Etiket arşivi: YPG/PYD

Sıra Türkiye’de mi?

Emekli Orgeneral Tuncer Kılınç tutuklandı - Bursa HakimiyetTUNÇER KILINÇ 
EMEKLİ ORGENERAL
ESKİ MİLLİ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERİ

20 Eylül 2022, Cumhuriyet

Emperyalizmin günümüzdeki temsilcisi ABD, uzun süreden beri, birlik ve bütünlüğümüzü bozmaya ve içimizdeki laiklik karşıtlarını da kullanarak laik devlet yapımıza ve ordumuzun Kemalist komutanlarına karşı yıkıcı, yıpratıcı tutumunu sürdürmektedir.

LAİKLİĞE DARBE

ABD, bu kapsamda, ilki 1980’deki, ikincisi 2016’daki girişimleriyle Cumhuriyetimizin laik yapısına ve sosyal ve siyasal iç yapımıza büyük zararlar verdi. 1980’de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komuta heyetini, 2016’da ise Nurcu tarikat vaizi Fethullah Gülen’i ve onun yurtiçindeki asker ve sivil destekçilerini kullanarak ülkemizde Müslüman Kardeşler köktendincilik anlayışını güçlendirmeye ve bu yolla sosyal ve siyasal yapımızı ayrıştırmaya ve halkımızı uzlaşmaz bir topluma evirmeye çalışmıştır.

2016 yıkıcı harekâtı öncesinde, Ergenekon ve Balyoz gibi düzmece davalarla Türk Silahlı Kuvvetleri’nin vatansever mensupları yargılandı, haksız ve hukuksuz şekilde hapse mahkûm edilerek halk arasındaki itibarları sıfırlanmaya çalışıldı. 2016 girişimi sonucunda Kemalist milli ordunun irfan yuvaları askeri liseler, harp okulları, asker hastaneleri ve askeri yargı yapıları tasfiye edildi. Devlet laik ve demokratik yapısından uzaklaştırıldı.

ABD’nin hazırladığı, Ortadoğu’da sınırların değişmesini öngören BOP haritası.

ENDİŞE VERİCİ GİRİŞİMLER

ABD’nin, S-400 alımını bahane ederek Türkiye’yi F-35 savaş uçağı programından dışlaması, Suriye kuzeyindeki ayrılıkçı YPG-PYD unsurlarına silah, eğitim, maddi ve manevi destek vermesi, FETÖ örgütünün başını teslim etmemesinin yanında, özellikle 2021’den itibaren, ulusal çıkarlarımız aleyhine aldığı açık tutum ve girişimleri son derece endişe vericidir. Bunlar:

1. Yunanistan ile yapmış olduğu savunma işbirliği çerçevesinde hemen batı sınırımıza çok yakın, Dedeağaç bölgesinde, güçlü bir askeri üs oluşturuldu.

2. 1915’teki tehcir uygulamasını 2021’e kadar “karşılıklı büyük kırım” olarak ifade ederken son iki yıldır “soykırım” olarak niteliyor.

3. Türkiye aleyhine askeri gücünü pekiştiren, hava sahasını uluslararası antlaşmalara aykırı olarak 10 mile hatta 12 mile çıkaracağını açıklayan, Ege Denizi’nde aidiyeti belirsiz ada/adacıkları silahlandırmaya çalışan ve savaş uçaklarımıza düşmanca davranan, Yunanistan’la siyasi ve askeri bağlarını giderek güçlendiriyor ve Yunanistan’ın bu adalar üzerindeki egemenliğinin sorgulanamaz olduğunu vurguluyor. Fransa da Yunanistan yanında yer alıyor.

4. Pakistan’a ATAK helikopter satışımıza engel oluyor.

5. Karadeniz’de NATO çerçevesinde donanma bulundurma çabaları yanında son dönemde Ukrayna üzerinden gelişen Rusya ile arasındaki gerginliği bahane ederek Rusya ile oluşmuş iyi ilişkilerimizi sabote etmeye ve bölgenin huzurunu bozmaya çalışıyor.

6. Büyük bir olasılıkla, İstanbul Kanalı projesinin arka planında Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni baypas ederek Karadeniz’de daimi güç bulundurmak çabasını sürdürüyor.

Bu gelişmeler,

  • BOP kapsamında, “sıra Türkiye’ye mi geldi?? sorusunu akla getiriyor.

Yarın çok geç olabilir!

Yarın çok geç olabilir!

Özcan YENİÇERİ
Özcan YENİÇERİ
ozcanyeniceri@gmail.com
YENİÇAĞ, 23 Eylül 2019
AK Parti iktidarının yürüttüğü dış politika Türkiye’yi Ortadoğu’da bütünüyle yalnızlaştırmıştır. AKP yöneticileri her ne kadar bu yalnızlığa “değerli” demiş olsalar da bu yalnızlığın giderek Türkiye’yi çaresiz bırakacağı açıktır. AKP’nin

“değerli yalnızlık” politikası Türkiye’yi kendi ekonomik ve kültürel hinterlandında yapayalnız bırakmıştır.

Uygulanan politikanın sonucu olarak Suudi Arabistan, Mısır, BAE, Lübnan vb. ülkeler Türkiye’ye karşı GKRY’nin ve Yunanistan’ın yanında saf tutmuşlardır.

ABD ve İsrail’in güdümüne giren Mısır, Suud, BAE vb. ülkeler açıktan Türkiye düşmanlığı yapmaktadır. İşin ilginç yanı Orta Doğu’da Türkiye düşmanlığı konjonktürel değil giderek kurumsal bir boyut kazanmış olmasıdır.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı İbrahim bin Abdülaziz, GKRY’ye ziyarette bulunur.  “Türkiye’ye karşı GKRY’nin yanındayız” mesajı verir. GKRY’nin dış işleri bakanı Nikos Hristodulidis de “Türkiye’nin bölgedeki faaliyetlerine karşı Suudi Arabistan gibi ülkelerin desteğini arkamıza aldık.” der.

BAE’nin Washington Büyükelçisi Yusuf El-Uteybe, New York Times gazetesi köşe yazarına yazdığı e-mailde “Türkiye veya Katar’a yemek bile organize ettirmem” diyerek niyetini belli eder.

Lefkoşa’da yapılan ‘Dış Rumlar Konferansı’nda Mısır Büyükelçisi Muhammed ‘gerekirse Türkiye’ye karşı askeri güç kullanmaktan çekinmeyeceklerini’ ifade eder.

Tarihten husumet çıkarmak dönemi!

Suudlar, Osmanlı’nın Dir’iyye ve öbür bölge kentlerini yıkıma tabi tuttuklarını ders müfredatına koydurmuştur. Suudi Arabistan Türkiye düşmanlığı o hale vardırmıştır ki, bu ülkede yayınlanan “Ukaz” gazetesi’nde Hani ez-Zahiri’nin kaleme aldığı bir yazıda, Osmanlı Devleti’ni “DEAŞ’ın ilk devleti 1299-1923″ başlıklı bir makaleyi yayımlayarak, Osmanlı’yı yerden yere vurmuştur.

Lübnan Cumhurbaşkanı Michel Avn ise “Osmanlıların Lübnanlılara devlet terörü uyguladığını”  iddia etmiştir. Türkiye’ye karşı tarihten husumet çıkarmak dönemi başlamıştır.

Mısır’da ise Türkiye düşmanlığı had safhaya ulaşmıştır. Mısır’daki bir üniversite öğretim üyesi olan Muhammed Sabri, Yavuz Sultan Selim’in binlerce Mısırlıyı katlettiği ve Osmanlı’nın Mısır’ı sömürdüğü iddiasını ortaya atmıştı. Bunun üzerine  Sisi, Kahire Valisi Atıf Abdülhamid’e verdiği talimatla Zeytin semtindeki ‘Birinci Selim Caddesi’nin ismini değiştirmiştir.

Suriye’yi fırsat olarak görmek!

  • Gelinen aşamada Türkiye’nin Ortadoğu’da siyasi stratejisini kökten ele alması şarttır.

Çünkü AK Parti iktidarının mevcut Ortadoğu ülkelerine yönelik uyguladığı siyaset hem yanlış hem de Türkiye düşmanlığı üretir durumda olduğunu sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Yanlışta ısrar felakete davetiye çıkarmaktır.

Türkiye Ortadoğu siyasetini hızla gözden geçirmek zorundadır. Bunun için Suriye’den işe başlanmalıdır.

ABD/İsrail ve Rusya’nın Suriye’deki etkili olacakları bölgelerle YPG/PYD konusunda anlaştığı görülüyor. PYD’nin ABD himayesi altında Fırat’ın doğusunda korunmasına Rusya’nın bir tepkisi yoktur.

  • Türkiye Fırat’ın doğusunda ABD, batısında da Rusya tarafından engelleniyor.

Bu koşullarda Suriye ile Türkiye’nin karşıt cephelerde birbirlerine karşı konumlanmış durumunu ABD/İsrail’le yörüngesindeki Suud/Mısır vb. ülkeler teşvik ediyor.

Halbuki Suriye yönetiminin son günlerde BM’ye gönderdiği mektupta ortaya koyduğu görüş Ankara’nın görüşlerine bire bir uymaktadır. Şam’ın mektubunda, ‘SDG‘li teröristlerin yalnızca Suriye halkına yönelik suçların işlenmesinde rol almadığı, aynı zamanda da insan kaçırma, işkence ve sivillerin evlerinden atılmasının yanı sıra insanların mülklerinin gasp edilmesi…gibi faaliyetlerde yeni bir aşamaya geçtiğinin’ altı çizilmiştir.

  • Türkiye PYD/YPG konusunda kendisiyle aynı görüşte ve benzer güvenlik kaygısında olan Suriye’yle derhal ve doğrudan görüşmeleri başlatmalıdır.

Suriye’yle Türkiye’nin doğrudan ilişki kurması hususunda Rusya ve İran’ın tepkisi yoktur aksine teşviki vardır.

  • Şam’la doğrudan ilişkiler her şeyi bir anda tersine çevirebilir!

Türkiye bölgede düşmanlarını azaltmak, dostlarını artırmak zorundadır. Buna da kendisini en çok meşgul eden Suriye’den hemen başlamak zorundadır. Yarın çok geç olabilir.