Psikososyal Dayanışma Ağı’ndan 10 Ekim açıklaması

Psikososyal Dayanışma Ağı’ndan 10 Ekim açıklaması


(AS : Bizim çok kapsamlı bilimsel katkımız yazının altındadır..)

Türk Tabipleri Birliği’nin de bileşenlerinden biri olduğu Psikososyal Dayanışma Ağı (PSDA), 10 Ekim katliamının yıldönümü dolayısıyla açıklama yaptı. Açıklamada, PSDA’nın çalışmalarına devam edeceği duyuruldu.

*****
Psikososyal Dayanışma Ağı (PSDA) Açıklaması

Katliam, yıkım ve savaş ortamında dayanışmanın, bir arada olmanın öneminin bilinciyle Psikososyal Dayanışma Ağı (PSDA) olarak Suruç, Ankara ve İstanbul’da gerçekleşen saldırılar sonrası gönüllü psikososyal destek sunduk. Katliamlarda kaybettiğimiz insanların yakınlarına taziye ziyaretlerinde bulunduk; yaralananları hastanelerde ziyaret ettik; ilgili sivil toplum kuruluşları, sendikalar, partiler, dernekler ile çeşitli dayanışma etkinliklerinde bir araya geldik; etkilenenlere gönüllü bireysel görüşmeler ve grup çalışmaları ile psikolojik/ psikiyatrik destek sağladık; bilgilendirme çalışmaları yaptık. Hedefin tüm toplum olduğunun kabulü ile hedefte olanlardan bir kısmının da bizler olduğunun  farkındalığıyla temelde yaramızı saracak olanın dayanışmak olduğunu düşündük, duyumsadık ve bu dayanışmada payımıza düşeni yerine getirmeye olabildiğince çaba gösterdik.

Psikososyal Dayanışma Ağı olarak tüm Türkiye’ye yayılmış katliamlardan sağ kalanlar ve kayıplarımızın yakınları için destek verecek mekanizmaları harekete geçirmeye çalıştık. Aşağıda sıralanan mesleki çalışmalar yürüten sivil toplum örgütleri ile birlikte hareket eden ve tüm bu süreçte dayanışma gösteren gönüllülerimize özverili katkıları için teşekkür ederiz.

PSDA farklı illerde farklı çalışmalar ile saldırılardan doğrudan ya da dolaylı etkilenenlere ulaşmaya çalışmıştır. Ankara, İstanbul, İzmir, Diyarbakır, Kocaeli ve Mersin merkezli oluşturulan psikososyal dayanışma ağları aracılığıyla saldırılardan etkilenenlerle çeşitli şekillerde temas kurulmuştur. Doğrudan saldırıya uğrayan, tanıklık eden veya saldırıdan etkilenenlerin yakınlarıyla bireysel terapotik görüşmeler gerçekleştirilmiş, paylaşım ve psikoeğitim grupları yapılmış, psikoterapi çalışmaları sürdürülmüştür. Halen birçok başvurumuzun psikiyatrik/psikolojik izlem ve psikoterapisi devam etmektedir. Tüm bu çalışmalarda yüzlerce meslektaşımız/dayanışmacı çeşitli düzeylerde doğrudan sorumluluk üstlenmiştir.

İşte, geçen yıl bir araya gelen bizler; PSDA’nın önümüzdeki süreçte de çalışmalarına devam edeceğini bildirmek isteriz. Hem yaşanan katliamların niteliği ve büyüklüğü düşünüldüğünde doğrudan ve dolaylı etkilerinin uzun vadeli olabileceği, bazı etkilerin uzun süre sonra açığa çıkabileceğinden hem de bu topraklarda sonu gelmeyen, yıllardır süreğenleşmiş şiddete karşı bir arada olmanın ve dayanışmanın hepimiz için iyileştirici olacağı umudundan dolayı çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Çeşitli düzeylerde yaşanan zorluklara, birçok noktada sınırlılıklarına, kayıp ve acılarla yüz yüze gelmenin yıpratıcılıklarına  karşın PSDA geçen bir yıl içinde dayanışma temelli biraradalık tasarımını görece güçlendirmiş ve örgütlenmesini daha da yapılandırmıştır. Umarız  dayanışmayı daha da geliştirecek, yaygınlaştıracak, kalıcılaştıracağız; bunu sağlayacak olan barış ısrarı, dayanışma pratiği, daha paylaşımcı, adil ve özgür bir dünya arzusu olacaktır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur. 10 Ekim 2016

Psikososyal Dayanışma Ağı
==============================
Dostlar,

AKP – RTE ile Politik Pozitif Feedback – Kapitonaj ve Kollaps

“Travma sonrası stres bozukluğu” (TSSB) (Post-Traumatic Stress Disorder, PTSD) tıpta önemli bir psikiyatrik tablodur. İlginç olanı ise, bu “Bozukluğun” (İng. disorder) özneleri beklendiği gibi hep tekil kişiler değildir. Toplumsal kitleler de anılan hastalığın toplu (kollektif) özneleri olabilmektedir. Apayrı bir psiko-sosyal antite olarak kabul görmektedir TSSB. Toplumsal (Sosyal) psikolojide kalıcı izlere – zedelenmelere yol açan bu tür acı olayların ülke yöneticileri tarafından ustalıkla yönetilmesini beklemek olağandır.

Ne var ki, günümüzde bu nazik sorumluluk ve görevin bilincinde siyasetçiler iktidarda değiller. Hatta tam tersine, yığınlar, geniş kapsamalı terör yöntemleriyle köşeye kıstırılarak teslim alınmaya çalışılmaktadır! “Öğrenilmiş çaresizlik” (learned helplessness) tablosuna sokulan kitlelere “pes ettirilmek” ve tek seçenek olarak dayatılan siyasal tercihlere boyun eğmek kalmaktadır!

Bu utandırıcı politika, popülist yüz kızartıcı davranışlarla ha bire pohpohlanan “cumhur” un gerçekte nasıl basit bir alet -hatta sürü- olarak görüldüğünün açık kanıtıdır. TTB (Türk Tabipleri) bileşeni olarak Psikososyal Dayanışma Ağı‘nın açıklamasında vurgulanan Suruç, İstanbul ve Ankara kırımları (katliamları) tam da bu iğrenç amaçlarla sergilenmiş ve (veya) kullanılmıştır.

İnsan haklarının bunca ayaklar altına alındığı bir başka ülkeyi 21. yy’da göstermek olanaksızıdır.

Türkiye, 21. yy’ın şafağında, özellikle son 3 (üç) aydır, OHAL rejimi altında inletilerek – kıvrandırılarak, AKP – RTE baskıcı – totaliter – Anayasa ve hukuk dışı yönetimiyle eziliyor.

Hiç abartısız ve açıkça tarihe not düşelim ki; Türkiye, 1679’da İngiltere’de yayımlanan temel insan hakları metinlerinin öncüllerinden olan “Habeas Corpus” rejiminin sağladığı temel insan hak ve özgürlüklerinin bile açıkça gerisindedir. Bu belgede, Monarkın (İngiltere Kralı) mutlak iradesi sınırlandırılmakta ve insanlara;

  • … Korkma! Kralın adamları seni haksız yere tutarsa (yakalarsa, gözaltına alırsa),
    bağımsız yargıçlar seni ilk fırsatta salıverecektir….

Bu güvencenin 40’ta 1’i 400 yıl sonra Türkiye’de var mıdır??
Unutulmasın; OHAL döneminde kolluğun sorgusuz sualsiz gözaltı süresi 30 (otuz) gündür!

Türkiye’de hiç kimsenin can ve mal güvenliği, hukuk güvenliği bırakılmamıştır.

Devletin tepe yöneticileri, çağdaş dünyada örneği olmayan akıllara durgunluk veren muazzam koruma yöntemleriyle korunmak (!?) zorunda duyumsuyor kendilerini.. Niçin ? Olağanüstü yüksek faturalar ise halka ödetiliyor büyük adaletsizlikle. Oysa çooook kıt kaynaklarımızı, gelişmekte olan bir ülke olarak, olağanüstü titiz saptanmış önceliklere göre bilimsel akılcılıkla kullanmak kaçınılmaz bir zorunluktur.

Türkiye, TEK ADAMIN demir – çelik yumruğuyla, faşizmin açık sularına doğru pupa yelken sürüklenmektedir.

Toplumsal ruh sağlığı ağır yara – travma almıştır, almaktadır. Bunca zedelenen bir toplum, Demokratik beklentilerini- umutlarını çooook gerilere itebilir; mücadele azmini yitirebilir, bilim – teknoloji üretmez, sanat – kültür yaşamı sönümlenir, ekonomisi çöker.. Bir başka bilimsel deyimle “total psiko-sosyal regresyona“a girer. Geleceği çalınır toplumun!

Bu tablo; siyaset bilimi yazınındaki (literatüründeki) ve insanlık tarihindeki adlandırması (terminolojisi) ile  bir bütün olarak çürüme (corruption) ve yok olma, sosyal – politik – tarihsel  – kültürel – ekonomik kapitonajdır (içten çökme)..

O zaman, Tayyip bey vb. şürekasının halife – sultanı olacağı (!) bir tebaa ve ülke toprağı da kalmayabilecektir..

Sanırız Türkiye’de hiçbir iktidar AKP – RTE ikilisi kadar çok uyarılmadı, kredi kullanmadı. Yazmaktan ve uyarmaktan yoruldu bu ülkenin aydınlık kurum ve kişileri. Diyalektik gerekircilik sonucu kaçınılmaz olarak yaşanan acı – ağır olaylar da yeterince uyarıcı ol(a)mıyor ne acı ki..

AKP – RTE ikilisi, hiçbir türlü olan bitenden ders almamakta! Bu tablo ve gidiş, pozitif feedback ile ülkemizde, sonunun nereye varacağı kestirilemeyecek muazzam boyutta bir karmaşaya (kaosa) ve yıkıma (collapse) adım adım ve hızla Türkiye’yi sürüklüyor..

– AKP – RTE; duymuyor musunuz? 
– AKP – RTE; görmüyor musunuz? 
– AKP – RTE; felaketin tam tamlarını algılamıyor musunuz?
– Çanlar kimin için çalıyor, hiç sorgulamıyor ve kavrayamıyor musunuz??
– AKP – RTE; bu çok ağır vebalin altından nasıl kalkabilirsiniz??

*****
Ağır mı ağır, belimizi büken, uyutmayan…. Profesyonel yetki ve sorumlulukla;
“Bizden günah gitti” bile diyememenin tarifsiz kıskacı ve acısıyla, bir kez daha not düşelim..

Sevgi, saygı, kaygı ve tükenmeyen UMUT ile.
12 Ekim 2016, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net

profsaltik@gmail.com

Yazımızın pdf biçimi : akp_rte_ile_politik_pozitif_feedback-_kapitonaj_ve_kollaps

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“Psikososyal Dayanışma Ağı’ndan 10 Ekim açıklaması” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir