Ülkedeki şiddet, polisin eseri..

 

Dergi 16.06.2013
Ülkedeki şiddet polisin eseri

Selim Polat ve Volkan Kesanbilici, gözünü yitirdi. Hülya’nın suratında gaz bombası patladı.
Barış Yaman, yoğun bakımda. Bu şiddetin kaynağı, 2007’de PVSK’de yapılan değişiklikte yatıyor.
İşte onların yaşadıkları ve Baran Tursun Vakfı Başkanı Mehmet Tursun’la İstanbul Tabip Odası
Gezi Kriz Masası Koordinatörü Dr. Ali Özyurt’un anlattıkları.

Aslında her şey birkaç kişinin ağaçlara sahip çıkmasıyla başladı. Sonra sabahın 05’inde,
sanki savaşta bir operasyon yapıyor edasıyla polisler geldi parka, birbiri ardına gaz bombaları attılar
50 insanın üzerine. Çadırları yaktılar. Birkaç saat sonra insanlar yürümeye başladı Taksim’e.
Sonra İstanbul ilçelerine sıçradı ateş, şehir dışına da; Ankara’ya, İzmir’e, Antakya’ya, Adana’ya…
Milyonlarca insan “polis şiddeti dursun”, diye bağırdı. Durdurdular da şiddeti; ama bir süreliğine.
Taksim, festival havasına büründü, “Polis yoksa sorun da yok” diyenler çoğaldı.
Derken iktidar hiddetini artırdı ve polis şiddeti yeniden başladı. Siz bu satırları okurken
Gezi Parkı eylemlerinin akıbeti ne olur bilmiyorum, ama kesin olan herkese bir şey öğretti;
polis şiddeti durmalı. Şimdilik üç canın alındığını biliyoruz, onlarca kişi ağır bakımda, binlerce yaralı var.

Baran Tursun Vakfı Başkanı Mehmet Tursun, İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi,
Taksim Gezi Kriz Masası Koordinatörü Dr. Ali Özyurt’la bu şiddeti konuştuk. Polisin dayağı nedeniyle
yoğun bakımda olan Barış Yaman’ın abisi Haydar Yaman, plastik mermiyle gözünü yitiren
Selim Polat ve Volkan Kesenbilici
(bu 2 gencin dramı için bkz. http://ahmetsaltik.net/gozunu-yitiren-volkan-kesanbilici-insanlara-yapilan-canimizi-yakti/
ve http://ahmetsaltik.net/gozumu-kaybettim-ama-umudum-var/)
, biber gazıyla yüzü dağılan
Hülya
ise yaşadıklarını anlattı.

Söz önce Mehmet Tursun’da.

Gezi Parkı eylemleriyle polisin şiddetli saldırıları iyice gündeme oturdu. Üç kişinin öldüğü açıklandı
şimdilik. Onlarca kişi de yoğun bakımda. Polis şiddetine karşı çalışan bir dernek olarak bu olayları
nasıl değerlendiriyorsunuz?

– En ufak bir hak arama arayışına dahi tahammül edemeyen polis, karakollarda ve sokaklarda
orantısız güç kullanmaya, şiddet uygulamaya, hastanelere, okullara, yatak odalarımıza gaz bombası
atacak kadar terör estirmeye, vatandaşları sindirmeye, devam ediyor. Taksim’de; “Lütfen bu ağacı
kesmeyiniz” talebine karşı polisin uyguladığı şiddet, devlet şiddetine ve terörüne döndü.
Polisin bu şiddetine halk isyan etti, ediyor.

– Polisin böyle şiddet kullanmasında en önemli etken Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu’nda yapılan
değişiklik…

– Evet, 2007’de PVSK’de yapılan değişiklikten sonra polisin; kötü muamele, adam öldürme ve hatta
kameraların önünde pervasızca şiddet uygulama gücü artarak devam etti, ediyor. Polise şiddet uygulama,
orantısız güç ve kötü muamele serbestisi verildi. Bu serbestiyle polise “dokunulmaz” mantığı ve inancı
hâkim kılındı. Polis terörünün vardığı boyut, hükümetin sessizliği, yasaların sunduğu imtiyazlar,
yargının hoşgörüsü gibi etkenler, polis şiddetini artırdıkça artırdı. Polislerin olağanlaşan şiddete
çekincesiz yaşama hakkı ihlallerinde önemli artışlara neden oldu.

  • Birkaç yılda, onlarcası karakollarda olmak üzere,
    yüzlerce kişinin ölümünden polis sorumlu tutuldu.

Yıllardır polis kurşunlarına hedef olan, ölen, sakat kalanların feryatları yankılandı. Yaşam hakkı
ihlal edilenlerin % 90’ı politik, siyasal yönü olmayan, polisten kaçmayı bile bilmeyen 20 yaş ve altı
gencecik çocuklar. İnsanlar polisten kaçar hale geldi, zor durumdaki vatandaş, “Polis imdat” derken,
“İmdat beni polisten kurtarın!” feryadına dönüştü.

– Sizin kampanyanız da buna dikkat çekmek için yola çıktı.

– Baran Tursun Vakfı, Gezi olaylarından çok önce Türkiye genelinde “Dikkat Polis Geliyor”
kampanyaları başlatarak, bu yönde platformlar oluşturarak polis şiddetine dikkat çekti.
Sokak-sokak polis şiddetini halka anlatmak ve kamuoyunda sürekli tartışılır tutmak için,
vakıf ve Mazlumder tarafından oluşturulan platformların ne kadar faydalı ve aydınlatıcı olduğunu
Gezi parkı olaylarında anladık. Polis şiddetine karşı yeni platformlar oluşturmak için motive olduk.
Olaylardan sonra devlet terörüne karşı etkin direnme platformları oluşturuldu.

Polisin; kötü muamele, adam öldürme ve hatta kameraların ve dünyanın gözleri önünde pervasızca
şiddet uygulama serbestisini olağan sayan zihniyetle, Gezi Parkı’nda masum bir şekilde;
“Lütfen bu ağacı kesmeyiniz” talebine karşı uygulanan vahşeti olağan sayan zihniyet aynı.

– Polis şiddetinin durması için acil yapılması gerekenler nedir?

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği 1990’da herkesin anlayabileceği şekilde bir yönerge yayımladı,

Temel prensipler belgesi”.

Ateşli silah kullanımını kolluk kuvvetleri için en son başvurulacak yöntem olarak belirtilmek suretiyle,
kolluğun silah kullanma konusunda hem açıklık hem de sınırlamalar getirildi.

  • Çünkü polisin görevi şüpheliyi öldürmek değil adalete teslim etmektir.

Bu yasaya acilen uyulmalıdır. Ayrıca, Atina’da 15 yaşındaki A. Andreas Grigoropulos polisin açtığı
ateşle öldürülünce Yunanistan’ın pek çok kentinde başlayan protestolar, şiddet uygulayan polisi
bin pişman ettiği gibi, İçişleri Bakanı Pavlopulos ile Bakan Yardımcısı Panayotis Hinofotis’in ertesi gün
istifalarına neden oldu. Grigoropulos’u öldüren polis ömür boyu hapse mahkûm oldu.

Türkiye’deyse öldürme fiili, polisin adeta olağan görevleri arasına girdi. Zanlı polislerin
“Görevimizi yaptık” savunması boşa değil.

– Tıpkı İzmir’de polis tarafından öldürülen Baran Tursun,
– Tokat Turhal’da öldürülen Mustafa Uslu,
– Antalya’da öldürülen Çağdaş Gemik,
– Şanlıurfa’da öldürülen İ. Halil Çoban,
– Sivas’ta öldürülen Turan Özdemir,
– İstanbul’da öldürülen Aytekin Arnavutoğlu, Feyzullah Ete ve
– Ankara’da öldürülen Soner Cankal olaylarına karışan polisler gibi.

Üstelik bu polisler genellikle beraat etti veya sembolik cezalar aldı.
Devlete karşı ve devletin işlediği suçlara, yargının bakışı; yargıyı itibarsızlaştırıyor.

file:/Users/apple/Desktop/dergi/in/16PD02/%2016%20HAZIRAN%202013:POLIS:DPOLIS7y.jpg

Cumhuriyet Pazzar Dergi, 16.6.13

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir