büyüyor.. Öylesine angaje oldunuz ki Atlantik ötesine, ölçüsüz beklentileri yerine getiremiyorsunuz. Bu ne utangaçlıktır
1 Mart 2003 Tezkeresi’nin reddi adına Allahaşkına? Siz ABD-AB’ye Oslo vb. yerlerde verdiğiniz gerçekçi olmayan sözleri tutamadıkça Batı emperyalizmi bastırıyor..

Beyzbol sopası bir simgedir. Anlatageldiğimiz darbeleri yiyorsunuz birçok cephede..

Öncelikle PKK’yı kullanarak elbette. “Şemdinli provası” sizleri çooook ciddi biçimde düşündürüyor mu? 3 haftaya yakın baş edemediniz!? TSK’nın seçkin komutanları yıllardır hapislerde tutsak ve 40 paşayı da haklarında kesin yargı hükmü olmaksızın adeta fiilen infaz ederek emekliye ayırdınız. “Şemdinli’de TSK’nın bu denli zorlanması”nın nedenlerini derinlemesine irdelemek zorundasınız. Bu manevra, Vaşington’dan gösterilen beyzbol sopasının Şemdinli’den indirilmesidir. Aynı sopa Foça’da da indirilmiştir, Gaziantep’te indirilmiştir! Başka nerde indirilecektir?

 Masum halkımız kanı ve canı ile bedel ödemekte; T.C. Başbakanı ve BOP Eşbaşkanı R.T. Erdoğan da simgesel beyzbol sopası ile stratejik (Balbay’a göre “trajik”) müttefik ABD’ce dövülerek angajmanlarını yerine getirmeye zorlanmaktadır. Gelinen hazin yer burasıdır.

Oysa vazgeçtik İran, Irak, Suriye, Azerbaycan ile ortak davranmayı;
“aktif bir tarafsızlıkla” Rusya ve Çin’i karşımıza almamalıydık.

Büyük Atatürk’ün dışişleri politikasında temel ilke, çok iyi bilindiği gibi

YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ idi..

2 emperyalist blok arasında taraf olup ezilmeden,
Lozan’a sadık kalarak ve onu korumaya çalışarak bir rota çizilebilirdi.

Atatürk’ün 12 yıl kesintisiz (1925-37) Dışişleri Bakanlığı’nı yapan Dr. Tevfik Rüştü Aras, ülkemizin günümüzde de geçerli dış politikasını çok net ve tutarlı olarak belirlemişti :

• Bizim dış politikamız basit ve doğrudur; herkesle dost olmak isteriz.
Ama hiç kimse ile ittifak ve bloklaşma yapmayız..

Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olacağız!

Irak ve Suriye Kürdistanı’nın denetimini Türkiye’ye bırakmak.. Erdoğan’a gösterilen
havuç bu.. Zamanlaması da önemli elbette.. Apo’nun 1999’da yakalanıp Ecevit’e sunulması ile seçim kazandırılması gibi. Ama 2001’de kurgulanan ekonomik krizle de indirilmesi gibi.. Erdoğan’ın genel seçimlerde ya da o aşılırsa Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde elini
güçlendirmek üzere uygun zamanlamalı. Hazretler kalkıp, Lanet okudukları Lozan’ı sahiplenerek diyecekler ki;

– Bakın, Musul-Kerkük’ü Türkiye’ye kattık, Misak-ı Milli’yi 90 yıl sonra biz gerçekleştirdik..

Sonra? İzleyen yıllarda da İran’dan bir parça koparılması, Türkiye’nin sözde gözetiminde
İsrail’in yapılandırması ve bildik “nation building” süreci ile derlenip toparlandıktan sonra kesinlikle Türkiye’den koparılıp 2. İsrail ya da Büyük İsrail olarak tarih sahnesinde yerini alması.

Gerçekte BOP = Büyük İsrail Projesi değil mi??

Ne acı ki, necip halkımız bu siyaset satrancını göremiyor..

Gösterecek aydınlar, gazeteciler yıllardır hapislerde, sayıları 1650’lere varan sahte kanıtlarla çürütülüyor. Seçkin yurtsever komutanlar da öyle.. Örn. Bilgin Balanlı Hava Kuvvetleri Komutanı olsaydı, düşürülen uçağımız ile ilgili komploya izin verir miydi? Askerlerimizin moral – motivasyonları yerinde olsaydı, “Şemdinli kalkışması” böylesine uzar ve zorlar mıydı?

Geçtiğimiz günlerde AYDINLIK’ta yayımlanan CIA’nın Kürt Raporu,
beyzbol sopasının arkaplanındaki hedefleri açıkça sergilemektedir (sitemizde yer verdik):

– 2012 yılı Türkiye Kürtlerinin yoğun ve en kanlı kavgalarının dolu olduğu bir yıl olacak.
– Kürtler BM gündemine girecek.

1. Hakkari, Şırnak, Batman, Ağrı, Bingöl, Urfa, Diyarbakır illeri, yoğunluklu başkaldırı ve bombalamaların olacağı yeni başlangıç bölgeleri olacak.
2. BM’de dünya gündeminin dikkati Türkiye Kürtlerinin üzerine çevrilerek,
Türk devletinin Kürt sorununa geleneksel tepkisi değişmeye mecbur bırakılacak.
Hazırlanacak yeni anayasada, Türkiye Kürtlerinin meşru haklarının kabulü yer bulacak.
3. ABD ve AB devletleri, Türkiye Kürtlerinin “demokratik hak ve yerinden yönetim”
istemlerinin karşılanmasında, koruyucu ve destekleyici olacak.
4. Türkiye dışında yaşayan Türkiye Kürtleri aktive ve organize edilmiş durumdadır. Yıllardan beri asi ve terörist olarak anılan (PKK) “Kürt gerilla güçleri” demokratik hak ve özgürlük savaşçıları olarak kabul görmeye başlayacak; sivil siyasette görev alacaklardır. Ayrıca, farklı gerekçe ile Suriye devleti, PKK güçleri ile kamp sağlanması konusunda görüşmelerini sürdürmektedir.
5. Yaşanması beklenen gelişmelere koşut olarak, Türk devletinin kullandığı meşru savunma ve imha etme haklılığı etkisiz kılınacaktır. Bu plan aralıksız olarak uygulanmaktadır.
6. Kuzey Irak’ta kurulu bulunan Kürt özerk yönetiminin, 2013 içinde devletleşmesi planlanmıştır. İstendiği takdirde Türk devleti ile birlikte yaşamak veya yaşamamak hakları meşrulaşacaktır.
7. Yaşanacak olaylarla birlikte KCK tutukluları aşama aşama serbest bırakılacaktır.

AKP’nin BDP ve PKK ile kavgası göstermeliktir, kayıkçı kavgasıdır

Halkımızı aldatma amaçlıdır. İmralı ile görüşen, Oslo’da PKK ile gizli pazarlıklar yapan “açılımcı” Erdoğan hükümeti değil midir? Yanıt CHP Gn. Bşk. Yard. Sn. Haluk Koç’tan : (19 Ağustos 2012)

– “PKK’nın gizli koalisyon ortağı, uyguladığı politikalarla AKP ve Recep Tayyip Erdoğan’dır.”

“Başbakanın Bayram sabahı ayak üstü kamuoyuna yaptığı açıklamalar ve CHP’ye dönük değerlendirmeleri kendi içinden geçenleri yansıtmak bakımından bir gaflettir ve bühtandır. ”Yavuz hırsız ev sahibini bastırır.” sözü, Başbakanın tüm acizliğini ve basiretsizliğini ortaya koymaktadır. 2002′den beri terörle mücadele edeceğim diyerek, gizli kapaklı süreçlerin içine önce AKP’yi sonra da devleti sokan kendisidir.
Habur’un planlayıcısı Oslo’nun mimarı ve tezgahtarı bizzat kendisidir. Habur olayları sırasında güzel şeyler oluyor, ne güzel kucaklaşıyoruz işte.. diyen yine kendisi ve
AKP yetkilileridir. Başbakan o günlerde sanki dün yaşananları görüp tarif etmiş.
Terörün ve PKKnın cesaretlendirilmesinde, sırtının sıvazlanmasında ve bugün yaşadıklarımızda hiç kuşkusuz temel sorumlu bizzat Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dır.
CHP kendisini adım adım izlemektedir ve millet adına da izlemeye devam edecektir.
Terörle pazarlık yaparak akıl hocalarının tarifi ile bu mücadelede ülkemizin
her yerini eylem alanı haline getirmelerinin, siyasi sorumluluğu kendisindedir.

Özet olarak PKK’nın gizli koalisyon ortağı, uyguladığı politikalarla
AKP ve Recep Tayyip Erdoğan’dır.
Bu gerçekleri çarpıtarak sorumluluklarından kaçması mümkün değildir.”

Sonuç ve Başbakan’a Reçete :

Sn. Erdoğan, elini çabuk tut,

BOP EŞBAŞKANLIĞINI BIRAK..

Bu gayya kuyusu seni 40 kez yutar..
ABD seni deliğe süpürür, ülkenin tapusu Lozan delinmesin, ülkede kan akmasın.

Derdimiz budur.
Dön halkından özür dile, “ABD beni mağdur etti.” de..
“Şu Obama keferesi var ya; beyzbol sopası ile döverek beni sersemletti,
ne yapacağımı şaşırdım”.. de örneğin..

Başbakan aşırı yorgun.. Belki de sürmenajda.. Diyabeti de var. Nasıl oruç tutabilir ki?
Bir de beyzbol sopasının sanal darbeleri; Şemdinli, Foça, Gaziantep.. Artık çekilse ne iyi eder..

İnan bu halk gene sana oy verir, belki gene iktidar bile yapar mı yapar!?

Unutmayın; beyzbol sopası Şemdinli ve Foça’da kafanıza 2 kez indi.. Gaziantep’te “Birkaç Mehmet öldü diye Meclis toplanmaz..” diyen Hüseyin Çelik zavallısının hatırına “9 şehitlik ” indirildi! Fark edemiyor musunuz olayların
arka planını?

BOP Eşbaşkanlığı sizi bitirecek ama ülkemiz bölünmesin, artık masum kanı akmasın.

Ülkemiz iç savaş eşiğine sürüklenmesin..

İnsanımızın eğitimsizliğine, gerçekleri öğrenemeyişine oynamayın..

Basın ve öncü aydınlar, komutanlar tutsak;
Halk sersem sepelek dezenformasyon bombası altında.
Kalkıp bu ortamda “millet ne isterse o olacak”.. demek dürüstçe midir, insafa sığar mı?

Milletçe idrak ettiğimiz şu Bayram günlerinde bir yurttaş olarak bunları yazmadan edemedim. “Zararın neresinden dönülürse kârdır.. “ der bir atasözümüz.

Bu BOP Sokağı lanetli Sayın Başbakan..
Bu BOP Sokağı batak ve kanlı Sayın Başbakan..

Sayın Başbakan; bu BOP Sokağı’nın sonu “hayırlı değil..
Kendinizi de, partinizi de ülkemizi de bindirdiniz bir alamete, sürüyorsunuz kıyamete..
Hâlâ durdurma ve bu alametten inme şansı az da olsa var.
Acil olarak bu seçeneği değerlendirin Sayın Başbakan; selameti seçin..

Şu mübarek bayram günlerinde alışık olmadığınız sözlerimize bir nebze kulak verin,
sizi sarıp sarmalamış, adeta esir etmiş çok tehlikeli ezberinizi sorgulayın, bozun..
Çok bağlı olduğunuz İslam dininin “meşveret” geleneğini aklınızdan çıkarmayın.

Yüce Allah’tan hidayet olsun size ve tüm ülkemize…

Başka çaremiz kalmadı :

Evet, size Allah’tan hidayet diliyoruz son bir umut ve çırpınışla..

İnsanımıza Bayram iletimizi nasıl bağlamıştık ?

İyi bayramlar Türkiye!
Yüzlerce yurtseverin, askerin-komutanın, Gazetecin, rektörün, bilim adamın tutsak. Yüzlerce-binlerce şehidin gazin gözler önünde..
Ve sen “bir mübarek Şeker Bayramını” daha “idrak etmekte” sin.
Gerçekte “idrak edemediğin” ise ülkenin parçalanması için o öncü yurtseverlerin
BOP kapsamında tutsak alındıkları.. Umarız geç kalmazsın necip halkımız.

Sevgi ve saygı ile.
20.8.12, Tekirdağ

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir