Siyasal kavramlar neden Türkçe değil?

ODTÜ Kimya Bölümü’nden değerli Hocamız Prof. Dr. İnci Gökmen, halk yığınlarının Batı kaynaklı terimleri doğru anlayabilmesi için bunlara Türkçe karşılıklar bulunması gerektiği görüşünde. Mektubunda diyor ki:

“Sevgili Atila Bey,
BirGün gazetesindeki yazılarınızı okuyorum ve takdir ediyorum. Güzel Türkçemizin güzel kullanılması için çabalarınız çok değerli. Ben epeydir yabancı dillerden Türkçemize giren ama Türkçe karşılığı olmayan, belki de bu nedenle halkımız tarafından anlaşılamayan bazı kelimelerin anlaşılır kılınabileceğini düşünüyorum. Bu konu çok hayati geliyor bana. Bunları halkımızın anlayabileceği bir sadelikte nasıl tanımlayabiliriz ya da bunları karşılayacak sözcükler var mıdır?
Bu sözcüklere b
azı örnekler:

Laiklikdemokrasiemperyalizmsosyalizmkomünizm
Liste uzar gider,
Çok teşekkürlerimle.”
***

Batı kaynaklı terimlere Türkçe karşılıklar bulmak amacıyla geçmişte kimi çalışmalar yapılmıştır. Örneğin TDK’nin atılım döneminde art arda yayımlanan Terim Sözlükleri bu bağlamda çok değerlidir. TDK’nin “resmi devlet dairesi”ne dönüştürüldüğü 1980 sonrası çalışmaları verimli olmamıştır. 1990’lı yılarda Yabancı Kelimelere Karşılıklar adıyla yayımladıkları kitapçık son derece yetersizdir. Bu çalışmada Batı kökenli sözcüklere öz Türkçe karşılıklar bulmak yerine, daha çok terimlerin açıklamalarıyla yetinilmiştir.
* * *
Gelelim Hocamızın Türkçe karşılıklarını sorduğu sözcüklere…

“Laiklik”, en genel anlamıyla “Din işlerinin dünya işlerine karıştırılmaması” biçiminde tanımlanmaktadır. Ne yazık ki hiçbir sözlükte bu kavramın eşanlamlı Türkçe karşılığı bulunmuyor. Belki de bu yüzden, ülkemizdeki her siyasal odak, kendine göre bir “laiklik” tanımı yapmaya çalışıyor.

“Emperyalizm” sözcüğü dilimize Fransızcadan girmiştir. TDK’nin 1955 baskılı Türkçe Sözlük’ünde “Bir devletin sınırlarını genişletme hırsı” diye tanımlanan kavram, aynı kurumun 1978 yılındaki Özleştirme Kılavuzu’nda “elkoyuculuk” ve “yayılımcılık” olarak açıklanmıştır. Yeni TDK’nin 2015 basımı Türkçede Batı Kökenli Kelimeler Sözlüğü’nde aynı kavram için “yayılmacılık” sözcüğü kullanılıyor. TDK’nin Güncel Türkçe Sözlük’ünde ise kavramın tanımı şöyle yapılıyor:

“Bir milletin sömürü temeline dayanarak başka bir milleti siyasi ve ekonomik egemenliği altına alıp yayılması veya yayılmayı istemesi, yayılmacılıkyayılımcılık.”

Ali Püsküllüoğlu’nun sözlüğünde “emperyalizm” için “sömürgecilik” deniyor. Nijat Özön’ün Güzel Türkçemiz (Milliyet Yayınları, 1986) sözlüğünde “yayılımcılık” sözcüğü geçiyor. Dil Derneği’nin sözlüğünde de “yayılmacılık” karşılığı yer alıyor…

Demek ki “emperyalizm” kavramı için ağırlıklı olarak “yayılmacılık” sözcüğü benimsenmiş görünüyor.

“Demokrasi” sözcüğü” Yunanca kökenlidir. Demos (halk) ve “kratos” (erk) sözcüklerinden oluşmuştur. Kavramı “halk iktidarı, halk egemenliği” biçiminde özetleyebiliriz. TDK’nin Felsefe Terimleri Sözlüğü’nde demokrasi için “halkerki” sözcüğü kullanılmış. Ali Püsküllüoğlu’nun Öz Türkçe Sözlük’ünde ise “elerki” denmiş.

Sosyalizm”, Fransızca bir sözcüktür. Hemen bütün sözlüklerde Türkçe karşılığı “toplumculuk”tur. Yani bu konuda sözlükçüler arasında tam bir oydaşma vardır.
* * *

KOMÜNİZMİN EVLERE ŞENLİK TANIMI!

Komünizm”, Fransızca “belediye” anlamındaki “komün” sözcüğünden gelir. Nitekim ünlü “Paris Komünü” ayaklanmasında ilk olarak Paris kentinin yönetimi ele geçirilmişti.

TDK’nin 1955 yılında yayımlanan Türkçe Sözlük’ünde evlere şenlik bir “komünizm” tanımı var:

“Topluluk içinde kişilerin her türlü iyelik haklarını, ayle (aile) kuruluşunu, dini kaldırıp her türlü mala kamuyu ortak kılmayı güden öğreti.”

Tam bir soğuk savaş dönemi açıklaması! Bir tek gericilerin komünistlere yakıştırdığı “şapka” öyküsü eksik!

Tabii, yıllar içinde onlar da öğrenmişler komünizmin bilimsel tanımını ve sonraki baskılarda açıklamayı şöyle değiştirmişler:

“1. Bütün malların ortaklaşa kullanıldığı ve özel mülkiyetin olmadığı toplum düzeni. 2. Böyle bir düzenin kurulmasını amaçlayan siyasi, ekonomik ve toplumsal öğreti.”
* * *
Batı kaynaklı siyasal kavramların Türkçe karşılıklarını daha çok Ali Püsküllüoğlu’nun Öz Türkçe Sözlük’ünde bulabileceğimi düşünmüştüm ama orada da halka önerebileceğimiz türden karşılıklar pek yer almıyor…

Özetle söylemek gerekirse, bu kavramların kolay anlaşılır Türkçe karşılıklarını türetmek için dilcilere çok iş düşüyor…