Türküz, Doğruyuz, Çalışkanız…


Türküz, Doğruyuz, Çalışkanız…

portresijpg

Prof. Dr. Kemal ARI

Var mı diyeceği olan?

“Türküz, doğruyuz, çalışkanız!”

Biz bu sözlerle gurur duyuyoruz. Kimliğimiz, özümüz sayıyoruz bu değerleri. Kimileri bu değerleri hedef almış; bunları demokrasinin önünde engel sayıyormuş; şimdi bunu kafaya mı takacağız?

İnadına diyoruz:

  • Türküz, doğruyuz, çalışkanız…

Bu bize, Atamız’dan gelen bir çağrı, bir özdeyiş, bir varlık manifestosu; bir öz ve kimliktir. Karanlıktan çıkıp, başını aydınlığa uzatan cefalı ulusumun;
kendine bir özgüven aşılama çığlığıdır:

  • “Türküz, doğruyuz, çalışkanız”
Bunun, bir ırkçılık olmadığını söyleye söyleye dilimizde tüy bitti.
Kimileri, inadına inanmadı.
Ve birileri, kimi adım atıldı diye, gidip Türkiye’de bu zamana dek bir “iman krizi” yaşandığını söyleyip; “Andımız” la ilgili kararı; bu gelinen noktayı, Said-i Nursi’nin, Kemalist Diktatörlüğe (?) karşı bir devrimi olarak görebiliyor. Kürtlerin,
Türklerin baskısından kurtulma sorunları varmış; bu bir Kürtlük sorunuymuş;
Türkler, hem Kürdistan gerçeğini hem de Saidi Nursin’in bugüne kadar görmezlikten gelinen Kürtlüğünü görmek zorunda kalacaklarmış(!)

Bakar mısınız kafaya?
Bu zihniyet, demokratikleşme adımları atacakmış.
Atatürk kadar taş düşsün kafanıza…
Atatürk adı, dilinizi yakar sizin. Yüce dinimizi bir rant haline getirenlerin;
dine karşı emperyalist Haçlı saldırılarına karşı, Mustafa Kemal Atatürk’ün en büyük mücadeleyi verdiğini; kendi içinden çıktığı toplumu akıl ve bilim gerçeğiyle buluşturarak, İslam’ın özüne de büyük hizmet ettiğini görmelerini beklemek, bu kafayı görünce anlamsız.

Kimse de artık, anlamalarını beklemenin anlamı olduğuna inanmıyor…
Yapacak tek şey var, Övünerek, göğsümüzü gere gere haykırmak:

  • “Türküz, doğruyuz, çalışkanız!”

Türküz; çünkü Türklüğümüzle gurur duyuyoruz. Bu bizim için bir ulusal kimliktir.
Hiçbir ırk ve din ayırımı yapmadan, ortak bir kültürde birleşmenin;
onun üzerine de modern bir ulus kimliği inşa etmenin adıdır.

Doğruyuz; çünkü işimiz şarlatanlık olamaz. Değer alıp değer satmak; kimi kutsal değerlerin ticaretine soyunmak, bizim işimiz değildir. Doğruluktan asla şaşamayız. Doğrumuz da bellidir. En aşağı yedi bin yıllık bir Türk tarihine olan saygı;
çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak; kadının toplumsal statüsünü erkekle aynı düzeye getirmek; Aydınlanma Döneminin akıl ve bilim ilkeleriyle özdeşleşmiş bir yapı oluşturmak; gericiliği şiddetle reddetmek ve ulusumuzu aydınlık bir geleceğe taşımak…

İşimiz karanlık değil bizim; aydınlık…

O nedenle aydınlık için çalışmak görevimiz var. Çok çalışacağız, hiç yılmayacağız; doğruluktan ayrılmadan, başarıya yürüyeceğiz…

“Türküz, doğruyuz, çalışkanız..” demediğimiz zaman, demokratik olacakmışız, öyle mi?

  • Türk; hiçbir etnik kökene bakılmadan modern bir ulusun adıdır. 

Günümüzde etnik kimliğin olduğunu savunmak kadar aptallık olamaz.
Kim nereden ne bilecek hangi ırktan olduğunu? Bunun ölçüsü ne, kanıtı ne?
Bir kere geç bunu.
Gerçek ulusal kimlikte bu takıntılar aşılır; ortak yazgı ve gelecek ülküsünde birleşilir. Kültürler yaşar ve yaşatılır; bu demokratik bir görevdir.

Ancak alt etnik kimliklerden; siyasi bir hareket yaratmak kadar büyük bir yıkıcılık, ayırımcılık ve bölücülük olamaz

Demokrasi sorunu, bu tür özde değerlerle uğraşmak değildir. Kadını daha çok karanlığın içine itmek; onu toplumdan ayırıp, eve kapatmak; Ortaçağın değerler dünyasına itelemek hiç değildir.
O nedenle diyoruz ki:

  • Türküz, doğruyuz, çalışkanız…

Kemal Arı
02.10.2013

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir