CEHALETE KARŞI BİLİM

Cumhuriyetimizle yaşıt, bilge insan Dr. Alie Nejat Ölçen’e, AYDINLANMAYA katkıları ve Mustafa Kemal Atatürk’e sahip çıktığı için şükranla. 4.8.12
Dr. Ahmet Saltık www.ahmetsaltik.net
CEHALETE KARŞI BİLİM

Dr. Ali Nejat Ölçen

Adından söz etmeyeceğim bir kişinin “26 Temmuz 2012 günlü internette dolaşan iletisinde:

“Hayatta en hakiki mürşit denilen bilim zanlarını” söyleyen yalancı, şarlatanmış..

biçimindeki sözü, o kişinin cahil mi, nankör mü, art niyetli mi, yüreğinde yuvalanmış kinin dışa vurumu mu artık merak etmiyorum. Yaz¬dıkları arasında bir tümce şöyle:

“Bilim ıspanakta demir olduğunu açıklamış, meğer bilim yalan söylüyormuş,
ıspanakta demir yokmuş”.

Hiçbir kimya ya da tıp kitabında ıspanakta demir olmadığına ilişkin tek bir tümceye rastlayamazsınız. Ağaçların yapraklarında bile demir iyonları var. Kanımızdaki alyuvarlarda “hemoglobin” bulunması demir iyonlarını oksijen ile birlikte taşımakta oluşundandır.1 Karbon ve demir, yaşamın özüdür, olmazsa olmaz koşuludur. Hemoglobinin bu işlevini 1840 yılında keşfeden kişi “iman”ı olmayan Hünefeld, E.L. adındaki İslam dışı biridir.2

Bu yazdıklarıma inanmayacaksa o kişi ıspanak yaprağını bir kimya laboratuvarına götürüp bünyesinde ne miktar demir olduğunu öğrenebilir. Çünkü cehalet ancak ölçmeyle, hesaplamakla, yani bilimle, bilgiyi sorgulamakla giderilir, bunun başka yolu yok.
Bilim en gerçek yol göstericidir, o nedenle. Bu ilke İslam ülkelerinin duvarlarından içeri girmeli ki, kendisini emperyalizme karşı koruyabilsin. Birbirlerini öldürmekten vaz geçebilsinler. Ispanak yemeleri mi gerekir, Temel Reisi örnek almalılar.

Kişi, “bilim en hakiki mürşittir” ilkesine karşı çıkmak için güzelim ıspanağa iftira ediyor. Bilim demiş ki, ıspanakta demir var; sonra demir olmadığı anlaşılmış (mış!). Bilim yanılmış, o halde “mürşit” olamazmış! Mustafa Kemal Atatürk’ü “şarlatan” olarak nitelerken üç yanlışlık çukuruna düştüğünün farkına varamıyor o kişi.

Bir : Ispanak dahil her canlıda demir var.

İki : Ispanakta demir olmadığı savı yanlış.

Üç : Mustafa Kemal Atatürk’ü “şarlatan” olarak nitelemek de cehaletin, nankörlüğün, körlüğün, kindarlığın, art niyetin ve de gerçekleri tersyüz etme sapkınlığının ürünü. Belki de cehalet, Cumhuriyete saldırının aracı olarak kullanılıyor kim bilir?

Atatürk’ün emperyalizmin işgalinden kurtardığı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne
Libya’dan kalkıp gelen pederine bu kişi sormalıydı :

Mustafa Kemal Atatürk’ün yasalarından yararlanarak şimdi emekli aylığı almaya
hak kazanıyor muyum, diye. Halkımız “besle kargayı oysun gözünü” sözünü boşu
boşuna söylememiş!

O internette dolaşan iletisinde, cehalet yarışına çıkmış olmalı ki, iki tümcesinin ikisi de anlamsız ve yanlış. Şöyle diyor:

İnancınızı yitirdiğinizde bilimin kafiri olursunuz.
Bilim; dini, bilime iman etmek demektir.

Al bu iki tümceden birini vur ötekisine.

Pastör, Koch, Galileo Galilei, Newton, Kepler, Einstein, Max Planck “bilimin kafirleri” O’na göre. Çünkü hiçbirinin iman’la ilgisi yok. Hatta bilime imanları da yok. Niçin olsun? Bilimin dini de imanı da yoktur. Bilim soru sorar yanıt arar,
yanıt ararken de hiçbir iman’a kendini kaptırmaz. Yalnızca gözlem ve deney yapar, ölçer, hesaplar; ulaştığı sonucu bile sorgular, acaba doğru mu yanlış mı?

Bilim budur ve onun kendine özgü yöntemi vardır o yöntem hiçbir ön yargıya inanmamayı koşul görür. Laboratuvara girerken cübbesini kapı dışında bırakır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün “en hakiki mürşit bilimdir” sözünü “şarlatanlık” olarak niteleyen kişi için böylesi bir yanıtı hazırlamaya gereksinim duydum. Ülkemizde Mustafa Kemal ve devrimlerini karşısına almaya yeltenenlerin buna güçlerinin yetmeyeceğini
AKP dahil bir gün görecekler ve tarihin çöplüğünde unutulup gidecekler. Çünkü Mustafa Kemal’in devrimleri geleceğin ışığı, bunların yöntemleri geleceğin karanlığıdır.
Bütün çağlar aydınlığa doğru koşmuş, karanlıkları karanlıkta tarihin çöplüğüne bırakmıştır.

Eğer akılları eriyor ve güçleri yetiyorsa aşağıdaki sorularıma yanıt versinler:

1.Bilim en gerçek yol gösterici olmasaydı, e-mail iletilerinizin dolaştığı bilgisayarlara sahip olabilir miydiniz? Mustafa Kemal Atatürk’e saldırı için kullandığınız o bilgisayarı, imanı olan kişiler mi keşfetti?

2.Bilim en gerçek yol gösterici olmasaydı, cam kutu, dünyayı hem de renkli olarak odanızda ayağınızın dibine getirebilir miydi?

3. Bilim gerçek yol gösterici olmasaydı, bilgisayarın tuşuna bastığında renkli bir fotoğrafı dünyanın öteki ucuna bir saniyede iletebi¬lecek miydiniz?

4.Bilim en gerçek yol gösterici olmasaydı, düğmeye dokununca odan aydınlanır mıydı?
AKP denilen adaletsiz ve kalkınmasız partinin simgesi olan ampul kimin icadı?
Gavur dediğiniz Edison’un lambası AKP’nin simgesi! Utanılası çelişki değil mi bu?

Bırak Mustafa Kemal ile O’nun yarattığı devrimleri küçümsemeyi, iktidarperesleri eleştirin yüreğiniz var, cesaretin kırıntısı varsa?

5.Bilim en gerçek yol gösterici olmasaydı, minarelerde o gavur dediğin ülkenin keşfettiği mikrofonlar, namazını kıldığınız ezanı iletir miydi?

6.Bilim en gerçek yok gösterici olmasaydı, uçağa, otomobile değil deveye binecektiniz bir yere gidebilmek için.

7.Bilim en gerçek yol gösterici olmasaydı, hekime gitmeyecek ve üfürükçü kadınların kapısında bekleyecektiniz. Bilim en gerçek yol gösterici olmasaydı dökülen dişlerinizin yerine protezi ağzına kim takacaktı?

Kök hücre ile senin bir benzerinin klonlanmasına nasıl engel olacağını düşün!
Düşün ve aşağıdaki soruma yanıt ver:

Yukarıdaki keşiflerin hangisini senin imanına sahip olanlardan biri başarabildi?

İşte zihninize uygun bir örnek:

Suudi Arabistan’da bilim hala en gerçek yol gösterici olamadığı için¬dir ki, o diyarda Diyanet İşleri Başkanı Bin Baz, ortaçağ kafasını omuzlarında taşımakta:

“Doğudaki dağları batıda batıdaki dağları doğuda görürdük, eğer dünya dönseydi..” diyebilmektedir.

Demekle de yetinmiyor bunu “fetva” olarak açıklıyor.
O kafada iman var fakat bilim yok. Bilime kapalı, cehalete açık.

İslam dünyası eğer Mustafa Kemal Atatürk yolunda ilerleyerek bilime kapılarını açabilmiş olsaydı, emperyalizmin güdümüne girmez ve emperyalizmin silahlarıyla birbirini öldürmeye başlamazdı. Bin yıl önce Batı’yı bilimle aydınlatan İslam dünyası, nasıl oldu da bilime kapandı? Mustafa Kemal’in Cumhuriyetine ters düşeceğinize
bu soruya yanıt arayınız.

Saddam’ın işgalinden Kuveyt’i kurtaran ABD askerlerinin postallarını öpen iman sahibi kişileri TV ekranlarında görünce hicabınızdan yüzünüz kızarmadı mı?

Ve sen, Mustafa Kemal Atatürk’e şarlayan diyen adam!
Libya’ya gidip, bir zamanlar kölesi oldukları Kaddafi’yi parçalayan iman sahiplerinin elinden niçin kurtarmadın?

Şimdilik bu kadar.

Saygılarımla. 30 Temmuz 2012

Dr. Ali Nejat Ölçen

Dip notlar :

1. Haemoglobin is the Iron-containing oxygen- transport metallo-protein in the red cells of all vertabrates.. (en.wikipedia.org/wiki/heamoglobin)
2. Hünefeld, F.L. Die Chemismus in der thierischen Organization, Leipzig, 1840.
(The oxygen carrying protein heamoglobin was discovered by Hünefeld in 1840)

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir