Ankara Barosu, Emniyet genelgesinin iptali için dava açtı

“Her yurttaş, suçu delillendirme ihtiyacı hissedebilir”

KAMUSAL OLAYLARDA KOLLUĞA SES VE GÖRÜNTÜ ALINMAYACAĞI GARANTİSİ GETİREN EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ GENELGESİNİN YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASI VE İPTALİ İSTEMİ İLE
DANIŞTAYDA DAVA AÇILMIŞTIR  

Genel olarak bireylerin savunma haklarını ilgilendiren, savunmanın delil toplama haklarına müdahale içeren, hukuk devleti ilkesini zedeleyen, hukuka aykırı emir ve talimat veren İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 27.04.2021 tarih ve 2021/19 sayılı Genelgesinin, yürütmesinin durdurulması ve iptali talepli açtığımız dava  Danıştay 10. Dairesi’nin 2021/2606 E. sayılı dosyasında görülecektir. Meslektaşlarımıza ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Dilekçeye buradan ulaşılabilir.
(http://www.ankarabarosu.org.tr/HaberDuyuru.aspx?DUYURU&=12223, 3.5.21)

ANKARA BAROSU
***
Ankara Barosu, polislerin ses ve görüntülerinin alınmasını engelleyen Emniyet genelgesinin iptali için Danıştay’da dava açtı. Dava dilekçesinde, genelgenin Anayasa’ya ve hukuka aykırı olduğu vurgulanarak,

  • “Her bir yurttaş, üstelik de kamusal bir alanda gerçekleşen bir olayı, suç şüphesiyle delillendirmek ihtiyacı hissedebilir” denildi.

Ankara Barosu, kamusal olaylarda polisin ses ve görüntüsünün alınmasını engellemek amacıyla çıkarılan Emniyet genelgesini Danıştay’a taşıdı.

Ankara Barosu tarafından sunulan dava dilekçesinde, Anayasa’nın 36. Maddesi uyarınca, herkesin meşru vasıtalarla hak arama hürriyetine sahip olduğu hatırlatılarak şunlar kaydedildi:

“Kişilerin hak arama hürriyetlerinin bir parçası olarak, işlenen suçu ispat amacı, kişisel veriler hukukunun istisnası olmanın ötesinde, hukuken korunması gereken bir üstün değerdir. Öncelikle her bir yurttaş, üstelik de kamusal bir alanda gerçekleşen bir olayı, suç şüphesiyle delillendirmek ihtiyacı hissedebilir. Bu toplum halinde yaşamanın ve dayanışmanın doğal bir sonucudur.”

‘ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ’ KONUSU

Genelgeyi “Özel hayatın gizliliği” argümanıyla savunan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun demeçlerine de yanıt verilen dilekçede, kavramın doğru ele alınması gerektiğine işaret edilerek şu ifadeler kullanıldı:

“Ses ve konuşmaların kayıt edilmesinin suç olarak değerlendirilebilmesi için öncelikle özel hayat ve özel hayatın gizliliği kavramlarının açıklanması gerekmektedir. TCK m.134’ün gerekçesinde ‘başka suretle başkaları tarafından görülmesi mümkün olmayan bir özel yaşam olayı’ denilmektedir. Buna göre, herkes tarafından bilinebilecek durumdaki olayların ve olaylar esnasında yapılan konuşmaların ses kaydının alınması, özel hayatın ihlali suçunu oluşturmamaktadır. (…) Yargıtay CGK, kazai (AS: yargısal) içtihat niteliğindeki kararında iddialarını ispat etmek amacına yönelen ses ve görüntü kaydetme, kişisel veri kaydetme, özel hayata ilişkin ses ve görüntüleri dinleme, izleme ya da kaydetme, kişisel verileri kaydetme, ele geçirme eylemlerini hukuka uygunluk sebebi saymıştır. Açıkça Yargıtay, ceza usul hukukundaki delil-ispat hakkını, özel yaşam/kişisel veri olgusundan daha üstün değer olarak görmüştür.”

‘HUKUKA AYKIRIDIR’

Ankara Barosu’nun dilekçesinde, “İçişleri Bakanlığı’na bağlı Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 27.04.2021 tarih ve 2021/19 sayılı genelgesi yetki, şekil, sebep, konu maksat yönlerinden hukuka aykırı olduğundan, öncelikle Yürütmesinin Durdurulmasına ve iptaline karar verilmesi dava ve talebimizdir.” denildi.

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir