TEK ADAMLA DEMOKRASİ


Rifat Serdaroğlu

portresi3

TEK ADAMLA DEMOKRASİ

Türkiyeli Başbakan için;

Lâiklik; “Benim referansım İslam’dır. Bir insan hem lâik hem Müslüman olamaz!

Yasama; Grup Başkanvekillerine; “Benim onayım olmadan kimse parmağını oynatmasın, ben ne dersem o, tamam mı?”

Yürütme; “Söyleyin o Bakanları bana, onları hemen kapının önüne koyayım.”

Yargı; “Bürokratik oligarşi bunlar. Sizin işiniz bize engel çıkarmak değil.

Bizim atadığımız adamlar, bizi denetleyecekler. Böyle iş olur mu?

Basın; “Bunların tasmaları vardı, ben çıkarttım. Terörist bunlar, banka soyguncusu.

Sivil Toplum Örgütü; “Herkes kendi işine baksın. Bitaraf olan bertaraf olur.”

Başkanlık Sistemi; “Biraz ondan biraz bundan alırız, Türk işi Başkanlık yaparız.”

Belediyeler; “Ya benimsin ya da mahpushanenin.”

Türkiyeli Başbakan için Demokrasi demek, onun kafasındaki gibi bir rejim demektir!

Lâiklik, O’nun istediği gibi uygulanacak. Hukuk, O’na ve adamlarına dokunmayacak ama O’nun adına siyasi rakiplerini “yok etme aracı” olarak kullanılacak. Sosyal Devlet, yalnızca sadaka verir gibi yardım dağıtan devlet demektir. Seçim yoluyla millet iradesinin sandığa yansıması demek, “Seçsis” gibi sabıkalı bir bilgisayar programında ısrar etmek demektir. Hesap sormak var, hesap vermek yoktur.
Kim ki eleştirir, iktidara biat etmez, devletin polisi-savcısı-vergi müfettişi tepesine biner…

İktidar ona babasından miras kalmış gibi, padişahmış gibi demokrasiyi de istediği kalıba sokabileceğini, herkesi kandırabileceğini zanneder. Sonucu önceden belli yandaş anketlerle avunur.

Hâlbuki Evrensel Demokrasinin olmazsa olmaz şartları vardır. Bunlardan biri olmadı mı, sizin rejiminizin adı “Demokrasi” olmaktan çıkar, “Debokrasi” olur.
Herkes de sizle alay eder.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Türkiye Raportörü Durrieu,
hazırladığı raporunda şunları söyledi:

  • “Türkiye demokrasi ve lâiklikten ayrıldı.
  • AKP Hükümetinin eylemleri ve niyetleri farklıdır.
  • Türkiye daha kişisel bir sisteme gidiyor..”

Yani elin oğlu, Türkiyeli Erdoğan’a diyor ki;

“Arkadaş, bu hali ile senin rejiminin adı demokrasi değildir.
Sende tek adam faşizmi var. Gidişin gidiş değil.
Bu kafayla gidersen, seninle selamı-sabahı keseriz. Ayağını denk al.”

Türkiyeli Erdoğan, İngiltereli Şimşek ve Avrupa’dan sorunlu Amerikalı Bağış balığa çıkmışlar. Çok balık yakalamışlar. Ertesi gün yine balığa çıkarlarken
Erdoğan, bakanlarına sormuş;

“Ha uşaklar, dün balık tutuğumuz yere işaret koydunuz mu?”

İngiltereli, “Kayığın orta yerine çarpı işareti koymuştum.” demiş.

Amerikalı; “Yuh be, ya başka kayıkla balığa çıksaydık ne yapacaktık?”

Türkiyeli; “Ulan size kalsak yönümüzü şaşıracağız yahu. Bereket tedbirimi alıp,
dünkü yere şapkamı bırakmıştım. Korkmayın dümen bende…”

Değerli Okurlar;

Türkiye’nin kötülüğünü isteyen bir ekibi yıllarca arasanız, bunlar gibisini bulamazsınız.

Allahtan memleketin mayası sağlam da tümüyle bozamadılar.

Her gittiğim yerde, bunlara oy veren var mı, diye soruyorum.
Bir Allahın kulunun çıkıp da, göğsünü gere-gere “ben verdim” diyenine rastlamadım.

Peki, Türkiyeli Erdoğan nasıl “oyumuz % 54” diyor?

Adam köy kahvesinde otururken, dağa doğru bakıp,
“Bu yıl armut çok mahsul verecek” demiş.

Nereden bildin, demişler. Adam cevap vermiş; “Canım öyle istiyor!..”

Sağlık ve başarı dileklerimle.
01 Şubat 2013

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir