Türkiye’yi talan etmek

Türkiye’yi talan etmek

Remzi ÖZDEMİR

Remzi ÖZDEMİR
remzi@ekonomist.net
YENİÇAĞ, 25 Kasım 2019
Yıl 2001

Dönemin Başbakanı ile Cumhurbaşkanı bir toplantıda tartışır ve Cumhurbaşkanı oturduğu yerden Başbakan’a anayasa kitapçığını fırlatır.

İşte bu eylem bahane edilerek Türkiye tarihinin en ağır krizi bir gecede yaşandı. Faizler % 6 bine çıktı, dolar 670 bin liradan (paradan üç sıfır atılmamış haliyle) 1 milyon liraya fırladı.

Türkiye’de büyük kaos yaşandı. Hiç kimse demedi ki, ne var bunda? İktidarla Cumhurbaşkanı arasındaki tartışma neden böyle bir krizi neden olsundu?

Krize Amerika el atar ve bize Kemal Derviş ile IMF üzerinden yine bir gecede 17 milyar dolar gönderir. Hibe değil.Borç! Bir gecede başlayan kriz bir gecede biter!

Türk ekonomisi Kemal Derviş’in ve IMF’nin isteklerinin yerine getirilmesi ile hızla toparlanır. Kimse itiraz edemez. Kemal Derviş ve IMF’nin istediği yasalar bir gecede çıkartılır. (AS: 15 günde 15 yasa dayatması!)

Türkiye seçime gider ve AKP iktidara gelir. (AS: 3 Kasım 2002 seçimi)
AKP’nin hiçbir şey yapmasına gerek yoktu. Çünkü sistem kurulmuştu.
Ekonomi toparlanmaya devam etti. Bu AKP’nin başarısı gibi görüldü.

  • Yıllar ilerledikçe AKP bu kez özelleştirme adı altında satmaya başladı.

Önce bankalardan başladı. Paranın dini ve milliyeti olmaz felsefesiyle bankaların büyük bir bölümü yabancılara satıldı.

İlk satılan, bir gecede akıl almaz ayak oyunlarıyla batırılan Demirbank oldu. O güçlü banka fonlanmadı ve bir gecede el kondu. Yani batırıldı! Tabii ki daha sonra İngiliz asıllı uluslararası şirket olan HSBC’ye 500 milyon dolar gibi komik paraya satıldı.

Sonra öbür bankalar sırasıyla geldi. El kondu, sonra yabancıya satıldı. El konmayanlar ise korkusundan yabancılara kendi elleriyle sattı bankalarını.

AKP’nin politikası tüketime yönelik bir büyümeydi. Kredi çek, araba al, kredi çek, tatile git. İnşaat kredisi olmazsa olmazdı.

Bankalar öncülüğünde manipüle (AS: manüple) edilen inşaat sektörü resmen patladı. Bankalar konut kredisini öyle bir pazarladı ki, kendisine kredi müşterisi getiren emlakçıya arabalar hediye etti, dünyanın dört bir yanına tatile götürdü.

10 konut kredisine Amerika tatili, 20 kredi dosyasına, sıfır araba… Bankacılar mahalle arasındaki emlakçıların bile önünde yatar oldu. 500 milyona alınan bankaların değeri bir anda elde edilen müthiş karlarla bir anda 2 hatta 5 milyar dolara fırladı.

Daha önce tasarruf edilmesi için ailelere kumbara gönderen bankalar, bu kez kredi kartı verdi. Hatta babanın kartına ek olarak da anneye ve çocuklara da ek kart verdi. Daha çok harca daha çok bankaya borçlan.

Tatil kredisi ile 5 günlük lüks tatilin parasını bankaya 24 ayda ödedik. Bir sonraki tatili de 48 ay çalışarak ödedik, Konut kredisi, tatil kredisi, çocukları binadan bozma özel okullara göndermek için eğitim kredisi aldık da aldık.

Geldik bugüne…
Vatandaşın 8 Kasım 2019’da Bankalara toplam borcu 546,5 milyar TL. Önümüzdeki 10 yılı bankalara ipotek edilmiş durumda. Yani bankalara çalışacağız.

Üretmediğimiz için işsizlik başladı. En son işsizlik rakamı %14. Daha kötüsü genç nüfusta işsizlik oranı %27.

  • İnsanlar ailece siyanür içip intihar ediyor.
  • Çünkü evlerine haciz gelmeye başladı. İş yok para yok.

Tıpkı ağustos böceği gibi üretmeyip, tasarruf yapmayıp sadece kredi ile yaşadık büyüdük. Zengin olmadık ama zengin gibi yaşadık.
Tüm bunları bankalardan aldığımız borçla yaptık.

23 Kasım’da İngiliz haber ajansı Reuters bir haber geçti. İtalyan bankacılık devi Unicredit,
Yapı Kredi Bankası’ndaki hisselerini satışa çıkartmış.

İtalyanlar Yapı Kredi Bankası’nı Koç Holding ile 2005 yılında 1 milyar 160 milyon dolara almıştı. Yani yaklaşık 580 milyon dolar ödemişti. YKB’nin piyasa değeri 3,7 milyar dolar. İtalyan’lar kendi hisseleri içini yaklaşık 2 milyar dolar para istiyor. 500’e al 2 milyar dolara sat! Gerekçe Türk ekonomisi bitti!

Türkiye’den ekonomik durgunluk gerekçesiyle son iki yılda çıkan ünlü markalara bir bakın. Sayıları 100’ün üzerinde. Bir koyup beş alıp gidiyorlar.
Çünkü çekirge sürüsü gibi istila ettikleri Türkiye’yi yiyip bitirdiler.
Tekrar gelecekler hele bir Türkiye toparlansın…

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir