Cezaevinin anlamı

Örsan K. ÖymenÖrsan K. Öymen
07 Kasım 2022, Cumhuriyet

Düzeni bozuk ülkelerde, cezaevinde daha fazla mahkûm olur. Çünkü bir ülkenin düzeni bozuksa o ülkede daha fazla insan suç işlemeye yönelir. Bu durum, düzeni bozuk ülkede, herkesin suç işleyeceği veya düzenin bozuk olduğunun tek göstergesinin, cezaevlerindeki mahkûm sayısı ve oranı olduğu anlamına gelmez. Ancak düzeni bozuk ülkelerde, suç oranlarının da ona paralel olarak daha yüksek olduğu bir gerçektir.

  • Bir ülkenin cezaevlerinde çok sayıda vatandaşın bulunması, övünülecek değil, utanılacak bir durumdur.

Amerika Birleşik Devletleri, dünyada hem mahkûm sayısı hem de nüfusa oranla mahkûm oranı en fazla ülkedir. ABD cezaevlerinde yaklaşık 2 milyon insan bulunmaktadır. ABD birçok alanda gelişmiş bir ülke olmasına rağmen (karşın), ekonomik ve sosyal adalet açısından, Avrupa Birliği ülkelerinin gerisinde olmasına da bağlı olarak, suç oranı konusunda dünya rekorunu elinde tutmaktadır.

Cezaevindeki mahkûm sayısı açısından ABD’yi, yaklaşık 1 milyon 600 bin kişi ile Çin izlemektedir. Ancak Çin’in nüfusunun 1.4 milyar olduğu, ABD’nin nüfusunun 335 milyon olduğu dikkate alınacak olursa, Çin’de nüfusa oranla cezaevinde bulunanların oranı, ABD’ye göre düşüktür.

ABD ve Çin’den sonra, dünyada cezaevinde en fazla sayıda mahkûma sahip olan ülkeler sırasıyla Brezilya, Hindistan, Rusya, Tayland, Türkiye, Endonezya, Meksika ve İran’dır. Bu ülkelerin içinde, yine nüfusa oranlandığında Hindistan’ın oranı diğer ülkelere göre daha düşüktür.
***

  • Türkiye’de yaklaşık 310 bin kişi, cezaevlerinde mahkûm veya tutuklu olarak bulunmaktadır.

Türkiye, dünyadaki 195 ülke içinde, cezaevlerinde en fazla kişi bulunduran 7. ülkedir!

Türkiye Avrupa’daki 45 ülke içinde, Rusya’dan sonra, cezaevlerinde en fazla kişiyi bulunduran 2. ülkedir!

Dünya rekorunu elinde bulunduran ABD nüfusunun % 0.6’sı cezaevindedir, Türkiye nüfusunun %0.36’sı cezaevindedir! Türkiye’yi küçük Amerika yapma projesi istikrarlı bir biçimde devam etmektedir!

Tabii ki ABD’ye göre, Türkiye’de suçsuz olduğu halde cezaevlerinde bulunan insanların oranı daha fazla olduğu için, Türkiye’nin “küçük Amerika” olmak için daha fazla çaba göstermesi gerektiği de söylenebilir!
***
Cezaevleri, intikam alma merkezleri değildir.

Cezaevleri, suç işleyerek topluma zarar veren vatandaşların, belli bir süre için toplumdan yalıtılmaları ve o süre içinde topluma yeniden kazandırılmaları için kurulan yerleşkelerdir. Demokratik bir hukuk devletinde olması gereken budur. Ancak dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi, Türkiye’deki fiili durum bu değildir.

Örneğin, Türkiye’deki cezaevi koşulları, Avrupa Birliği ülkelerinin çok gerisindedir. Türkiye, cezaevlerindeki fiziksel işkence uygulamasının sonlandırılması konusunda önemli bir aşama kaydetmiş olsa da psikolojik işkence konusunda yeterli bir gelişme sağlayamamıştır. Cezaevlerinden mahkûmların yolladıkları mektuplar, mahkûmların yakınlarına ve avukatlarına aktardıkları dikkate alınacak olursa, Türkiye’nin bu konuda hâlâ çok şey yapması gerektiği açıktır.

Mahkûmların, dar hücrelerde tecrit edilmeleri; yakınlarıyla görüşmelerinin ve açık görüş olanaklarının, dış mekânda hava almalarının ve gökyüzüyle temas kurmalarının, gazete, dergi, kitap ve televizyon gibi olanaklara ulaşmalarının sınırlandırılması; kış aylarında soğuk havalarda ısınma sistemlerinin zaman zaman çalıştırılmaması; bakım, temizlik ve beslenme koşullarının zayıf olması; mahkûmların topluma yeniden kazandırılmaları amacıyla eğitilmelerine yönelik nitelikli çalışmaların yok denecek kadar az olması, Türkiye’deki cezaevlerinin başlıca sorunları arasında yer almaktadır.

Türkiye’de, bu koşulların düzeltilmesi için ölüm orucuna giren ve ölüm orucu sonucunda ölen onlarca vatandaş bulunmaktadır. Bir insan, cezaevi koşullarının düzeltilmesi için ölümü göze aldıysa, hükümetlerin bunun üzerine ciddi bir biçimde düşünüp sorunu çözmesi gerekir.

Cezaevlerinin ölüm, eziyet ve intikam merkezleri olmaktan çıkıp vatandaşları yeniden kazanma araçlarına dönüşmesi, uygarlık yolunda atılacak çok önemli bir adım olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir