Gözünüz Aydın Ülke Bölünüyor!

Av. Şahin MENGÜ

PKK_ile_muzakere_edilmez

Gözünüz Aydın Ülke Bölünüyor!

Artık 21 Temmuz’u tarım ekonomisinin egemen olduğu ülkelerin bahar bayramı olarak değil, Kürdistan’ın kuruluş günü olarak anımsayacağız.

Günlerdir beklenen “İmralı Sakini” diye algılatılmaya çalışılan Katil Başının
21 Temmuz’da (2013) adına okunan açıklama incelendiğinde, tek somut hususun,
Orta Doğu coğrafyasında haritaların ve hudutların değişecek olmasıdır.

Yalnızca bu söylem bile açıklamanın Katil Başına ait olmadığını, birilerinin metni yazıp O’nun eline verdiğini göstermektedir.

Çünkü bu istekler Abdullah Öcalan ve yandaşlarının kendi başlarına gerçekleştirilmeleri olanaklı olmayan, ama çok daha önce ABD’li yetkililer tarafından dünya’ya ilan edilmiş olan bir durumdur.

Bu sütunu izleyenler bilirler, kezlerce, İran, Irak, Türkiye ve Suriye’den koparılacak topraklar üstünde ABD ve AB’nin bir “Büyük Kürdistan” hayali olduğunu yazmıştık.
Katil Başının sözde kendi yazdığı açıklamada “Arabi, Türki, Farsi, Kürdi toplulukların ulus devletçiklere, sanal sınırlara, yapay sorunlara gark edildiği..” dile getirilmiş.

Bu anlatım ile yalnızca Türkiye Cumhuriyeti sınırları tartışmaya açılmıyor;  İran, Irak ve Suriye devletlerinin sınırları da, o yöre halkları da isyana teşvik edilerek, tartışmaya açılmaya çalışılıyor.

Bu yapılırken de tam bir şark kurnazlığı ile içinde, en azından Türk halkının bir bölümünün hoşuna gidecek, Musul ve Kerk’ü de içine alacak Misakk-ı Milli sınırı
tarif ediliyor.

Bu istemlerinden, yani Musul ve Kerkük’ü içine alan Misak ki Milli’den, bu ülkeyi kuranlar, Lozan’da bunun olmayacağını anladıklarından vazgeçmişler, bugünkü sınırları benimsemişlerdir.

1923’ten beri kimsenin bir karış toprağında gözü olmadığını söyleyen Türkiye,
böyle bir söyleme nasıl ortak olur?

Bu şark kurnazlığının hedeflediği, tekil (üniter) yapıdan federatif yapıya geçiş,
yani Lozan’ın delinmesidir.

Lozan bir kez delindi mi, hemen arkasından, Lozan’da büyük bir savaşımla engellenen, Müslüman azınlıklar konusu gündeme gelecektir. Bu da Türkiye Cumhuriyeti’ni doğrudan federatif bir yapıya götürecektir.

Açıklamayı yazıp Katil Başının eline verenler, kendilerince öbür halkları, yani bu ülkenin tekil yapısı ile bir sorunu olmayan, Arnavut’u, Çerkez’i, Laz’ı, Boşnak’ı tahrik etmeye çalışmaktadırlar.

Başka bir önemli  nokta, “Silahlı unsurlarımızın sınır ötesine çekilme zamanı geldi,” açıklamasıdır. Burada ilk adımda  kendilerini meşru bir güç gibi gösterme çabası vardır.
Bu açıklamaya baktığınız zaman silahların teslimi söz konusu olmadığı gibi, çekilmenin nasıl ve ne zaman olacağı da belli değil. Yani bulanık (muğlak) bir anlatım (ifade).

Çekilmeyi kim, nasıl denetleyecek? Bu nedenle denetimi olanaklı değil.
Türkiye Cumhuriyeti’nin elinde PKK’nın envanteri mi var? Kaç kişinin Türkiye’yi terk ettiği nasıl bilinecek.

“Sabah Külahlı, Gece Silahlı”  söylemi teröristlerin yapısını ortaya koymuyor mu? Bunların ülkeyi terk ettiği nasıl denetlenecek.

  • Ayrıca hem Karayılan ve hem de Duran Kalkan
    bir çekilmenin söz konusu olmadığını açıkça ilan ettiler.

Hatta Duran Kalkan, Türk Asker ve Polisinin bölgeden çekilmesi isteminin yanında sıraladığı öbür isteklerle, katil başından daha dürüst bir biçimde
“bağımsızlık istediğini” söylemiştir.

  • Katil başı adına Diyarbakır’da okunan manifesto, sözde Kürdistan’ın ilanıdır.

Bütün temennimiz bu yapılan açıklamalar ile Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenlerin mutabakatlarının olmamasıdır.

Eğer böyle bir mutabakat yoksa, o zaman da  komşularımızın toprak bütünlüğüne
saygı duyduğumuz vakit geçirmeden ilan edilmelidir.

Bunun aksi, “Kimseden bir karış toprak istemimiz olmadığı gibi, kimseye de verilecek bir karış toprağımız olmadığı” yönündeki ulusal politikamızdan vazgeçip, yayılmacı bir dış politika izleyeceğimizin ilanı olur.

Sevr’i yırtanlardan öç alma duygusu, Batı’nın tedavi edilemez bir hastalığıydı. İçerdeki ortakları vasıtasıyla bunu adım adım gerçekleştirme çabasındalar.
İçerdeki yardakçıları aracılığıyla bir yere dek de başarılı oldular.
Yani ülkeyi bölerek “Büyük Kürdistan’ı” ağabeylerinin yardımı ile kuruyorlar.

Av. Şahin Mengü
26 Mart 2013
http://sahinmengu.blogspot.com/2013/03/gozunuz-aydin-ulke-bolunuyor.htmlhttp://sahinmengu.blogspot.com/2013/03/gozunuz-aydin-ulke-bolunuyor.html

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir