“Kimsesizlerin Kimsesi” Cumhuriyet Kimsesiz Değildir

“Kimsesizlerin Kimsesi” Cumhuriyet, Kimsesiz Değildir

Lütfü Kırayoğlu
Elektrik Müh. (İTÜ)
ADD Gn. Sekr. Yrd. 

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyeti anlatırken “Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir” diyor. Kimsesizlerin kimsesi Cumhuriyet sayesinde “hiçbir şey” olma durumundan kurtularak “bir şey” olanlar, gün gelip küçümsediği Cumhuriyet sayesinde elde ettiği makam ve gücü kullanarak kimsesizleri tepeleyebiliyor. Ne var ki o küçümsenen Cumhuriyetin getirdikleri, Cumhuriyeti küçümseyenlere de lazım olabiliyor.

Kanla, irfanla, can pahasına kurulan Cumhuriyeti, coşkuyla, gururla kutlamak yerine, kutlamaları bir yük, hatta savunduğu kör inanca ihanet olarak görenler, bulundukları makamı Cumhuriyete borçlu olduklarını unutmamalıdırlar.

Cumhuriyet kutlamalarına katılmamak için baş ağrısı, kulak ağrısı, diş ağrısı sahtekarlığı ile hastane yatağında keyif çatanlar, Cumhuriyet olmasa babalarının tornacı dükkanında çırak bile olamayacaklarını akıllarından çıkarmamalıdırlar.

Cumhuriyeti kutlamak isteyenlere Ulus meydanında gaz bombası atıp tazyikli (AS: basınçlı) su sıkanlar, unutmayın… Cumhuriyete sahip çıkmak için yüzlerce km öteden gelenlere Cumhuriyet, babalarından “şahıslarına” kalan miras değil, bütün Türk ulusunun geleceğini aydınlatacak bir meşaleydi.

Yüz yıl önce işgal altındaki yurdumuzu kurtarmak için öne çıkmak, Bandırma Vapurunun yolcuları arasına katılmak yürek işiydi. Ne acıdır ki, Cumhuriyetin ilanının 97. yılında Cumhuriyeti kutlamak, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün anıtına çelenk koymak, çiçek bırakmak bile yürek işi haline geldi.

Bazıları Cumhuriyeti, yalnızca Atatürk’ün koltuğuna oturmak olarak anladı. Bazıları Cumhuriyete saldırma özgürlüğü… Bazıları Cumhuriyetin olmazsa olmazı laiklik ilkesini yalnızca rakı içime özgürlüğü olarak anladı ve Cumhuriyetin kurumları teker teker elden giderken seslerini yükseltmediler. Rakı fabrikası bile yabancılara gittiğinde kıllarını kıpırdatmadılar. Bazıları Cumhuriyeti Medeni Yasadan, Medeni Yasanın getirdiği miras hukukundan ibaret sandılar. Bazıları da yalnızca özgürce giyinebilmek olarak anladılar. Cumhuriyetin en önemli devrimi Tevhidi Tedrisat yasasını okulların ticarileşmesi olarak anlayıp pahalı okullarında “laik” eğitim verdiklerinin reklamını yaptılar. Daha ülke kurtulmadan kurulan, açılan sağlık kurumlarını 1928’de kurulan Hıfzısıhha Enstitüsünü kapatıp (2011)
hasta garantili sağlık ticarethanelerinin ne denli “modern” olduğunu (!) anlattılar.

En beğendiğimiz Cumhuriyet Bayramı filmlerini artık yabancılara ait olan bankalar çekiyor. Pek çoğumuzun göğsü kabarıyor. Gerçek Cumhuriyetçilerin ise içi acıyor. Bize bu günleri armağan eden büyük kurtarıcının KURUCU kimliğini yok saymak için, Mustafa Kemal deyip, ATATÜRK diyemeyenleri gördükçe daha çok içimiz acıyor.

Kimsesizlerin kimsesi Cumhuriyet, Padişahın kulu sayılan insanımızı özgür bireyler haline getirip YURTTAŞ yaptı. Bu sayede ağanın marabası olmaktan kurtuldular. İşçi oldu, memur oldu, subay oldu, müdür oldu, genel müdür oldu, kaymakam, oldu, vali oldu, milletvekili oldu, bakan oldu, başbakan oldu, daha ötesi Cumhurbaşkanı oldular. Ödemişli saraç Tevfik ustanın oğlu Şükrü, İslamköylü Yahya Çavuşun oğlu çoban Sülü, Malatya Çırmıhtılı banka memuru Sıddık’ın oğlu Turgut, Kayserili tornacı Ahmet Hamdi’nin oğlu Abdullah, Kasımpaşalı taka reisi Ahmet’in oğlu Recep Başbakan olabilmiş hatta son dördü Cumhurbaşkanı olabilmiştir; kimsesizlerin kimsesi Cumhuriyet sayesinde.

Siyasal yaşamının büyük bölümünde çağdışı şeriat kurallarını savunan bir liderin kızı, erkek kardeşleriyle eşit mirasa sahip olabilmek için Cumhuriyetin getirdiği Medeni Yasaya sarılmak zorunda kalmıştır.

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Ulusal Bağımsızlık Savaşını zafere ulaştırdığı için emperyalist ülkelerin hedefinde olmuş ancak bu ülkelerin hiçbir temsilcisi büyük öndere saygısızlık edememiştir. Hiçbir ülkenin lideri ülkemizdeki kimi zavallılar kadar Atatürk düşmanı olmamış, olamamıştır.

  • Kimsesizlerin kimsesi Cumhuriyet Türkiye’sinde,
    Cumhuriyet ve Cumhuriyetin kurucusu kimsesiz bırakılmak istenmiştir.

Bütün bunlara karşın, BAĞIMSIZ TÜRKİYE CUMHURİYETİ kimsesiz değildir.

  • Ona sahip çıkacak ve sonsuza dek yaşatacağız!

97. yılında, kurucumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile dava ve silah arkadaşlarını saygı ve minnetle anıyoruz.

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir