Çocuk ve din


Çocuk ve din

file:/Users/apple/Desktop/1438%20pazar/%C4%B0NDD/13PD03/%2013%20EKIM%202013:KELLE%20FOTOLAR:DATAOL.jpg

ATAOL BEHRAMOĞLU
ataolb@yahoo.com

Çocuk ve din arasında nasıl bir ilişki olabilir?
Öncelikle din olgusuna nereden baktığımıza, onu insan yaşamında nereye koyduğumuza; yanı sıra da çocuk olgusunu nasıl görüp değerlendirdiğimize bağlı
bir konu…
Üstüne kitaplar dolusu yazılabilecek ve mutlaka yazılmış olması gereken bir sorun…
Bu anlamda bir araştırma yapmış değilim… Daha doğrusu, din ve çocuk konularında elbette düşüncelerim var, fakat ikisi arasındaki ilişkinin ne olabileceğini
araştırmış değilim…

Öyleyse nereden aklıma düştü bu sorun…
Tahmin edebileceğiniz gibi son günlerin iki olayını yan yana koyuşumdan…
İlki,

  • Fatih Camisi avlusunda, yedi yaşını henüz tamamlamış
    sekiz bin çocuğa namaz kıldırılması

İkincisi, bu olaydan kısa süre önce ilkokullarda okunan ulusal andın kaldırılması

Şimdi, serinkanlılıkla düşünmeyi sürdürelim…

***

Din bir inanç ve töre olgusudur. Herhangi bir seçme şansımız bulunmadan
kendimizi bir dinin içinde buluruz.

Çocukluğumuzdan başlayarak zaman içinde bu dinle ilgili bilgiler ediniriz.
Çocuğu dindar olmaya yönlendirmeye hakkımız var mıdır?
Bence hayır.
Çocuğa öncelikle kazandırılması gereken;

– insana, doğaya, yaşama ilişkin temel bilgiler ve
– bu bilgilerle birlikte yaşama sevinci, araştırıp öğrenme merakıdır.

Din bilgisi, bütün bunların üstünde değil, onların içinde bir yerdedir.

Yaşamın bütün olgularını aklın değil bir inanç dizgesinin merceğinden göstermeye çalışmak, araştırıp öğrenme merakını, keşfetme coşkusunu, bunlarla birlikte de
yaşama sevinci en başta sakatlayıp yok eder.

  • Bugün ülkemizde yapılmaya çalışılan, din bilgisinin çocuklarımıza insanlık ve kendi kültürümüzün bir olgusu, bir töre bilgisi olarak kazandırılması değil,
    onlara bir inanç sisteminin dayatılmasıdır.

Ergenlik çağına gelmiş bir insan namaz kılmak istiyorsa bunu zaten kısa sürede
kolayca öğrenir. İlkokul çağına henüz gelmiş çocuğu bunu yapmaya zorlamak
ya da özendirmek, yapılan iş orada kalırsa, gösterişten öteye gidemeyen anlamsız
ve boşuna bir çaba olacaktır.

Çünkü su akacağı yatağı nasıl bulursa, çocuk da çocukluğunu yaşamanın bir yolunu bulacaktır… (Cami avlusundaki çocuk fotoğraflarına sakince, önyargısız göz atın,
bunu duyumsayacaksınız…)

Yok eğer o yaşta başlayan zorlama ya da özendirme böylece sürüp gidecekse
(ki görünen ve zaten yapılmakta olan da budur), dileyebileceğimiz şey,
çocuklarımızın ve ülkemizin geleceği büsbütün karartılmadan
yanlıştan dönülmesidir…

***

Andımızın kaldırılması konusuna gelirsek…

Çocuk tıpkı mırıldandığı ya da içinden geçirdiği dua gibi,
onu da ezbere bir şey olarak, denebilir ki bir oyun gibi tekrarlıyor.

O sözlerde bir ırkçılık, ulusçuluk, bölücülük aramak anlamsızdır.
Fakat tıpkı din olgusunda olduğu gibi, orada geçen bazı kavramlar bir inanç sistemi ve eğitimin temeli olarak dayatılırsa, bence bu da dinsel bir inancın dayatılmasından farksız, onunla aynı ölçüde yanlış olacaktır…

Ülkemizde bugün yaşanmakta olanlar bakımından asıl korkutucu olan ise,
günümüz siyasal iktidarının, aslında çok masum olarak kalabilecek bir okul andını sözüm ona demokrasi ve özgürlük adına kaldırırken özgürlükle de demokrasiyle de
en temelden karşıtlığı bulunan bir inanç sistemini çocuklarımıza dayatmasıdır.

Çocuklarımızın çocukluklarını yaşamasına engel olmaya çalışmayalım.
Tek tek her birinin kendi özgür istençleriyle istedikleri yaşam yolunu bulmalarının biricik temeli ve pusulası, bilimsel ve hümanist eğitimden
başka bir şey değildir.

(Cumhuriyet PAZAR eki, 13.10.13)

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir