Stockholm’de kızamık salgını

Stockholm’de kızamık salgını…
Sağlık kuruluşları alarma geçti

Stockholm’de son günlerde baş gösteren kızamık salgını sağlık kuruluşlarını alarma geçirdi.

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Halk Sağlığı Merkezi salgının göçmenlerin yoğunlukta yaşadığı Järva semtinde başladığını, yayılmasından endişe ettiklerini açıkladı. Yapılan açıklamaya göre şu ana dek 3 yetişkin ve 7 çocukta kızamık hastalığı tespit edildi.
Kızamık salgınının yaygınlaşmasının özellikle Somalili aileler arasında kızamık aşısının otizme neden olduğu söylentisinin etkili olduğunu düşündüklerini belirten Halk Sağlığı Uzmanları, ailelere çocuklarına derhal aşı yaptırma çağrısında bulundular.

Halk Sağlığı Merkezi normal hedeflerinin nüfusun %95’ini kızamık hastalığına karşı aşılamak olduğunu belirtmelerine karşın, ailelerin aşıdan kaçınmaları nedeniyle bu oranın Järva semtinde %70’te kaldığını açıkladı. Merkez yetkilileri bölgedeki göçmen dernekleri ile birlikte Somali dilinde hazırlanan görsel ve yazılı bilgilendirme kampanyasını yaygınlaştırmak için yoğun bir çalışma yürütüyor. (Cumhuriyet, 18.3.17)
==================================
Dostlar,

Umarız Türkiye için bu olay ders olur.
Stockholm, 9 milyon nüfuslu bir ülkenin (İsveç) başkentidir ve bu kentte yaşayan göçmenlerin sayısı herhalde Türkiye’de yaşan 3 milyonu aşkın Suriyeliden çok değildir! Bu göçmenlerin 2011 ilkbaharından bu yana Türkiye’de yüz bini aşkın çocukları olmuştur ve bu çocuklar 0-6 yaş diliminde olup Kızamık bakımından da tehlike altındadırlar.
Yine biliyoruz ki, İsveç’in yerleşik göçmenlerinin yaşam ve hijyen koşulları bizdekilerden iyidir. Yine de Kızamık salgını çıkmıştır Stockholm gettolarındaki Müslüman Sudanlıların çocuklarında! Üstelik kayıtlara göre %70 aşılama oranı söz konusudur.
Bir olumsuz söylem, “otizm riski” çok az eğitimli insanların kafasını bulandırmıştır.
Bu çok küçük riske karşın, şimdi kızamık ölümleri ve çok ağır komplikasyonu olan
SSPE hastalığı ile yüzyüzedirler..
Türkiye’de 2 aile çocuklarına aşı yaptırmak istememiş ve konu Anayasa Mahkemesine dek gitmişti. AYM ise anababaların itirazını yerinde görerek, zorla aşı yaptırılamayacağını, zorlamanın hak ihlali olacağına karar vermişti. AYM’nin gerekçesi Anayasanın 13. maddesi bağlamında zorunlu aşı için (Çiçek dışında) YASAL düzenleme bulunmayışı idi. Sağlık Bakanlığı ise neredeyse 2 yıldır bir yasal düzenleme yaparak çocukluk çağı aşılarını zorunlu duruma getirmedi..
Ülkemiz için büyük bir risktir bu durum. Salgın çıkmaması için risk altındaki kitlenin %85’inin biyolojik olarak aşı ile bağışık (dirençli) kılınması gerekmektedir. Kağıt üstündeki kayıt rakamlarının bir değeri yoktur. Aslolan Gerçek Biyolojik Bağışıklıktır (Real Biological Immunisation). Bu değerin %85’i aşması gerekir ki, bulaşıcı hastalık sınırlı kalarak
salgın yapamasın.. Gerçek Biyolojik Bağışıklık için gerekli aşağıdaki 5 koşulun her birinin
ayrı ayrı %95 düzeyinde yerine getirildiğini –iyimser bir senaryo olarak– varsayarsak;
şaşırtıcı biçimde, Gerçek Biyolojik Bağışıklık düzeyinin çarpıcı derecede aşağılara düştüğünü görebiliriz..

1. Aşının kuramsal bağışık yanıt oluşturma gücü (potensi)
2. Aşılanan risk altındaki duyarlı kesim oranı
3. Aşılananların bağışık yanıt verme gücü (beslenme vb.)
4. Aşının fabrikadan kişiye yapılana dek soğuk zincir koşulları
5. Aşının uygulama hataları (doz, emilim, polio aşısı sonrası tükürme/emzirme vb.)

Gerçek Biyolojik Bağışıklık =  .95 x .95 x .95 x .95 x .95 = %77,4!

Görüldüğü gibi, 5 koşuldan her birinde %5’lik “küçük” bir firenin bile birleşik (kümülatif) etkisinin hızla büyüdüğü ve Gerçek Biyolojik Bağışıklık düzeyinin %77’lere düştüğü izlenmektedir. Bu değer, salgın eşiği olan %85‘in altındadır, açıkçası salgın riski varlığı anlamına gelmektedir.
Ülkemizde TNSA 2013 verileri ile 0-6 çocuklarımızın %9,5’inde ağır – süregen beslenme yetersizliği (bodurluk!) vardır. Aşı reddi ve yukarıda listelenen öbür etmenler de dikkate alındığında, Türkiye için, aşıyla korunulabilir bulaşıcı hastalıklar açısından hatırı sayılır bir
bulaşıcı hastalıklar salgını riski söz konusudur.
Halen Sağlık Bakanlığı aşı programında 13 aşı söz konusudur.

İvedi çağrımızdır                    :

  • Sağlık Bakanlığı derhal tek maddelik bir yasal düzenleme ya da tercihan 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Yasasında bir değişiklik ya da madde eklemesi biçiminde yasal düzenleme önerisini Bakanlar Kurulu eliyle TBMM’ye sunmalıdır..
  • 2 yıla varan bir gecikme söz konusudur ve aşı dışında kimi zorunlu koruyucu sağlık hizmetlerinin de reddi biçiminde bilim dışı – kabul edilemez başkaca “genişleyen red” davranışlarının belirmesi sakıncası vardır..
  • Hemen, daha çok gecikmeden.. Bedeli ağırdır ve bu yüzden bulaşıcı hastalık salgınları çıkması, masum bebek ve çocuklarımızın ölümüdür..
  • Sorumlusu doğrudan AKP iktidarı ve Profesör çocuk hekimi Sağlık Bakanı olacaktır.

Sevgi, saygı ve KAYGI ile. 18 Mart 2017, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir