GÜNÜN KARİKATÜRÜ…

GÜNÜN KARİKATÜRÜ…

T. C. – Nihal Gülbahar

GUNUN_KARIKATURU_31.12.13

Sevgi ve saygı ile.
31.12.13, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
 www.ahmetsaltik.net

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“GÜNÜN KARİKATÜRÜ…” için bir yorum

  1. Değerli Dost,
    İki Deneme gönderiyorum. Sevgi ve saygı ile en iyi dileklerimi sunarım. Ahmet Nişancı
    BÜYÜKLENMEK
    Kendini büyük ve güçlü göstermek isterken küçülüverenleri anlatmak için kullanılan güzel sözcükler vardır; ben bu olguyu anlatmak için “büyüklenmek” sözcüğünü pek severim.
    Kendini büyük dağ sayarlar, koca dağları kendilerinin yarattığını sanırlar, küçük gördüklerini de küçümsedikçe küçümserler, onların bir baltaya sap olamayacağını, hiçbir zaman güçlenemeyeceklerini, büyüyemeyeceklerini düşünürler, dahası açıktan da yüreklice söylerler bunu. Öyle ki “Bunlara iki keçi teslim etseniz akşama birini yitirir, eve eksik dönerler.” Diye hüküm verirler. Doğal olarak da her zaman yanılırlar.
    Kişinin ya da çoğunluğun sessizliği çoğu kez yanıltır büyüklenenleri. O çoğunluğu küçümserken kendilerinin büyüdüklerini sanırlar. Zaman içinde korudukları da olur küçüklerini ya, kendine yakın küçükleridir bunlar ve zorunlu olarak korurlar bu küçükleri.
    Küçük dedikse çocuk anlamayın sakın! Belki birilerinin çocuklarıdırlar. Ya da bir yakınlarıdır korudukları. Canım bu denli büyüklük sahibine de elbette ki yakışır yakınını korumak. Kendi yakınını koruyamayana “büyük” denemez elbette. Kendi yakınını koruyamayana kim emanet eder kendini.
    Eğer adam büyükleniyorsa herkese gösterebileceği bir dehşeti de olmalı mutlaka. Öyle bir dehşet ki kutsallık kazandırılmış olsun. Herkesin görebileceği bir yakınlıktan bakılmadıkça görülemeyecek bir kutsallıktan söz ediyorum.
    Bazı çocuklar vardır büyüklenmeyi pek becerirler. Öyle bir büyüklenme ki çalımlarından geçilmez. Bütün büyük dağlar onların eseridir, bütün varlıklar da onların malı gibi, eşyası gibidir; “Benim sobam, benim odunum, benim ateşim.” Der de başka demezler.
    Büyüklenenler omuzlarda taşınmayı pek severler. Eh! Bu kadar büyük olunca elbette omuzda da, baş üstünde de taşınmayı elbette ki hak ediyorlardır. Kişi ya da çoğunluk onları baş üstünde taşımasınlar, ya da başlarının üstünde taşırken altından çekilsinler de yerlerde mi sürünsünler isterdiniz? Çok hoşsunuz hani!
    Peki, büyüklenmek, hadi “büyüklük” diyelim ne zaman aşırı kutsallaştırır o kişiyi? Güzel soru değil mi? Verin bakalım yanıtını. Veremezsiniz. Ama bana sorarsanız, ben derim ki; kişi, ulaştığını sandığı güç ile bilinci birbirinden ayrı düşünce kendisini kutsallaşmış sanmaya başlayacaktır. Bu durum büyüklenmenin tehlikeli bir döneme girildiğinin göstergesidir.
    Büyüklenmek kolaydır da, büyük olmak öyle kolay değil. Bazı insanlar doğarken büyük doğar, bazısı yaşarken kazanır büyüklüğü, bazılarına da kendiliğinden gelir büyüklük.
    “Babam büyük adamdı, bana da ondan miras kaldı büyüklük” diyeceğim ama “Ne böbürlenip duruyorsun be adam? Baban büyük olsaydı sen böyle küçülmezdin!” Diyeceksiniz diye dilimi ısırıyorum.
    Ne demiş atalar:” Büyüklenme padişahım, senden büyük Allah var!” 21 Ocak 2014

    BRİÇ’İ KURALINA GÖRE OYNAMAK
    Her oyunun kuralları farklıdır ve o kuralları istediğiniz zaman kendinize göre ayarlar yaparak değiştiremezsiniz.
    Her oyunun en önemli kuralı mutlaka bir sayı sistemi içermesidir. Sayı saymasını bilmeyenler katılacakları her oyundan genellikle yenik çıkarlar. Sayı saymasını bilmek gelişen her yeni ortam ve durumda yeniden değerlendirme yoludur. Ulusumuzun varlık değerlendirmesinde sayı saymasını bilmek, ulusu kalkındırma becerisinin başarıya ulaşabilmesi için en önemli değer göstergesidir.
    Türkiye geniş tabanlı bir ailedir. Bu büyük ailenin hiyerarşik bir düzen (alt- üst ilişkileri)içinde öncüleri ve onları izleyenleri vardır. Ailenin mutlu, varlıklı ve sağlıklı yaşaması için bu düzen içinde olayları bir biriyle ilişkilendirerek, matematiksel hesaplar yaparak çıkarımlarda bulunmak ve neden-sonuç ilişkisi ile hareket ederek değerlendirme yapabilmenin (analitik değerlendirme) yolu iyi sayı saymasını bilmekten geçiyor. Sayı saymasını en iyi başaranlar toplumun öncüleri olurlar.
    Briç her insanın oynayabileceği bir oyundur ve oyunda cinsiyet, ırk, yaş, dil farklılığı gözetilmez. Vücut sağlığı için spor ne ise bilinç sağlığı için de briç odur. Briç, bir bilinç ve sayı saymasını bilme sporudur. Briç’i iyi ve kurallarına göre oynayabilenler başarılı olurlar.
    Briç, karşılıklı takımlar arasında açık artırma yapılarak, konuşup anlaşma sağlanarak oynanan bir oyundur. Oyun başlamadan önce herkes elindeki kartların dağılım değerlerini göz önüne alarak oyunu kimin ve hangi değer üzerinden oynanacağını konuşur. Bu konuşma sırasında taraflar şu şekilde konuşurlar:
    1.Taraf: -Ben senden daha güçlüyüm.
    2.Taraf: -Hayır, ben daha güçlüyüm.
    1.Taraf: Ben bu oyunu şu değerde oynarım ve başarırım.
    2. Taraf:
    1.Yanıt: – Sana bir şans veriyorum. Oyna görelim.
    2. Yanıt: -Hayır, başarma şansın yok, buna izin vermiyorum.
    1.Taraf:
    1. Yanıt: -Şansımı kullanacağım, oynayacağım.
    2. Yanıt: – Başarma şansım var, senden izin almadan oynayacağım.
    Oyun, izinli ya da izin alınmadan ama kurallarına göre oynanır ve başarı kazanırsa bir sorun olmaz, karşı taraf da bu sonucu kabul eder. Ama başarılı olunmazsa, bu karşı tarafın sayı saymasını bilmemekle eşdeğerdedir ve izin almadan oynayan taraf cezalandırılır. Bir başka deyişle “Bu değerlerle oynamana izin vermem.” Diyen taraf oyunda başarı kazanmış olur ve oyunun kuralları bu anlayış içinde yeniden düzenlenir. Başarısızlığı önceden karşı taraf tarafından değerlendirilen takımın alt kümeye düşmesi (yenilgisi) kesin gibi göründüğü anda:
    “Ben halen üstünüm, gücü elimde bulundurduğuma göre kuralları değiştireceğim ve üstte kalmaya devam edeceğim.” Deme şansı yoktur. Bu tür bir söylem ileri sürmek bütün doğru kuralların altüst edilmesi ve kural tanımazlık olarak değerlendirilir ve oyuncu oyun dışı bırakılır.
    Oyun dışına çıkmamakta ısrarlı olan ve oyunun kurallarını değiştirerek tüm güçleri kendi elinde toplamaya çalışan taraf zorbadır ve bütün zorbaların sonunun ne olduğunun tanığı tarihtir. 25 Ocak 2014
    Ahmet Nişancı
    ahmetnisanci.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir