EMO’dan müthiş açıklama : “KUBBE, NÜKLEER ÇÖKÜNTÜYÜ ÖRTEMEZ!”

Dostlar,

Nükleer Karşıtı Platformun Dönem Sözcüsü Elektrik Mühendisleri Odası,

Hiroşima ve Nagasaki vahşetinin 67. yılında çok öğretici bir basın açıklamaı yayımladı.

Başlık çok dikkat çekici :

KUBBE, NÜKLEER ÇÖKÜNTÜYÜ ÖRTEMEZ!

Her şeyi alaturkalaştırmakta üstümüze yok..

Nükleer santrala kubbe mimarisi.. Osmanlı esintii..

Tanrı aklımızı korusun.. dedirtecek cinsten..

Biz de bu gün, 6Ağustos 2012 günü sitemize kapsamlı bir makale yazdık.
Çarpıcı fotoğrafşarşa..

Ayrıca bir de oldukşa varsıl bir power point sunumu koymuştuk daha önce

Okunması ve ders alınması dileğiyle..

1. Dünya nükleer silahlanma yarışını durdurmak zorunda.
2. Türkiye nükleer santral sevdaından vazgeçmeli.

Sevgi ve saygı ile.
6.8.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

========================================================

Nükleer Karşıtı Platform (NKP) Sekreteryası Elektrik Mühendisleri Odası (EMO)
5 Ağustos 2012’de Hiroşima’ya atom bombası atılmasın 67. yıl dönümüne ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. Hiroşima ve Nagazaki’den bu yana “atom bombasına sahip olma” çılgınlığına nükleer santral projelerin de eşlik ettiğine dikkat çekilen açıklamada, “Ülkemiz de bu çılgınlık trenine, bugün Akkuyu Nükleer Santral projesi yarın Sinop Nükleer Santral Projesi ile takılmaya çalışıyor..” denildi.

Hiroşima`ya atom bombası atılmasıyla başlayan nükleer felakete dur diyelim…

KUBBE, NÜKLEER ÇÖKÜNTÜYÜ ÖRTEMEZ

Dünyamız için nükleer felaketin ve nükleer çılgınlığın başlangıcı olan 6 Ağustos 1945 tarihinde Hiroşima`ya atom bombası atılmasından bu yana 67 yıl geçti. O zamandan beri nükleer silahlanma yarışının önüne geçilemiyor.

Nükleeri kendi ellerinde silah olarak bulunduran emperyalist ülkeler, diğer ülkeler üzerinde kimi zaman hayali, kimi zaman gerçek bir nükleer avcılığa soyunuyor. Irak`a müdahalenin baş gerekçesi olarak sunulan nükleer silah bulunduğu iddiasıyla dünya kamuoyu işgale ikna edilmeye çalışılmıştı. Ancak işgalden sonra Irak`ta nükleer silah bulunduğu iddiasının yalan olduğu ortaya çıkınca da işgalden geri adım atılmazken, bugün aynı senaryonun yanı başımızdaki diğer komşu ülke İran için kullanıldığını görüyoruz.

Soğuk Savaşın bittiği söylenirken nükleer silah bulundurulduğu iddialarıyla sıcak savaş ortamları yaratılıyor.

Nükleer üzerinden yürütülen savaşların acısı en yakından, ülkemizin de içinde bulunduğu coğrafyada yaşanıyor. Ancak yaşanan acılar nükleer silaha sahip olma çılgınlığına malzeme yapılmaya devam ediliyor. Ülkemiz de bu çılgınlık trenine,
bugün Akkuyu Nükleer Santral projesi yarın Sinop Nükleer Santral Projesi ile takılmaya çalışıyor.

Hiroşima ve Nagazaki`den bu yana “atom bombasına sahip olma” çılgınlığına nükleer santral projeleri eşlik ediyor. Nükleer santral yoluyla nükleer teknolojiye sahip olunacağı söyleminin arkasında “atom bombasına sahip olma” sevdası sırıtıyor. Bugüne kadar nükleer savaş olmasa da sürdürülen nükleer yarış dünyamızı yeni yeni nükleer felaketlerle karşı karşıya bıraktı. Son olarak yaşanan Fukuşima Felaketi`nin ardından nükleer yalanlar bir bir ortaya dökülüyor. Tüm dünyada nükleer felaketlerle cilası dökülen nükleer sektörü çöküyor. Ülkemizde ise Fukuşima öncesinde hukuka aykırı işlemlerle iptal edilmek zorunda kalınan ihaleyle başlayan nükleer komedisi sergileniyor.

Ülkemizde nükleerin olağanüstü tahrip edici gücü karşısında gerçek dışı söylemlerle, uçak çarpma testi gibi, nükleer santral güvenliği kanıtlanmaya çalışılıyor. Nükleer santral güvenliğinin Japonya gibi güvenlik ve disiplin kültürünün yerleşmiş olduğu bir deprem ülkesinde yerle bir olmasının ardından bu kez cahillere has bir özgüvenle tüp gaz, bekarlık, yıldırım çarpması örnekleriyle güvenlik tehdidini küçümseyen açıklamalar yapılıyor.

Son olarak nükleer santralın maliyetinin 20 milyar doların üzerine çıkacağı Rusya kaynaklı haber görmezden gelinirken, aradan 15 gün geçmeden bu kez Türkiye`den teçhizat alarak maliyeti indirecekleri açıklaması ortalığı sarıyor. Bu arada Türkiye`deki siyasal iklime uygun, milli-manevi değerlerle soslanmış “Osmanlı esintisi kubbeli” mimarisiyle nükleer santral maketleri boy gösteriyor. Nükleer santralların canlılar ve doğa üzerindeki tahribatı, pahalı ve kirli bir enerji tercihi olduğu gerçeğinin üzeri “kubbe” mimarisiyle örtülmeye çalışılıyor.

Nükleer teknolojinin kapitalizmin kar hırsı içinde dünyamızı bir mahvoluşa doğru sürükleyecek santral ve nükleer silahlanma yarışı için kullanılmasına karşı olmanın Hiroşima ve Nagazaki başta olmak üzere nükleer felaketlerde yaşamlarını yitiren ve bugün hala nükleer kirlenmenin acısını genetik olarak taşıyan canlara karşı olan sorumluluğumuzun bilinci içindeyiz. Bugüne kadar teknolojinin ve bilimin insanlığın yararı için kullanılması zorunluluğunu ilke edinmiş Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği`ne bağlı bir meslek örgütü olarak;

Nükleer santral ve nükleer silahlanma yarışına,
ayrıca nükleer gerekçeli işgallere karşı yürütülen mücadeleye herkesi destek olmaya çağırıyoruz.

NÜKLEER KARŞITI PLATFORM SEKRETERYASI
ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI

5 Ağustos 2012

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir